31 Temmuz 2026 Cuma

Cizye Meselesi

Ehli kitap, utul kitap ve cizye meselesi

Cizye diye bilinen şeyin Kur'an'ın dediği ile alakası yoktur. Ayet tahrif edilerek cizye diye bir esaret vergisi üretilmiştir. Oysa ayette saldırganlıklarının neticesi olarak savaşın kaçınılmazı bir cezayla yüzleşsinler denmektedir. Cizyeten kelimesi nisreten kalıbıdır ve nisreten kelimesinin anlamı bir tür yardımdır. Cizyeten de bir tür yüzleşilecek ceza anlamındadır ki savaş ortamı gereği ölüm yaralanma ve benzeri bir neticedir...

Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. (Tevbe 9:29, Diyanet İşleri)
9.29.Mesaja muhatap olunanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanmazlarla, Allah’ın ve resulünün haram kıldığını haram kılmazlarla ve Hak olan yolu yol edinmezlerle küçük düşerek bizzat kendileri bir şekilde ceza ödemelerine kadar savaşın.(Mustafa Arıcan Ayas meali)
Ayetin bağlamı:
9.23.Ey inananlar! Eğer emin olma durumu yerine dikkate almazlığı tercih etmişlerse babalarınızı ve kardeşlerinizi destekçiler edinmeyin. Sizden kim onları destekçi edinirse onlar da hak tanımazlar olanlardır.
9.24.De ki: Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, işlediğiniz mallar, kesat olmasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah ve resulünden, Allah yolunda gayret sarf etmekten daha sevimliyse Allah emrini getirinceye kadar bekleyiniz! Allah yalpalayan kimseleri aydın etmez.
9.25.Allah birçok zamanda birçok yerde ve Huneyn gününde size yardım etmişti. Çokluğunuz ilginizi çektiği vakit hiçbir şekilde size fayda sağlamamış ve yeryüzü tüm genişliğine rağmen size dar gelmişti. Hem gerisin geri dönüp kaçıvermiştiniz.
9.26.Hem resulünün ve inanır olanların üzerine Allah sükûnetini indirmişti. Görmediğiniz askerleri indirmiş ve dikkate almaz olan zıtlaşanları azabına uğratmıştı. Dikkate almaz olan zıtlaşanların cezası işte budur.
9.27.Hem bundan sonra Allah gerek gördüğüne merhametiyle yönelir. Elbet Allah bağışlayıcıdır, iyilikle muamele edicidir.
9.28.Ey inananlar! Gerçek şu ki müşrikler lekelidirler. Artık bu yıllarından sonra Mescidi Harama yaklaşmasınlar. Eğer fakir düşmekten korkarsanız gerek görürse Allah sizi lütfuyla zengin kılacaktır. Elbet Allah bilendir, gerçeğin hükmünü ortaya koyandır.
9.29.Mesaja muhatap olunanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanmazlarla, Allah’ın ve resulünün haram kıldığını haram kılmazlarla ve Hak olan yolu yol edinmezlerle küçük düşerek bizzat kendileri bir şekilde ceza ödemelerine kadar savaşın.
9.30.Yahudiler “Üzeyir Allah’ın oğludur” dediler; Hıristiyanlar “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarına doladıkları sözleridir. Önceki dikkate almaz olan zıtlaşanların söylemleriyle benzeşiyorlar. Allah onları lanetine uğratmıştır, nasıl da yanlışa sürükleniyorlar.
9.31.Allah’ın berisinde bilgelerini ruhbanlarını rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa ancak bir tek ilaha kul olmaları üzere emir almışlardı. O’ndan başka ilah yoktur. İştirakçi edindiklerinden O’nun şanı yücedir.
9.32.Ağızlarıyla Allah’ın ışığını karartma iradesinde oluyorlar. Oysa dikkate almaz olan zıtlaşanların hoşuna gitmese de Allah ışığını tamam etmekten geri durmayacaktır.
9.33.Müşrikler hoş görmese de resulünü dinin tamamını kendisine bildirmek üzere aydınlık ile ve gerçeğin dini ile gönderen O’dur.
9.34.Ey inananlar! Doğrusu bilgelerden ve ruhbanlardan birçoğu insanların mallarını asılsız gerekçelerle yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar. Altını gümüşü biriktirip de Allah’ın yolunda sunum yapmayanlara acıklı bir azabı müjdele!
9.35.Biriktirdikleri bu şeyler cehennem ateşinde kızdırılıp da yüzleri, böğürleri ve sırtları dağlanacağı gün vay onların haline! “Kendiniz için biriktirip durduğunuz şeyler bunlar! Şimdi tadın bakalım biriktirip durduklarınızı!” denecektir.

Bugün için ehli Kitap Kim cizye ne
Ehli kitap bugün için en başta biziz ve sünnilerdir ve şiilerdir ve Allah'ın mesajına muhatap olmuş tüm diğer dini gruplardır. Kitab'a muhatap olmuş tüm toplumlar gruplar ve fertler ehli kitaptır. Utul kitap ise Kitab'la yani kitabın mesajıyla yüzleşmiş ve az olsun çok olsun illaki kitaptan nasibi olmuş herkestir. Cizye ise CİZYETEN kelimesidir. Emsile kalıbı NİSRETEN kelimesidir. Anlamı herhangi bir şekilde bir cezadır. Ayet zorunlu olarak kaçınılmaz durum oluşmuş savaş ortamını anlatır ve cizye savaş ortamındaki neticeyi vurgular. Bu netice illaki ya yaralanma ya sakatlanma ya ölüm ya vs olur ve savaşın tüm taraftarına illaki bir şekilde yansır. Ayetin dediği ile mezheplerin ürettiği esaret vergisi anlamındaki clzyenin zerre alakası yoktur.

Tevbe 29 Ayet ve cizye meselesi...
Diyanet çevirisi
Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.
Mustafa Arıcan Ayas çevirisi
Kitaba muhatap olunanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve resulünün haram kıldığını haram kılmayan ve Hak olan yolu yol edinmeyenlerle küçük düşerek bizzat kendileri bir şekilde ceza ödemelerine kadar savaşın.
Cizye (CİZYETEN) Binai nevi kalıbıdır ki NİSRETEN gibidir. "Bir çeşit ceza" demektir ki tıpkı NİSRETEN in bir çeşit yardım amlamında olması gibi.
Ayetin bizim bildiğimiz anlamda Cizye ile alakası yoktur. İnanmayanlara saldırıp onları Cizye diye bir vergiye bağlamak anlayışı uyduruk bir dindir ve bu ayet bu zulme alet edilmiştir.
Ayet tebliğ ortamında tebliğe muhatap olanların buna tepki olarak müslümanlara savaş açtıkları durumlarda kaçınılmaz olarak savaş ortamlarının doğal neticesi yüzleşecekleri ölüm yaralanma ve benzeri bir cezaya müstahak olduklarını ilan etmektedir.
İslam’da savaş bir izin kabilinden emir olup hep sizinle savaşanlarla bilmukabele siz de savaşın şeklinde bir emirdir. Yoksa İslam'da gözümüze kestirdiğimiz gayrı müslim bir devleti işgal edip gelirlerine el koymak ya da cizye adı altında onları bir vergiye bağlamak diye bir yol yoktur. Bunu Kur'an'ı Kur'an'dan okuyan ve zihni Kur'an'ın ikliminde fikretmeye başlayanlar görebilecektir inşaallah...
Kitap verilenler (utul kitap) kalıp ifadesinden tahrif olmuş insan zihni hep yahudi ve hristiyanları anlamaktadır. Oysa "utul kitap" Allah'ın mesajıyla yüzleştirilenler anlamında olup Kur'an'ın mesajıyla yüzleşip inkarcı ve zorba kesilerek ve inananlara savaş açarak mukabelede bulunan tüm kesimleri ifade etmektedir. Ayeti Allah'ın mesajıyla daha önceki asırlarda yüzleşmiş hristiyan ve yahudilere hasreden kafaya göre Kitaba muhatap olunanlardan ümmiler olan müşriklerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve resulünün haram kıldığını haram kılmayan ve Hak olan yolu yol edinmeyenler müslümanlara savaş açtıklarında onlarla cizye almak için savaşmayacağımıza göre onları öldürmek için ama yahudi ve hristiyanlardan ise cizye almak için mi savaşacağız?
Kur'an'ın savaş emri "sizinle savaşanlarla siz de savaşın" kabilinden bilmukabele savaş mahiyetindedir. Tamamen zorbalaşıp saldırgan kesilenlere bilmukabele savaş ortamında hakettikleri cezayı vermekten bahseden ayetten yahudi ve hristiyanları durduk yere tahakkumumuz altına almak ve Cizye diye bir vergiye bağlamak için saldırganlığı müslümanlara meşrulaştırmak adına ayete tahrif üzerinden yüklenmiş bir CİZYE yalanı ile karşı karşıyayız...

Cizye diye bilinen şeyin Kur'an'ın dediği ile alakası yoktur. Ayet tahrif edilerek cizye diye bir esaret vergisi üretilmiştir. Oysa ayette saldırganlıklarının neticesi olarak savaşın kaçınılmazı bir cezayla yüzleşsinler denmektedir. Cizyeten kelimesi nisreten kalıbıdır ve nisreten kelimesinin anlamı bir tür yardımdır. Cizyeten de bir tür yüzleşilecek ceza anlamındadır ki savaş ortamı gereği ölüm yaralanma ve benzeri bir neticedir...

Söylemler ve Cevaplar

Bir ilahiyat Profunun hezeyanları
MÜRTED (İslamdan dönen) kişi öldürülür. Hadisler ve icmaın hükmü böyle. Şimdilerde buna itiraz etme modası çıktı gibi. Niçin? Çünkü efendim dinden çıkış insan haklarından olup fikir hürriyetinin gereği imişmişmiş! Beyler net olarak söyleyim:
İSLAM'a GİRİŞ fikir hürriyeti olup İNSAN HAKLARINDANDIR AMA İSLAMDAN ÇIKIŞ ÖYLE DEĞİLDİR! İslam'a girmeye hiç kimse zorlanamaz (BAKARA 256). Fakat İslamdan çıkış öyle olmayıp ALLAH'a verilen SÖZDEN CAYMAKTIR.
İman; kulun ALLAH'a itaat etmesi, mukabilinde de ALLAH'ın ona ceza vermemesi üzerine ALLAH ile sözleşme yapmaktır. İmandan çıkış İslamda 'düğümü (örgüyü) çözmek, akdi bozmak' diye ifade edilir. İşte ALLAH ile olan bu düğümü / akdi bozmak insan hakkı olamaz.
Buna itiraz eden birine 'Sen bütün birikimini ticaret ortaklığına versen, parayı alan kişi kaçıp gitse ve tüm parayı yese ne yaparsın' dedim. 'Onu öldürürüm' dedi. 'İşte ALLAH da akdi bozanı öldürür' dedim. Öyleyse kafamıza yazalım:
İslam'a giriş insan haklarındandır AMA İslamdan çıkış insan haklarından değildir. ALLAH'a verilen ahdi bozmanın Cezası ölümdür. Böyle biline.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Bu kafada ne akıl ne mantık ne de Kur'an bilgisi var. Ama ünvanı brof(!) Din senin dinin mi Allah'ın dini mi? Baştan aşağı çelişki bir paylaşım. "Allah da akdi bozanı öldürür" demişmiş(!) O zaman niye sen öldürüyorsun ya da devlet otoritesi olarak Allah adına öldürecek tağut makam ihdas ediyorsun? Sen Allah'ın ortağı mısın? Önce bir lailahe illellah ilkesini doğru öğren. Bu kadar cehalet ancak prof olmakla mı mümkün oluyor anlaşılabilir gibi değil. Sözünde azıcık samimiysen o zaman bırak da Allah kendisi öldürsün? Allah zaten vakti gelince herkesi öldürüyor. Sen Allah'ın dininin yetkilisi misin? Yoksa brofluk ünvanını Allah'tan mı aldın(?) Bu din tevhit dini mi şirket dini mi? Nasıl oluyor da bu öldürme hükmünü Allah'ın kitabından okumuyorsun da hadis diye icma diye Allah'ın dinine hüküm kotararak Allah'ın dinine şerik oluyorsun?
"Size ne oluyor nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz?" (Kalem Suresi 36,37)
"Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?" (Hucurat Suresi 16)
Mahşer günü Resulullah bu gafletinizle yüzleştiğinde diyecek ki "Ya Rabbi bu benim kavmim Kur'an'ı kendilerinden öte tutmuşlar" (Furkan Suresi 30)
"Allah ve Ayetlerinden sonra hangi söze inanıyorsunuz" (Casiye Suresi 6)
Din hadisin icmanın hükmü diye kotarılacak görüşler olursa Kur'an'ın ne anlamı kalır? Kendilerini Allah'ın yetkilisi sanarak ataların rivayetinden geleneğinden dine hüküm kotaranlar biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız demenin ötesinde birşey yapmış olmuyorlar.
Dinde ruhbanlık yok. Kimse Allah'ın yetkilisi değil. Brofluk ünvanını Allah'tan almış değil. "Allah da öldürür" dediği halde öldürmeyi Allah'a bırakmayıp kendi yetkisi gibi savunmak akıl mantık değil. Esas bu söylem şirk bir söylem olarak kişiyi mürted eder farkında değil.

"Demek Kur'an, peki hangi Kur'an" söylemi
Kur'an kelimesini duyunca, Kur'an'dan sorgulanacağız denince ya da Kur'an'ı okumak yani anlamak durumundayız denince Kur'an söyleminden rahatsızlık duyan kafalar hemen mescidi nebiden mescidi zarara firar ediyorlar ve ehsenul hadis olan Kur'an'ın hakemliğinden başka hadislerin hakemliğine kaçmaya yelteniyorlar. Böylece kendi mezheplerini tarikatlarını dinin doğrusu diye savunabileceklerini sanıyorlar. Hemen bir itiraza tutunuyorlar. Kurdukları cümle şu: Evet Kur'an'dan sorgulanacağız ama senin anladığın Kur'an'dan değil Resulullahın anladığı Kur'an'dan sorgulanacağız.
Mustafa Arıcan Ayas der ki:
Kur'an ifadesini duyunca hemen telaşlanıp bir çıkış arayan bu zihinlere cevabım şudur:
Evet Kur'an'dan sorgulanacağız yani Kur'an'ın mesajı ve uyarılarına göre sorgulanacağız. Kur'an'ın sahibi meramını anlatmaktan aciz değil. Size göre de sanırım aciz değildir? Zira aciz derseniz ya da biz Kur'an'ı anlayamayız derseniz o zaman Allah'a acziyet atfetmiş olursunuz ki bu tamamen inanç sorunudur. Kimin anladığı Kur'an'dan sorgulanacağız meselesine gelinde Allah'ın mesajı olan Kur'an'dan sorgulanacağız. Zira Allah meramını anlatmaktan aciz değil. İlla birinin anladığından sorgulanacağız diyeceksek kendi anladığımızdan sorgulanacağız. Zira Allah meramını anlatmaktan aciz değil ve insan ancak anladığına uyabilir. Resulullahın anladığı söylemine göre sorayım: Resulullahla sohbet ettiniz de nasıl anladığını size anlattı mı? Allah size meramını anlatamadı da peygamber meramını anlattı öyle mi? Ya da peygamber anlatınca anlamaya zekamız bastı ama Allah anlatınca zekamız basmadı öyle mi? Resulullahın anladığı diyen herkes aslında ulema evliya ya da müfessir muhaddis diye kendi mezhep ve tarikatının ulemasına evliyasına din hakemliği ikame etmek istiyor. yoksa dertleri asla Resulullaha uymak değil. Diyorsun ki Kur'an "ihtilaf edince Resulullah'a gidin" diyor. Şimdi seninle ihtilaf ettik Resulullaha nasıl gidelim? Resulullah tebliğ ettiği Kur'an'da mı konuşuyor yoksa onun bunun yorumunda rivayetinde mi konuşuyor? Acaba sizin mezhep tarikat ya da yorumunuza uysam ve Kur'an'dan kendi anladığımı bıraksam sence Resulullaha uymuş olur muyum?
Araf 3-Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliya diye birilerine uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz!
Muhammed 24-Kur'an'ı anlayarak okumuyorlar mı? Yoksa kalplerinde kilitler mi var?
Nisa 82-Kur'an'ı anlayarak okumuyorlar mı? Kur'an Allah'tan değil de başkalarından olsaydı onda birçok çelişki bulurlardı!
Casiye 6-Allah ve Ayetlerinden sonra hangi hadise inanırlar?
Enam 114-Allah kitabı ayrıntılı bir sunum yapmışken başka bir hakem mi arayayım?
Hucurat 16- Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?
Kalem 37- Bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz?
Furkan 30- hesap günü resulullah diyecek ki ya Rabbi benim kavmim bu Kur'an'ı terkedilmiş bir hale koymuşlar.

Harekesiz noktasız Kur'an gerçek Kur'an'dır. Gerçek Kur'an'a iman edelim. Harekeli noktalı Kur'an tahriftir, kıraat tahriftir söylemi.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Harekesiz Kur'an ne demek (?) Okuduğun an noktaladın harekeledin demektir. Okumayacaksan elde yok Kur'an demektir. Bir kısır döngüde çırpınıp durmak böyle birşey. Oysa Kur'an harf, hareke ve nokta resimleri değildir. Kur'an mesajdır içeriktir. Harekesiz Kur'an'ın içeriği neresinde. İçerik ancak okunan şeyde olur. Okunan şeyde harf, nokta, Hareke hepsi talaffuz olur. Talaffuz etmek harekelemektir. Talaffuz etmemek okumamaktır. Metin ya da resim bardak gibidir. Mesaj ise bardağın içindeki su gibidir. Talaffuz edilmeyen ya da harekesi noktası bilinmeyen harf resimlerinin mesajı olmaz. Yani harekesiz Kur'an söylemi boş bir laf ya da öğrenmeme anlamama çağrısıdır. Bu haliyle sadece bir fitnedir.

"Kur'an'ın uslubu" diye bir iddia
Kur'an kıssalarında anlatılan olağanüstü anlatımlar birer Kur'an üslubudur, bir tasvirdir.
Musa gibi elimizde bir asa yok! Ne sihirbazları madara edebiliyoruz ne halka gerçekleri gün ışığı gibi gösterebiliyoruz! Denizi yaramıyoruz ki işimiz daha da zorlaşıyor! İbrahim gibi ateşte de yürüyemiyoruz ! Nuh gibi içine her hayvanı barındırıp aylarca su üstünde tutacak gemi de yapamıyoruz! Biz bu peygamberlerin nesini ve nasıl taklit edeceğiz ?
Ateşe atılıp daha sonra yanmayan birini taklid edemezsin. Elinde asa yok bir gemi de yapamıyorsun. Öyleyse taklid edemediğin bir Resul'ün nesi kalıyor taklid edilecek!!! Amelleri. İşte Allah insanlara elçilerin geçmiş hikayelerini anlatırken abartarak da anlatır olmamışı olmuş gibi de anlatır olanı yokmuş gibi de anlatır.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
"Olağanüstü anlatımlar Kur'an'ın uslubu" ne demek? Yani Kur'an abartı üzerinden edebiyat mı yapıyor ya da yalan mı diyor? "Abartarak da anlatır olmamışı olmuş gibi de anlatır olmuşu yokmuş gibi de anlatır" ne demek? Bunun anlamı kurgu bir edebiyat uğruna uyduruk ifadeler kullanır demekten başka nedir? Abartı yapan ya da gerçeği yansıtmayan ifadeler kullanan bir kitaba niye inanalım ya da neyine inanalım? Bahsettiğiniz durumlar resullerin çağrılarının neticesinde belirmiş Allah'ın iradesinin sonuç olarak tecellisi bazı durumlardır. Resuller çağrılarında ve yönelimlerinde örnek alınırlar. Resuller çağrılarına tebliğlerine baş kaldıranların, yönelim ile zıtlaşanların aşırılığı neticesi beliren Allah'ın iradesinin tecellisi durumlarda örnek alınmazlar. Zira o durumlar Allah'ın iradesinin tecellileridir resüllerin kendi yönelimleri ve örneklikleri değildir.
Ayrıca işin gerçeği şu ki resuller taklit edilmez örnek alınır. Allah'ın resülünde sizin için güzel bir örnek vardır demek Allah resülünün tebliği olan mesajda size nice nice örnek sunumlar var demektir. Din dili deyip Kur'an'ın dediğini abartı yapmak Kur'an'ı gerçek dışı söylemlerde bulunan bir mesaj yapmak büyük bir cesaret ve aldanmadır. Bir kitap için gerçekle ilgili bundan büyük bir çelişki düşünemiyorum. Çelişik, abartılı, kurgusal bir mesaj Allah'tan olamaz. Eğer Allah'tan der isek de zaten beşer kelamından öte bir niteliği olamayan bir mesaj olur ki Allah'a nispet böyle bir mesaj gerçekliğe ışık tutan bir nur olamaz, Furkan olamaz, hikmet olamaz. Böyle nir iddiada Kur'an'ın uslubu deyince hangi meseleyi çözmüş oluyoruz? Kur'an'ı abartı ve uyduruk bir edebiyat yapmaktan başka ne yapmış oluyoruz? Abartı ve gerçek dışı ifadelerle dolu bir edebiyata iman etmek bir ezbere zoraki tutunma çabasından başka birşey olamaz.

Arkadaşın biri şöyle demiş
Mehdi Erbakan hocamız idi
Hz İsa Said Nursi idi şimdi görev Hızır as da
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Hızırlar hiçbir zaman eksik olmadı hep aramızdalar(!) Çünkü hızır dediğiniz şey sakalını cübbesini sarığını giyince kendini birşey sanıp ben kendiliğimden yapmıyorum diyerek Allah adına ahkam kesen aldatıcılardır. Hızır dediğinizden hayır olsa Musa dilini tutar ve yoldaşlığa devam ederdi. Şimdilerde tarikatlarda nice hızırlara kuyruk olanlar ve o kendiliğinden yapmıyor diyerek adeta onlara tapanlar var. Kim ki ben kendiliğimden yapmıyorum diyorsa Musa'yı örnek alacaksın ve itiraz edeceksin yollarını onunla ayıracaksın. Yoksa mala da cana da namusa da kıyar ben kendiliğimden yapmadım, Allah beni sınadı vs vs der kendini aklar. Hızıra çok meraklıysan buyur bir tarıkatın uzun sakallı ve cüppelisine kuyruk ol zira onlar kendiliğinden yapmıyorlar(?) Allah akıl fikir vermiş ama kullanmayana ne fayda?

Bazılarına göre
"Ma meleket eymanukum" açıkça malınız mülkünüz demekmiş(!) O yüzden cariyelik Kur'an'ın sunduğu dinmiş(!) Bazı saiklerle Allah insanı insana köle etmiş imiş ve kişi kölesi olan kadını istediği gibi kullanırmış(!)
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Allah insanı insana mülk etti öyle mi? Peki ne gerekçeyle? Savaşta esir alınca mı? Peki senin anan bacın kızın esir alınsa karşı tarafa hak olmayan bu zulüm senin için birinin anasına bacısına kızına nasıl hak oluyor? Şu ayet sana ne diyor? "Bir kötülük yaptıklarında Allah böyle emretti, atalarımızdan böyle bulduk dediler. Deki Allah kötü olanı emretmez. Bilmediğinizi Allah''a iftira mı ediyorsunuz?" Elini bir vicdanına koy bakalım din diye pazarladığın ve ayeti alet etmeye çabaladığın bu cinsel kölelik iyi birşey mi kötü birşey mi? Sen şaşı baktıktan sonra ve yargıyı atalar geleneğinden edinip sonra ona ayet yamamaya kalktıktan sonra Kur'an sana neyi nasıl anlatsın? Ma meleket eyman mülk demek mi? El insaf!
"Ma meleket eyman" ifadesinde meleket mazi fiil eyman ise bu fiilin failidir. Eyman kelimesi yemin kelimesinin çoğuludur. "Ma meleket eymanukum" demek akitlerinizin sahip oldukları, emanet hukukunuzuzun sahip oldukları, sözlerinizin sözleşmelerinizin sahip oldukları, sağ ellerinizin yani vicdanlı yönetiminizin sahip oldukları demektir. Emrinin yani yönetiminin, korumanın, hukukunun, akdinin, sözleşmenin altında her kim varsa, her kim ile sosyal bir yönetim ilişkin varsa hepsini ifade eder ve kastedilenin kim olduğu ancak bağlamda okunabilir. Ama Kur'an'a şaşı bakanlar için değil Allah'a kötü olanı izafe etmekten haya edenler için, vicdanı olanlar için, empati yapanlar için, iyi ne kötü ne akıl edenler için mesajı doğru okumak mümkündür.

Adam kırk yıllık akademisyenim diyor.
İslamda çocuk evliliği vardır diyor. Başlıyor o mezhebin bu mezhebin şu rivayetin hezeyanından İslam kotarmaya. Birde usul diyor, usul olmazsa ihtilaf olur Kur'an anlaşılamaz diyor. Diyor da diyor. Birde ne dese beğenirsiniz: Rivayeti kabul etmiyorsan Kur'an da rivayet o zaman Kur'an sana nasıl geldi diyor
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Sayın akademisyen bu kadar yazdığınız baştan aşağı çelişki yorum, rivayet mezhep vs laf kalabalığında gerçeği görebilseydiniz zaten şaşardım. Esasen Kur'an sana nasıl geldi, kıraatler vs diye yazdıklarınızdan sonra Kur'an diye bir kitap yok, Kur'an'ın Allah'tan olduğu belli değil deseydiniz meramınızı daha açık ifade etmiş ve daha samimi konuşmuş olurdunuz. Hani akademisyenim dediniz ya bu durumun adı tam anlamıyla cehaletin tahsili.
Bu işin bir usulü var yoksa herkes kafasından din uydurur, bir sürü çelişki doğar dediniz ya aslında akademi dünyası tam da onu yaşıyor, mezhep dünyası tarikat dünyası tam da onu yaşıyor. Siz akademisyenler arasında ihtilaf değil ittifak var da biz mi bilmiyoruz? Din deyince hemen isim isim yazdığın mezhep imamları arasında ittifak var da biz mi bilmiyoruz? İslam dünyasında ihtilaf değil ittifak var da biz mi bilmiyoruz? Yahu siz akademisyenler usul der durursunuz da neden aranızda bir ittifak yok hepiniz başka telden vurursunuz?
Önce usul ile başlayalım. Evet usul şart. Ama bir mezhebin kendi yorumlarına yönelten yöntem anlamında akademik dediğiniz usul kitaplarında yazan usul değil. Hiç kimsenin hiçbir mezhebin usul diye yazdığı kaideler yöntemler Allah'ın kitabını anlamada usul olamaz.
Usul aslın çoğuludur. Anlamı asıllar demektir. Esasen Kur'an insan fıtratına kodlanmış bu asıllar yani bedihi gerçekler sayesinde insan aklına hitap etmektedir. Aklı selim olmayanın yani bu asıllardan habersiz olanın Kur'an okuması beyhudedir.
Bir defa usul şudur: Eğer yaratıcı bir kitap gönderiyorsa o kitap ile yaratılış yani fıtrat yani doğa çelişik olamaz. Eğer yaratıcı bir kitap gönderiyorsa o kitabın ifadeleri arasında bir çelişki olamaz. Eğer çelişki varsa o zaman o kitap Allah'tan olamaz. Bu asıl gerçek hem aklı selimin fıtratında hem de Kur'an'ın cümlesinde yer alır. Esasen Kur'an cümleleri kendi gerçekliğini bu asıllar üzerinden insanın aklına sunmaktadır. Nisa 82 der ki eğer Kur'an'da çelişki varsa Kur'an Allah'tan olamaz.
Akıl var mantık var "hiç yaratan bilmez mi' kalkmışsınız İslamda çocuk evliliği var diyorsunuz. İnsan biraz olsun Allah'tan korkar. "Onlar bir kötülük yaptığında biz atalarımızdan böyle bulduk, Allah bunu emretti derler. Deki Allah kötü olanı emretmez, siz bilmediğinizi Allah'a iftira mı ediyorsunuz" ayeti işte usuldür. Allah kötüyü iş etmez meşru etmez. Ama size göre çocuk evliliği İslam'da var? Hangi lslamda? Sizin İslam dediğiniz hangi kitapta. Bir yetişkinin çocukla evlenmesi iyi mi kötü mü, tabii mi gayrı tabii mi? Evlilikten söz ediyoruz siz çocuk evliliği diyorsunuz. Yahu çocuk nasıl evliliğin tarafı olabilir azıcık akıl edin. Durumunuzun hiçbir yerinde aklı selim yok. Biz evlilikten cinsel birliktelikten söz ediyoruz siz henüz cinsel gelişimini tamamlamamış çocuk evlenir diyorsunuz? Bir de İslam'a göre(?) İlginç sizin İslam dediğiniz de o kitapta bu kitapta yazanlar mı doğada fıtratta ve Kur'an'da olanlar değil mi? Açın rum 30. Ayete bakında önce dinin fıtrat olduğunu doğaya yaratılışa uygunluk olduğunu öğrenin. Allah yarattığını mı bilmiyor ki, biyolojik gelişimi mi bilmiyor ki onun dininde çocukla evlilik meşru olsun? Siz kendi kız çocuğunuzu çocukken bir yetişkinle evlendirir misiniz? Evlendiririm derseniz sizde aklı selimden nasıl söz edeceğiz? Evlendirmem derseniz siz Allah'tan daha mı iyi biliyorsunuz ya da Allah'tan daha mı merhametlisiniz? Önce şunu anlayın. Bir kitap çocukla evlenilir diyorsa o kitap zaten Allah'tan olamaz. Allah yarattığını bilmiyor mu sandınız? Kur'an'ın Allah'tan olduğuna tanık olmak mutlak surette yarayıcıdan olan tabiata fıtrata uygunluğuyla tespit edilir. Hiç kimse ne Allah'ı gördü ne cibrili. O bakımda Kur'an'ın sunumlarında Tanrı'dan olduğu kesin olan tabiattır doğadır ölçü ve esas olan ve delil olan. Doğaya uygun olmayan kitap doğayı yaratandan olamaz. Akla mantığa uymayan kitap Allah'tan olamaz.
Gelelim nisa suresine. Madem 40 yıl bu işin üzerinde çalışan akademisyensiniz NİKAH ne demek hiç mi akıl edemiyorsunuz? İstediğin lügata bak nikah iki anlama gelir. Biri cinsel birliktelik diğeri bu birlikteliği meşru kılan akit. Çocuğun cinsel birliktelikle ne ilgisi var? Ayet nikah çağına kadar deneyin diyor. Nikah çağı cinsel birliktelik yaşama çağıdır yani buluğunu tamamlamış olmaktır. Buluğunu tamamlamamış bir kimseyi kalkıp birinin koynuna sokarsan toplumu psikolojik anlamda ruh hastası yaparsın. Biyolojik anlamda zulüm edersin. İnsanlığını kaybetmiş bir toplum inşa edersin. Ayet nikah çağı diyor siz çocuk evlenir diyorsunuz. Yahu nikah çağına ermek demek çocukluğunu tamamlamış yetişkin olmuş demektir. Siz dini nerelerden edindiğiniz ezberlerle ediniyorsunuz? Akademisyen olmak bu mu? Bunun adı düpedüz atalar dinine uymak. Usul dediğiniz de atalar dinine uydurmanın yöntemi. İlgili ayetteki rüşt biyolojik anlamda cinsel gelişimini tamamlamış kişide aranacak akli olgunluğu makul olma ve davranışlarda tutarlı olma durumunu ifade etmektedir. Bir defa nikah iki taraflı bir işlemdir. Allah'tan korkun çocuk nasıl olurda nikahta taraf olur? İster akit anlamında al ister cinsel birliktelik anlamında al çocuk hangi aklı selim için nikahın tarafı olabilir? Kur'an muttakilere hidayettir. Muttaki bilinçli duyarlı kişidir. Dinin fıtrata uyumunu düşünemeyen ve bir şeyin iyi mi kötümü olduğunu ayırt edemeyen, kötü olan şeyi Allah için din diye düşünebilen bir zihin Kur'an'ı okusa da aydınlanamaz. Zira çocuk nikahın tarafı olur diyebilmek yaratıcının yarattığına zıt hüküm koyduğu iddiasıdır ve yaratıcı koyduğu biyolojik gelişim yasasını ya bilmiyor ya da dikkate almıyor demektir. İster doğa üzerinden ve fıtrat üzerinden bak ister direk Kur'an cümlesi üzerinden bak çocuk nikahın tarafı olur diyebilmek cehalettir hezeyandır.

Çokbilmişin bir şöyle demiş:
Nisa 6. ayetteki rüşdün yaşla alakası yoktur.
Oradaki rüşd, sefihliğin karşıtıdır. Sefih olmayan herkes reşittir.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
İlgili ayette aranan rüşt nikah çağına ermesi itibariyledir. Nikah çağı ise ergenliğini tamamlamadır. Zira nikah Arapçada iki anlama gelir. Biri cinsel birliktelik ikincisi bu birlikteliği meşru kılan akit. Ergenliğini tamamlayan nikah yani cinsel birliktelik çağına ulaşmış olur. artık o kişi için makul olma ve tutarlı davranış sahibi olma olgunlaşmasına bakılır. İşte rüşt budur. Ama görüyorum ki bazıları için zaten bunların hiçbir önemi yok? Hiçbir ayeti kendi sunum bağlamında okumuyorlar. Önce onun bunun rivayetinden yorumundan din ya da yargı ediniyorlar sonra o rivayeti ya da yorumu kendi bağlamından kopardıkları ayetlere bağlam yapıp ahkam kesiyorlar?
Kur'an diyor ki: "Size ne oluyor nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? (Kalem 36-37) Sahi böylesine ahkam kesenlere soralım sizin ders aldığınız kaç kitabınız var? Dikkat ediyorum her ayeti yok öyleydi yok bundandı diye bir ezber ya da yargıya dayanarak alakasız yoruyorlar? Kur'an'ın "Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?" (Hucurat 16) ayetini hatırlayalım.

Bir kimse şöyle demiş:
KULLANDIĞINIZ CÜMLEYE DİKKAT EDİN. ALLAH İLE İNŞALLAH AYNI CÜMLEDE KULLANILMAZ.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
 "Allah'ın rahmetinde olacağız inşallah" diyemez miyim ve neden? Zira bu cümlede hem Allah hem inşallah bir arada yer alıyor ve ben bu ifadeyi kullanıyorum?
İşin doğrusu şae yeşau fiili gerek görmek ve gerçekleştirmek anlamlarına gelir. İnşallah demek Allah gerek görürse demektir, Allah'ın gerekçeli ve gereğince değerlendirme yapacak yegane makam olduğunu bildirir. Kalplerin özünü bilen Allah'tır, kulunun gerçek niyetini yönelimini ve kapasitesini çok iyi bilir, kulunun gerçek müstehakının ne olduğunu kendisi değerlendirecek ve gereğini mutlak surette sadece o belirleyecektir. O bakımdan
1. Örnek
"inşallah Allah'ın rahmetinde olacağız" demek benim amacım isteğim duam yönelimim Allah'ın rahmetinde olmaktır ama elbetteki buna müstahak olup olmadığımı kalplerin özünü bilen Allah değerlendirecek demektir. Zira kul ancak niyetini ve gayretini ortaya koyabilir. Değerlendirme alemlerin rabbi Allah'a aittir.
2. Örnek
"Allah acil şifalar versin inşallah" demek benim dileğim arzum niyazım Rabbimin sana şifa lutfetmesidir. Ama bu benim dileğim ve sana olan sevgimin merhametimin bir ifadesi hepsi bu. Bundan başka elimden gelen ne varsa onu da yaparım yanındayım bilmeni isterim. Ama nihayetinde şifa da hastalık da hayat da ölüm de Allah'ın yasaları dahilinde ve değerlendirme onun takdirinde onun yetkisinde demektir. Değerlendirme alemlerin Rabbi Allah'a aittir.

Rivayeti yorumu Kur'an'a hakem yapacak ya soruyor: 
Ne yani Peygamber Kur'an'a aykırı mı davranmış ya da söylemiş?
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Sana hayret ediyorum. Peygamber Kur'an'a aykırı hüküm mü verir sorusu peşinen rivayetçileri ölçü edinmektir. Zira bu söz ile Kur'an dışında bir yerlerden resule söz ve fiiller garanti ediyorsun? Kim dedi sana bir rivayetteki hükmü ya da sözü mutlak resulullah'tan bil diye? Hadisçiler bile buna cesaret edemedi ve o dedi bu dedi şu dedilerine sika ravi efsunu ürettiler. Sen şu an hadisi Kur'an'a hakem yaptığının farkında mısın? Enam 114 -117'yi oku da Kur'an'a hakem bir ifade rivayet vs olamayacağını hepsinin üzerine Kur'an'ın hakem olduğunu öğren! Birileri birilerine sika dedi diye Resulullah'a izafe ettikleri söz ve fiilleri resulullah'tan bileceğim öyle mi? Allah ve ayetlerinden sonra hangi söze iman ediyorsun? (Casiye 6) Bir kitabın var da ondan mı öğreniyorsun? (Kalem 37) Allah'a dininizi mi öğretiyorsun? (Hucurat 16)

Hadisler Kur'an'ın tefsiridir ve Kur'an ile çelişki arzetmiyorsa Kur'an'ı anlamada esastır söylemi.
Mustafa Arıcan Ayas der ki 
Hadisler Kur'an'ın tefsiridir dedikten sonra hadisler Kur'an ile çelişki arzetmiyorsa diye cümleye başlamak çelişkidir. Zira bir ifadenin ya da mesajın ya da metnin tefsiri olabilmesi için o mesajın açık, anlaşılır ve ayrıntılı sunum olmaması gerekir. Tefsir olacak kaynağın ise bizzat kendisinin ölçü olması, mutlak doğru olması gerekir. Tefsir dediğin metnin uygunluğu Kur'an ile anlaşılacaksa zaten Kur'an açık net anlaşılır ve yeterli olmak durumundadır. Açık net anlaşılır ve yeterli bir metnin tefsiri olmaz. Allah meramını anlatmaktan aciz değildir ve mesajını onun bunun rivayetine yorumuna insiyatifine bırakmış değildir. Kullanılan bu ifade en başta Araf 3 Hud 1,2 Enam 114-117 Kalem 37 Casiye 6 Hucurat 16 Muhammed 24 Kamer 17 22 32 40 Nisa 82. ayetlere aykırıdır.

Peygambere kul olmak bendesi olmakmış(!) 
Yani gönüllü bağlısı olmakmış vs vs o yüzden Peygambere kul olmadan Allah'a kul olunmaz söyleminde sıkıntı yokmuş vs gibi tevillere cevaben Mustafa Arıcan Ayas der ki
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Ortada bir söylem var ve malum şahıs sözü bu şekilde tevil edilmesin kastı iyi anlaşılsın diye bir de ayeti delil getirerek "kul ya ibadi" yani "deki ey kullarım" lfadesi kimin ağzından çıkıyor tefekkür edin diyerek işgüzarlık yapıyor yani ayeti açık açık tahrif ediyor ve kendi zihniyetine yani iddiasına müteşabih yapıyor. Yani ayeti Resulullah tebliğ ediyor ya deki yani talaffuz olarak ilet ki bölümünü istismar ederek ey kullarım diyen Muhammed resulullah ya peygambere kul olmadan Allah'a kul olunamıyor zira Allah peygambere ey kullarım demesini söylüyormuş ya biz peygamberin kulları oluyormuşuz yani güya ayette ey kullarım hitabı Allah'ın hitabı değil de peygamberin hitabı oluyormuş. Yani ayet peygamberin kulları olduğumuzu tasdikliyormuş(!) Bu kadar net hezeyan ve tahrif bir söylemi tevil etmek nereye kadar?Zira hezeyan hezeyandır tevili kabil değildir.

Birisi demiş ki:
Birisi Kur'an apaçıktır mufassaldır diyor soruyorum şu surede ne anlatıyor kem küm.
Mustafa Arıcan Ayas der ki 
Kim o birisi? Yoksa Kur'an'a mubin mufassal Müyesser ifadelerini o birisi mi eklemiş? Madem apaçık değil buna tanıksın o zaman Kur'an apaçıktır (mubin mufassal müyesser) diyen onca cümlenin olduğu Kur'an'a niye iman ettim diyorsun? Hem iman ettin hem yanlış diyorsun çok ilginç? Ne ara bu kadar koptunuz kitaptan? Bir de mufassal mubin müyesser ifadelerini biz değil Kur'an kendisi kullanıyor deyince başlıyorsunuz o manada değilmiş de bilmem ne imiş kem küm etmeye. Kur'an ne derse manası net olunca o manada değilmiş demeye başlayan için Kur'an nasıl apaçık olsun bu eşyanın tabiatına aykırı.

Birisi demiş ki
Hadisi Kuran'a arz etmek, o kişinin Kuran'dan anladığına arz etmektir. Bu da öznel bir durumdur. Şâfiî bunu kabul etmiyor.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
İman ve sorumluluk bireyseldir hesap alemlerin rabbine aittir. Şafi kendi hesabını verecek biz de kendi hesabımızı. Onlar adamsa biz de adamız. Elbet kişi kendi anlayacak kendi anladığına uyacak. Araf 3 bunu emreder. (Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliyaya uymayın. Ne de az düşünüyorsunuz?) Şafi benim evliyam değil demişse kendisini bağlar. Ulema evliya diye birileri meramını anlatabiliyor da alemlerin rabbi mi kitabında anlatamıyor? Anlatamıyorsa nasıl ilah ve kitabı neye yarıyor? Ulema evliya diye birileri akıl edebiliyor da bizde mi akıl yok? Yeterince akıl sahibi değilsek zaten dinden muafız. Ama akıl etmezsek işte o zaman işimiz karanlık. (Yunus 100 Allah akıl etmeyenleri karanlıkta bırakır) Değerlendirme alemlerin rabbi Allah'a ait vesselam.
Enam Suresi
114.Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Kitabı size ayrıntılı sunumlar halinde indiren O’dur. Kendilerini kitaba muhatap kıldıklarımız onun gerçeği ortaya koyucu olarak Rableri tarafından indirildiğini kesinlikle anlayacaklardır. O halde sakın şüpheye düşenlerden olma.
115.Rabbinin sözü doğruluğu ve adaleti ortaya koyma bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O işitendir, bilendir.
116.Yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, onlar ancak varsayımda bulunurlar.
117.Elbet Rabbindir yolundan sapanı en iyi bilen ve doğruluk üzere olanları en iyi O bilir.

Birisi demiş ki
Meal bitirmek hatim sayılmaz diyenlere kulaklarınızı tıkayın ve Kur'an ayı ramazanda meal bitirmeye çalışın.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Ramazanda meal bitirmeyin ama meal okumaya ve mesajı akıl etmeye başlayın. Ramazana sıkıştırılmış Kur'an'ın mealini bütünüyle okuma tıpkı Kur'an'ın Arapça metnini anlamadan bütünüyle seslendirne gibi olacaktır. Hatim indirmek diye bir okuma şekli bir emir ya da bir ibadet yok ki ramazanda meal hatmi yapasınız. Ama ramazanda Kur'an'ın mesajıyla buluşun yüzleşin ve mesajla akıl etmeye başlayın. Zira Kur'an ramazanda indi demek tüm ayetleri ramazanda indi demek değil. Aksine Kur'an ramazanda indi demek Kur'an'ın ışıkları insanlığa ramazanda doğmaya başladı demektir. Sizin de gönlünüze aklınıza Kur'an ışıkları ramazanda doğmaya başlasın, ramazan sizin için de bir başlangıç olsun, sizin kalbinize de Kur'an'ın mesajı ramazanda dokunmaya başlasın yeter.

Birisi demiş ki
Kur'an konjonktüre göre konuşan bir kitap. Birçok konuda hem A hem B der. Bakarsın bir ayette dileyen inanır dileyen inanmaz der bakarsın başka ayette inanır olmayana cehennem var der.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Verdiğin örnekle bulunduğun iddianın zerre alakası yok. Dileyen inanır dileyen inanmaz diyen ayet kimse kimseye dayatma yapamaz herkes kendi hesabından sorumlu diyor. Ahirette cehennem var diyen ayet herkesi hesaba Allah çekecek, imansızlığın karşılığı cehennemdir diye uyarıyor. Kur'an hem A hem B diyorsa zaten Allah'tan olamaz bunu nisa 82 net ifade ediyor.

Birisi şöyle yazmış
"Bu ilahiyatçılar olduğu müddetçe biz asla hakka hakikate ulaşamaz, dini yerli yerine oturtamaz, dini Allah'a has kılamayız."
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Bu ifadenize asla katılmıyorum. Zira Kur'an "Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliyaya (dinde otorite birilerine) uymayın. Ne de az düşünüyorsunuz!" buyuruyor. Kur'an dini apaçık ilan ve beyan ediyor. Allah meramını anlatmaktan aciz değil. Kur'an bilinçli duyarlı olanlar için bir aydınlıktır.

Biri demiş ki:
Din Kur'an'da olandır dersek, rivayetlere ihtiyaç yoktur dersek Kur'an'ın anlaşılması imkansızlaşır, ayrılık ikiye katlar hatta tavan yapar.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Arkadaş sen ne dediğini ya bilmiyorsun ya da bilerek Allah'a ezberlerini din diye öğretmeye kalkışıyorsun? Azıcık olsun bir düşün! Alemlerin sahibi bir mesaj gönderecek ama meramını net ifade etmeyecek ya da ifade etmekten aciz olacak ya da hem lailahe illellah diyecek hem de mesajına onun bunun topladığı ondan bundan duydum söylentilerini ortak edecek? Yani senin inandığın Allah böyle birşey mi?
Sen doğruysan Ali İmran 103 yanlış(?) Sana göre ümmet Kur'an'a tutunursa ayrılık tavan yapacak ama Ali İmran 103'e göre ayrılıklar ancak Kur'an'a tutunmakla ortadan kalkacak.
Sen doğruysan Enam 114 yanlış(?) Kur'an "kitabı ayrıntılı sunmuş olan Allah'ı hakem yapmaktan başka bir yol mu var" diye soracak ama senin rivayetleri sünnet etiketiyle Kur'an'a hakem yapma çağrısı yapman misyonun olacak? Sen hangi dini anlatıyorsun ya da hangi dine çağırıyorsun?

21 Temmuz 2026 Salı

Kur'an ve Hadis Meselesi

Kitaba şu hadisleri alarak hadis kitabı yazmak akıl tutulmasıdır
Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33) “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”(Darimi, es-Sünen) “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Hz. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” (El Hatib, Takyid, sayfa 33) “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” (Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)


Peygamberin hayatını şekillendiren Kur'an'dır.
50-De ki: “Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı bilmem, ben size meleğim demiyorum. BEN ANCAK BANA VAHİY BUYRULANA UYARIM”. De ki: “Körle gören bir olur mu? Hiç mi düşünmüyorsunuz?”. Enam-50

SÜNNET KUR'AN'IN GÖSTERDİĞİ YOLDUR: Sünnetin kaynağı Kur'an'dır. Sünneti yaşamak isteyenler, Peygambere uymak zorundadır, peygamberi örnek almak isteyenler hadislere değil Kur'an'a yönelmek zorundadır. Müsliman olmak isteyenler Kur'an'ı anlamak Kur'an'ı teneffüs etmek Kur'an'ı özümsemek Kur'an'a uymak zorundadır.

Hadisler sünnet değildir sünnet hakkında rivayettirler. Hadisler bilgi değildir zandırlar. Hadisler zandır çünkü peygambere aidiyeti kati değildir. Kur'an sünnettir. Kur'an zan değildir bilgidir. Kur'an bilgidir çünkü peygambere aidiyeti kesindir. Peygambere uymak isteyen zanna değil bilgiye uymak zorundadır. Peygambere uymak isteyen Kur'an'a uymak zorundadır.

36-Onların çoğu zanna uyuyor. HALBUKİ ZAN HAKİKATE YÖNELİK BİR ŞEY SAĞLAMAZ. Doğrusu Allah yaptıklarını hakkıyla bilendir. Yunus-36

Sünnet Kur'an'ın dışında değil içindedir. Peygambere itaat zanna istinaden değil bilgiye istinaden olmak zorundadır. Din la reybe fih bir kitabın ortaya koyduğu hakikattir.

Sünnetin ne olduğu noktasında ölçü kur'an'dır. Hadisler sünnetin ne olduğu ile ilgili rivayetlerdir. Bir hadisin kabul edilebilirliği o hadisin senediyle değil Kur'an'a uygunluğu ile ölçülebilir. Hadisten edinilmiş bir din anlayışıyla Kur'an'ı okumak Kati olanı zanna mahkum etmektir. Doğru olan dini Kur'an'dan okumak ve Kur'an dışında her şeyi Kur'an penceresinden okumaktır.

Sünnet Kur'an'ın gösterdiği yoldur Kur'an'ın sunduğu yaşam tarzıdır. Hadisler ise Sünnet ile ilgili rivayetlerdir.

Kur'an Rasulullah'ın söylediği Allah'ın vahyettiği sözlerdir. hadisler ise Rasulullah'ın söylediği sözler değil söyledi diye rivayet olunan sözlerdir.


Neye tutunursak kurtuluruz: 
1. Rivayet: Size öyle bir şey bırakıyorum ki ona sımsıkı sarıldıkça asla sapıtmazsınız. O, Allah'ın kitabı kur'an'dır. 

2. Rivayet: Size öyle iki şey bırakıyorum ki o ikisine sımsıkı sarıldıkça asla sapıtmazsınız. Onlar Allah'ın kitabı Kur'an ve benim sünnetimdir. (Sunnilerin sarıldığı hadis budur, sanki sünnet Kur'an'ın gösterdiği yol değil de Kur'an dışında bir kaynakmış gibi...) 

3.Rivayet: Size öyle iki şey bırakıyorum ki o ikisini sımsıkı sarıldıkça asla sapıtmazsınız. Onlar Allah'ın kitabı kur'an ve benim ehli beytimdir. (Şiilerin sarıldığı hadis budur, sanki Ehli beyt Rasulullah'ın hane halkı değil de soyu imiş gibi masum imamlar teorisi uyduranların dayanağı budur...)

Kur'an diyor ki: 
İsra 9-Şüphesiz bu Kur’an en sağlam olana en doğru olana iletir. Gereğince davranan müminlere müjde verir; onlar için büyük bir ecir vardır. Ali İmran 103-Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur'an'a) tutunun, bölünüp parçalanmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinize düşman iken gönüllerinizi birleştirmişti de onun nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz. Ateşten bir çukurun kenarında iken sizi oradan kurtarmıştı. Allah böylece ayetlerini sizin için açıkça ortaya koyuyor ki ola ki doğruya yönelirsiniz. Casiye 6-Bunlar gerçeği ortaya koymak üzere sana okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanacaklar! Hucurat 16-De ki: Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz!? Allah göklerde olanı ve yerde olanı bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilir


Ümmetin düştüğü bataklık
Resul için Kur'an'dan başka hadisler icat ederek Kur'an'ı terkedilmiş bir hale koymak!

Bu ümmeti batıran, birbirine düşüren, bölük pörçük olmalarına yol açıp grup grup olmalarına ve neticede birbirlerine düşman kesilmelerine yol açan şey Allah ile resulünün arasını ayırmaları ve Resulullah'ı ehsenul hadis olan Kur'an yerine Kur'an'dan başka hadislerle özdeşleştirmeleridir.

Kur'an Allah ile anılır olmuş ve Resulullah sanki Allah'ın resulü değil de ortağı imiş gibi başka hadisler ile anılır olmuştur. Böylece dini Allah'a has kılmanın yolunu tebliğ için gelen Allah'ın resulü sanki Allah'ın ortağı imiş gibi tevhit dinini şirketleştirmek isteyenlerin istismar aracı haline getirilmiştir. Önceki ümmetlerde nasıl Allah resulleri Allah'ın ortakları haline getirilmişse son ümmette de aynı hastalık tezahür etmiştir.

Ümmetin ayrıştığı ve mezhep mezhep fırka fırka olduğu konuları bir araştırırsanız göreceksiniz ki hiçbir fikri itiadi siyasi ayrışmanın kökeninde Kur'an yoktur. Önce Kur'an dışı kaynaklardan, rivayetlerden, siyasetten ve kültürden din edinilir sonra da Kur'an, edinilen bu dine alet edilir ve atalar dinine mahkum edilir.

Sonuçta zaten Allah Resulü de, huzurda kıyam durma günü bu ümmeti Kur'an'ı dikkate almamakla suçlayacak ve Allah’a şikayet edecektir.

Rabbinizden size indirilene uyun Kur'an dururken bir takım evliyanın peşine takılmayın ne kadar az düşünüyorsunuz _Araf 3 

Apaçık belgeler halinde ayetlerimiz kendilerine okunduğunda bizimle buluşmayı ummayanlar “Bize bundan başka bir Kur’an getir ya da bunu değiştir!” dediler. De ki: Bunu kendiliğimden değiştirmem söz konusu olamaz. Ben ancak bana vahiy buyrulana uyarım. Elbet Rabbime asi olursam büyük günün azabından korkarım.
De ki: Eğer Allah gerek görseydi onu size okumazdım, onu size bildirmezdi. Ben bundan önce yıllarca aranızda bulundum, hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
Allah adına yalan uydurandan yahut O’nun ayetlerini yalanlayandan daha hak tanımaz olan kimdir? Yanlışta ısrar edenler iyiliğe eremez huzur bulamaz! _Yunus 15, 17_

O gün hükümranlık gerçek anlamıyla Rahman’a aittir. Körlük edenler kâfirlik yapanlar için zor bir gün olacaktır!
O gün, hak tanımaz olan ellerini ısıracaktır! Diyecek ki: Ah ne olsaydı da resul ile beraber bir yol tutsaydım!
Vay başıma gelen! Ah ne olsaydı da falanı dost edinmeseydim!
Zikir/Kur'an bana ulaştıktan sonra beni Kur'an'dan sapmaya o sürükledi. Zaten şeytan insanı yardımsız bırakandır.
Ve Resul de der ki: Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur’an’ı terkedilmiş bir hale koydular. _Furkan 26,30


Yoksa Kur'an'dan başka kitabınız İslam'dan başka dininiz mi var!
 Geriye dönüp baktığımda dokuz yıldır Kur'an'ı Kur'an'dan okumakta olan birisi olarak ve ömrünce ilahiyat eğitimi almış olmam gereği usulden tefsirden hadisten fıkıhtan az çok haberdar olmam hasebiyle bugün net olarak biliyorum ki Müslümanlar olarak ana sorunumuz Kur'an'ı Kur'an'dan okumamamızdır. Gerek bizatihi okullar vasıtasıyla gerekse yaşadığımız coğrafyadaki hakim dini kültür vasıtasıyla imanından ameline ahlakına kadar bir dini ediniyoruz. Sonra bu edindiğimiz dine göre ya Kur'an'ı okumuyoruz ya da eğip büküyoruz. Allah'a iman edecek yerde Allah'ın vahiy buyurduğu Resulullah'ın tebliğ buyurduğu Kur'an'ı din edinecek yerde Kur'an hakkında atalarımızın yazdıklarını yorumlarını ve nakillerini din ediniyoruz, Atalarımızın kitaplarını Kur'an'ı anlamanın(!) ölçüsü yapıyoruz. Neticede her mezhebin alimleri ve kitapları yani Kur'an'ı anlama(!) ölçüleri farklı olduğu için kitabı anlamıyoruz ve atalarımızın yoluna uymayı müslüman olmak sanıyoruz. Bir müslümanın eğer gerçekten müslüman ise Kur'an'dan başka ne akaid kitabı ne fıkıh kitabı ne tefsir kitabı ne de hadis kitabı olabilir. Müslümanın yegane din kitabı Allah'ın vahiy buyurduğu Resulullah'ın tebliğ buyurduğu Kur'an'dır. bundan ötesi kültürdür zandır.

68.36.Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? 68.37.Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? 68.38.Onda tercih ettiğiniz her şey sizindir mi yazıyor? 68.39.Ya da “her neye hükmederseniz sizin için o olacaktır” diye huzura çıkış gününe yönelik size verilmiş net sözlerimiz mi var? 68.40.Sor bakalım onlara bunu hangileri garanti edebilir? 68.41.Yoksa onlar için iştirakçiler mi var? Eğer doğruysalar iştirakçilerini getirsinler! 68.42.İşlerin zorlaşacağı gün saygı göstermelere çağrılırlar da ona da güç yetiremezler! 68.43.Gözleri korkuya kapılmış başları öne eğik halde çaresiz kalırlar. Oysa esen durumdalarken saygı göstermelere çağrılmışlardı. 68.44.Bu söylemi yalanlayanın durumunu bana bırak! Onları anlamadıkları cihetle git gide helake sürükleyeceğiz. 68.45.Onlara süre tanıyorum. Benim planım elbet sağlamdır. 68.46.Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar yüklüce bir borç altına mı giriyorlar? 68.47.Yoksa bildiri olunan gözlemlenebilir ötesi gerçek onların katında da onlar mı yasayı belirliyorlar? 68.48.Rabbinin hükmü için sabırlı ol. Sakın balıkla anılan gibi olma! Hani mahcup olarak seslenmişti. 68.49.Rabbinden ona bir nimet erişmeseydi yerilmiş olarak korunaksız bir sahile atılırdı. 68.50.Ama Rabbi onu seçti ve Salihlerden kıldı. 68.51.Dikkate almaz olanlar bildiriyi işittiklerinde neredeyse seni gözleriyle devirecekler. Diyorlar ki kesinlikle o cinlenmiş! 68.52.Oysa tüm âlem için ancak bir bildiridir o!


Hakkı batıl ile karıştırıp hakkı gizlemek
Hak ile batılın karışık olduğu bir kaynağı hak kaynağın yanına dinin ikinci kaynağı diye koyarsanız hakkı batılla karıştırıp hakkı gizlemiş olursunuz. Bu bakımdan hak ile batılın karışık olduğu hadisleri Kur'an'ın yanına dinin ikinci kaynağı diye koymak hakkı batıl ile karıştırıp hakkı gizlemektir. Bugünkü müslümanların durumu çok daha vahimdir. Zira müslümanlar uydurulmuş usul söylemiyle Kur'an hadisler olmadan anlaşılamaz hezeyanıyla sözde birinci kaynak dedikleri Kur'an'ın önüne hadisleri geçirmişler ve Kur'an'ı hadislere mahkum etmişlerdir. Netice mi netice şu: Kur'an hadislere mahkum edilmiş ve böylece hak batılla örtülmüştür... Bakara Suresi 42-Hakkı batılla karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin. 159-Apaçık belgeler halinde ve aydınlatıcı rehber olarak indirdiğimizi insanlar için kitapta açıkça ortaya koymamızdan sonra gizleyenlere elbet Allah da lanet eder lanet ediciler de lanet eder. Casiye Suresi 6- Bunlar gerçeği ortaya koymak üzere sana okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar!? Hucurat Suresi 16- De ki Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz!? Allah göklerde ve yerde olanı bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir Araf Suresi 3- Rabbinizden size indirilene uyun. O’nun buyruğu altındakiler evliya diyerekten başkalarına uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz! Kamer Suresi 17- Öğüt olması üzere Kur'an'ı kolay anlaşılabilir yaptık peki ya var mı öğüt alan!? 22- Öğüt olması üzere Kur'an'ı kolay anlaşılabilir yaptık peki ya var mı öğüt alan!? 32- Öğüt olması üzere Kur'an'ı kolay anlaşılabilir yaptık peki ya var mı öğüt alan!? 40- Öğüt olması üzere Kur'an'ı kolay anlaşılabilir yaptık peki ya var mı öğüt alan!? Furkan Suresi 26-O gün hükümranlık tam anlamıyla Rahman’a aittir. Gerçeğe kör duranlar için zor bir gün olacaktır! 27-O gün, hak tanımaz olan ellerini ısıracaktır! Diyecek ki: Ah ne olsaydı da resul ile beraber bir yol tutsaydım! 28-Vay başıma gelen! Ah ne olsaydı da falanı dost tutmasaydım! 29-Zikir [Kur'an'ın öğütleri] bana ulaştıktan sonra beni zikirden[ Kur'an'dan ] sapmaya o sürükledi. Zaten şeytan insanı yardımsız bırakandır. 30-Ve Resul de diyecek ki: Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur’an’ı terkedilmiş bir hale koymuşlar.


Kur'an'dan sonra sahih kaynak mı Kur'an'dan da sahih kaynak mı(!) 
Din olarak Allah'ın vahiy buyurduğu Resulullah'ın tebliğ buyurduğu Kur'an penceresinden bakmak yerine Allah'ı da resulullah'ı da rivayete mahkum ederler. Hadisler olmadan Kur'an anlaşılmaz derler dini rivayetlerle meshur ederler. Apaçık ayeti bile ya tevil ederler ya da mensuh ederler. Kur'an'daki ayete mensuh derler geçersiz addederler ama buharide Kur'an'a yazılmayan ayet bulunduğundan söz ederler. Bir de bu hezeyanı hz Ömer'in ağzına koyarak Kur'an'dan sonra en sahih kaynak diye Buhariye hâlâ itibar ederler. Aslında Buharide ve diğerlerinde Kur'an'ı nesheden(!) ayet bile olduğuna göre Buhari ve diğer rivayet kitapları Kur'an'dan daha sahih kaynak deseler onların mantığınca daha yerinde bir söylem olurdu. Yoksa Kur'an'dan başka da okuyup ders aldığınız bir başka kitabınız mı var? Kalem 37 Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Casiye 6 Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Hucurat 16


Kur'an ve atalar Yolu 
Allah "Kur'an Allah'tan başkasına ait bir söz olsaydı elbet onda birçok çelişki bulurlardı" der usul Kur'an'ın bazı ayetler diğer bazı ayetlerini neshetmiştir der. Zira aralarında çelişki var der. Kur'an çoğunluk ölçü olamaz der, usul icma söylemiyle çoğunluk ölçüdür der. Kur'an dinde ölçü Kur'an'dır "Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar" der, usul Kur'an'ı anlamanın ölçüsü hadislere göre okumaktır der. Kur'an, apaçık olan ayetler mesajın esasıdır. Kalplerinde eğrilik olanlar apaçık ayetleri dikkate almadan diğer ayetleri emellerine göre yorarlar der, usul apaçık olmayan ayetleri anlamaya çalışmak kalplerinde eğrilik olanların işidir der. Allah, Kur'an Allah'ın kelamı olduğu için Kur'an'ın gerçek kastını açıklamayı ancak Allah bilir. İnsana düşen Allah'ın kastını okurken apaçık (muhkem) ayetleri esas alarak okumaktır der, usul Kur'an'ın apaçık olmayan ayetlerinin anlamlarını ancak Allah bilir Kullar anlayamaz der. Bazı uyanıklar da Allah ve İlimde derinleşenler bilir diyerek Kur'an ile Allah'ın kulları arasında bilgeler icat eder. Allah, Kur'an apaçık ve ayrıntılı sunum yapan kitaptır der, usul Kur'an mücmel ve genel sunum yapan anlaşılması zor bir kitaptır der. Kur'an, ayetleri açıklayan Kur'an'ın bütünündeki sunumuyla en doğru hükmü ortaya koyan ve herşeyden haberdar olan Allah’ın bizzat kendisidir der, usul Kur'an'ın açıklayanının peygamberden rivayet edilen hadisler olduğunu söyler. Allah Kur'an din olarak yeterlidir der, usul Kur'an'a hadis, icma kıyas ve daha nicelerini din diye ekler.


Peygamberin Sünneti ne demek 
Sünnet peygamberin hayat ilkeleri demektir. Peygamberin hayat ilkeleri Kur'an'dır Kur'an'dadır. Hadisler ise bu konuda hak ile batılın karışık olduğu kesinlik arz etmeyen rivayetlerdir. Hadis ile sünnetin farkını dahi bilemezse bir müslüman durum gerçekten çok acıdır... Bakara Suresi 42-Hakkı batılla karıştırmayın; hakkı bile bile gizlemeyin. Yunus suresi 108-De ki: Ey insanlar! Rabbinizden yana gerçek size ulaşmış bulunuyor. Kim doğruya yönelirse ancak kendisi için doğruya yönelmiş olur. Kim yanlışa saplanırsa ancak kendi aleyhine yanlışa saplanmış olur. Ben sizin üzerinize vekil değilim. 109-SANA VAHİY BUYURULANA UY, Allah hükmünü ortaya koyana kadar sabırlı ol! Allah hükmünü ortaya koyanların en iyisidir. Enam Suresi 33-Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbet biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar lakin hak tanımazlar Allah’ın ayetleri ile zıtlaşıyorlar. 50-De ki: Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı bilmem. Size bir meleğim demiyorum. BEN ANCAK BANA VAHİY BUYURULANA UYUYORUM. De ki: Körle gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?


Kur'an'ı yorumlama yetkisini kendinizde bile görüyorsunuz da bu yetkiyi hz peygambere vermiyorsunuz? 
Kur'an'ı ben yorumlamam. Kur'an'ı Allah, sözün bağlamında bütününde açıklar yorumlar. Benim yaptığım ise anlayabildiğim kadarıyla anlamaya çalışmaktır. Anladığım yanlış da olsa niyetim Rabbime malumdur. Allah hiç kimseyi gücünü aşan yerde sorumlu tutmaz.... Ben peygambere saygılıyım. Onun yorum hakkına da saygılıyım. Ama resulullah'ın bu benim yorumum, ben böyle anladım, Kur'an böyle diyor ama belki yanlış anlaşılabilir, aslında kasıt budur diye bir metin kaydettirdiğine şahit değilim. Ben, peygamber şöyle demiş, zira ben falandan o da falandan o da falandan o da falandan o da resulden duymuş, resul şöyle demiş şöyle yapmış diye rivayette bulunan ve bu ravileri ben inceledim hem dürüst hem de akıllıdırlar o yüzden bu hadis sahihtir yani resulün sözüdür diyen ve bu mantık üzerine hadis usulü diye bir ilim ihdas edip Allah'ın vahiy buyurduğu Resulullah'ın tebliğ buyurduğu Kur'an ile aramızda resulün adına ahkam kesmeye kalkışanlara bu hakkı vermek durumunda değilim. Zira bu hakkı zaten Kur'an vermiyor. Resulullah'ın kendi sözlerini bizzat kendi kontrolünde kayda geçirmediği yerde birilerinin kendinden menkul bir vazife kuşanıp peygamber şöyle demiş şöyle yapmış diye önümüze kitaplar dizmesi en başta peygambere saygısızlıktır benim için. Benim yapacağım ise net ortada. Kur'an bana ne yapacağımı söylüyor zaten... Nisa 82 ve Muhammed 24 Kur'an'ı çelişki olmayacak şekilde tedebbür et diyor. Kamer 17 22 32 40 Kur'an'ı öğüt almak için oku. Öğüt almaksa maksadın Kur'an anlaşılması çok kolay bir kitaptır diyor. Araf 3 Kur'an'a uy başkalarının din diye anlattıklarına uyma diyor. Maide 101 din sadece Kur'an'dadır. Allah da resulü de sadece ama sadece Kur'an'da din beyan eder diyor. Furkan 30 peygamber Kur'an'a uymanızı kendine uymak olarak görüyor, rivayetlere uymak peygambere uymak değildir. Peygambere uymak adına Kur'an'ı ölçü edinmek yerine başka ölçü edinenleri peygamber mahşer günü durumu fark ettiğinde Allah'a şikayet edecek diyor. Casiye 6 Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi söze din diye inanabilir bir müslüman diyor. Hucurat 16 siz dininizi Allah'a öğretmeye mi kalkışıyorsunuz, Allah'ın dini Kur'an'da diyor. Ben de diyorum ki sizlerin tercihi size benim tercihim bana, ben Allah'tan başka ilah edinmediğim için vahiy buyurduğu Kur'an'dan başka dini ölçü edinmiyorum. Ben Muhammed as dan başka Buhari müslim bilmem ne diye birilerini resul edinmediğim için resulün tebliğ buyurduğu Kur'an'dan başka dini ölçü edinmeyeceğim. Mesele bu kadar net bu kadar basit benim için. Elhamdulillahi Rabbil Alemin Değerlendirme Alemlerin Rabbi Allah'a aittir.


Paralel dinin Allah'tan rol çalmak için uydurduğu makamlar 
Mehdi, gavs, kutup, evliya, müceddid, şeyh, mürşit, ermiş, şefaatçi ve daha nicesi. Bu makamların tamamı Allah adına ahkam kesmek için üretilmiş ruhbanlık sınıfı tağutluk makamlarıdır. Allah tüm dönemlerde tüm resulleri bu tağutluk makamlarını bertaraf etmek, dini Allah'a has kılmak ve Allah’tan başka ilah olmadığını ilan etmek için göndermiştir. İnsanlar resulün tebliği Kur'an'a uyacak yerde Kur'an'a paralel hadisler ilhamlar icat ederek tarihin bir döneminde Vedd, Süva, Yegûs, Yeûk ve Nesr olarak putlaşanları başka bir dönemde Lat, uzza, Menat diye putlaşanları yeniden gavs kutup evliya diye putlaştırdılar. Bu tuzağa düşmemenin tek garantisi dini Allah'a has kılmanın gereği olarak dini Allah'ın kelamı Kur'an'a has kılmaları iken Kur'an'a paralel hadisler-sözler icat ettiler ve aynı tuzağa düştüler. Bu sebeple Allah resulü de kendi tebliği Kur'an dururken kendisi adına uydurulan hadis etiketli söylemleri Kur'an'ın yanına paralel kaynaklar olarak icat edenleri Rab Teâlâ'ya şikayet edecek ve diyecek ki "ya Rabbi bu benim kavmim Kur'an'ı terketmişler...." furkan 30 Rabbinizden size indirilene uyun. Kur'an dururken evliya diye birilerinin peşine takılmayın. Az olsun düşünmüyorsunuz... Araf 3


Casiye 6. ve Hucurat 16. ayetler hadis usulü 
Kalkıp bir sözün tarihi gerçeklerle, akıl ile, Kur'an ile uyuşup uyuşmadığının araştırılması ilminden söz etseniz gam yemeyeceğim. Bir zincir ile bir sözü Allah resulüne isnat etmek ve bu zincirdeki insanları araştırdım bunlar güvenilir insanlar dolayısıyla bunlar dediyseler bu sözü resul söylemiştir demek bu hadis sahihtir demek ne büyük bir hadsizlik... Biz, falan kişi resulullah şöyle dedi diyor diye o sözü resulullahın ağzına yamamaktan Allah'a sığınırız. Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanayım. Allah’a din öğretmeye mi kalkışayım. Allah’ın dinini rivayattan onun bunun ağzından mı okuyayım. Hakkı batılla karıştırıp hakkı mı gizleyeyim. Dini Kur'an'dan okumayıp Allah'ın tam ve eksiksiz dediği Kur'an'ı eksik mi sayayım. Yarın kıyamet günü resulullah'ın bunlar Kur'an'ı terketmişler dediklerinden mi olayım... Herkes yoluna ben yokuma. Allah’ın kitabının yanına başka kitaplar koymaktan Allah'a sığınırız... Câsiye 6 Bunlar gerçeği ortaya koymak üzere sana okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise hangi söze inanacaklar... Hucurât 16 De ki Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Allah göklerde ve yerde olanı bilir. Allah herşeyi hakkıyla bilendir... Furkan 30 Huzurda kıyam durma günü resulullah diyecek ki Ya Rabbi bu benim halkım Kur'an'ı terkedilmiş bir hale koymuşlar... Kalem Suresi 36-Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? 37-Yoksa sizin okuyup öğrendiğiniz (Kur'an'dan) başka da bir kitabınız mı var? 38-Onda tercih ettiğiniz her şey sizindir mi yazıyor? 39-Yahut “her neye hükmederseniz sizin için o geçerli olacaktır” diye huzurda kıyam durma gününe yönelik size verilmiş net sözlerimiz mi var? 40-Sor bakalım onlara bunu hangileri garanti edebilir? 41-Yahut onların durumu hakkında yetkiye ortaklar mı var? Eğer öyleyse, doğruysalar ortaklarını getirsinler bakalım! 42-O gün öyle bir sıkıntıya uğrarlar ki secdeye çağrılırlar da bunu bile başaramazlar!


"...Resul size neyi verdiyse onu alın sizi neden geri tuttuysa ondan geri durun! Allah’a sorumlu davranın. Elbet Allah cezalandırması şiddetli olandır"... 
Haşr 7 Sahabe Allah resulüne "bu söylediğin vahiy mi senin görüşün mü" diye soruyordu. "Vahiy" dediğinde resule itaat gereği kabul ediyorlar "benim görüşüm" dediğinde ise akıllarına yatmayan hususu "iş hususunda onlarla istişare et" ayeti gereğince eleştirebiliyorlardı. Bugün ise birileri çıkmış Kur'an'ı değil Buhariyi müslimi resule itaat diye sunuyorlar. Oysa resulün kitabı Buhari ya da Müslim değil Kur'an. Acaba bunların resulü kim Buhari mi yoksa Allah resulü Muhammed as mı? Herkes kendi peygamberine uysun. Bizim peygamberimiz bize Kur'an'ı verdi, Buhari'yi ya da Müslim'i vermedi. Bizim peygamberimiz bizi Kur'an'a uymayandan geri tuttu, Buhari'ye ya da Müslim'e uymayandan geri tutmadı ve "Allah ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaksınız?“ (casiye 6) Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?“ (Hucurat 16) diye sordu... "Resul size neyi verdiyse onu alın sizi neden geri tuttuysa ondan geri durun! Allah’a sorumlu davranın. Elbet Allah cezalandırması şiddetli olandır" ayetine rağmen resul bize Kur'an'ı vermiş ve bizi Kur'an'a uymayandan geri tutmuşken bu milletin başına hoca kesilenler, alim diye sayfa sayfa ümmetin önüne Kur'an dışında kitaplar serdiler ve bizi Resule itaat yalanıyla kendi yazdıkları kitaplara çağırdılar, resulün verdiği kitap olan Kur'an'dan bizi geri tuttular. Kur'an'ı anlamak zordur dediler oysa Kur'an "neden Kur'an'ı anlamaya çalışmıyorlar yoksa kalpleri kilitli mi" (Muhammed 24) "öğüt olması üzere Kur'an'ı kolay anlaşılabilir yaptık peki ya var mı öğüt alan! “ diyordu. Kur'an çelişkilerle doludur, önce inen ayeti sonra inen ayeti bilmek lazım ki neshedilen ayetleri değil nesheden ayetleri dikkate alalım dediler oysa Kur'an "Kur'an'ı anlamaya çalışmıyorlar mı, Kur'an'da çelişki varsa Kur'an Allah'ın kitabı olamaz " (Nisa 82) diyordu. Kur'an din olarak yeterli değildir. Kur'an'da herşeyi bulamazsınız dediler. Oysa Kur'an "Kur'an'da olmayandan sorumlu değilsiniz, din olarak Kur'an'dan sorumlusunuz" (maide 101) diyordu. Siz Kur'an'ı kabul ediyor da hadisleri kabul etmiyor musunuz? Allah peygambere imanı emrediyor, Buhari olmadan Müslim olmadan peygambere uyamazsınız dediler. Oysa Kur'an "Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar" (casiye 6) diyordu. Din Kur'an artı sünnet (hadis) artı icma artı kıyastır dediler. Oysa Kur'an "Allah kimseyi hükmüne ortak etmez" (kehf 26) "Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz" (Hucurat 16) diyordu.


Eğer peygambere uymak Kur'an'a uymaksa peygamber niye geldi 
Evet bu soruyu ilahiyatçılardan, din eğitimcilerinden itiraz cümlesi olarak çok duyuyoruz. "O zaman peygamber niye geldi" Ne kadar hayret verici ne kadar zavallıca bir cümle. Daha peygamberin niye geldiğinden haberleri yok sanki. Kur'an'ı tebliğ edenin peygamber olduğundan haberleri yok sanki... O zaman Peygambere ne gerek vardı diye düşünebilmeleri hayret verici. Onların bu söylemi üzerine ne denir ki: Açın Kur'an'ı bakın bakalım Allah insanlarla hangi yollarla konuşur (Şura 51). Yoksa Allah sizinle de mi konuşuyor. Peygamber olmadan Allah'a nasıl kul olacağınıza ve dini Allah'a nasıl has kılacağınıza dair size de mi vahiy geliyor? Yoksa gökten Kur'an yağmıştı da ya da Kur'an zaten mevcuttu da bizim mi haberimiz yok. Allah resulü deyince akıllara Kur'an'ın gelememesi ne kadar büyük bir zillet. Türkiye'de İlahiyat proflarına da hayret ediyorum. Kur'an okuyan sanırsın yok. Birinin Kur'an hakkında ciltlerce yazdıklarını okurlar da Kur'an'ı Kur'an'dan okumazlar. Tefsirleri hadisleri mezhepleri ve Kur'an'a baktıklarında bakacakları çerçeveyi çizen usulleri cilt cilt okurlar da bir kez olsun Kur'an'ı Kur'an'dan okumazlar. Ne zaman Kur'an'a bakacak olsalar bağlamda bütünde Allah'ı dinleyeceklerine önce başka kitaplardan o ayetin ne dediğiyle ilgili görüşleri okurlar ve Kur'an'ın söylediğinin o olduğuna inanarak Kur'an'a bakarlar. Tefsir profu hadis profu olurlar. Bir de eğer peygambere uymak Kur'an'a uymaksa peygamber niye geldi diye sorarlar. Peygamberin Kur'an'ı tebliğ için geldiğini göremezler. Sanırsın Araf suresi 3. Ayetten haberleri yok. Sanırsın Furkan 26-30 paragrafını birkez olsun düşünemedikleri için peygambere uymanın ne demek olduğunu peygamberin niye geldiğini göremezler. Allah ne kadar ışık tutarsa tutsun gözlerini kapatanın ne nasibi olur....


Hadis usulü hakkındaki düşüncem 
Hadis ilmindeki senetçi yaklaşım batıldır. Zira senet rivayetçiye göre güvenilir etiketi yer. Mesela buhariye göre Ebu Hanife güvenilmezdir. Hadis usulü ilmi 1-Allahın dininde çelişki olmaz. Kur'an'a uymayan söz batıldır. Nisa 82 casiye 6 2- Hadislerin aidiyet değeri yoktur. Resulullah'a nisbeti zandır. KUR'AN derki zan gerçeklik noktasında bir şey sağlamaz. 3-Hadis Kur'an'a rağmen hüküm ihdas edemeyeceği gibi Kur'an'ın sustuğu yerde de hüküm ihdas edemez. Zira Kur'an'ın sustuğu yerde hüküm serbestliktir. Maide 101 casiye 6 hucurat 16 İlmi olan budur. Din rivayetçilerin senet nitelemesine kaldı mı o rivayetçiler Rab olur. Dini Allah'a has kılmak ancak dini Kur'an'a has kılmakla mümkündür... Bu benim ilmi bakışımdır. Size bir şey diyemem. Elhamdu lillahi Rabbil Alemin Değerlendirme alemlerin Rabbi Allah'a aittir


Kur'an ve sünnet diye iki ayrı kaynak yoktur
Sünnet Kur'an'ın sunduğu yoldur. Kur'an ve sünnet diyenler Kur'an ve hadis demek istiyorlar ve Kur'an'ın yanına rivayetleri koyarak hak ile batılı karıştırıyorlar. Böylece Allah’ın ortağı olmaya kalkışıyorlar. Kur'an Allah'ın vahiy buyurduğu resulullahın tebliğ buyurduğu hadislerdir. Kur'an kendisini ehsenul hadis olarak niteler. Ehsenul hadis olan Kur'an'ın yanına başka hadisler koymak Allah'ın sözünün yanına başka söz koymaktır şirktir. Resulullah, hadislerini yazdırmıştır. Bir sözün resulullahın hadisi olması demek resul olarak söylediği söz olması demektir. Resulün resul olarak söylediği hadisler Kur'an'dadır. Allah resulünün yazdırdığı hadis kitabı Kur'an'dır. Allah’a ortak olmak ve Kur'an'ın yanına söz söylemek isteyenler Kur'an'ın yanına başka hadisler üretmişlerdir. Buhari Buharinin ürettiği hadislerdir Müslim müslimin ürettiği hadislerdir. Hiçbiri resulullahın hadisleri değildir. Kur'an ise Resulullahın tebliğ ettiği hadislerdir. Kur'an der ki Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?! Casiye 6 Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz!? Hucurat 16


Hadis konusuyla ilgili şu iki ayet yeterlidir
Birincisi Allah da resulü de Kur'an'da konuşur Kur'an dışında konuşmaz ayeti. Bu ayete göre Kur'an'da olmayan konularda Allah'ın hükmünün serbestlik olması, dinde Kur'an dışında hüküm kaynağının almaması gerçektir. Bu gerçeği sunan ayet. Yani maide 101. Ayet. İkincisi Kur'an'a uymayan her sözün batıl olduğunu vurgulayan ayet. Yani Casiye 6. Ayet...


Kim zanna uyuyor kim peygambere uyuyor
Enam 33-Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbet biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar lakin hak tanımazlar Allah’ın ayetleri ile zıtlaşıyorlar. Müşrikler Abdullah oğlu Muhammed'e el emin diyorlardı ama Allah'ın resulü Muhammed'e mecnun dediler kezzap dediler. Yani bir insan olarak Muhammed as a çok değer veriyorlardı ama ne zaman ki Resulullah oldu yani Kur'an vahyini sundu ona düşman kesildiler. Şimdiki Müslümanlar da Abdullah oğlu Muhammed'i kutsuyorlar ve onun adına ağızlarda dolaşan söylemlere uymayı peygambere uymak sanıyorlar. Tıpkı Mekkeli müşrikler gibi Kur'an'ı öteliyorlar, Kur'an'a uyan, dini Kur'an'dan okuyan ve Kur'an'ı hadis diye ağızlarda dolaşan sözlere mahkûm etmeyenleri peygamber inkârcısı diye etiketliyorlar. Aslında böyleleri Abdullah oğlu Muhammed'i el emin olarak gören ve Resulullah Muhammed'i mecnun olarak niteleyen müşrikler gibi davranmış oluyorlar. Enam 33-Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbet biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar lakin hak tanımazlar Allah’ın ayetleri ile zıtlaşıyorlar.


Allah'ın dini ve başkalarının dini
De ki Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz Hucurat 16... Rabbinizden size indirilene uyun Araf 3... Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar casiye 6... Resulullah diyecek ki Bu benim kavmim Kur'an'ı terketmişler Furkan 30... Allah'ın dinini Allah'ın kitabını okuyarak edinenler yani zihnini Allah kelamı Kur'an ile inşa edenler asla mezhepçi, tarikatçı cemaatçi olmazlar. Böyleleri ancak Allah'a çağıran, uygun davranışlarda bulunan ve ben müslümanlardanım diyenler olurlar. Dini birilerinin kitaplarından edinenler ya da fıkıh, kelam, tefsir, hadis kitapları arasında sunulmaya çalışılan düşünce cümleleri arasında sunucunun ürettiği bağlamda ayetleri okuyanlar o kitapların yazarlarının ayetlere yükledikleri anlamları din edinirler ve okudukları kitapların mezhebinden cemaatinden tarikatından olurlar. Böyleleri kendilerini müslüman olarak değil başka bir isim altında ifade edecekleri için zihnini kur'an ile inşa edenlere saldırırlar, onları peygamber düşmanı olarak ilan ederler ve Kur'an müslümanlığı diye bir sapıklık çıktı diye hezeyan okurlar...


Sorunlu bir usul 
Önce mevcut bir uygulamayı mutlak doğru ediniyoruz. Ya da bir rivayeti mutlak doğru kabul ediyoruz. Sonra kitap Kur'an peki hikmet ne diye soruyoruz. Kitap Kur'an oluyor hikmet de peygamberimizin Kur'an'dan çıkardığı hüküm söylemiyle doğru kabul ettiğimiz hadis ve mevcut uygulama. Sonra Kur'an'da o hadisi ve uygulamayı aramaya koyuluyoruz. Yani Kur'an'dan okumak değil mevcut olana göre Kur'an'dan delil aramak. Malesef bu çok yanlış bir yaklaşımdır, Ali İmran 7'nin uyarısı olan bir durumdur ama kitap Kur'an peki hikmet ne sorusuyla kotarılıyor. Aslında bunun adı Kur'an'ı mezhebine göre yormaktır.


Kime Göre Kim Sika Neye Göre Ne Sahih Sahih 
Sünnet diye Kur'an'ın dışından devşirilebilecek artı bir din yoktur. Zira İslam tevhittir şirket değildir. Tevhit dininin kaynağı Kur'an'dır tevhit dininin yolu yani sünneti de Kur'an'ın çizdiği yaşam yoludur. Ama görüyoruz ki birilerinin sünnet diye ağızlardan devşirdikleri ve Kur'an'ın yanına eklentiye kalkıştıkları rivayetler eğer hz peygamberin ölümünden sonraki siyasi süreçleri ve savaşları dikkate alırsak rical ilmine göre daha başta sahabe döneminde bile sika bulamayacağız. Müslüman kafası öyle bir kilitlenmişliğin içinde ki Allah'ın kitabı ona yetmiyor da kendisine din öğretecek sika adamlardan o dedi bu dedi şundan duydum masalıyla din devşirmeye kalkışıyor. Kime göre kim sika. Ak pliye göre ak pli chpliye göre chpli sika. Sunniye göre sunni şiiye göre şii sika. Mesela buhariye göre ebu hanife sika değil. Neden biliyor musunuz? Çünkü buhari ebu hanife zihniyetini Kur'an'a eklenti yapmaya mani görüyor. Zira Ebu Hanife aklını kullanıyor buhari ise kendi aklını kullanmıyor sika adamların laflarını kullanıyor... 

Yoksa sizin Kur'an'dan başka bir hadis kitabınız mı var?  
Kalem suresi 36-Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? 37-Yoksa sizin okuyup ders aldığınız Kur'an'dan başka da bir kitabınız mı var? 38-Onda tercih ettiğiniz her şey sizindir mi yazıyor? 39-Yahut “her neye hükmederseniz sizin için o geçerli olacaktır” diye huzura çıkış gününe yönelik size verilmiş net sözlerimiz mi var? 40-Sor bakalım onlara bunu hangileri garanti edebilir? 41-Yahut onların durumu hakkında yetkiye ortaklar mı var? Eğer öyleyse, doğruysalar ortaklarını getirsinler bakalım! 42-O gün öyle bir sıkıntıya uğrarlar ki secdeye çağrılırlar da bunu bile başaramazlar! 
Casiye 6 Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar 
Hucurat 16 Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? 
Furkan 30 Huzura çıkış günü resulullah diyecek ki Ya Rabbi bu benim halkım Kur'an'ı kendilerinden ötelemişler.


Alın size uydurma bir hadis 
“Benden size gelen şeyi Allah’ın Kitabına arzedin. O’na uygunsa ben söylemişimdir. Şayet ona uygun değilse ben söylememişimdir.” Resulullah'a şimdi ben bir söz isnat etsem ve Kur'an'a kesinlikle uygun olsa isnat ettiğim bu söz resulullah'ın söylediği söz mü olacak? Tabiki hayır! Akıl var mantık var. Hadis tek taraflı uydurulmuyor ya. Öteki oradan uydurursa beriki de buradan uyduruyor...


Çelişkiler diyarında... 
Adamın biri çıkmış birilerinin ağzından peygambere nisbet edilen sözleri toplamış ve bir kitap yazmış. Sonrada bu kitaba uyun zira peygamberin sözlerini topladım demiş. İyi de sen bu görevi kimden aldın? Üstüne vazife mi? Sen güvenilir deyince iş oluyor mu? Böyle bir şeye gerek olsaydı peygamber bizzat kendisi sözlerini kayda geçirmez miydi? Bu işi senin gibi bilinçli kimselere bıraktı da kendisi senin kadar bilinçli olamadı mı? Bir de çıkmış peygamber dedi ki benden Kur'an dışında yazdıklarınızı imha edin diye kitabına hadis almış. Be adam peygamberin böyle dediğine inanıyorsan bu kitabı niye yazdın inanmıyorsan kendi inanmadığını insanlara niye inanın diye yazdın...


Siz usul, fıkıh, tefsir, hadis, akaid, tasavvuf ve benzeri isimler altında ilim diye yıllarınızı beşer üretimi şeylere harcayarak bulunduğunuz coğrafyaya göre dininizi ediniyorsunuz öyle mi? Enteresan! 
Merak ettim şimdi, acaba Kur'an niye gelmişti? Kur'an'ı mı bu edindiğinize göre yoruyorsunuz yoksa Kur'an'la mı hayata bakmayı öğreniyorsunuz? Acaba neden evlere arka kapılarından giriyorsunuz, yoksa hiç mi akıl etmiyorsunuz? "Allah pisliği akletmeyenlerde tezahür ettirir" (yunus 100) bilmiyor musunuz?


Bazıları sünnet sünnet deyip hadisleri kastediyorlar
Önce şunu öğrenelim inşaallah. Hadis sünnet değildir. Sünnet resulullah'ın yoludur yaşam ilkeleridir. Sünnetin kaynağı Kur'an'dır rivayetler değildir. Zira Allah, resulüne "Deki ben bana vahyolunana uyarım" buyuruyor. Hadisler olsa olsa sünnetin ne olduğu konusunda bir rivayet olabilir. Kur'an ise bizzat sünnetin ne olduğu sorusunun cevabıdır.


Bazıları Kur'an'ı duyunca tüyleri diken diken oluyorlar 
Kur'an'dan o kadar nasipsizler ki herkesi de kendileri gibi onun bunun peşinde kuyruk sanıyorlar? Neden Kur'an denince tüyleri diken diken oluyor acaba? Açıp biraz Kur'an okusalar anlayacaklar nedenini. O kadar ezber bataklığına gömülmüşler ki Kur'an'a sıra gelince meal meal der kör kör bakarlar ama sanki hadis tefsir fıkıh dediklerin asıl olarak Arapça değilmiş gibi onlara meal demez çoğunluğun peşinde sürü gibi koşarlar... Enam Suresi 114-Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Allah kitabı size tüm ayrıntıları ortaya koyucu olarak indirmiştir. Kendilerini kitaba muhatap kıldıklarımız onun hakikati ortaya koyucu olarak kesinlikle Rableri tarafından indirildiğini bilmektedirler. O halde sakın şüpheye düşenlerden olma. 115-Zira Rabbinin sözü doğruluğu ve adaleti ortaya koyma yönünden tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek olan yoktur. Doğrusu O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 116-Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar; onlar sadece zanna uyarlar, onlar sadece varsayımda bulunurlar. 117-Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanın kim olduğunu daha iyi bilir; O doğru yolda olanları en iyi bilendir. Kalem Suresi 36-Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? 37-Yoksa sizin okuyup öğrendiğiniz Kur'an'dan başka da bir kitabınız mı var? 38-O kitaplarda tercih ettiğiniz her şey sizindir mi yazıyor? 39-Yahut “her neye hükmederseniz sizin için o geçerli olacaktır” diye huzura çıkış gününe yönelik size verilmiş net sözlerimiz mi var? 40-Sor bakalım onlara bunu hangileri garanti edebilir? 41-Yahut onların durumu hakkında yetkiye ortaklar mı var? Eğer öyleyse, doğruysalar ortaklarını getirsinler bakalım! 42-O gün öyle bir sıkıntıya uğrarlar ki secdeye çağrılırlar da bunu bile başaramazlar!


Durumdan vazife çıkarmak hadsizliktir 
Resulullah adına hadis toplama görevini sana kim verdi Ey Buhari Ey Müslim ve Ey diğerleri? Bu görevi size Allah mı yoksa resulullah mı verdi? Hangi cesaretle Resulullah'ın ağzından Allah'ın dinine hadis toplamayı üzerinize vazife edinebildiniz? Maide 101 i Câsiye 6 yı ve Hucurât 16 yı Furkan 30 u bir kez olsun okumadınız mı? Araf 3 ten zerre kadar nasibiniz olmadı mı? Tevbe 31 den hiç mi ders çıkaramadınız? Şimdi millet müslümanlığı sizin ondan bundan topladığınız o dedi bu dedilerde arıyor. Sizin tuttuğunuz kayıtlar ya Kur'an'a ölçü oluyor ya da Kur'an'ı nasıh oluyor. Elbet Allah'ın kitabını bırakıp sizin kitaplarınızdan Allah'a din öğretmeye kalkışanlar Allah'ın huzurunda hanyayı konyayı görecekler ama bu işin baş müsebbibi olan sizler esas göreceğinizi göreceksiniz!


Kur'an'ı okuma usulü ve ""Her kim Kur'an'ı kendi görüşüyle tefsir ederse, yeri ateştedir," hadisi üzerine... 
İŞİN DOĞRUSU ŞUDUR: Kim Kur'an'ı hevasına -eğilimine göre açıklamaya kalkarsa yani Ali İmran 7. ayette belirtildiği gibi ayetleri bağlamından koparıp hevasındaki ile benzerlik kurabileceği ayetlerin peşine düşerse elbetteki kafir olur. Zira onun kalbinde eğrilik vardır. yani "fi kulubihim zeyğun"dur. Bunun haricinde eğer mesele Kur’an'ı anlamaksa ve anladığını açıklamaksa, Allah'ın tevilini bağlamda bütünde okumaksa Kur'an'ı kişinin kafasına göre tefsir etmesi farzdır. Ne yapsın yani kafasına değil de başkalarının kafasına mı uysun. Araf 3 der ki: rabbinizden size indirilene uyun. Ondan başka otorite makamlar edinmeyin. Az olsun düşünmüyorsunuz. Enam 114 der ki Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Hâlbuki O, kitabı size tüm ayrıntıları ortaya koyucu olarak indirmiştir. Kendilerine kitap verdiklerimiz onun hakikati ortaya koyucu olarak kesinlikle Rableri tarafından indirildiğini bilmektedirler. O halde sakın şüpheye düşenlerden olma. Ali Şeriati diyor ki: Bir tez ve bir ilmi görüş çıkardığımda veya inandığım bir mektepten söz naklettiğimde; eğer Kur'an'ın uygun, büyükçe bir suresini, bir ayeti alıp, o konunun altına yazar, ona dayanırsam, bu, Kur'an'ı, kendi fikrimi ispatlamak yolunda kullanmam demektir. Kur'an daima böyle bir araştırma veya tebliğ yönteminin kurbanı olmuştur. Kur'an, daima buyruklarımızı -ne olursa olsun- ispatlamak için bir alet olmuştur. Hiç bir zaman hiç kimse, her şeyi, -mezhebi, ilmi, edebi- bütün zihniyetini ve bilgisini bir tarafa fırlatıp; önceki görüşlerinden arınmış bir zihinle Kur'an'a yönelmemiştir. Söylediğime uygun bir hadis vardır: "Her kim Kur'an'ı kendi görüşüyle tefsir ederse, yeri ateştedir,", Bu "görüş"e "akıl" dediler, yani her kim Kur'an'ı aklıyla tefsir ederse...! Öyleyse neyle tefsir etmek, doğru tanımak için akıldan başka bir yolumuz yok. Sonra hayır diyorlar, bizim maksadımız her ayetin altına imamdan bir rivayet getirmektir! Efendi! Yoksa bu rivayeti de akılla seçmek gerekmez mi? Yoksa, bu ayetin tefsiri olan rivayeti aklımızın seçmesi, anlaması gerekmez mi? Bunu ayetin altına getir, sonra da bu ayetin manasının bu olduğunu anla?!! Akılsız adamın başına istediğin kadar ayet, istediğin kadar rivayet döksen yine de fayda etmez. Sağırlara çağırını işittiremezsin, hele bu sağır ve dilsiz insan, o sesi çağrıyı anlamıyor, duymuyorsa. Bu adamın canı sıkılır, sinirlenir de, senden bezer, kaçar, sırtını döner. Artık peygamberin kendisi bile ona bir şey duyuramaz. Öyleyse mesele Kur'an'ı "görüşle tefsir etmemektir. "Görüş" ne demek? Yani daha önceki fikir ve inançlarımız. Önce filan ilmî, fiziki, kimyevi, fıkhi, mezhebi, görüşe inanıyor, ondan sonra gidip Kur'an'da, önceki görüş ve inancımızın ispatı peşinde dolaşıyoruz. İşte bu yüzden bakıyoruz ki Şia, Kur'an'ın ardından gidiyor, Şia çıkıyor; Sünni gidiyor, Sünni çıkıyor; Vehhabi gidiyor, Vehhabi çıkıyor; Cebri gidiyor, Cebri çıkıyor; Nasibi gidiyor, Nasibi çıkıyor; İhtiyari gidiyor, İhtiyari çıkıyor,.; . İyi ama o halde Kur'an ne yapıyor? Bütün bunlar görüştür ve bütün bunlar görüşle yapılmış tefsirlerdir. Öyleyse nasıl olmalıyız? Önceki bütün görüşlerden arınmış, veraset yoluyla veya zorla yüklenmiş bütün önceki inançlardan temizlenmiş bir akıl; idmanlı, uyanık bir zihin olarak; mantıki ve akli, kudretli, uyanık, mana çıkarıcı, ama daha önceki herhangi bir görüşü ispatlamaya taassubu ve taahhütü olmayan bir görüşle, Kur'an'a gitmeli ve Kur'an'ın içinden neyin ne olduğunu görmeli ve çıkarmalıdır...


Kur'an ve sünnet söylemiyle fitne kotarmak 
Öncelikle herkes bilsin ki Resulullah'ın sünneti Kur'an'ın yoludur. Zira sünnet yol demektir yaşam ilkeleri demektir. Kur'an Resulullah'ın risalet hayatı boyunca vahyolunmuştur ve Resulullah Kur'an'a göre ömür sürmüştür. Kur'an ona "De ki ben ancak bana vahyolunana uyarım" buyumuştur. Kur'an Resulullah'ın hayatını da kayda geçirmiş, bizzat Resulullah'ın risaletini gerçekleştirdiği hayatına rehber olarak vahyolunmuştur. Resulullah'ın sünnetini Kur'an kayıt altına almıştır. Yani Resulullah'ın sünneti Kur'an'dır Kur'an'dadır. Bazıları hadisler de Kur'an gibi vahiydir diyerek mescidi nebi olan Kur'an'dan hareketle kotaramadıkları hezeyanları kotarmak adına mescidi dırarlar bina ediyorlar. Diyelim ki hadisler de vahiy olsun. Bir an bu görüşün doğruluğunu kabul edelim. Din aklı muhatap aldığına ve aklı olmayanın dini de olamayacağına göre hemen akıl ayetine bakalım. Akıl ayeti diyor ki "Allah’ın vahiyleri çelişik olmaz. Allah çelişik cümleler kurmaz. Allah’ın yarattığı ve indirdiği ayetler çelişmez." Bir programda ateist tarihçi bir yazar çelişkili çevirileri içeren mealden iki ayet okumuş ve şunu demişti: "Kur’an Allah kelamı olamaz, zira Allah çelişkili konuşmaz" Tabi o ateist yazar Kur'an'ı yalanlamak için, paradoks zihnin Kur'an'a yaptığı çeviriyi Kur'an ile aynileştirmeyi tercih etmişti ve diyanet meali bile doğru değil ise hangi meal doğru olacak diye bir hezeyan üretmişti. Zira onun da işine gelen buydu. Allah çelişkili cümle kurmaz, Allah'ın indirdiği ve yarattığı ayetler çelişmez mutlak hakikati ateistin bile dilinde tezahür ederken, insanın fıtratındaki bir bedihi gerçek olarak Allah'ın vahiylerilerinin çelişmeyeceği ortada iken Kur'an'ı insanın fıtratı üzerinden idraklere sunan Allah Nisa 82. Ayette şunu söylüyordu: "Hâlâ Kur'an'ı anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer Kur'an Allah'tan başkasına ait bir kelam olsaydı elbet onda birçok çelişki bulurlardı". Mademki hadisler de vahiymiş birilerine göre(!) O zaman vahiy olduğu tartışmasız olan Kur'an ayetleriyle vahiy ürünü olduğu söylenen Kur'an ile çelişik durumdaki ya da Kur'an'a çelişik algı üretmiş durumdaki her hadis ya reddedilmeli, ki vahiy dediklerine göre reddedemezler, ya da Kur'an ile uyumlu algılanana kadar ertelenmeli ve hiçbir şekilde dikkate alınmamalıdırlar. Ama maalesef Ali imran suresi 7. Ayette Rabbimizin Kur'an'da sunduğu "Allah çelişkili konuşmaz, Kur'an'ı kötü niyetli yormakla temiz akılla okumak aynı şey değildir" beyanına rağmen Kur'an'ı bile çelişki yumağı yapan ve Kur'an'ın bazı ayetlerinin anlamını sadece Allah bilir ya da Allah bilir ve ilimde derinleşenler diye birileri sadece anlayabilir şeklinde tahrifat üretip insanları bir fitne iklimine sokan tağutlaşmış kafalara hadislerin Kur'an'a uymayanlarını hiçbir şekilde delil alamayacağımızı nasıl anlatacaksınız? Ali imran suresi 7. Ayet Allah'ın ayetlerinde çelişki olamayacağı gereği şunu buyuruyor: "Kur'an'ı idraklere sunan Allah olduğu için onun gerçek kastını ortaya koymayı yani te'vilini ancak Allah bilir, ilimde tutarlı yaklaşan ve derinlemesine düşünen temiz akıl sahibi olanlar Kur'an'ın tüm ayetleri Allah katındandır, biz hepsine inandık derler ve Allah çelişki beyan etmeyeceği gereği Kur'an'ın net sunumu olan ayetlerini yani kötü niyetlilerin dahi öteye beriye çekemeyeceği muhkem ayetleri ölçü alarak öncelikle onlara uyarlar ve zihinlerini o ayetlerle inşa ederler ve netice olarak her ayeti muhkemlerin ekseninde tutarlı okumak durumundayız derler. Ama Kalbinde eğrilik olanlar muhkemleri umursamadan niyetlerine göre eğip bükebilecekleri yani kalplerindekiyle müteşabihlik ilintisi kurabilecekleri ayetlerin peşine düşerler. Kur'an'ın bile muhkemlerini yani net sunumlarını diğer ayetleri anlamada ölçü edinmesi gereken müslümanım diyen birileri bugün Kur'an ve sünnet söylemiyle mescidi dırarlara kurulup mescidi nebi olan Kur'an'a ahkam kesmeye kalkışıyorlar ve hadis diyerek onun bunun ağzından kotardıkları söylemleri Kur'an'ın önünde hakem ilan ediyorlar. Bu kafalara Kur'an'ın dediği şudur: Rabbinizden size indirilene uyun. Ondan başka evliya diye birilerine uymayın! Az olsun düşünmüyorsunuz! (Araf 3) De ki: Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Allah göklerde ve yerde olanı bilir. Allah herşeyi hakkıyla bilendir. (Hucurat 16) Bunlar gerçeği ortaya koymak üzere sana okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? (Casiye 6) Huzuru ilahide Rasulullah diyecek ki Ya Rabbi bu benim halkım Kur'an'ı kendilerinden ötelemişler! (Furkan 30)


Rabbimizin kitabı hikmeti furkanı beyanı Kur'an'dır
Hiç kimse hikmet Resulullah'ın Kur'an'dan çıkardığı hükümlerdir, bir hadis sahihse mutlaka Kur'an'da vardır diyerek hikmeti Kur'an'dan başka olarak tanımlayıp sonra da hikmet dediği rivayete Kur'an'ı alet etmeye kalkışmamalıdır. Bir defa hadisin sahih olması etiketi rivayetin senediyle ilgili bir söylem olup hadisin kendisini sahih yanı doğru yapmaz. Ayrıca hadis indirilmiş değildir indirilen Kur'an'dır.
Bir kişi Biz Kur'an'ı açıklamıyoruz Kur'an'ı Kur'an'la açıklama yöntemiyle Allah'ın açıklamalarını buluyoruz deyip ayetin dışında tonlarca açıklama yaptığında bu açıklamaları Allah'ın dinidir demek olmaz...

Doğrusu Allah'ın dininde tek ölçü Kur'an'dır. Kur'an dışında her şeyin doğruluğu yanlışlığı Kur'an'a uygunluğuyladır. Bir şeyin Kur'an'a uygun olması din olması değil dine uygun olmasıdır.

Allah’ın dininde en önemli ölçü çelişki olmamasıdır. Ayetler arasında bile gözeteceğimiz bu ilke gereği apaçık ayetle çelişkisiz okuyamadığımız ayetleri anlayıncaya kadar uygulamada ertelememiz gerekirken Kur'an'ın dışından bir söylemi hikmet etiketiyle Kur'an'a ölçü yapmak kimin haddine....

Kalem Suresi
36-Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
37-Yoksa sizin okuyup öğrendiğiniz Kur'an'dan başka da bir kitabınız mı var?
38-Onda tercih ettiğiniz her şey sizindir mi yazıyor?
39-Yahut “her neye hükmederseniz sizin için o geçerli olacaktır” diye huzura çıkış gününe yönelik size verilmiş net sözlerimiz mi var?
40-Sor bakalım onlara bunu hangileri garanti edebilir?
41-Yahut onların durumu hakkında yetkiye ortaklar mı var? Eğer öyleyse, doğruysalar ortaklarını getirsinler bakalım!
42-O gün öyle bir sıkıntıya uğrarlar ki secdeye çağrılırlar da bunu bile başaramazlar!
43-Gözleri korkuya kapılmış başları öne eğilmiş bir halde biçare olurlar. Oysa sapasağlam olduklarında da secdeye davet edilmişlerdi!
44-İşi bana bırak, bu sözü yalanlayanı bana bırak! Onları farkındalıkları olmadan yavaş yavaş biçare düşüreceğiz.
45-Onlara süre tanıyorum. Benim planım elbet sağlamdır.
46-Sanki onlardan ücret istiyorsun da zarara sokulacaklarından dolayı sıkıntıya uğratılıyorlar.
47-Yahut sanki gaybın ilmi onların katında da oradan yazıyorlar.


Sunnilerin peygamberi başka Şiilerin peygamberi başka mı 
Bir tarafın peygamberi Buhari'de konuşuyor diğer tarafın peygamberi Kuleyni'de konuşuyor Allah'ın peygamberi Kur'an'da konuşur. Maide 101 gereği Kur'an'ın sustuğu yerde Allah'ın hükmü serbestliktir. Allah’ın serbest bıraktığı hiçbir alanda hadisler hüküm ihdas edemez. Kime Göre Kim Sika Neye Göre Ne Sahih Sahih sünnet diye Kur'an'ın dışından devşirilebilecek artı bir din yoktur. Zira İslam tevhittir şirket değildir. Tevhit dininin kaynağı Kur'an'dır tevhit dininin yolu yani sünneti de Kur'an'ın çizdiği yaşam yoludur. Ama görüyoruz ki birilerinin sünnet diye ağızlardan devşirdikleri ve Kur'an'ın yanına eklentiye kalkıştıkları rivayetler eğer hz peygamberin ölümünden sonraki siyasi süreçleri ve savaşları dikkate alırsak rical ilmine göre daha başta sahabe döneminde bile sika bulamayacağız. Müslüman kafası öyle bir kilitlenmişliğin içinde ki Allah'ın kitabı ona yetmiyor da kendisine din öğretecek sika adamlardan o dedi bu dedi şundan duydum masalıyla din devşirmeye kalkışıyor. Kime göre kim sika. Ak pliye göre ak pli chpliye göre chpli sika. Sunniye göre sunni şiiye göre şii sika. Mesela buhariye göre ebu hanife sika değil. Neden biliyor musunuz? Çünkü buhari ebu hanife zihniyetini Kur'an'a eklenti yapmaya mani görüyor. Zira Ebu Hanife aklını kullanıyor buhari ise kendi aklını kullanmıyor sika adamların laflarını kullanıyor... Yoksa sizin Kur'an'dan başka bir hadis kitabınız mı var?
36-Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? 37-Yoksa sizin okuyup ders aldığınız Kur'an'dan başka da bir kitabınız mı var? 38-Onda tercih ettiğiniz her şey sizindir mi yazıyor? 39-Yahut “her neye hükmederseniz sizin için o geçerli olacaktır” diye huzura çıkış gününe yönelik size verilmiş net sözlerimiz mi var? 40-Sor bakalım onlara bunu hangileri garanti edebilir? 41-Yahut onların durumu hakkında yetkiye ortaklar mı var? Eğer öyleyse, doğruysalar ortaklarını getirsinler bakalım! 42-O gün öyle bir sıkıntıya uğrarlar ki secdeye çağrılırlar da bunu bile başaramazlar! KALEM SURESİ 

Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar casiye 6 
Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Hucurat 16 
Huzura çıkış günü resulullah diyecek ki Ya Rabbi bu benim halkım Kur'an'ı kendilerinden ötelemişler. Furkan 30


Önce hidayet rehberimiz Kur'an de sonra da hadisler olmadan Kur'an anlaşılmaz de(!)
Sahi senin ne dediğini Kulağın duyuyor mu? Madem öyle, biraz samimi ol ve hidayet rehberimiz hadislerdir de. Eğer hayır hidayet rehberimiz Kur'an'dır diyorsan o zaman hadisler olmadan Kur'an anlaşılmaz deme Kur'an olmadan hadisler anlaşılmaz de. Biraz tutarlı olmak lazım değil mi...


Din Kur'an'da olan olarak yeterlidir 
Allah’ın diniyle yetinemeyenlere hiçbir şey yetmez. Allah unutkan değil. Kur'an'la yetinmeyip de Allah’a din öğretmeye kalkışmayın. Maide 101. Ayeti anlamam Kur'an ikliminde beş yıldan fazla yoğrulduktan sonra nasip oldu. Hatta bir hocama Kur'an'da yoksa ne olacak peki diye bir gün sorduğumu hatırlıyorum. Zira henüz uyanamamıştım. Rabbimizin, ayette yoksa söylediğimle yetin başına iş arama dediğini henüz anlayamamıştım. Geleneksel dini ilimler tam da bu ayetten nasipsizlik üzere kurulmuştur. Hadis toplayan o meşhurlar maide 101 den nasipleri olsalardı Kur'an'ın yanına hadisler kotarmak için bir ömür tüketmezlerdi. Maalesef hem kendi dünya ve ahiretlerini hem de ümmetin dünya ve ahiretlerini kararttılar... Dini Allah'a has kılma noktasında Kur'an'da zikredilen en önemli ayetlerden biridir maide 101. Ayet. Allah unutkan değil. Kraldan çok kralcı olmanın bir anlamı yoktur. Kur'an'da yoksa serbestsiniz, ben bağışladım diyor Allah, gereksiz sorular sorma, olanla yetin serbestsin serbestlik alanını daraltma kendini sıkıntıya sokma diyor Rab Teâlâ. Ama anlayana. Akletmeyen nasıl anlasın? "Allah pisliği akletmeyenlerde tezahür ettirir" yunus 100. Ayet.


"La ilahe illellah" demek 
"Allah'tan başka ilah yoktur" sözü öyle bir laf kalabalığı değildir bir duruştur. Hem Allah'tan başka ilah yoktur diyeceksin hem de din diye Allah'ın kitabının yanına başka şeyler ekleyeceksin! Hele hele din Allah'a özgülensin diye gönderilen resulullah'ın tebliği olan Allah kelamını din edinecek yerde sanki resulullah değil de şerikullahmış gibi Allah elçisini sünnet diyerekten hadis diyerekten şirkine alet edeceksin! Çok merak ediyorsan durumunu Furkan suresi 26-30 u iyi bir okuyarak gör de huzura çıkış günü müflis olma. Ben sana sadece 30. Ayeti bir hatırlatayım bir zahmet sen de bağlamında mesajı bir düşün. Yarın kıyamet günü "Ya resulellah! Sırf sana uymak için hadisleri Kur'an'ın yanına koyduk" dediğinizde resulullah size "Ben Kur'an'dan başka da bir şey mi tebliğ etmişim? Tebliğime değil de hakkımdaki dedikodulara uydunuz öyle mi?" diyecektir. Huzura çıkış günü resulullah diyecek ki Ya Rabbi bu benim halkım Kur'an'ı terkedilmiş bir hale koymuşlar! Furkan 30 Selam olsun dini Allah'a has kılanlara.


"Muhammed Resulullah" demek 
"Muhammed Allah'ın resulüdür" sözü öyle bir laf kalabalığı değildir bir duruştur. Bu sözü söyleyen kişi "Kur'an Abdullah oğlu Muhammed'in kendi sözü değildir, Muhammed resulullahın Allah elçisi olarak Allah'tan alıp ilettiği Allah kelamı sözdür" demiş olur. Bu sözü söyleyen kişi Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna tanık olduğunu ve Allah elçisinin tebliği olan Kur'an'ı din edineceğini, dini Allah'a özgüleyeceğini söylemiş olur. Bu sözü söyleyen kişi Allah kelamı Kur'an'a uyacağını, Kur'an'ın yanına başka söz koymayacağını, dini Allah'a has kılacağını, Allah'a şirk koşmayacağını, Allah resulünün tebliğine uyacağını söylemiş olur. Şimdi Resulullah deyince hem aklına onun Allah elçisi olarak Kur'an'ı tebliğ etmesi gelecek hem de Resulullah'a uymak deyince aklına tebliğ ettiği Kur'an'a değil de onun adına birilerinin rivayetlerine bakmak gelecek öyle mi? Dikkat et! Şu mümkün değildir: Hem "Muhammed Allah'ın resulüdür" diyeceksin hem de din diye Allah'ın resulünün resulullah olarak insanlığa ilettiği Kur'an'ın yanına ona uymak adına başka şeyler ekleyeceksin! Hele hele din Allah'a özgülensin diye gönderilen resulullah'ın tebliği olan Allah kelamını din edinecek yerde sanki resulullah değil de şerikullahmış gibi Allah elçisini sünnet diyerekten hadis diyerekten şirkine alet edeceksin! Çok merak ediyorsan durumunu Furkan suresi 26-30 u iyi bir okuyarak gör de huzura çıkış günü müflis olma. Ben sana sadece 30. Ayeti bir hatırlatayım bir zahmet sen de bağlamında mesajı bir düşün. Yarın kıyamet günü "Ya resulellah! Sırf sana uymak için hadisleri Kur'an'ın yanına koyduk" dediğinizde resulullah size "Ben Kur'an'dan başka da bir şey mi tebliğ etmişim? Tebliğime değil de hakkımdaki dedikodulara uydunuz öyle mi?" diyecektir. Huzura çıkış günü resulullah diyecek ki Ya Rabbi bu benim halkım Kur'an'ı terkedilmiş bir hale koymuşlar! Furkan 30 Selam olsun dini Allah'a has kılanlara...


Resulün ağzından Kur'an olarak çıkanlara değil de hadis olarak çıkanlara mı inanıyorsun?
Ya da
Resulün ağzından Kur'an olarak çıkanları değil de hadis olarak çıkanları mı anlayabiliyorsun?
Ya da
Resulün ağzından Kur'anla çelişik hadis çıkabileceğine mi anıyorsun?


Kur'an ve Sünnet söylemi
Bu söylem çok yanlış bir söylemdir. Zira bu söylemde sünnetten kasıt hadislerdir ve hadislerde sunulan peygamber örnekliğidir. Dolayısıyla bu söylem farklı bir amaca hizmet etmektedir ve kafa karışıklığına sebep olmaktadır. Bu söylemin Kur'an ve hadis olarak düzeltilmesi yerinde olacaktır. Zira böylece söylem ile kastedilenin uyum arz etmesi sağlanabilir.

Bu söylemde karşılık bulan sünnet tanımlaması yanlıştır. Doğrusu sünnet peygamberin yolu yaşam ilkeleri demektir. Sünnetin ana kaynağı ve anlaşılma ölçüsü Kur'an'dır. Hadisler ise sünnetin ne olduğuna dair nesilden nesile aktarıla gelen rivayetlerdir. Kur'an resulüllah'ın yaşam ilkeleridir ve resulüllah'ın hayatına indiği için sonraki nesillere de resulullah'ın yaşamını gerektiği kadarıyla sunmuş olan şüpheden uzak tek kaynaktır...


Dini Allah'a özgülemek lazım
Tertemiz olanı kirletmemek lazım
Önce tertemiz berrak bir nimetin yanına her türlüsünden olan şeyleri kariştırıp sonra habis olanlarını ayıklamak

İşte buna Kur'an'ın yanına rivayetleri kotarıp sonra Kur'an'a uygun olmayan hadisleri ayıklamak diyorlar.

Sizin zorunuz ne?
Niye önce ekleyip sonra ayıklıyorsunuz?
Allah'ın dininde neyi eksik gördünüz de Allah’a din öğretmeye kalkıyorsunuz?

Bir de sahih hadis diye bir kavram uydurmuşlar. Aslında sahih hadis doğru söz demek ama bunların hadis usulünde rivayet senedinin ravinin aklı sıra muttasıl olmasına ve zincirdeki ravilerin sika (zeki ve güvenilir ) olmasına dayanan bir etiket. Ondan sonra da usul biliyon mu diye ahkam kesiyorlar.

Siz hangi hakla usul ihdas ediyorsunuz?
Allah usulü koymuş. Peygamber Kur'an'da konuşur maide 101
Kur'an'a uymayan her söz batıldır casiye 6
İşte sana hadis usulü! Allah'ın usulü dururken senet rical zan üçgeninde kıytırık usulle mi din iman edineceğiz? Öneriniz bu mu? Sonra ilim diye bu insan üretimi etiketleri mi pazarlıyorsunuz? İlim ehli dediğiniz bu insan üretimi etiket hapishanesinin mahkumları mı oluyor...


İlahiyatçı olmak ve mevcut din eğitimi
Nerede görsem bir kimseyi ki din eğitimi almıştır. Çok zor Kur'an merkezinden meseleyi anlatmak. Hadis gözlüğünü çıkarmadan bakmazlar ayetlere. Ayetlerin bağlamından bakmazlar bir şeye. Kur'an'dan bakalım desen konuya, olur adın Kur'an'iyyun kimliğin ingiliz projesi. Hadisten bakacaksın her zaman senin aklın ermez meseleye. Bulmuşlar peygamberi hadislerde, sankim yoktur Kur'an'la bir bağı. Kur'an'dan bakarsan eğer olursun baği. Risalet yoktur Kur'an'da Hadisler olsun dünyanda.. Sanırsın Kur'an'ın peygamberle hiçbir bağı yok, peygamberle bir durağı yok. Kur'an Kur'an dedin mi önce bir irkilir. Peygamberi dışlıyorsun diye hemen dikilir. Hadisten alacaksın dini hadisle konuşturacaksın Kur'an'ı. Sana mı kalmış hadisten bakmadan anlamak Kur'an'ı(!)
Herşey dönmüş tersine ne kadar çalışsan da dersine. Bu iş nasıl doğrulur bilemem netice kalmış mahşere.


Buhari kimdir Müslim kimdir Kütüb-i Sitte Nedir
Hadisçiler Resulullah'ı tebliğ ettiği Kur'an'dan okumadılar. Onun bunun ağzından başka bir resulullah tanımlaması yaptılar. Eğer resulullah'tan sonra tarihi gelişim sürecini, insanların din algısını ve oturmuş kültürü kayıt altına almak adına bir çalışma yapsalardı bunda bir sıkıntı yoktu. Hatta bu çalışma ümmetin yararına olurdu. Böyle bir çalışma bu güvenilir bu güvenilmez demeden, kimini alıp kimini atmadan ama gerek gördüğünü kendince değerlendirerek hadis toplamakla mümkündü.

Ama onlar bunu yapmadılar. Kendi zihniyetlerine uyanlardan kendi zihniyetlerine uyan hadisleri aldılar, kendileri gibi düşünmeyenleri güvenilmez olarak niteleyip zihniyetlerine uymayan hadisleri attılar. Oysa şu kesin ki herkes kendi zihniyetinde olana güvenilir der kendi zihmiyetinde olmayana güvenilmez der.

Bu noktayı doğru okuyabilmek için günümüzde kime göre kim güvenilir olur, kime göre kim güvenilmez olur siyasi ve mezhepsel fotoğraf üzerinden birazcık düşünmek yeterlidir.

Hatta size bu hususu daha sağlıklı düşünebilmeniz için başka bir yol önereyim. Şu facebookta kim güvenilirdir kim değildir desek cevabın kişiye göre değişeceği açıktır. Herkes kendi zihniyetinde olanı güvenilir bulur diğerini ötekileştirir. Hatta kendi zihniyetinde olmayana tıpkı hadis rical değerlendirmesinde olduğu gibi zındık fasık sapıtmış ajan sünnetsiz kafir müşrik etiketi vurur. Demek ki güvenilirlik değerlendirmesi şahıslara kaldı mı orada bir algı operasyonundan başka bir şey beklenemez.

Hadisçiler kişisel yargılarda bulunmayıp birilerinin rivayetlerini güvenilir birilerinin rivayetlerini güvenilmez diye etiketlemeden tüm hadisleri toplasalardı, kayıt altına alıp sunduktan sonra kendilerince gerekçelerini sunarak değerlendirme yapsalardı ümmet için çok hayırlı bir iş yapmış olacaklar ve resulullah sonrası siyasi kültürel hayatı, düşünsel birikimi yeni nesillere aktarmış olacaklar ve değerlendirme hakkını onlara bırakacaklardı. Ellerinde Kur'an olan ümmet için değerlendirme noktasında bir kafa karışıklığı oluşmayacaktı. Ama öyle yapmadılar. İşlerine gelen hadisleri aldılar işlerine gelmeyenleri attılar. Bu da rical senet değerlendirmesi adı altında zihniyetlerine göre sahih ve zayıf hadisler üretmelerine sebep oldu. Bu yaklaşım ilim adamlığı değil ideolojik hadis ayıklayıcılığı anlamına geliyordu. Bu durumu doğru okuyabilmenin en basit yolu Buharinin Ebu hanife hakkındaki rical değerlendirmelerini okumaktan geçer.

Hal böyle olunca hadisçilerin yaptığı, netice olarak yeni bir din ihdas etmek, Kur'an'ın yanına yeni bir dini kaynak üretmek ve ümmeti Mescidi nebi olan Kur'an'dan alıkoyacak mescidi dırarlar ihdas etmek oldu.

Müslüman şunu bilmeli ki Kur'an Allah'ın sunduğu din ve vahyin kayıt altına aldığı resul hayatıdır. Hadisler ise Buharilerin Müslimlerin sunduğu din ve şahısların ürettiği ideolojik bir resul hayatıdır. Bu bakımdan Allah’a ve Resulullah'a uymak gereğince Sunnilerin resulullah'ı başka kaynaklarda Şiilerin resulullah'ı başka kaynaklarda yer almaktadır. Oysa Allah ile resulullah'ın arasını ayırmak Kur'an tarafından yasaklanmıştır. Allah’a başka kaynak resulullah'a başka kaynak isnat ettiğiniz an Allah ile resulullah'ın arasını ayırdınız demektir, men olunduğunuz mescidi dırara uğramaktan geri durmak yerine mescidi nebi olan Kur'an'ı terkedip mescidi dırara vardınız demektir.
Selam olsun dini Allah'a has kılıp rivayetler arasında boğulmayanlara...


Hadisler dinin değil kültürün yansımasıdır
Hadisler Allah'ın dinini değil Allah'ın dini hakkındaki rivayetçilerin duyumlarını algılarını yansıtır. Hiçbir hadisin resulullah'a aidiyetinin bir garantisi yoktur. Rivayetçiye göre de rivayetçinin mezhebine coğrafyasına göre de hadisler değişir. Hadise vurulan sahih zayıf etiketi de hadisin kendisiyle alakalı olmayıp rivayetçilerinin yani rivayet senedinin değerlendirilmesiyle alakalıdır. Hadislerin sabit bir sayısı da yoktur doğrusunun yanlışının hangileri olduğu da bilinemez. Hadisin kendisinin doğru bir söz olması onun resulullah'a aidiyetini garanti edemez. Zira sözün doğru olması mutlaka resulullah'ın demiş olmasını gerektirmez. Pekala başkaları da doğru söylemiş olabilir. Bir hadisin doğru olması onu din haline de getirmez. Zira dinin sahibi Allah'tır ve başka bir söz Allah'ın sözünün yanına eklenemez. Zaten eklenebilir olsaydı bizzat Resulullah'ın kendisinin Kur'an dışında söylediği din ile alakalı sözlerini de kayda geçirmesi ve tebliğim olan Kur'an'ı bu yorumlarıma göre anlayın demesi gerekirdi. Böyle bir şey ise Kur'an'ın açık ve anlaşılabilir olmadığı, Resulullah'ın yorumlamasına muhtaç olduğu anlamına gelirdi. Oysa bizzat Kur'an kendisini Rahman’ın öğrettiği mubin mufassal müyesser bir kelam olarak nitelemektedir. Meramını Allah'tan daha net ve daha güzel anlatabilecek kimdir...

Casiye 6 Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
Hucurat 16 Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?
Furkan 30 Resulullah diyecek ki Ya Rabbi bunlar Kur'an'ı kendilerinden ötelemişler..


"Allah bizlere peygambere itaati emrediyor, Peygamberde sizin için güzel bir örneklik vardır buyuruyor"
Allah Peygambere itaat et diyor, peygamberi örnek al diyor ve kitabında peygamberini nasıl örnek akacağımızı, peygamberin örnekliğini sunmuyorsa, peygamberin örnekliğini rivayetlerden, zan kaynaklarından edineceksek o zaman demek ki Kur'an eksik öyle mi? Eksik olan bir kitabın Allah'ın kitabı olduğuna insan neden inansın? Her türlü noksanlıktan beri olan Allah kitabını eksik kılmış öyle mi?
Allah Kur'an'da soruyor: Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?

Şimdi diyecekler ki oradaki hadis peygamberin hadisleri mi? Vaktiyke bana bir hadis profu da öyle söylemişti.

Ben de demiştim ki: Ayet Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise dediğine göre Allah ve ayetleri nerede konuşuyor? Tabi ki Kur'an'da. Peki sizin hadis dedikleriniz nerede Kur'an'da mı? Tabiki Hayır.

Zaten sizin hadis dedikleriniz peygamberin hasidi değil peygamber adına söylenen hadislerdir.

Hadis diye sünnet diye Kur'an'a alternatif uyduranlara: Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorsunuz, ehsenul hadis olan Kur'an dururken insanları hangi hadise çağırıyorsunuz? Mescidi nebi dururken mescidi dırarda ne arıyorsunuz? Allah'ın buyurduğu gibi "Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?" Hucurat 16

Resulullah'ın sireti de örnekliği de yaptığı hatalar da bu hatalarında asıl yapmasının uygun düştüğü doğrular da tüm örnekliği ile Kur'an'da mevcut. Zira Kur'an Resulullah'ın hayatına 23 yıllık bir zaman diliminde inerek ona hitap ederek ona yön vererek ona ilkeler sunarak onu men ederek onu düzelterek hayatını ve örnekliğini kayıt altına aldı. Allah'a başka kitap peygambere başka kitap izafe ettiğiniz an Allah ile peygamberin arasını ayırdınız demektir. Dini şirketleştirdiniz demektir.

Eğer müslümansak hatırlatırım. Rabbimiz Kur'an'da "Deki ben dinimi Allah'a has kalmakla emrolundum" buyuruyor..


Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Hucurat 16
Hadis denen rivayetleri Kur'an'a arz etmekten rahatsız olanlar var. Oysa değil hadisleri Kur'an'ı bile Kur'an'a arz etmeyi Allah emrediyor...

Nisa 82 Allah çelişkili konuşmaz diyor. Ali imran 7 Sözün sahibi Allah'tır. Allah asıl maksadını manaya net hakim olan ayetlerde ifade etmiştir. Kalbinde eğrilik olanlar kafasındakinin benzerini üretmek için net ayetlere arz etmeden çarpıtabileceği ayet arayışına girerler. İlimde tutarlı olanlar ise hepsi Rabbimizin katındandır derler ve nisa 82 gereği Kur'an'ı Kur'an'a arz ederek çelişkisiz bir bakışla okurlar diyor.

Ortada Allah'ın kitabı varken sırf bir rivayet zinciri sebebiyle rivayetçiyi otorite edinip rivayete sahih etiketi vuranlar neyin peşindeler? Hani resulullah neyi verdiyse onu alacak, neden men etti ise ondan sakınacaktınız? Casiye 6. Ayette Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar dendiği halde neden Allah'ın ayetleri dışındaki rivayetleri Allah'ın ayetlerine arz etmiyorsunuz? Allah "zan gerçeklik noktasında bir şey sağlamaz" dediği halde neden resule aidiyeti kesin olan Kur'an'ı aidiyeti zan olan hadislere mahkum ediyorsunuz? Neden Allah'ın, dininizi tamamladım (maide 3) ayetine rağmen ve Kur'an'ın sustuğu noktada Allah'ın hükmü serbestliktir (maide 101) ayetine rağmen başka yerden din devşirmeye çalışıyorsunuz? Neden Allah'a din öğretmekten sakındırılmanıza rağman Allah'a din öğretmeye kalkışıyorsunuz?
Bu hadsiz yaklaşımınız tam da mescidi nebi olan Kur'an'ı terkedip rivayetleri mescidi dırar edinmek değil de nedir?

Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz... Hucurat 16
Kur'an'dan başka da okuyup ders aldığınız bir kitabınız mı var... Kalem 37


Eğer dini müzakere edeceksek merkeze alacağımız metnin ne olacağı konusunda yani usul ve esasta anlaşmak durumundayız...
Demek istediğim şudur
Mesela ben sana göre güvenilir yani sika biri değilim. Bu yüzden benden hadis alınmaz benim sözüme görüşüme güvenilmez. Zira zihniyetimiz farklı. Yani buhariye göre ebu hanife neyse sana göre ben de oyum. (Buharinin Ebu hanife hakkındaki düşüncelerini araştırmanızı öneririm) Yani "onlar sözü dinlerler en uygun olanına uyarlar" ayeti değildir burada merkeze oturan. Ölçü zihniyetine uyanın zihniyetine uyandan zihniyetine uygun rivayetlerini muttasıl senetle toplayarak ve sahih etiketiyle sunmasıdır.

Dikkat et Sahih hadisin tanımı şudur: Sika ravilerin yine sika ravilerden muttasıl senetle resulullah'a isnat ederek rivayet ettiği hadislere sahih hadis denir.

Yani bir hadisin sahih olma ölçüsü o hadisin akla mantığa tarihi gerçeklere fıtrata ve Kur'an'a birebir uyması değil, muhaddisin hadisi aldığı ravileri sika olarak nitelemesi ve isnat zincirini resulullah'a kadar muttasıl senetle dayandırmasıdır. Bu bakımdan bir muhaddisin sika dediğine öbürü yalancı diyebilir bir ravinin aldığı hadisi diğeri atabilir. Sunninin sika ravileri sunni zihniyetinde olanlardır şiinin sika ravileri şii zihniyetinde olanlar. Ve benzeri zihniyet uyumu...

Senle benim ortak noktamız Kur'an olduğuna göre ve ikimiz de Kur'an imanlısı olduğumuza göre ve hadislerin Kur'an'ın yanında kaynak değeri oluş derecesi Kur'an ile eş değer olamayacağına göre müzakerelerimizi direk Kur'an ayetleri üzerinden yapmamız gerekir. Eğer bu esasta uzlaşamazsak dini konuşmamızın bir anlamı kalmaz. Zira esasta uzlaşamadık mı müzakeremizde uzlaşma ihtimalimiz sıfır olur.

Bugün islam dünyasının tek ortak metni Kur'an'dır. Ama din deyince hepsi bağlısı bulunduğu coğrafyanın mezhebi ve o mezhebin hadisleri üzerinden din sunumu yaptıklarına göre islam dünyasının asla hiçbir zaman iki yakası bir araya gelmeyecek ve asla dini müzakere dahi edemeyeceklerdir.

Bugün Sünni dünyada doğup Sünni dünyanın kültürü ve eğitimi ile zihinlerini inşa edenler eğer Şii dünya da bu süreci yaşasalardı kesinlikle şii olacaklardı. Aynı toplumsal gerçeklik kesinlikle şii dünya için de geçerlidir. Oysa hakikat bir piyango misali doğduğun yere göre edinilebilecek bir anlayış değildir.


İnsanlar din deyince başlıyorlar saydırmaya: 
O kitabı okudun mu bu kitabı okudun mu o tefsiri okudun mu bu hadisi okudun mu bu risaleye baktın mı şu mesneviden nasibin var mı...
"Peki sen Kur'an'ı okudun mu" diyorsun o zaman diyor ki "biz Kur'an'ı anlayamayız".
Biz Kur'an'ı niye anlayamıyoruz? Allah mı anlatamamış biz mi geri zekalıyız?
Eğer biz geri zekalıysak zaten sorumlu olmayız da Kur'an'ı anlayamayız diyenler başka kitaplara sıra gelince ne kadar da süper zekalı kesiliyorlar hayret..


Kitap Kur'an peki hikmet ne...
Evet, bir usul olarak söze böyle başlayan sayın hocamızın cümleleri şöyle devam ediyor:
Allah kitabı ve hikmeti indirdiğini söylüyor. Kitap Kur'an peki hikmet ne? Hadi cevap verin bakalım! Hikmet resulullah'ın Kur'andan çıkardığı hükümlerdir(!) Bu bakımdan hikmet buharidedir, müslimdedir, kütübi sittededir(!) Sünnet bize hadisler yoluyla gelmiştir. Sadece Kur'an değil sünnet de korunmuştur elimizdedir. Hadisleri kabul etmeyenler sakın kilometrelerce yanımıza yaklaşmasınlar. Onlarla ahirette görüşeceğiz. İslam kitap sünnet bütünlüğünde okunmalıdır. Bu dini en iyi resulullah anlar şüphesiz. Resulullah Kur'an'da değil hadislerde konuşuyor(!) Bu yüzden her hadisin mutlaka Kur'an'da bir aslı vardır olmalıdır. Zira resulullah bir şey demişse mutlaka Kur'an'dan çıkardığı hükmü söylemiştir. Bu bakımdan hadisin Kur'an'daki yerini iyice araştırıp bulmak lazım. Bu öyle bireysel olarak yapılabilecek bir şey değildir. Ekip çalışması yapmak gerekir. Biz hadislerin Kur'an'daki aslını araştırıyoruz ve hikmetli okumalar yapıyoruz. Kitap ve sünnet bütünlüğünü uyguluyoruz. Bu metodu bize Allah Kur'an'da öğretti(!) Dini anlama noktasında bizim kadar hadis kullanan yoktur. Ekip olarak çalışıyoruz. Uzun bir süreçte yemeği pişirip önünüze getiriyoruz. Kur'an alimler topluluğu için açıklanmıştır(!) Öyle bireysel olarak okunabilecek ve hüküm çıkarılabilecek bir kitap değildir(!)
Bu satırlarda okuduğunuz bir usul olarak tezahür olunan bu gafletin yaman çelişkisi zihinsel bir körelme olarak algıya yansıdı ve din şirketleşti. Allah’ın dini Allah’ın kitabında aranacakken onun bunun kitabındaki din Allah'ın kitabında aranır oldu. Oysa dinin asıl hüviyeti tevhit idi. Vahyin hikmeti dinin Allah'a has kılınması, insanlığın özgür kılınması idi.
Şimdi bu gafletin ifade bulduğu zihne birkaç kelam edelim. "Kitap Kur'an peki hikmet ne!" sualine cevap verelim. "Hadi söyleyin hikmet nedir!" meydan okumasına ve "söyleyemezler" diye kendince cevaplar sunmasına bir bakalım. Söylemin sorunlarına ve işin aslına bir göz atalım. Bir yandan hikmeti indirilmiş sunup diğer yandan hikmeti indirilen kitap olan Kur'an'da değil ondan bundan rivayet olunan kitaplarda aramasına biraz hayret edelim.
Sayın "kitap Kur'an peki hikmet ne" diye sorup o kitaptan bu kitaptan bize nice hikmetler kotaran abimiz! Hikmet söylemi başka bir şey indirilen hikmet söylemi başka bir şey bu farkı gözetmen lazım önce. Eğer indirilen hikmetten söz ediyorsan indirilen kitapta araman lazım o hikmeti. İndirilen hikmet Kur'an'da olur rivayet kitaplarında olmaz. Hani "kitap Kur'an peki hikmet ne" diye sorup mushaf Kur'an peki hikmet ne dediğini sanıyorsun ya önce şunu bil! Senin kitap dediğine Araplar mushaf diyor. Gökten mushaf mı indirildi sanıyorsun? Allah yasayı mesajı hikmeti nuru ölçüyü açıklamayı hatırlatmayı aydınlığı yarım ömürlük bir süreçte resulullah'a vahyetti ve bu lütfolunan tüm sunumlar neticede sayfalara kayıt düşülerek mushaf oldu. Kitap da hikmet de nur da beyan da furkan da mushafa kayıt düşülmüş Allah'ın lütfu olan ayetlerdir. Sen hâlâ kitap Kur'an peki hikmet ne diye sor bakalım. O zaman ben de sana sorayım. Senin mantığınca kitap mushaf oluyorsa ve adı Kur'an ise peki furkan ne oluyor başka bir mushaf mı? Hani hikmeti mushaftan başka yerde arıyorsun ya indirilen furkanı nuru beyanı nerede arıyorsun? Artık bir yerde mantık hatası yaptığını gör. Ve kitap sünnet bütünlüğü söylemiyle kaynağı tevhit olan dini bir çok kitaba çıkarıp şirketleştirme durumuna düştüğünü fark et. Yaptığın bu tanımlamayla renkli bir gözlük taktığın için hiçbir şeyi öz rengiyle göremeyeceğini öğren. Bu usul dediğin şeyin gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemek olduğunu anla. Eğer çıkış noktan buraysa varacağın yer ancak hüsran olur. Söylemin çok yaldızlı olsa da kazancın kayıp olur hüsran olur. Bizim son sözümüz de dini Allah'a has kılanlara selam olur. Gereken uyarıyı yaptığımız içinde içimizde huzur bulmuş bir vicdan olur..


Kur'an ve hadis ikilemi...
Kur'an resulullah'a ait sözler olup bizzat resulullah tarafından resüllüğünün belgesi olarak Allah'tan vahyolunduğu vurgulanarak bizlere uymamız ve hayat ölçüsü edinmemiz üzere iletilen sözlerdir.
Hadisler resulullah'a aidiyetinin hiçbir belgesi kanıtı olmayan ama ondan bundan duydum denilerek resulullah'a aitmiş gibi sunulan başkalarının bizler için öteden beriden topladığı sözlerdir.
Kur'an'ın resulullah'a aidiyeti kesin iken hadislerin resulullah'a aidiyeti zandır.
Resulullah'ın ilettiği sözleri değil de onun bunun ondan bundan topladığı sözleri resulullah'a isnat etmek sui zandır.
Kur'an der ki: Zandan çokça sakınınız.
Kur'an der ki: Zan gerçeklik noktasında hiçbir şey sağlamaz.
Kur'an der ki: Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
Kur'an der ki: Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?
Kur'an der ki: Allah hüsranı aklını kullanmayanlarda tezahür ettirir.


Kuranistler mealistler deyip ahkam kesen ve sunni olmakla övünen ataistlere (atalar dininin yolcularına) soruyorum!
Siz neden hep din deyince resulullah dedi ki diye başlar ve Kur'an'ın dışından ahkam kesersiniz? Kur'an'a inanmıyor musunuz ve Kur'an'dan rahatsız mısınız yoksa Kur'an'ı anlayabilecek kadar yeterliliğiniz mi yok. Şu doğru hadislerin sayısı tam olarak kaç ve hangi kitaptakiler tam doğru hadis? Bizi peygamberi devre dışı bırakmakla itham edene kadar önce bir doğru hadislerin tam sayısını ve hangi kitapta olduklarını net belirleyin. Şu yargıçlığı bırakın da bu işi bir izah edin inşaallah.
Mademki Kur'an'a iman etmişiz neden din deyince sizin işiniz Kur'an'dan uzak durmak? Neden ayeti duyduğunuz an peygamber dedi ki peygamber dedi ki diye ataların söylemlerinden başlarsınız anlatmaya? Kur'an'a iman mı etmiyorsunuz yoksa Kur'an'ı anlayacak kapasiteniz mi yok?


Bir hadis profesörü abimize casiye 6. Ayeti okudum ve dedim ki hiçbir hadis ayete ölçü olamaz. 
Bana dedi ki o ayetteki hadis peygamberin hadisleri mi demek. Dedim ki senin hadis dediklerin, Buhari Müslim'de nakledilen sözler peygamberin hadisleri mi demek öyle mi sanıyorsun? Kur'an ehsenul hadistir. Peygamberin hadisleri demek risalet makamındaki sözleri demektir ki onlar tebliği olan Kur'an ayetleridir. Allah "Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar" dediğine göre Allah ve ayetleri hangi kitapta? Tabiki Kur'an'da. Peki senin hadis dediklerin Kur'an'da mı? Hayır. O halde Casiye 6. Ayette "Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?" Sorusundaki hadislerden kasıt Kur'an dışındaki her sözdür ve sizin hadis dediğiniz rivayetler de bu kapsamdadır. Maide 101 gereği Kur'an'ın sustuğu yerde hiç kimse dinde hüküm ihdas edemez.


Hadis usulü mü dedin?
Kim koymuş bu usulü?
O dedi bu dedi şu dedi işte eni boyu bu usul dediğinin. İşte bir de şu var: "o bu şu" var ya onlar bizim kafadan oldukları için sikadır benim ravilerim yani güvenilirdirler hadisi aldıklarım. Ben inceledim de onlardan aldım bu hadisleri. Güvenin bana onlar hem dürüstler hem de zekidirler. Ve yaşadıkları dönem itibariyle görüşmüşler. Araştırdım. Bu hadislerim sika yani güvenilir ravilerden geliyor hem de muttasıl senetle.
Yani?
Yanisi sahih işte.
İyi de kardeşim "sahih hadis" söyleminde "sahih" kelimesi hadisin sıfatıdır senin usulünde hadisin sıfatına dair tek şey yok ki. Sen adamlarının sıfatını pazarlamakla doğru(sahih) sözü(hadisi) tespit etmeyi karıştırmışsın. Sahih hadis yani doğru söz öyle nakil zinciriyle değil sözün sıfatıyla niteliğiyle belli olur. Senin aldığın adamlar senin zihniyetinden olunca sika oluyorlar ama ebu hanife sana göre sika değil diye ondan hadis almıyorsun. Biz senden hadis almayınca bağırıyorsun ama sen Ebu Hanifedeki hadisi kale almıyorsun. Bu ne perhiz bu ne...
Allah'ın dini eksik de senin ve adamlarının nakline mi kalmış? Fark edemediğin bir şey var yazık. İyi bak Allah seni ve senin gibileri deşifre etmiş. Benim dinim Kur'an'dadır. Ben de resulüm de Kur'an'da konuşuruz. Kur'an'da zikretmediğim konularda ben kullarımı serbest bırakmışım. Mescidi nebi olan Kur'an ile yetinsinler nescidi dırarlara gitmesinler buyuruyor.
Keşke sen de maide 101 den nasiplenebilseydin de böyle bir hadis usulü ihdas etmeseydin.
Kur'an der ki: Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar? Casiye 6
Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Hucurat 16


Sırf an fülan an falan yollu zan kotarmak için nasıl bir rivayet edebiyatı üretmişler
Mütevatir ahat, sahih hasen zayıf mevzu, merfu mevkuf Mürsel. Rical ve dahi nice hadis litetatürü edebiyatı. Ve bu işlerle uğraşmak ilim dalı olmuş bu alan da uzmanlık alanı. Oysa sadece şu üç ayeti doğru okuyabilseydiler bu işlere girmezlerdi: Allah kimseyi hükmüne ortak etmez. Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?

Tefsir usulü fıkıh usulü hadis usulü okumak dini atalar gibi edinmek üzere Kur'an'a şaşı bakma operasyonu yaşamaktır.

Eğer hadis Kur'an'a uymuyorsa peygambere ait değil. Eğer uyuyorsa peygamber söylemiş olmak durumunda değil. Zira tek uygun sözü peygamber söylüyor değil. Ayrıca Kur'an'a uyuyor mu uymuyor mu anlamak Kur'an'ı anlamadan mümkün değil. Hem peygamber resulullahtır şerikullah değil...


Hadisler Kur'an'ın manasını yanlış anlamayalım doğru anlayalım diye vardır diyor
Sen şuna Kur'an'ın manasını bizim seçeceğimiz rivayetleri alet ederek mezhebimize göre çarpıtalım diye hadisler var biz hadis yerine sünnet diyerek atalarımızın dinini pazarlıyoruz desene!
Bu kafaya göre Kur'an'ın kendini mubin mufassal müyesser nitelemesi boş ve Allah meramını anlatmaktan aciz (!)


Allah ile resulullah'ın arasını ayırmaktan Allah'a sığınmak durumundayız...
Bir mezhebin peygamberi aradığı kitap buharinin yazdıkları ise diğer mezhebin peygamberi aradığı kitap kuleyninin yazdıkları ise mezhep mensuplarına göre peygambere yorum hakkı konuşma hakkı vermek o kitaplara bakmak ise neuzu billah.
Resulullah Allah elçisi olarak Kur'an'ı tebliğle konuşur. Bu manada resulullah Kur'an'da konuşur. Allah’ın kapalı sunup açıklamasını resulullah'a bıraktığı bir ayet olması ve bu manada Kur'an'ın bizi birilerinin sıka raviler zinciri diye ihdas ettiği muttasıl senetli sözler peşine koşturması durumunda en başta hud 1,2 anlamsız kalır. Sonra Araf 3 anlamsız kalır. Sonra Kur'an'ın mubin mufassal müyesser sıfatları anlamsız kalır. Sonra Allah'ın dinini tamamladığı ayeti anlamsız kalır. Sonra Kur'an'dan başka hakemmi arayayım ayeti anlamsız kalır zira bu durumda Kur'an'a rivayet kitapları hakem olmuş olur. Sonra kamer 17 22 32 40 anlamsız kalır.
Resulullah hayatta iken birinci olarak resulullah olarak konuşur ki bu konuşmalar Kur'an'dadır. Zira aksi takdirde soruları kendisi yanıtlamalıydı. Oysa Kur'an der ki sana soruyorlar de ki. Yani resulullah resulullah olarak sadece Kur'an'dadır. Ama vahiy sürecinde resulullah aynı zamanda emirül müminindir. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin ayeti gereği resulullah'a itaat edilir. Bu manada itaat ise sadece yaşanan hayatta mümkün olduğundan resulullah ile aynı dönemde aynı hayatı paylaşanlar için söz konusudur. Böyle bir durumda da mutlak itaat yoktur ve şavirhum fil emr ayeti gereği istişare vardır ve neticede öyle ya da böyle resulullah'ın son kararı mutlak itaati gerektirir.
Bugünküler için eğer din okumalarında Kur'an yetmeyecek ise ya da anlaşılamayscak ise o zaman ya Allah eksik din göndermiştir ya Allah dinini anlatmaktan aciz kalmıştır ya da Allah bize kitabında zanna uymayı yasaklarken, Allah'ın ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar diye sorarken dini bu ilkelere uygun düşmemiş demektir haşa.
Allah ile resulünün arasını ayırmak Allah'a başka kitap resulullah'a başka kitap atfetmekle olur. Kim derseki resulullah'a itaat hadis kitaplarına uymakla olur o zaman deriz ki o takdirde Allah dinini buharilerin kuleynilerin ya da başkalarının insiyatifine mi bırakmıştır? Din Kur'an olarak yetersizdi de resulullah birilerinin isnat zincirine Allah'ın dinini muhtaç bırakıp gerekli açıklamalarını kendi kayıt tutmayarak dini eksik bırakma cüretinde mi bulunmuştur? Neuzü billah.
Esasen tevhit olan dinde iki kaynak ölçü olamaz. Lailahe illellahın tezahürü onun bunun yazdıklarıyla olamaz. Din tevhitse söz sahibi Allah'tır ve Allah'ın ayetlerini resulullah tebliğ ettiği için Resulullaha itaat yani tebliğine uymak Allah'a itaattir. Eğer bir kimse için resulullah Kur'an'da değil de mesela buharideyse o zaman o kişi için resulullah olsa olsa buhari olur. Zira ondan bundan duyduma bu iş kalana kadar resulullah din için mutlaka gerekli olan kendi sözünü kendisi yazmalı idi. Din ondan bundan duydum o bu sikadır senet muttasıl söylemleriyle olamaz. Din Allah'ın vahyetmesi resulullah'ın tebliğ etmesi ile olur. Allah ile resulullah'ın arasını ayırmaktan Allah'a sığınmak durumundayız vesselam..


Hadislerin Kur'an'a arzı meselesi
Öncelikle şunu söylemeliyim. Değil hadisler her söz Kur'an'a arz edilmelidir. Buradaki yanlış şu. Ölçü Kur'an iken Kur'an'ın yanına başka sözleri yani hadisleri ölçü olarak kotarmak adına hadislerin Kur'an'a arzı hezeyandır. Kur'an'a arz edilen hadisin Kur'an'a uyuyor algısıyla dinen ölçü yapılması hezeyandır. Kur'an'a arz edilen hadisin kur'an'a uyuyor algısıyla Resulullah'a aidiyetini isnat etmek hezeyandır. "Lailahe illelah" ilkesi gereği dinde tek ölçü Allah'ın ayetleridir. Allah'ın ayetleri ise sadece indirilen ayetler yani Kur'an değildir. Allah'ın asıl ayetleri doğadadır fıtrattadır. kur'an ise Allah'ın ayetlerinin sunumudur, Allah'ın ayetlerini okumanın kılavuzudur.


Ana problem görülmeden hiçbir çözüm üretilemez
Ana sorun dini Allah'a has kılamamaktır. Yani Allah'ın vahiy buyurduğu resulullah'ın tebliğ ettiği kitabın yanına başka hadisler kotarmaktır.
"Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar" casiye 6
"Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz" Hucurat 16
"Resulullah diyecek ki Ya Rabbi benim kavmim Kur'an'ı ötelemişler" Furkan 30
Kur'an ve sünnet söylemiyle Kur'an'ın yanına din kotarıldığı ve resulullah'ın örnekliği Kur'an'ın dışında bir yerlerde arandığı sürece ne lailahe illellah ilkesine uyulmuş olunur ne de Muhammed resulullah ilkesine uyulmuş olunur. Bir defa Kur'an ve sünnet söylemiyle fitne kotaranlar öncelikle Kur'an ve hadis diyerek mert olmalıdırlar. Zira sünnet dedikleri Kur'an'da olmayan, rivayetlerle kotarılan bir dindir.
Öncekiler "Bu Kur'an'ı değiştir ya da bize başka Kur'an getir demişlerdi sonrakiler Kur'an ve sünnet diyerek rivayetlerle nice Kur'an'lar ürettiler. Öyle de bir ürettiler ki o dedi bu dedi şu dediyi resulün hadisi yapıp Allah'ın vahiy buyurduğu resulullah'ın tebliğ ettiği Kur'an'a istediklerini söyletmeye bir usul icat ettiler. "Rabbinizden size indirilene uyun. Ondan başka evliya diye birilerine uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz!" (Araf 3 ) ayetine rağmen Kur'an'ı evliya ulema diye birilerine mahkum ettiler. Okumayan cühelayı da böylece müslümanlık adına kapılarına kul ettiler.
"...Allah akletmeyenleri pisliğe mahkum eder" Yunus 100


Eğer bu hadisler doğruysa hadisçiler peygambere ihanet etmiş ve ondan sonra onun emirlerini çiğnemişlerdir
Eğer bu hadisler yalan ise hadisçiler hem peygambere iftira etmişler hem de çelişki üstüne çelişki arzetmişlerdir.
Her iki durumda da muhaddisler hadisin sahihliği için senedin ricalinde aradıkları sika (güvenilirlik) şartlarını taşımadıklarından hadisleri güvenilmezdir ve reddolunurlar.
İşte Bazı Hadisler:
1-“Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”
2-“Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”
3- “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Hz. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.”
4- “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.”


Kur'an'cı etiketiyle Kur'an'ı ötelemeye yeltenmek
Kur'an hayat kitabı olarak uygulanamaz, sünnet olmadan Kur'an'ın bir işlevi kalmaz diyorsun ya Allah'ın, kitabını eksik bıraktığını ve dinini buharinin müslimin insafına terkettiğini sanıyorsun.
Böyle bir iddia Kur'an'dan nasipsizliktir zira Kur'an Allah'ın, dinini tamamladığını, kitabı tüm ayrıntıları ortaya koyucu olarak indirdiğini ve Kur'an'dan başka hakem aranamayacağını buyuruyor.
Böyle bir iddia düşünceden nasipsizliktir zira la reybe fih olan kitabın onun bunun ondan bundan öyle böyle rivayetiyle zanna mahkum olmasını savunuyorsun ve böyle bir durumun hem hakikatin zanda aranamayacağı gerçeğine hem de bu iftiranın tevhitle bağdaşamayacağı gerçeğine aykırı olduğunu göremiyorsun...
__________________
Resulullah adına hadis toplama görevini sana kim verdi Ey Buhari Ey Müslim ve Ey diğerleri? Bu görevi size Allah mı yoksa resulullah mı verdi?
Hangi cesaretle Resulullah'ın ağzından Allah'ın dinine hadis toplamayı üzerinize vazife edinebildiniz? Maide 101 i Câsiye 6 yı ve Hucurât 16 yı Furkan 30 u bir kez olsun okumadınız mı? Araf 3 ten zerre kadar nasibiniz olmadı mı? Tevbe 31 den hiç mi ders çıkaramadınız?
Şimdi millet müslümanlığı sizin ondan bundan topladığınız o dedi bu dedilerde arıyor. Sizin tuttuğunuz kayıtlar ya Kur'an'a ölçü oluyor ya da Kur'an'ı nasıh oluyor.
Elbet Allah'ın kitabını bırakıp sizin kitaplarınızdan Allah'a din öğretmeye kalkışanlar Allah'ın huzurunda hanyayı konyayı görecekler ama bu işin baş müsebbibi olan sizler esas göreceğinizi göreceksiniz!


Kimse kimsenin sahih hadisine inanmak durumunda değil
Bil ki sahih hadisler Kur'an'dadır ve adı ehsenul hadistir. Bu arada Sahih hadis tanımın doğru değil. Birinin ondan bundan şundan aldım dediği senede göre bir sözün doğruluğu garanti edilemez. Sahih hadis doğru söz demektir ve doğruluğu garanti olan sözler Kur'an'dadır. Bu arada biz kimsenin üretimlerinden sorulmayız. Sadece Allah'ın kitabından sorulacağız. Madem lailahe illellah dedin önce bunu öğren derim...


Hadisleri Kur'an'ı anlamada hakem yapmak Kur'an'a iman etmemek anlamına gelir
Zira hakem Kur'an'dır. Hadisler ne subuten ne delaleten ayetlerden üstün konumda değildir ki ayetleri anlamada hakem olsunlar...
Enam Suresi
114.Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Kitabı size tüm meseleleri açıklayıcı olarak indirmiş olan O’dur. Kendilerini kitaba muhatap kıldıklarımız onun gerçeği ortaya koyucu olarak Rableri tarafından indirildiğini kesinlikle anlayacaklardır. O halde sakın şüpheye düşenlerden olma. 115.Rabbinin sözü doğruluğu ve adaleti ortaya koyma bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O işitendir, bilendir. 116.Yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, onlar ancak varsayımda bulunurlar. 117.Elbet Rabbin’dir yolundan sapanı en iyi bilen ve doğruluk üzere olanları en iyi O bilir


Bir hadis yani Allah elçisinin ağzından kotarılan bir söylem ve tahlili...
Allah şöyle buyurur "Ben kulumun bana olan tahminine göre ona muamele ediciyim o beni gündemde tuttuğu sürece kendisiyle beraberim .Beni içinden anıp hatırlarsa ben de onu kendi kedime anıp hatırlarım.Beni bir topluluk içerisinde gündeme almışsa ben de onu onlardan daha hayırlı bir toplum arasında hatırlarım. Bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. Bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelirse ben de ona koşarak gelirim.
İşin doğrusu:
Allah kulunun tahminine göre muamelede bulunmaz kullarına sunduğu ayetlere göre muamelede bulunur. Allah'ı herkes anar. En çok da müşrikler anar ama maalesef tahminle olunca şirke düşerek anar. Bir de Kur’an’ın bildirdiğine göre kendilerini en doğru yolda sanar. Önemli olan Allah’ı bir şekil olsun anmak değil tahmin karanlığından çıkarak Allah'ın ayetleriyle aydın olarak anmak. Mekkeli müşriklere göre Allah'ın melekleri lat uzza menat, ki bu isimleri meleklere kendi tahminlerine göre verdiler, Allah katında onlara şefaat edecekti. Bu onların Allah'ın huzurundaki durumlarıyla ilgili tahminleriydi. Ama Allah bu inancın şirk olduğunu bildirdi. Enam 51 secde 4 te Allah'tan başka şefaatçiniz yoktur derken zümer 43 44 te yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler diye sordu. Allah kullarına tahminlerine göre değil onlara sunduğu ayetlerine göre muamelede bulunur. Tahmin yani zan müşriklerin batağa düşme sebebi olarak Kur'an'da vurgulanır ve Kur'an derki tahmin yani zan gerçeklik noktasında bir şey ifade etmez.


Kur'an'ın yanına rivayeti koymak kimin haddine
Kur'an'ın konuştuğu yerde başka sözün ne değeri var (Casiye 6) Kur'an'ın sustuğu yerde Allah'ın serbestsiniz hükmü var. Serbestliği iptal etmek kimin haddine? (Maide 101)
Diyorum ki Allah buyuruyor "Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?" Casiye 6
Hadis Profu diyor ki oradaki hadis peygamberin hadisi mi?
Diyorum ki Kur'an dışındaki bir sözün peygamberin hadisi olduğunu rivayetçiler söylüyor Allah söylemiyor. Allah "Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?" sözünü söylüyor. Allah ve ayetleri derken Allah ve ayetleri nerede, tabiki Kur'an'da. Peki sizin hadis dedikleriniz nerede Kur'an'da mı tabiki Kur'an'da değil. Bu durumda mesele net değil mi? Sahih hadis diye bir şeyleri el-ehsenul hadis olan Kur'an'ın yanına din diye koymak kimin haddine? Rabbimiz buyuruyor "Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?" (Hucurat 16)


Pişmiş aşa su katılmaz zira aşın kıvamı bozulur. İnmiş dine hadis katılmaz zira Kitab'ın mizanı bozulur.


Birilerinin aklına Allah deyince Kur'an, resulullah deyince hadis geldiği için ya da Kur'an deyince Allah, hadis deyince resulullah geldiği için başka birilerinin de tepki hormonları kabarıyor ve lailahe illellahın yanına Muhammed resulullahı eklemeyiz resullerin arasını ayırmayız diyorlar
Etki tepki üzerinden hastalıklı bir zihinle bakınca olacağı bu. Oysa Allah'ı da resulullah'ı da temsil eden söz Kur'an'dır. Kur'an dışında resulullah'ı temsilen onun bunun ağzından kotarılarak dine yamanan her söz Allah ile resulullah'ın arasını ayırmak olur. Allah ile resulünün arasını ayırmak resulullah'ın tebliğinin yanına onun adını kullanarak din üretip dinde Allah'a ortak olma çabasının ürünü bir hadsizliktir. Allah’ı da resulullah'ı da temsil eden söz kelamullah olan Kur'an'dır. Kim resulullah'a itaat ederse yani resulullah'ın tebliği Kur'an'ı din edinirse işte o, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de Allah’a Kur'an'ı resulullah'a ehsenul hadis olan Kur'an'dan başka hadisleri sahih hasen zayıf vb adlar altında atfederse o da tevhit olan dini şirketleştirmiş olur. Onun için Allah Kur'an'da soruyor: "Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?"(Casiye 6) Onun için Allah Kur'an'da dine ortak olmaya çalışanlara had bildiriyor: "Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz?" (Hucurat 16)


Koca profesörler diyorlar ki Kur'an'ı yanlış anlamanın önündeki en büyük engel hadislerdir
İşin doğrusu bilakis Kur'an'ı doğru anlamanın önüdeki en büyük engel hadislerdir ve islam dünyasının bugünkü mezhep mezhep fırka fırka cehalete saplanmışlığı hep hadislerden beslenmektedir. Zaten her muhaddisin hadisleri de farklıdır. Hadis alimi denen kimselerin hadis kitaplarına bakıldığında diğer hadis alimleriyle bazı ortak hadisleri olsa bile neticede hepsinin hadisleri de farklıdır. Her mezhebin hadisleri farklıdır her fırkanın beslendiği rivayetleri farklı farklıdır. Sunniler Kur'an'ı kutubi sitteye yordular şiiler Kur'an'ı kütübi erbaaya yordular. Sözde la ilahe illallah dediler ama Allah'ın kitabının yanına nice kitaplar koydular.
Hadisler Kur'an'ı mezhebine göre konuşturmak için peygamberi alet etmek adına üretilmiş başka başka kitaplardır. Öncekiler bize başka Kur'an getir ya da bunu değiştir demişlerdi sonrakiler Kur'an'ı ötelemenin yolunu buldular ve peygamber adına Kur'an'a değil o dedi bu dedi şu dedilere hadis diye tutundular.
Huzura çıkış günü resulullah diycek ki "Ya Rabbi benim kavmim Kur'an'ı ötelemişler!" (Furkan 30)


Allah meramını anlatmaktan aciz değil
Kur'an ilk muhataplara nüzul ortamında, yaşanan hayat bağlamında konuşur, sonraki muhataplara ilkesel sunum ortamında, mushaftaki sunum bağlamında konuşur. Bu bakımdan Kur'an her zaman, her dönem, her muhatap açısından anlayacaklar için açık, anlaşılır ve net bir hitaptır.
Eğer bir kitap nüzul ortamında net anlaşılabilir oluyor ama sonraki asırlarda araya zaman girdiği için net anlaşılabilir olamıyorsa o kitap Allah'tan olamaz. Zira meramını her zamanın muhatapları için açık edemeyen bir Allah için muktedir olmak, adaletli olmak söz konusu olamaz.
Eğer bir kitap sonraki muhataplar için araya zaman girdiğinden tarihin sayfalarındaki birilerinin kendinden menkul bir iş olarak ondan bundan duydum diye topladıkları hadis denen söylentiler olmadan anlaşılamıyorsa o kitap eksik olur, onun bunun rivayetine muhtaç olur. Eksik olan ya da anlaşılmak için onun bunun rivayetine muhtaç olan kitap Allah'tan olamaz. Zira eksik bir kitap Allah için söz konusu olamaz ve eksik bir kitaba insanları muhatap kılmak Allah için konuşulamaz.
Eğer bir kitap sunumundaki mesajını doğru anlatabilmesi açısından kendi lügatını hitabın içeriğine kodlayamamışsa, eğer tarihin sayfalarındaki birilerinin mesajın doğru algısını tahrif etmek için ortaya koydukları kavramsal tahrifatı bertaraf edemiyorsa ve anlayacaklar için ya da mesajı direk kitaptan okuyacaklar için doğru okumanın gereği olarak mesajın lügatını tezahür ettirerek doğru anlamayı sağlayamıyorsa Allah'tan olamaz. Zira muhataplar açısından anlama niyeti ve gayreti olanlar için mesajını bütünsel bir duruluğa ve anlaşılırlığa tabi tutmayan Allah için insanları o kitaptan sorumlu tutmak adalet olamaz hikmet olamaz.
Kur'an'dan aydınlanacaksa insan en başta bu Bedihi gerçekleri dikkate almalı ve Allah'ı gereğince takdir edemeyenlerin kitaptan nasibi olamayacağının farkında olmalıdır...
Muhammed 24, Nisa 82, Kamer 17 22 32 40, Araf 3, Furkan 30, Hud 1,2, Enam 114 115 116 117, Casiye 6, Hucurat 16...


İmanınız size ne kötü şeyi emrediyor!
Allah'tan insanlığa bir mesaj. Kur'an. Ama ondan bundan rivayet hadisler olmazsa net değil, açık değil, yeterli olmuyor(!) Allah meramını ifade edememiş(!) Kur'an havada bir metin(!) Allah kltabını onun bunun rivayetlerine muhtaç kılmış(!) Bu ümmete hadis sevgisi içirilmiş durumda. Bu ümmete imanları ne kötü şeyi emrediyor. Bu ümmet gerçekte lailahe illellah diyemiyor. Tevhid blr söylem olarak kalmış durumda. Bu ümmete imanları Kur'an'ı eksik görmeyi ve dine ondan bundan rivayet hadis kotarmayı emrediyor. Bu ümmete imanları Kur'an'ı yetersiz görmeyi emrediyor. Bu ümmete söylentileri Kur'an'a şerik yapma sevgisi içirilmiş durumda. Bu ümmete imanları ne kötü şeyi emrediyor. Bu ümmete buzağı sevgisi içirilmiş durumda..


Rabbiniz kimse onun kitabına uyun
Eğer din anlayışımızı dahi Kur'an'dan alamayacaksak edinemeyeceksek, Ebubekir'in Ömer'in, Ebu Hanifenin Maturidi'nin vesairenin din anlayışına muhtaçsak, dini vesairenin vesairenin din anlayışı olarak edineceksek o zaman Kur'an o kadar boş ve anlamsız bir kitap ki? "Ey insanlar ve Ey inananlar" diye hitap eden bir kitap muhatabını aydınlatamayacaksa neye yarar ve niye geldi ki? Oysa Kur'an öyle demiyor. Vesaire vesaire için "Onlar bir nesildi geldi geçti. Onların edindikleri anlayış ve yaşantı kendilerine sizin edindiğiniz yaşadığınız size. Siz onların edindiklerinden sorulmazsınız" diyor. "Rabbinizden size indirilene uyun. Vesaire vesaireye uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz" diyor. Kaldı ki vesaire vesaire ile kim görüşmüş. Kime demişler ki benim din anlayışım budur. Öyle birşey de yok. Vesaireden vesaireden o dedi bu dedi ondan duydum bundan duydum söylentileri kotararak vesairenin vesairenin din anlayışı değil belki birilerinin kotardığı hadis etiketli zanlar ve hezeyanlar öğrenilebilir. Kaldı ki vesaireler vesaireler neden Kur'an'dan beslenirken bugünkü insanlar zandan ve hezeyandan beslenecekmiş? O halde akıl neye yarıyor Kur'an neye yarayacak...


"Lailale illellah" öyle kuru bir söylem mi sanıyorsunuz...
Sünnet Kur'an'ın içindedir. Zira Kur'an risalet yılları boyunca inmiş ve resulullah'ın siyerini sünnetini vahiyle kayıt altına almıştır. Bir dinde sünnet dini bir kriterse ve onun bunun rivayet kitaplarından edinilecekse o din tevhit değil şirket olur, hakikat değil zan olur. Allah'ın kitabı din olarak tamdır eksiksizdir.
Hadisleri Kur'an'ın yanına din diye kotarmak hak ile batılı karışık hale getirmek olur. Hele hele sünnet nitelemesiyle hadisleri Kur'an'ı anlamada kriter yapmak Kur'an'ı zanna rivayete mahkum etmek olur. Hadisler neye göre daha anlaşılır olacak? Meramını Allah'tan daha iyi anlatabilecek mi var? Hadisler Kur'an'ı anlamada nasıl kriter olacak? Allah'ın kitabından daha üst seviye bir kitap mı var? Hadisler nasıl sahih sünnet olacak? Ehsenul hadis olan Kur'an'dan başka ehsenul hadis mi var? Hadisler nasıl sahih hadis olacak? Tarihte birilerinin birilerinden sıka nitelemesiyle şahıslar zinciri üzerinden Allah'ın kitabının yanına hadis kotarma yetkisi ya da hakkı mı var? Kimin hadislerini dine kotarıyorsunuz? Buharininkileri mi, müsliminkileri mi, kütübi sitteninkileri mi, kütübi tisanınkileri mi? Ehli sünnetinkileri mi şianınkileri mi? Nasıl da böyle paramparça oluyorsunuz? Nasıl da sahih sünnet, Kur'an'dan sonra en sahih kitap diye yanınızdakiyle seviniyorsunuz...
Kalem Suresi
36.Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? 37.Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? 38.-Onda tercih ettiğiniz her şey sizindir mi yazıyor? 39.Ya da “her neye hükmederseniz sizin için o olacaktır” diye huzura çıkış gününe yönelik size verilmiş net sözlerimiz mi var? 40.Sor bakalım onlara bunu hangileri garanti edebilir? 41.Yoksa onlar için ortaklar mı var? Eğer doğruysalar ortaklarını getirsinler!


Meseleyi Allah'a ve resulullah'a götürmek
Allah'a götürmek Kur'an'a başvurmak resule götürmek sünnete başvurmak öyle mi...
Sünnet dedikleri resulullah'ın yolu iken ve resulullah'ın yolunu siyerini Kur'an sunarken, Kur'an bizzat resulullah'ın risalet hayatına inmişken ve risalet yıllarına hem yön vermiş hem risalet hayatını, örnekliğini resmetmişken sünnet deyip hadis etiketiyle onun bunun rivayetlerini Kur'an'ın yanına din diye eklentilediler. Hem "Allah hükmüne kimseyi ortak etmez" ayetini hem "Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar" ayetini hem "Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz" ayetini hem "zan gerçeklikten yana bir şey sağlamaz" ayetini es geçtiler. Bir türlü sınır tanımadılar ve dini Kur'an'dan okuyanları Allah adına yargılayıp peygamberi dışlayıcı, zındık, ajan, sapık diye ilan ettiler. Kendileri ise dindarlık makamında din adamlığı ahkamında resulullah adına din rivayet ettiler. Rivayet ettikleri dini muhkem ihdas etmek için nice usul ilimleri ve nice müktesebat icat ettiler...
Allah Kur'an'da resulullah sünnette konuşuyor diyorsunuz ya Allah ile resulünün arasını ayırıyor musunuz? Allah ayrı yerde resul ayrı yerde mi sunum yapıyor? Allah Kur'an'da resul buharide mi konuşuyor? "Resulün tebliğden başka da bir görevi mi var" diyen ayet yanlış mı soruyor? Bir yandan resulü örnek sunan Kur'an diğer yandan resulün örnekliğini mi sunmuyor? Resul hem Kur’an’dan başka yerde sünnetleşiyor hem de Allah "Bugün dininizi tamamladım, üzerinlzdeki nimetimi tamamına erdirdim ve sizin için İslam'a rıza gösterdim" mi buyuruyor...


Resulün tebliğden başka da görevi mi var
Kur'an'da iki defa vurgulanan "ene beşerun mislukum" ve "yuha ileyye" makamlarında Resulullah'ın hadisleri onu bizden farklı kılan "yuha ileyye" makamında söylediği "ehsenul hadis" olan Kur'an ayetleri iken uyanıklar ehsenul hadisler dışında "ene beşerun mislukum" makamında da başka hadisler ihdas ettiler ki kendileri de "beşerun bir şaşkın" olarak "Resûlullah'ın varisi alimlerdir" makamında Resulullah'ın arkasına saklanarak Allah'a iştirakçi olabilsinler. Oysaki Kur'an net söylüyor. Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar (casiye 6), başka bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? (Kalem 37), Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz (Hucurat 16), Rabbinizden size indirilene uyun (Araf 3) Resulün tebliğden başka da görevi mi var? (Nahl 35) Resulün tebliğden başka görevi yoktur (Maide 99) Hesap günü Resulullah diyecek ki Ya Rabbi benim kavmim Kur'an'ı öte tutmuşlar (Furkan 30



Ben atalardan bulduğum üzere müslüman değilim
Bir kitaba tanık olamadan bağlanmak ve savunmak olsa olsa atalardan bulduğuma uymak olabilir. O zaman atalardan bulduğum değişirse inanç da değişir. O zaman başka atalardan başka inanç bulan başka torunlar da en az benim kadar doğru olur...
Eğer ki bir kitap Allah'tansa akla hitap etmek, akla uygun olmak, anlaşılır olmak ve yeterli olmak zorundadır. Zira Allah'ı onun verdiği akılla bilirim. Kitabı akılla okuyabilirim Akıl zemini dışında dini konuşmak abestir.
Eğer ki bir kitap Allah'tan olarak yeterli olamıyorsa, anlaşılır olamıyorsa ve mutlaka ulema evliya diye birilerinin toplayacağı hadislere, yapacağı yorumlara muhtaçsa, mesaj olarak Allah'ın dinini yeterli ve anlaşılır sunamıyorsa o kitap Allah'tan olamaz.
Değil bugünkü hadis müktesebatının dinde bir otoritesini konuşmak Kur'an'ı tebliğ ettiği esnada "Ben Allah'ın resulüyüm" diye ilan eden tebliğci konumdaki bir beşer Kur'an'ın yanısıra Kur'an harici olarak bunlar bunlar da dindir, ben Kur'an'ın doğru anlaşılması için dini kendim ayrıca açıklarım, anlamak isteyen için Kur'an'ı ben anlaşılır kılarım ve dindeki eksikliği kendi yorumlarımla tamamlarım deseydi ben resullük ilanına da inanmazdım. Zira kitap resul olmaya delil olur, beşer olan biri resul olmaya kitap icat edemez.
Resul iddiasıyla ortaya çıkan beşer kimse bu şekil bir söylemde bulunsaydı ona derdim ki
--Bu hitap Allah'tansa ve sen Allah elçisi isen senin sözün elçi olarak ilettiğin Allah'ın sözünün yanına eklentilenemez. Zira Allah'tan başka ilah yoktur, Allah'ın sözünün yanına beşer sözü eklentilemez ve senin resul olarak söylediğin söz Allah'tan sana vahyolunan tebliğ ettiğin sözdür.
--Bu kitap Allah'tansa meramını anlatmak zorundadır. Başka bir açıklama yapmadan anlama niyetinde olanın anlayamayacağı kitap Allah'tan olamaz.
Aksi takdirde
--Kur'an akılla mantıkla fıtratla ve amaçla çelişik olur ki çelişik kitap Allah'tan olamaz.
--Mubin mufassal müyesser ifadeleri anlamsız olur ki zaten mubin mufassal müyesser olmayan kitap Allah'tan olamaz.


Kur'an'ın yanına hiçbir rivayet, yorum konamaz
Şunu belirtmeliyimki dini sadece resulün tebliği olan Allah kelamı vaz edebilir. Lailahe illellah ilkesinin gereği budur. Şu halde Kur'an'a tamamen uygun bir hadisi dahi peygamberimize isnat etme hakkımız yoktur. Ondan bundan duydumla peygamber konuşturulamaz. Kur'an'a imanımız birilerinin iddia ettiği gibi mütevatir diye bir sebeple değildir. Öyle bir delil olsaydı ilk muhatap sahabiler neye göre inanacaktı? Mesele anlama, farkında olma ve tanık olma meselesidir. Ebubekir için delil ne ise bizim için de odur. Bu işin ahad haber ya da mütevatir haber olmakla alakası yoktur. Mesele dinin Allah'a has olması, dini Allah kelamının vaz etmesi ve akleden muhataplar için bu gerçekliğe tanık olunmasıdır. Yoksa iş Atalar dini imanından başka birşey ifade edemez. Allah resulü resul olarak ehsenul hadis olan Kur'an'ı söylemiştir. Kur'an ise net olarak casiye Suresinde ve Kalem suresinde şu soruları sorar
1 Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
2 Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz


Hadisleri Kur'an'ın yanına din diye eklentileyenler ne kadar da cesursunuz!
Bu mantığınıza göre buharının zamanında siz yaşasaydınız ve resulullahın hadisleri diye yıllar sonra ondan bundan söylenti toplayıp onu bunu sika (güvenilir ve zeki) raviler diye senet yapsaydınız şimdi buhari yerine sizin hadisler kitabınızı mı Kur'an'ın yanına din diye eklenti yapacaktık? Sizin dinden makamınız ne ya da buharinin ve diğerlerinin? Sizin topladıklarınızı okumaya ya da din edinmeye bizi mecbur eden ne? Siz Allah'ın dininde ortak mısınız!? Bu din Allah'ın vahyi ile sizin ya da öteki birilerinin topladığı söylentilerin şirketi mi? Bu ne büyük bir hadsizlik farkında mısınız?


Hadisin din olduğunu ya da dinde ölçü olduğunu ispatlamak adına hadisten delil getirmek kısırdöngüdür tutarsızlıktır.
Bir şeyin delil olup olmadığı tartışılırken o şeyi kendisi için delil getirmek mantıksal açıdan safsatadır. Bir şeyin delil olup olmadığına o şeyi delil getirmek düşüncesizliktir.
Esasen Resulullah'ın tebliğinden değil de o dedi bu dedi şu dedi Resulullah demiş yapmış susmuş söylentilerinden resulün ahlakını aramak başlı başına düşüncesizliktir. Bir insan ki resulün beslendiği kaynaktan beslenmiyor da onun adına söylentilerden besleniyorsa zaten onun yolunda değildir. Zira resulün yolu kendisinin de beslendiği Kur'an'ın sunumlarıdır...
Bu bağlamda hadisi hadise delil yapmak için uydurulmuş bir hadisi örnek verirsem o hadisi uyduran insan daha Kur'an'a uygun sözü sadece Resulullah'ın söylemek durumunda olmadığını pekala başkalarının da Kur'an'a uygun söz edebileceğini fark edemeyecek kadar safsata yapmıştır.
"Benden nakledilen hadisi Kur'an'a arz edin. Kur'an'a uyuyorsa demişimdir uymuyorsa dememişimdir" hadisi iyi niyetle uydurulmuş bir hadistir. Hadis uyduranlar bulundukları cepheye göre kötü niyetle ya da iyi niyetle hadis uydurmuşlardır.
İşin doğrusu akıl var mantık var. Kur'an haricindeki bir hadisin resulullah'a aidiyetini tespit imkan dışıdır ama resulullah'a aidiyetinin doğru olmadığını tespit çok kolay bir şeydir. Eğer bir söz Kur'an'a uymuyorsa ve akla aykırıysa kesinlikle resulullah'a ait bir söz addedilemez.
Şimdi akıl var mantık var elimizi vicdanımıza koyalım bir sözün doğru olması Kur'an'a uygun olması o sözün resulullah'a aidiyetini garanti eder mi? Belli ki bir senet zinciriyle resulullah'a iftira hadisler uyduranlardan rahatsız olan biri tedbir olarak bu hadisi uydurmuş. Akıl var mantık var herkes bilir ki doğru sözü, Kur'an'a uygun sözü sadece resulullah söylemek durumunda değil pekala başkaları da söylemiş olabilir. "Benden nakledilen hadisi Kur'an'a arz edin. Kur'an'a uyuyorsa demişimdir uymuyorsa dememişimdir" hadisi iyi niyetle uydurulmuş bir hadistir".
Demekki sadece kötü niyetle değil iyi niyetle de hadisler uydurulmuştur. Akledenler bunu rahatlıkla farkedebileceklerdir....
Eğer denirse ki o zaman Kur'an Kur'an'a nasıl delil oluyor ya da Kur'an'ın delili ne ben derim ki Kur'an ilk muhataplar için neye göre tanık olunacak bir gerçek ise bugünkü insan için de aynı şekilde tanık olunabilecek bir gerçektir.
Mantıken bakıldığında Bir şeyin delili en az kendi seviyesinde ya da daha üst seviye bir delil olmak durumundadır. Daha alt seviye bir delil daha üst seviye bir delile delil olamaz. Bu bakımdan alemlerin sahibine ait olduğu iddiasındaki bir delile ancak Allah'tan olan bir delil delil olabilir.
Kur'an'ın iddiası Allah'tan olduğudur. İddia bu olduğu için sunduğu kanıtlar hep Allah'tan olmak durumundadır. Bu bakımdan Kur'an delilleri hep Allah'tan olan kâinattan, evrenden, yaratılıştan, hayattan, fıtrattan verir. Kur'an ile yüzleşen herkes bunu görür. Allah'ın indirdiği Allah'ın yarattığı ile asla çelişik olamaz ve kitap Allah'tan değilse yazarının ilmi seviyesinde kalacağından yaratılışla çelişki arz edeceği kesindir. O yüzden Kur'an (Nisa 82) derki Kur'an'da çelişki varsa Kur'an Allah'tan olamaz...


Dini ilimler müktesebatı ve usul gözlükleri
Dini ilimler diye okutulan tefsir hadis fıkıh usul tasavvuf vb zihinlere yüklenilen ezberler ve dayatmalar ilim için şart koşulan öncüller olarak zihinlere atalar dinini yüklemek üzere bir yön tayin etmedir, atalar dini yolunda bir efsunlamadır.
Bu müktesebat usul olarak ilim yolunda edinilen asıllar olduğundan kendisine iman edilmiş bir din ve inanç halini alır ve bu usul ve ilim denen zihinsel efsunlamalar insan için asıl olan aklın, vahyin, fıtratın ve hayatın yerine geçer, ağına takılan ilim yolcularının düşüncelerini basma kalıp bir yöne mahkum eder.
Bu müktesebatla efsunlanan zihinler virüs kapmış akıl misali olur ve artık kendilerine çizilen sınırlara mahkum olurlar, insan ürünü bu yorumların mutlaklığı tılsımında kilitli kalırlar ve artık fıtratın sesini dinleyerek ön yargısız, sağduyulu bir okuma imkanı bulamazlar.
Bu müktesebatı edinen ve dini ilimler tahsili yapmış diye icazet alanlar artıık bu imanın efsununda zihinlerinin yönlendirildiği yorumları hakikat zannederler, kendilerini dinin yeryüzündeki hamisi sanırlar, kendileri gibi mahkum edilmemiş zihinlerı din dışı ilan ederler ya da sapık, ajan, oryantalist, fitneci, modernist vb etiketlerler.
Bu müktesebatla mahkum olanlar artık bu müktesebatın sahiplerinin dinine uymuş olurlar, onları ulema evliya müçtehit gavs kutup vb kutsarlar. Artık bu kutsallarını heva edinerek mezhepçi tasavvufçu tarikatçı cemaatçi bir eğilimle Allah'ın kitabını eğerler bükerler Allah adına Allah'ın kullarına ahkam keserler...


Kur'an din olarak yeter mi...
Eğer Kur'an Allah'tansa din konusunda bir kitap, mesaj, metin olarak yeterli olmak durumunda ve yanına hiçbir hakla, gerekçeyle başka bir kitap, metin, rivayet eklentilenemez. Hiçbir hadisi hiçbir akıllının ehsenul hadis olan Kur'an'ın yanına eklentileme hakkı ve yetkisi olamaz.
Ben bir insan olarak meseleye hayattan fıtrattan bakarım. Nötr noktadan bakarsak az geniş perspektiften olayı okuyun, olayı Kur'an İslam hakkında atalarınızdan edindiğiniz çizgiden görmeye okumaya çalışmayı terk edin artık. Olay şu ki akıl var mantık var eğer bir kitap Allah'tansa ve insanlığı aydınlatmak için gelmişse kitap olarak mesaj olarak tek kaynak olmak durumunda. Allah'ın dininde kaynak ancak Allah'ın yarattığı şeylerin doğası, fıtratı ve Allah'ın zihinlerin perdesini kaldırmak için vahyettiği kitabı, mesajı olabilir. Kitabında kendisini ifade etmekten aciz olan ve dini eksiksiz sunamayan bir Allah'a inanmak düşüncesizliktir Atalar dinciliktir.
Allah vahiy gönderecek ama meramını ya anlatamayacak ya da eksik anlatacak(!) Öyle bir Allah olur mu? Eğer kitap öyle bir kitapsa zaten Allah'tan olamaz ve öyle bir kitabın Allah'ına inanmak Allah'ı gereğince takdir edememektir artık bunu görün.
Bakın yeni nesil deizme uçuyor diyorlar. Yusuf Kaplan habire korkularını yazıyor. Sizler dini, kitabı bu kadar dar pencereden ve çelişik okuduğunuz sürece yeni nesil kurtuluşu ya agnostizmde ya da deizmde bulacak. Bunun önü kesilemeyecek, hızı da durmayacak. Aklınızı başınıza alın ve önce kendi eminliğinizi garanti edinin. Kafayı başkalarını kurtarmaya takmışken sonra kendinizi bir İZMin kucağında görürseniz şaşırmayın. Zaten direttğiniz bu dar ufukla atalardinci bir zeminde olduğunuzu anlayın. Değerlendirme alemlerin efendisi Allah'a ait vesselam....


Peygamberimizin sözlerine inanmayalım mı...
İnşaallah birgün bu noktadaki gerçeği görürsünüz. Peygamberin sözü Nebi olarak vahiy yoluyla aldığı ve resul olarak tebliğ ettiği ehsenul hadis olan Kur'an'dır. Kur'an ehsenul hadis olarak Kur'an'da nitelenmiştir. Sahih hadis diye Kur'an'ın yanına eklenti yapmak isteyenler dini şirketleştirerek mescidi nebiden mescidi dırara firar etmişlerdir.
Peygamberin sözlerini almayalım mı diyorsunuz. Hadisler peygamberin sözleri değildir. Aksine peygamberin sözü diye iddia edilen sözlerdir. Veda hutbesinde 100 bin hatta daha fazla kişiye hitap edildiği söyleniyor. O kadar kalabalığa hitap olunurken en meşhur hadis bile birbirinin zıddı üç rivayettir. Birinci rivayet size öyle birşey bırakıyorum ki ona tutunursanız asla sapıtmazsınız. O Allah'ın kitabı Kur'an'dır rivayeti. İkincisi size öyle iki şey bırakıyorum ki onlara tutunursanız sapıtmazsınız. Onlar Kur'an ve sünnetimdir rivayeti. Üçüncüsü ise o iki şey Kur'an ve ehli beytimdir rivayeti. Bunlardan hangisi peygamberin sözüdür?
İşin doğrusu mescidi nebide olanlar Kur'an'a şerik kitap edinmezler. Onun için Furkan 30'da mahşer günü Resulullah'ın "Ya Rabbi benim kavmim Kur'an'dan hicret etmişler" diye olayı o gün fark edeceği ve ümmeti Allah'a şikayet edeceği bildirilmiştir. Hadislerden ahkam kesenler mescidi dırara firar edenlerdir.
Birçok ayette şöyle buyurulur: Allah'ın ayetlerini inkar eden ya da Allah hakkında gerçek dışı söylem uydurandan daha zalim kimdir? Bu hadislerin buharisinde de diğerlerinde de Allah'a ve Resûlullah'a iftira nice hadisleri var. Bu kitapları din edinmek Allah'a isyandır. Kur'an'da nur 8. Ayette mülaane ayeti var. Orada evli durumdaki kişinin EL-AZAPtan nasıl kurtulacağı anlatılıyor. evli kişinin de 2. Ayette belirtilen 100 celde azabından kurtulması anlatılırken o ayette EL AZAP ifadesi geçer. El Azap 2. Ayette Allah'ın ilan ettiği cezadır. Zina eden evli bekar erkek kadın fark etmez Allah'ın dininde ceza 100 celdedir. Nur 2. Ayette zinanın cezası Allah tarafından ilan edilmiştir. Bu hadisçiler Kur'an'daki ayeti kabul etmezler "eşşeyhu veşşeyhetu iza zeneya fercumuhuma elbettete" diye uyduruk bir hadisle güya zina eden evliler için recmi anlatan ama keçinin yediği bir ayet varmış diye hem Allah'a hem Resûlullah'a hem sahabi Ömer'e iftira ederler. Kur'an'daki ayeti terkederler keçinin yediği ayetten ahkam keserler(!) Allah'a iftiralarla dolu bir kitaptan din almak müslümana yaraşır mı? Kaldı ki kimsenin Allah'ın kitabının yanına şerik kitap üretme hakkı yoktur. Bu hadis kitapları baştan aşağı Resulullah'a iftira ve onun dilinden Allah'a iftira ile doludur. Öyle bir Resul anlatımları var ki güya zina eden biri gelmiş Resûlullah'a suçunu itiraf etmiş Resûlullah da birilerine gidin bunu recmedin demiş. Bu nasıl bir kafadır? Kendisi kontrolünde recmettirse ya? Güya onu taşlamışlar kaçmış. Yetişmişler taşlamışlar öldürmüşler. Sonra Resûlullah'a gelmişler Resulullah sormuş ne yaptınız? Demişler kaçtı ama öldürdük. Demiş ki keşke bıraksaydınız. Bu din oyuncak mı? Resulullah'ı alet ettikleri lakayt uygulamalara bakın hele! Böyle bir din Allah'tan olabilir mi?
Casiye 6 der ki: Febieyyi HADİSİN badellahi ve ayatihi yuminun? Yani Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi SÖZE inanacaklar. Allah ve ayetleri Kur'an'da peki bu hadisler Kur'an'da mı yoksa Allah ve ayetlerinden sonra mı?
Kalem 37 der ki Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Bir müslümanın Kur'an'dan başka peygamber hadisi diye ders aldığı bir kitap nasıl olabilir?
Hucurat 16 der ki Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Bu hadisçiler peygamberin ağzından Allah'a din öğretiyorlar. Bu hadislerden din edinenler de onları Allah'ın kitabına şerik yapıyorlar.
Necm 23. Ayette der ki bunlar sizin ve atalarınızın uydurduğu isimler. Allah onlar hakkında bir delil indirmedi. Sadece zanna uyuyorlar. Oysa rablerinden hüda (Kur'an) geldi. Buhari müslimin dinden ne makamı vardır? Allah onlar hakkında bir delil mi indirdi? Casiye 6, Kalem 37, Hucurat 16 müslümana delil iken iftiralara nasıl uyulabilir? Kur'an'ın yanına başka hadisler eklentilemek dini şirketleştirnektir. "Lailahe illellah" diye özünden diyebilmiş farkındalıklı bir zihin onun bunun rivayetinde din arayamaz. Dini Allah'a has kılar Kur'an'ın yanına eklentiye duramaz. Selam olsun dini Allah'a has kılanlara...


Kur'an'da HADİS kelimesinin kullanımı...
4/87.Allah ki O’ndan başka ilah yoktur. Sizi tereddüde yer olmayan huzura çıkış gününe mutlaka toplayacaktır. Kim Allah'tan daha doğrudur HADİS söyleyen olarak?
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ ۗ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ اللَّهِ حَدِيثًا

7/185.Göklerin ve yerin hükümranlığına ve Allah’ın yaratmış olduğu herhangi bir şeye bakmıyorlar mı? Belki de süreçlerinin yaklaşmış olduğunu düşünemiyorlar mı? Bundan (Kur'an'dan) sonra hangi HADİSE inanırlar?
أَوَلَمْ يَنْظُرُوا فِي مَلَكُوتِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا خَلَقَ اللَّهُ مِنْ شَيْءٍ وَأَنْ عَسَىٰ أَنْ يَكُونَ قَدِ اقْتَرَبَ أَجَلُهُمْ ۖ فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

12/111.Onların kıssalarında yaklaşımı makul olanlar için bir ders bulunur. Bunlar uydurulur bir HADİS değildir. Lakin öncesindekilerin doğrusunun sunumudur, her şeyin detaylı bir açıklamasıdır ve inanır kimseler için bir aydınlıktır, bir rahmettir.
لَقَدْ كَانَ فِي قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِأُولِي الْأَلْبَابِ ۗ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَىٰ وَلَٰكِنْ تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

18/6. Olur ki sen bu HADİSE (Kur'an'a) inanmazlarsa bu tutumlarına üzülerek kendini mahvedeceksin?
فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ عَلَىٰ آثَارِهِمْ إِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهَٰذَا الْحَدِيثِ أَسَفًا

31/6.İnsanlardan bazıları ilmin aksine Allah’ın yolundan saptırmak üzere HADİS oyalamasını satın alırlar ve onları eğlenti edinirler. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap olacaktır.
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا ۚ أُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ

39/23.Allah HADİSİN en gereğince olanını (Kur'an'ı) benzerlikleri olan tekrarlı bir sunum olarak indirdi. Rablerinden bilinçle sakınanların ondan sebep hissiyatları belirir. Sonra Allah’ın mesajına hisleri kalpleri uyum gösterir. Allah’ın aydınlık sunumu işte böyledir. Öğretisiyle gerek gördüğünü aydın eder. Allah kimi karanlıkta bırakırsa onun için bir aydınlatıcı olamaz.
اللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابًا مُتَشَابِهًا مَثَانِيَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ إِلَىٰ ذِكْرِ اللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ هُدَى اللَّهِ يَهْدِي بِهِ مَنْ يَشَاءُ ۚ وَمَنْ يُضْلِلِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

45/6.Bunlar gerçeği ortaya koymak üzere sana okuduğumuz Allah’ın delilleridir. Allah’tan ve delillerinden sonra hangi HADISE inanırlar?
تِلْكَ آيَاتُ اللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّ ۖ فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَ اللَّهِ وَآيَاتِهِ يُؤْمِنُونَ

52/34.Hadi benzeri bir HADİS getirsinler, tabi eğer doğruysalar!
فَلْيَأْتُوا بِحَدِيثٍ مِثْلِهِ إِنْ كَانُوا صَادِقِينَ

68/44.Bu HADİSİ (Kur'an'ı) yalanlayanın durumunu bana bırak! Onları anlamadıkları cihetle git gide helake sürükleyeceğiz.
فَذَرْنِي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهَٰذَا الْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

77/50.Bundan (Kur'an'dan) sonra hangi HADİSE inanırlar?
فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ


Sahih hadis...
Kime göre neye göre sahih hadis. Sahih hadis kelimesi sıfat tamlamasıdır. Sahih kelimesi sıfattır, hadis kelimesi isimdir. Sahih doğru anlamındadır, hadis söz anlamındadır. Sahih hadis doğru söz demektir.
Peki hadis usulü denen şeyde bu sahih nitelemesi senet denen rivayetçi söylentici isimler zinciriyle mi ilgilidir yoksa o söylenti kotaranların hadis diye Allah'ın resulünü konuşturdukları sözle metinle mi ilgilidir?
Hadis usulünde sahih hadis demek muttasıl senetle sika raviler zincirinden rivayet edilen hadis demektir. Yani senetteki isimler arasında tarihi bir bağ kurdun mu bir de bu raviler hafızası güçlü ve güvenilir kimseler dedin mi tanamdır artık o senetten sahih hadis kotarılabilir.
Kime göre sahih? Buhari'ye göre mi Müslim'e göre mi? Kütübi sitte'ye göre mi Kütübi tisa'ya göre mi? Sunniye göre mi şiiye göre mi? Buhari'ye göre mi Kuleyni'ye göre mi! Bizim atalarımıza göre mi başkalarının atalarına göre mi? Bizim mezhebe göre mi öteki mezhebe göre mi? Neresinden baksan bir tutarlılığı yok.
Hiç kimsenin güvenirlilik pazarlayarak Resûlullah'ın tebliği olan ehsenul hadis Kur'an'ın yanına sahih hadis diye yeni bir literatür icat etme hakkı yoktur. Bu hadis imamı denen kimseler azıcık Kur'an'ı okuyabilmiş olsalardı böyle rivayet peşinde koşmaktan Allah'a sığınırlardı...
Elimde Kur'an varken ben birilerinin "falandan duydum o da fülandan duymuş o da filandan ki Resulullah şöyle demiş" söylemlerini dinlemek durumunda mıyım? Alim olan bir zihin zaten bunun hadsizlik olduğunu anlardı ve böyle bir yola girmezdi...
Lailahe illellah diyen bir zihin kendisinden başka ilah olmayan Allah'ın kelamının yanına din diye eklenti yapmaktan Allah'a sığınır...


Hadissiz olmaz(!)
Hadis olmadan Kur'an doğru okunamaz((!)
Hadise uymadan resule uymuş olunamaz(!)
Hadis olmazsa kendi kafana uymuş olursun(!)
Niye Allah meramını anlatmaktan aciz mi? Kur'an'ın "resule düşen ancak tebliğdir" ayeti ve "Resulün tebliğden başka da bir görevi mi var" ayeti Kur'an'a sokuşturma mı? Kur'an'ın mubin mufassal Müyesser olduğu ayetleri yalan mı? Allah kimseyi hükmüne ortak etmez ayetinden haberiniz var mı? Hadis diye ondan bundan duydumları resulün tebliğinin yanına kotarmak tevhit mi...
Gelen giden hayal deresine bir taş atınca tevatür oluyor. Eğip büküp yamamaları olmasa aradıkları Kur'an'da bulunmuyor. İşlerine gelen hadisler sahih oluyor ama ehsenul hadis olan Kur'an'ın "hüküm ancak Allah'a aittir" ayeti duyulmuyor. Maide 101 102 Kur'an ile yetin belanı arama diyor ama atalar dinciler rivayet kotarmaktan yorulmuyor. Atalar "Bu Kur'an'ı değiştir ya da yeni bir Kur'an getir" demiştiler. Torunlar ehsenul hadis Kur'an'ın yanına sahih hadisler diye bir şeyler kotarmadan durulmuyor...
Allah başka kitapta peygamber başka kitapta mı konuşuyor? Peygamber sözü ne demek? Nebi olarak vahiy yoluyla aldığı ve resul olarak tebliğ ettiği Allah'ın sözü demek değil mi? Onun peygamberliği "innema ene beşerun mislukum" vasfında mı yoksa "Yuha ileyye ennema ilahukum ilahun vahit" makamında mı? Ayet boşuna mı "Vema alerresuli ilkelbelağ" diyor. Kur'an iş olsun diye mi "Resulün tebliğden başka da bir görevi mi var" diye soruyor? Kur'an'a uymak resule uymak değil mi? Nasıl oluyorsa resul deyince aklınıza Kur'an değil Buhari Müslim diye birilerinin onun bunun ağzından topladıkları geliyor? Resulünüz kim? Muhammed Resulullah mı yoksa muhaddis diye birileri mi? Allah meramını anlatmaktan aciz değil. İnsan başka şeylerde oyalanana kadar gidip Kur'an'dan okusun. O dedi bu dedi ondan duydum şundan duydum ravi zincirleriyle sahih kotarmak din değil. Kur'an kendini ehsenul hadis olarak tanımlıyor. Meramını anlatmaktan aciz olan kitap Allah'tan olamaz. Allah'tan olanın yanına hadis diye ekleme yapmak kimsenin haddi değil...
Siz kendi kafanıza göre değil de kimin kafasına göre yorum yapıyorsunuz? Atalarınızın ya da onun bunun kafasına göre mi? Acaba Allah size neden akıl vermiş ve kitap neden aklınıza hitap ediyor? Allah meramını anlatamamış mı ki okuduğunuzda anlayamıyorsunuz? Sünni misiniz Şii mi ya da bir başkası mı? Her ne iseniz acaba atalarınızdan sebep olabilir mi? Ya da Buhari'ye mi uymak yoksa Kuleyni'ye mi uymak peygambere uymak? Atalarımızdan din edindiğimiz için olabilir mi? Allah'ın ayetlerine uymak dururken ataları üzerinde bulduğumuza uymak ne zamandır peygambere uymak oldu? Türkiye de doğunca peygambere uymak Buhari'ye uymak İran'da doğunca Kuleyni'ye mi uymak oluyor? Sünni ile Şii'nin Peygamberi başka mı? Hatta Buhari ile Müslim'in peygamberi başka mı ki birinin aldığı hadisi diğeri atıyor? Türkiye'deki için Sünnilik İran'daki için Şiilik mi hakikat oluyor? Bu kafayla İran'da doğsaydık peygamber hangi kitapta olacaktı? Buhari'de mi yoksa Kuleyni'de mi? Bu kafaya göre İngiltere'dekinin de kendi atalarından bulduğu neden batıl oluyor? Bunu düşününce kendi kafamızdan olur değil mi? Başkalarının kafasından olunca işte böyle Allah meramını anlatmaktan aciz oluyor ve yetersiz kitap gönderiyor(!) Meramını açıkça ifade edemeyen kitap Allah'tan mı oluyor? Aciz bir Allah'a ancak başkalarının kafasından inanmak mümkün oluyor...
Zümer Suresi
1.Kitabın indirilmesi her şeye güç yetiren ve en doğru hükmü ortaya koyan Allah tarafındandır.
2.Sana kitabı gerçeği ortaya koymak üzere indirdik. Dini Allah’a has kılarak sadece Allah’a kul ol!


Aklı olan azıcık düşünse yeter...
Allah bir mesaj gönderiyor insanlığın aydınlığı için. Resulullah memur olduğu görevine uyuyor ve bu risaleti tebliğ ediyor. Allah'tan başka ilah yok ve kulun görevi Allah'ın mesajıyla aydın olmak.
Resulullah risaletinden sonra dünyadan göç ediyor. Geriye miras olarak risaletini yani Allah'tan olan mesajı insanlığın idrakine bırakıyor.
Günün birinde on yıllar hatta yüzyıllar sonra bazıları kendinden menkul bir bilinçle Resulullah adına o dedi bu dedi şu dedi diye bir senet ihdas ederek bazı söylemler ve davranışlar bilgisi ve nakiller topluyor. Bunlar Resulullah'ın hadisi, fiili, sünneti diyor.
Şimdi bu bilgelere bu yetkiyi kim vermiş? Allah mı Resulullah mı? Bu nakillere Kur'an ve sünnet söylemiyle Kur'an'ın yanında kim onay vermiş Allah mı Resulullah mı? Allah Resulü ve sahabenin kayıt altına almayı gerek görmediği ya da düşünemediği sünnet denen bu nakilleri bu bilgeler Resulullah'tan ve sahabeden daha bilinçli davranarak ondan bundan toplamış, kayıt altına almış ve dine büyük hizmet etmiş öyle mi?
Ne yani ben Mustafa Arıcan Ayas olarak Resulullah'tan on yıllar sonra yaşasaydım ve sizin için Kur'an'ın yanına sünnet ya da hadis diye bir şeyler üretseydim onları din edinirdiniz öyle mi? İyi de ben kimim, yetkim ne, makamım ne ve din üretme hakkını bana kim veriyor? Peki ya benim için geçerli olan bu gerçeklerden buhariler müslimler kuleyniler beri mi? Kim vermiş onlara Kur'an'ın yanına başka kitab üretme yetkisini ya da görevini. Allah'tan başka ilah edinmeyen bir kimse için kim bunlar ve isteyen herkes Resulullah'tan nakil diye din üretebilir mi...
Allah'tan başka ilah yoksa Allah'ın mesajından başka dini bir metin olamaz. Akıl mantık için bu çok net ve Allah'tan başka ilah edinmeyene kimin haddine Kur'an'ın yanına başka kitap üretmek...
Esasen bir kitap Allah'tansa Allah meramını anlatmaktan aciz değil ve dinini eksik bırakıp tamamlanmasını onun bunun insiyatifine ya da duyarlılığına bırakacak değil. Başkalarının topladığıyla ya da ürettiğiyle anlaşılabilir olacak ya da tamamlanacak olan din Allah'tan olabilir mi...
Bakalım Kur'an ne diyor.
"Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi söyleme inanacaklar?" (Casiye 6),
"Size ne oluyor nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz?" (Kalem 36-37)
"Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Mesajı size ayrıntılı sunumlar olarak indiren O’dur. Kendilerini mesaja muhatap kıldıklarımız onun gerçeği ortaya koyucu olarak Rableri tarafından indirildiğini kesinlikle anlayacaklardır. O halde sakın şüpheye düşenlerden olma.Rabbinin sözü doğruluğu ve adaleti ortaya koyma bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O işitendir, bilendir. Yeryüzündekilerin çoğuna itaat etsen seni Allah’ın yolundan karanlıkta bırakırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, onlar ancak hırs yaparlar. Elbet Rabbindir yolundan karanlıkta olanı en iyi bilen ve aydın olanları en iyi O bilir." (Enam 114-117)
"Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde sahiplenicilere uymayın! Ne kadar az düşünüp anlıyorsunuz!" (Araf 3)
"De ki: Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Allah göklerde ve yerde olanı bilir. Allah her şeyi bilendir." (Hucurat 16)
"Ve Resul de der ki: Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur’an’ı kendilerinden öte tutmuşlar." (Furkan 30)


Biraz akıl edelim 
Din Allah tevhid ve peygamber hakkında akıl ayetiyle fikir edelim inşaallah...
Bir din ki Allah'tan yani her şeyin yaratıcısından, sahibinden. Ama nasılsa dinin sahibi Allah gönderdiği kitapta dini ya eksik bırakmış ya da meramını açıklayamamış. Bu yüzden görevi sadece resullük olan yani Allah'tan aldığını insanlara iletmek ve kendisi de uymak olan Resulullah kendi sözleriyle o dini anlaşılabilir yapıyor yani Allah'ın meramını anlaşılabilir yapıyor ve Allah'ın eksik bıraktığını tamamlıyor. Öyle ki bu din tevhit dini yani Allah'tan başka ilah yok dini. Ama Allah denince kitap yani Kur'an akıla geliyor ama Resulullah deyince onu resul yapan resullük belgesi Kur'an değil de tarihte birilerinin ondan bundan duydum diye topladıkları ve derledikleri rivayet kitapları yani hadis denen müktesebat akıla geliyor. Şimdi buyurun konuşalım. Böyle bir din nasıl Allah'tan olsun, Allah'ın dini olsun ve tevhid dini olsun? Allah'ın dini Sadece Allah'ın ayetlerinden ibarettir. Yarattığı ve indirdiği ayetlerden ibarettir. O yüzden Kur'an Allah'tan olduğunu akıllara kanaat edindirmek ve kalpleri mutmain kılmak için referanslarını hep yaratılıştan fıtrattan verir yani yaratılmış ayetlerden/evrenden verir. Allah'ın dini Allah'ın yarattığı ve indirdiği ayetlerden ibarettir ve o dinde asıl öncelikli olan akıldır. Zira akıl Allah vergisi en büyük nimettir ve aklı olmayan için din diye bir şey zaten yoktur. Kim ki Allah ile peygamberin arasını ayırır ve Allah'a Kur'an'ı peygambere ise Kur'an'ı değil de hadisi isnat eder işte o kişi Allah'ı gereğince takdir edemeyenlerdendir. İşin doğrusu şu ki Allah kitabında dinini eksik bırakmadığı gibi meramını anlatmaktan da aciz değildir. Eğer din Kur'an'da eksikse ve Kur'an meramını açık edemiyorsa zaten Kur'an Allah'tan olamaz. Allah, resulünü Resulullah yapmıştır yoksa birilerinin sandığı gibi şerikullah yapmış değildir...


Zikir, zikir ehli ve Kur'an'ın musaddık oluşu
Kur'an'da İnciler diye bir şey yoktur İncil diye bir mesaj bildirisi vardır. İnciller diye pazarlanan dört kitap Matta Markos Luka ve Yuhanna'nın yazdıkları siyer ve hadis kitaplarıdır. Luka kitabının giriş cümlelerini okuyan herkes bunu görebilir. Luka'ya baktığı halde bu gerçeği göremeyene ise hiç kimse bir şey anlatamaz.
Kur'an'da "bilmiyorsanız zikir ehline sorun" ifadesi iki ayette geçer. İki ayette de zikir ehlinden kasıt kitap ehlidir. İki ayetin de bağlamına bir bakarsak görürüz ki bu hitap gidin zikir ehli diye birilerinden öğrenin anlamında değil onlar üzerinden gerçeğin ilanı anlamındadır. Zira ayette cevap zikir ehline bırakılmamış aksine Kur'an tarafından ilan edilmiştir. Mesela önceki resullerin de melek olmadığı, yiyen içen beşer oldukları "bilmiyorsanız zikir ehline sorun" denerek açıklanmış ve "bu da bizim gibi bir beşer, yiyor içiyor çarşı pazar dolaşıyor" diye geveleyen müşrik zihinlere cevap verilmiştir. İşin doğrusu ulema diye kendilerini pazarlayanlar "bilmiyorsanız zikir ehline sorun" ayeti üzerinden kendilerini Allah ile kullar arasında bir makam olarak görecek kadar bu ayetten nasipsizdirler.
Allah zikri korudu ve tasdik etti. Zikir Allah'ın insanlığa olan bildirisidir ve Allah her dönemdeki bildirisini Kur'an'da tasdik etti yani Kur'an'da gündem etti ve açıkladı. Kur'an'ı okuyan herkes görecektir ki Kur'an önceki resullere nelerin vahyedildiğini ve o resullerle ümmetleri arasında neler yaşandığını anlatan bir kitaptır. İşte zikrin korunması ve tasdiki net olarak budur. Yoksa Kur'an gidin Luka'nın yazdığı hadislere iman edin diyor değildir.
İşte size Luka'nın bunları ben kendim olarak yazıyorum itirafı. Ben bunları Allah'ın vahyi ve resulü İsa'nın tebliği olarak değil bir tarihçi olarak yazıyorum itirafı
_______________
LUKA 1
1-3 Sayın Teofilos,
Birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize ilettiler. Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm.
4 Öyle ki, sana verilen bilgilerin doğruluğunu bilesin.


--Kur'an da bir rivayettir yoksa siz resul ayet okurken orada mıydınız?
--Ey Kur'an da rivayettir diyerek güya bir şey söylediğini sanan bilge! Sen Kur'an'a iman ettin mi ya da tanık oldun mu bu yazdığını okuyunca merak ettim? Sana göre rivayetmiş ya iman ettiysen neden iman ettin ve iman etmek ne demek? Sana göre o da rivayet o da rivayet ya "ey iman edenler" "ey insanlar" diye Allah'tan hitap diliyle konuşan Kur'an'a iman etsen ne ondan bundan şundan duydum o bu şu sika şu bu kezzap diyen ravi rivayetlerine iman etsen ne? Size şaşıyorum. Yahu tamam Kur'an yetmez deyin hadis lazım yorum lazım müçtehit üstatlar lazım mezhep büyükleri lazım deyin de Kur'an da rivayet deyip Kur'an'ı o dedi bu dedi kltaplarında ravi zincirlerinin nakilleri gibi sunmak niye? Allah'tan korkun? Kur'an'ı okudun da Allah'tan olduğuna tanık olduysan ne demek o da rivayet, tanık olamadıysan Kur'an'a iman ne? Diyorsun ki resul ayet okurken orada mıydın? Ayetin anlamını biliyor musun? Kur'an ayetse zaten onu getirenin resul olduğuna ayet. Yoksa Resulden dolayı mı sandın ayet? Resul niye resul? Nereden anladın ki o bir resul ve Kur'an beşer olarak söylediği değil resul olarak tebliğ ettiği? Resulün ağzından ayeti duyana da onun resul olduğuna Kur'an'dır ayet. Bugün Kur'an'ı okuyup ayet olduğuna tanık olana da Kur'an'ı tebliğ edenin resul olduğuna Kur'an'dır ayet. Sana Kur'an ayet olmamışsa zaten boşver Kur'an'a inandım diye masal anlatma. Kur'an da rivayet deyip mesajıyla yüzleşmişliğin ve tanıklığın oluşmamışsa elbet Kur'an'da öylesine bir garabet. Tanık değilsen, öyle böyle bir rivayetse sen demek ki tanıklık aşamasına gelememişsin. Nasip olsun dilerim ama bu yöneliminle senin için Kur'an bir hayalet...


Hadisleri Kur'an'ı anlamada gözlük edinenler neticede Kur'an'ı okumuş olmazlar, aksine Kur'an'ı hadislerden edindikleri dine, algıya, anlayışa göre yorarlar
Hadis gözlüğünü takanlar gözlüklerinin pusundan buharından bulanıklaşırlar ve Kur'an'ın aydınlığından uzaklaşırlar. Kur'an'da en detaylı ve en sade şekilde anlatılmış olan miras konusu dahi hadisler yüzünden feraiz diye kurgusal bir algıya mahkum edilmiştir. Ayet çocuklar hep erkek ya da hep kız olduğunda paylarına düşeni eşit paylaşacaklarken kızlı ve erkekli olmaları durumunda bir erkek iki kız oranına, bir erkek ikiden fazla kız oranına ve bir erkek bir kız oranına göre paylaşımı anlattığı halde tefsirlerde "Ayette iki kız olduğunda ne kadar alacağı yok ama alimlerimiz iki kız da ikiden fazla kız kadar alır demişlerdir" denerek adeta Allah matematik bilmez bir duruma düşürülmüş ve avliye diye bir netice icat edilmiştir. Esasen akıl var mantık var bir kitap ki meramını anlatmaktan aciz ve tarihin sayfalarında birilerinin nakilleriyle yorumlarıyla anlaşılabiliyor ya da tam olabiliyor o kitap Allah'tan olamaz ve ey insanlar ey inananlar diye hitap etmesinin, zan gerçeklikten yana bir şey sağlamaz diye ilan etmesinin, Rabbinizden size indirilene uyun onun berisinde evliyaya uymayın demesinin hiçbir anlamı olamaz.


Hadis inkarcıları(!)
Deniyor ki siz neden hadisleri inkar ediyorsunuz?
Peygamber Kur'an dışında hiç konuşmadı mı diyorsunuz?
Hadislere iman şartı hangi ayette var ki hadisleri inkar edelim?
Peygamber hadisleri mi tebliğ etti ki peygamber denince akıla hadisleri getirelim?
Hadis dediğin din değil bir rivayet.
Dini kitap yerine rivayette aramak cinayet.
Söz olarak ya doğrudur ya yanlış hadis.
Ama asla Allah'tan değil hadisler mevzubahis.
Resul risaleti getirendir risalet ise getirdiği Kur'an.
Okumadın mı kitabı ki senin için olsun zihne Furkan?
Bizim gibi insan olması yönü değil Resulullah olması.
Risaletidir onun Allah'tan başka ilah olmadığına vahiy alması.
Kur'an ehsenul hadis gerisi o hadis bu hadis şu hadis.
Kur'an risalet gerisi o dedi bu dedi şundan duydum birçok bahis.
O dedi bu dedi şu dedi hadislerde nice iftiralar dizdiler.
Keçiye ayeti yedirttiler, peygamberi Allah'la namaz pazarlığı ettirdiler.
Hangi akılla daha nice iftiraları Allah adına hadislerde söylettiler.
Peygamber deyince hangi akıla din diye hadisleri getirttiler?
Ey hadislere iman edenler hadislere iman et mi dersiniz?
"Allah'a iftira edenden daha zalim kim" ayetini hiç mi bilmezsiniz?
Ey bilgeler siz iftiralar yığını hadisler arasından hangi salahiyetle din alırsınız?
"Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanırlar" ayetini şaka sanırsınız?
Hadislere iman ettiniz ya peki "Allah'a iftira edenden daha zalim kim" ayeti sizin için ne?
Allah'a iftiralar arasından din aramak söyleyin kimin haddine?
Allah dinini kitabında eksik mi etti yoksa meramını mı anlatmakta acizlik etti?
İftiralar arasından din ayıklamaya kalkışmak nereden icap etti?
Hadisleri Kur'an'a şerik yapmayanlara neden bu kadar taktınız?
Mescidi nebiden mescidi dırara nasıl bu kadar çabuk aktınız?
İftiralar arasında din aramayana hadis inkarcısı diye baktınız.
Zihinleri doldurup error verir bir bulanıklığa acımasızca attınız.


Sünnet yaşam yolu ve hayat ilkeleri demektir
Sünnetin ne olduğunu belirleyen alemlerin Rabbidir. Sünnetin ne olduğunu ilan eden Allah'ın resulüdür. Sünnetin ne olduğunun kaynağı olarak okunacak kitap ehsenul hadis Kur'an'dır.


Hadisler Kur'an'ın tefsiridir ve Kur'an ile çelişki arzetmiyorsa Kur'an'ı anlamada esastır söylemi.
Mustafa Arıcan Ayas derki. Hadisler Kur'an'ın tefsiridir dedikten sonra hadisler Kur'an ile çelişki arzetmiyorsa diye cümleye başlamak çelişkidir. Zira bir ifadenin ya da mesajın ya da metnin tefsiri olabilmesi için o mesajın açık, anlaşılır ve ayrıntılı sunum olmaması gerekir. Tefsir olacak kaynağın ise bizzat kendisinin ölçü olması, mutlak doğru olması gerekir. Tefsir dediğin metnin uygunluğu Kur'an ile anlaşılacaksa zaten Kur'an açık net anlaşılır ve yeterli olmak durumundadır. Açık net anlaşılır ve yeterli bir metnin tefsiri olmaz. Allah meramını anlatmaktan aciz değildir ve mesajını onun bunun rivayetine yorumuna insiyatifine bırakmış değildir. Kullanılan bu ifade en başta Araf 3 Hud 1,2 Enam 114-117 Kalem 37 Casiye 6 Hucurat 16 Muhammed 24 Kamer 17 22 32 40 Nisa 82. ayetlere aykırıdır


Rivayeti yorumu Kur'an'a hakem yapacak ya soruyor: Ne yani Peygamber Kur'an'a aykırı mı davranmış ya da söylemiş?
Mustafa Arıcan Ayas der ki Sana hayret ediyorum. Peygamber Kur'an'a aykırı hüküm mü verir sorusu peşinen rivayetçileri ölçü edinmektir. Zira bu söz ile Kur'an dışında bir yerlerden resule söz ve fiiller garanti ediyorsun? Kim dedi sana bir rivayetteki hükmü ya da sözü mutlak resulullah'tan bil diye? Hadisçiler bile buna cesaret edemedi ve o dedi bu dedi şu dedilerine sika ravi efsunu ürettiler. Sen şu an hadisi Kur'an'a hakem yaptığının farkında mısın? Enam 114 -117'yi oku da Kur'an'a hakem bir ifade rivayet vs olamayacağını hepsinin üzerine Kur'an'ın hakem olduğunu öğren! Birileri birilerine sika dedi diye Resulullah'a izafe ettikleri söz ve fiilleri resulullah'tan bileceğim öyle mi? Allah ve ayetlerinden sonra hangi söze iman ediyorsun? (Casiye 6) Bir kitabın var da ondan mı öğreniyorsun? (Kalem 37) Allah'a dininizi mi öğretiyorsun? (Hucurat 16)


Din adamı kisvesiyle kürsülerden esintiler
"Hadisin Kurandan çok, Kuranın hadise ihtiyacı vardır, Kuran Müslümanlığı diye bir sapıklık çıktı".
(Fetulla Gülen)
"Beşyüz tane ayet gösterseler eğer selefin onayından geçmiyorsa biz buna bidat hükmü vermekte tereddüt etmemeliyiz"
(Ebubekir Sifil).
"Kuran, hadissiz anlaşılmaz, mümkünü yok",
(Cüppeli Ahmed)
"Sen hadisleri yok sayarsan Kuranı nasıl anlarsın? Bana Kuran yeter diyenler çağımızın en büyük fitnesidir".
(Nihat Hatipoğlu)
"Buhari de gök aşağı yer yukarıdır yazsa bitti benim için, artık gök yer, yer de göktür derim, taş sıvı, su, katıdır derim"
(Nureddin Yıldız)
"oynama Buhari ile, oynama Müslim ile... Buhari çökerse islam çöker. Müslim çökerse islam çöker".
(İhsan Şenocak)
" Kurana uymuyor diye sahih bir hadisi reddeden kâfirdir. Müslüman değildir"
(Mehmed Emin Akın)
"Madem Kuran her şeyi açıklıyor, müziğin haram olduğuna dair bana Kurandan delil getir".
(Ubeydullah Arslan)
___________________
Kur'an'dan Bazı Ayetler
Enam 114-117
114.Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Kitabı size ayrıntılı sunumlar halinde indiren O’dur. Kendilerini kitaba muhatap kıldıklarımız onun gerçeği ortaya koyucu olarak Rableri tarafından indirildiğini kesinlikle anlayacaklardır. O halde sakın şüpheye düşenlerden olma.
115.Rabbinin sözü doğruluğu ve adaleti ortaya koyma bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O işitendir, bilendir.
116.Yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, onlar ancak varsayımda bulunurlar.
117.Elbet Rabbindir yolundan sapanı en iyi bilen ve doğruluk üzere olanları en iyi O bilir.
Casiye 6
6.Bunlar gerçeği ortaya koymak üzere sana okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanırlar?
Kalem 36-37
36.Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
37.Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz?


Hep Aynı Zihniyet
Öncekiler "bu Kur'an'ı değiştir ya da bize başka bir Kur'an getir" (bak Yunus 15) dediler. Sonrakiler uyanıklık ettiler ehsenul hadis Kur'an'ı (bak Zümer 23) Allah''a isnat ettiler ve Kur'an'ın tebliğcisi resulullaha resule itaat diyerek tebliği olan Kur'an'ı değil sahih hasen vs etiketli hadis diye ondan bundan duydum söylentilerini (bak Casiye 6) isnat ettiler. Sonra sanki Allah meramını açıklayamamış gibi (bak enam 114-117) Kur'an'ı Resulullah açıklar yoksa Kur'an anlaşılamaz diyerek sahih hasen vs etiketli hadisleri ehsenul hadis Kur'an'a hakem ettiler. Artık dinde hakem (bak Enam 114-117) değişmiş Kur'an'ın değiştirilmesine gerek kalmadan Kur'an aşılabilmişti. Zihinler bu efsunla o gün bugün dini müktesebat diye bu tahrifi tahsil etmektedirler


Soru: Hadislere inanmıyorsanız her hadis yanlış mı neden hadisleri inkar ediyorsunuz?
Cevap: Hadis dini bir kavramı ifade ettiğinde hadislere inanmak hadisleri din iman edinmek anlamına gelir. Din Allah'a mahsustur ve Allah'ın vahyi Resulün tebliği ehsenul hadis olan Kur'an Furkan Kitap Hikmet Nur Beyan Mizan isimli ayetlerden başka din edinmek o hadisleri toplayıp derleyip resul dedi diye sunanları dine ortak etmek, dinde otorite edinmek ve Allah ile Resulünün arasını ayırıp Allah'a başka Resulüne başka kitap isnat ederek dini tevhitten şirkete çevirmek anlamına gelir. Hadislere iman etmemek hadisleri inkar etmek ya da her hadis yanlıştır demek değildir. İşin doğrusu hadisler din değildir ve hadisleri Kur'an'a hakem yapmak Kur'an'a iman etmek değildir. Allah meramını anlatmaktan aciz değil ve Resulullah Allah'ın Resulüdür şeriki değil.

Resulün görevi ancak tebliğdir. (Nur 54) Resulün tebliğden başka da bir görevi mi var? (Nahl 35) Kur'an'ı anlamaya çalışmıyorlar mı yoksa kalpleri mi kilitli? (Muhammed 24) Kur'an'ı anlamaya çalışmıyorlar mı Kur'an Allah'tan olmasa onda birçok çelişki bulurlardı. (Nisa 82) Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar? (Casiye 6) Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? (Hucurat 16) Resulullah diyecek ki bu benim kavmim Kur'an'ı ötelemişler. (Furkan 30) Rabbinizden size indirilene uyun, otorite birilerine uymayın. (Araf 3) Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? (Kalem 37) Allah kitabı ayrıntılı bir sunum olarak indirmişken ondan başka hakem mi arayayım? (Enam 114)


Ehsenul hadis Kur'an ve söylenti hadis diğerleri
Sahih hasen zayıf ya da uyduruk fark etmez tüm hadisler resulullahtan sonra tarihin bir kesitinde ortaya çıkmış bazı işgüzarların ondan bundan şundan duydum o da ondan bundan şundan duymuş o bu şu sikadır yani güvenilir ve sağlam hafızalıdır diyerek peygamber öyle böyle şöyle yapmış şöyle etmiş şöyle susmuş diyerek topladıkları ve ürettikleri söylentilerdir. Birilerinin işgüzarlığıyla üretilen söylentilerin Allah'ın, Resulüne vahyettiği Resulün de ümmetine tebliğ ettiği ehsenul hadis olan Kur'an'ın yanında bir hükmü, vasfı ya da iraptan mahalli olamaz. İşin acısı sunnilik dininde, değil hadislerin Kur'an'a eşit sayılması gerçekte din bu işgüzarların ürettikleri bu hadislerdir Kur'an ise bu hadis denen sözlerden kotarılan dine göre yorumlanır ya da tahrif edilir. Zira hadisler güya peygamberin açıklaması ya da Kur'an'ın açıklaması olduğundan hakem olan metin ehsenul hadis Kur'an değil onun bunun kotartığı sahih Hasen zayıf vs etiketli hadislerdir. Sanki bu laf toplayıcılar Allah'ın meramını anlaşılır kılıyorlar ya da Allah gönderdiği kitapta neramını anlatmaktan aciz kalmış ve boşuna Kur'an'ı mubin mufassal ve Müyesser olarak tanımlamış.
Kur'an der ki
Size ne oluyor nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? (Kalem 36-37)
Allah ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar? (Casiye 6)
Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? (Hucurat 16)
Mahşer günü Allah Resulü diyecek ki Ya Rabbi benim kavmim Kur'an'ı kendilerinden öte tutmuşlar? (Furkan 30)
Enam Suresi
114.Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Kitabı size ayrıntılı sunumlar halinde indiren O’dur. Kendilerini kitaba muhatap kıldıklarımız onun gerçeği ortaya koyucu olarak Rableri tarafından indirildiğini kesinlikle anlayacaklardır. O halde sakın şüpheye düşenlerden olma.
115.Rabbinin sözü doğruluğu ve adaleti ortaya koyma bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O işitendir, bilendir.
116.Yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, onlar ancak varsayımda bulunurlar.
117.Elbet Rabbindir yolundan sapanı en iyi bilen ve doğruluk üzere olanları en iyi O bilir.


Hadis olmadan sünnet olmadan Kur'an'ı anlıyorsun öyle mi? 
Peki söyle bakalım sen mi daha iyi anlarsın Kur'an'ı yoksa Resulullah mı?
Mustafa Arıcan Ayas der ki hiç şüphesiz resulullah. Ama sen Resulullah'a değil o dedi bu dedi diye tarihte birinin topladığı söylentilere inanıyorsun? Yoksa resulullahı resül olarak atayan Kur'an'ın sahibi meramını anlatmaktan aciz mi? Sen belli ki daha Resulullah kavramına vakıf değilsin? Eğer vakıf olsaydın resulullah deyince ondan bundan duydum söylentileri değil resulün tebliği aklına gelirdi. Sen bu zannında haklı olsaydın resule nispet hadisler hakem olurdu tıpkı senin Kur'an'ı anlamak ancak sünnet ile mümkün deyip rivayetleri ve geleneği Kur'an'ın üzerinde hakem yapman gibi? İşte tam da bu gaflete cevap Enam 114. Allah kitabı ayrıntılı indirmişken başka bir hakem mi arayım? Sahi senin iman ettiğin resululluh hangi kitapta konuşuyor? Kur'an'dan başka ders aldığın bir kitabın mı var?(Kalem 37) Resulullah Buharide mi Kuleynide mi konuşuyor ve acaba neden sence Kuleynide değil de Buharide konuşuyor senin ataların şii değil sunni olduğundan olabilir mi ve bu eğilimin tam da atalar dini değil mi? Sen meramını anlatmaktan aciz ya da dini onun bunun rivayetine muhtaç kılmış bir Allah'a mı inanıyorsun? İşte resulullah tam da bu virüslü zihni tedavi etmek için Kur'an'ı tebliğ etti. Ama tabi anlayacak olan için anlama derdi olan için!


Dinde tek kaynak Kur'an değildir 
Dinde metin olarak tek kaynak Kur'an'dır. Kur'an tüm referanslarını doğadan verir. Dinde iki net kaynak ve ölçü vardır. Biri doğa biri Kur'an. Kur'an ışıktır doğa eşya. Eşya ancak ışıkta doğru tespit edilebilir. Kur'an ilkeler sunumu bir kitaptır. İlkeleri sunarken bağlamda zemini ve kültürü de sunar. Kur'an hangi topluma nazil olduysa o toplumun yaşamı yaşantısı yaşanmışlığı bağlamında sunum yaparak meramını net sunar. Bugün için Kur'an mushaflaşmıış olarak kitap bağlamında meramını net sunar. Bugün için Kur'an nüzul bağlamında değil mushaf bsğlamında cümlelerin akışı bağlamında bağlam bütününde ve kitap bütününde okunmak durumundadır. Bu okuma yapılırken ne siyer ne hadis bilgisi asla işin içine katılmamalıdır. Aksi takdirde kesin doğruluk lfade etmeyen yani zan ve yorum olan tarih ve rivayet Kur'an'ın ilkelerini perdeleyerek bir hakem olur. Kur'an mufassal ve hakem bir metindir. Onun için din okumalarında Kur'an yeterli ve zorunlu tek kaynaktır.


Müktesebat dincilerin Kur'an'ın yanı sıra dikkate almadıkları ama rivayet ettikleri bazı hadisler
“Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” (Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)
“Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir.”
(Ebu Davud k. etime 39/Tırmizi k. libas 6 ibni mace k.etime 60/ El-müracaat sayfa 20)
Din konusundaki ihtilaflarda size Kur’an yeterlidir.
[5424-Buhârî-Müslim-Nesâî] [4727-Muvatta-Müslim]
[5406-Buharî-Müslim]
“Size sadece Kuran’ı bırakıyorum; ona uyarsanız yolunuzu şaşırmazsınız” (Müslim 15/19 Nu, 1218; İbn Mace 25/84 Nu, 3074; Ebu Davud 11/56, Nu 1905)
“Benden bir şey yazmayın, benden Kur’an dışında bir şey yazan onu yok etsin” (Sahih-i Müslim c.4, sayfa 97, Sünen-i Daremi, c.1, sayfa 119; Sünen-i Ahmed. b. Hanbel c.3, sayfa 182)
“Zeyd b. Sabit’ten: Resulullah bizi hadislerini yazmaktan alıkoydu ve bizim yazdığımız hadisleri yok etti.” (Sünen-i Ebu Davud, İlim Kitabı, c.3, sayfa 319)
Hadis üzerinden Kur'an'a paralel din üretenler Araf 3, Muhammed 24, Nisa 82, Enam 114, Casiye 6, Kalem 37, Hucurat 16, Furkan 30. Ayetleri umursamadıkları gibi ürettikleri paralel dinin yukarıdaki hadislerini de umursamayarak Kur'an'a paralel din üretme hadsizliği yapabilmişlerdir.


Helal Haram ve Resulün Hüküm Yetkisi
Bir prof diyor ki
RESULULLAH'ın (S.A.S.) HELAL/HARAM HÜKÜM koyma YETKİSİ yoktur diyen gafil ve... kişiler A'raf 157 ve Tevbe 29'u reddediyorlar demek ki! Bu ayetlerde ALLAH TEALA, Resulullah'ın (S.A.S.) helal ve haram hükmü koyduğunu söylüyor. Kur'an'da, Resulullah'a (S.A.S.) 'tabi olun, itaat edin, O'ndan öne geçmeyin' diye ikaz eden sayısız emir var. O'nun hükmünü kabul etmeyenlerin MÜ'MİN OLAMAYACAĞINI, ALLAH kendine yeminle söylüyor (Nisa 65). Ayetler ayrıca Resulullah'ın 4 görevinin; ayetleri okumak, Kitab'ı öğretmek, hikmeti öğretmek ve tezkiye etmek olduğunu beyan ediyor (Bakara 129,151, Al-i İmran 164, Cuma 2) ve O'nun 'Güzel bir Örnek' olduğunu söylüyor. Kur'an'ı öğretme görevi Resulullah'a (S.A.S.) ait olduğuna göre O'nun beyan ettiği izaha AYKIRI olan tefsirlerin tümü batıl ve şeytanîdir. O'nun izahına aykırı olmayan tefsirlere saygı duyarız. Resulullah'a (S.A.S.) sıradan vatandaş gibi bakanlar O'nun ayetleri okuma dışındaki görevlerini ve tüm bu ayetleri inkâr etmiş oluyorlar. Şimdi soralım: Resulullah'ın (S.A.S.) görevlerinden ve örnekliğinden sadece ayetleri okumayı kabul, diğerlerini reddeden bu GAFİL hatta HAİNlerin imanî durumu nedir? Bunlarda iman kalacağını söylemek mümkün mü? Neûzu billah. ALLAH akıllar versin. Al-i İmran 8,9'u çok okuyalım.

Mustafa Arıcan Ayas profa cevap olarak der ki
Demekki "Allah hükmüne kimseyi ortak etmez" buyurulan ayette kendisi de gafil(!) Haşa sümme haşa! Bir prof olarak öyle okumalar yapıyorsunuz ki Kur'an çelişkiler yumağına dönüyor. Akıl ve Nisa 82 der ki eğer Kur'an'da çelişki varsa Kur'an Allah'tan olamaz. Anlaşılan o ki prof olmuşsunuz ama resül ne demek anlayamamışsınız? Anlaşılan o ki ayetlerde "bize bir resul gönderseydin de senin ayetlerine uysaydık" ifadelerini okuyamamışsınız ve resule uymanın tıpkı onun da uyduğu gibi tebliğ ettiği ayetlere uymaktan ibaret olduğunu görememişsiniz! Resulün haram helal koymasının "ene beşerun mislukum" makamında değil "yuha ileyye" makamında olduğunu düşünememişsiniz? " Yuha ileyye" makamında aldığı vahiyler sadece Kur'an olmasaydı da yanısıra sizin tutunmaya çalıştığınız hadisler de vahiy olsaydı Maide 101'de "eğer Kur'an indirilirken sorarsanız açıklanır" ifadesinde " Kur'an indirilirken" denmesi anlamsız olurdu bunu akıl edemiyorsunuz? Bu durumda herkesin inancı ya da anladığı ve sorumluluğu kendine. Değerlendirme alemlerin rabbi Allah'a aittir.

Mustafa Arıcan Ayas şunu da ifade eder
Doğru kavram Peygamber kelimesi değildir. Doğru kavram nebi ve resul kelimeleridir. Nebi kelimesi vahiy alan bir konumda olmasını resül kelimesi aldığı vahiyleri tebliğle memur olma makamında olmasını ifade eder. Nebi ve Resul kavramları hiçbir zaman "ene beşerun mislukum" yönünü ifade etmez. Nebi ve Resul makamlarının isim olarak geçtiği her ayet tamamen "yuha ileyye" yönünü ifade eden makamları vurgular. O bakımdan peygamberin sünneti denerek hadis kitaplarının kasdedilmesi tamamen hatadır yanlıştır çarpıtmadır. Resulullah'ın Kur'an dışında hiçbir kitapla telif ilişkisi yoktur. Kur'an Resulullah'ın tebliğidir. Buhari Müslim vs hadis kitapları tarihte yaşamış bazı şahısların ondan bundan şundan duydum diyerek toplayıp derledikleri söylentilerdir. Resulün sünneti demek Resulün yolu, anlayışı, yaşantısı, örnekliği demektir ve Resulün yolu anlayışı örnekliği yaşantısı resul makamındaki tebliği ve beyanı olan Kur'an ayetlerindeki öğretidir. O bakımdan bir ayet "ey Resul sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan resullüğünü yapmamış olursun" derken diğer bir ayet "Deki ben ancak bana vahyolunana uyarım" demektedir. Resulün yolunu rehberliğini ve örnekliğimi Kur'an dışında arayanlar şu ayetlerden nasipsiz zihinlerdir. Muhammed 24, Araf 3, Nisa 82, Enam 114, Casiye 6, Kalem 37, Hucurat 16, Furkan 30. Usul deyip başkalarının çizdiği sınırları gözlük edinmek mi usul sahibi olmaktır yoksa bu ayetlerin aydınlığını ufuk edinmek mi usul sahibi olmaktır.
Mustafa Arıcan Ayas ek olarak şunu ifade eder
Kur'an diyor ki hikmeti başka yerde arama!
Başka bir ilah mı var ki hikmeti başkalarının kitaplarında arıyorsunuz?

Kitap Kur'an Hikmet hadis zannedenler hoca olmuşlar(!) Hatta prof olmuşlar ahkam kesiyorlar(!) Kitap Kur'an Hikmet hadis ise Furkan ne Beyan ne Nur ne ? İşin doğrusu bunların hepsi Resulullah'ın tebliği olan ayetlerin sıfat isimleridir. el-Kitap ismi ayetlerin Allah'ın mesajı ve yasası olmasını ifade eder. el-Hikme ismi ayetlerin Allah'ın hükmü olarak gerçeği ortaya koyan hüküm olmasını ve en doğru hüküm olmasını ifade eder. el-Furkan ismi ayetlerin farkındalık öğretisi olmasını ve gerçek ile yanlışı ayırt edici olmasını ifade eder. el-Kur'an ismi ayetlerin hayatın asıl okuması yani hakiki okuması olmasını ifade eder. el-Beyan ismi ayetlerin açıklama olmasını ve gerçeğin sunumu olmasını ifade eder. en-Nur ismi ayetlerin ışık olmasını ve zihinleri aydınlatıcı olmasını ifade eder. Kitap da Hikmet de Nur da Beyan da Furkan da Kur'an'da Resulullah'ın tebliği olan ayetlerin sıfat isimleridir.

Bakara 129. Ayetin ifadesine göre Resulullah insanlara Allah'ın ayetlerini tilavet ediyor yani sunum yapıyor. Kitabı (ilahi mesaj ve yasa olan Allah'ın ayetlerini) ve Hikmeti (en doğru ve hakikatin hükmü olan Allah'ın ayetlerini) öğretiyor. Böylece neticede zihinleri hurafelerden ezberlerden kilitlenmişliklerden o ayetleri tebliğ ederek tezkiye ediyor yani arındırıyor. Resulün görevi ancak tebliğdir ve resullük "yuha ileyye" makamıyla ilgilidir. "ene beşerun mislukum" makamında kendisi "Deki ben ancak baba vahyolunana uyarım" ayetinde tanımlandığı üzeredir.

Evet kesinlikle ayetler "Allah'a ve resülüne itaat edin" diyor. Yani "yuha ileyye" makamına itaati emrediyor. Resulün hüküm vermesi kendisine vahyolunan hükmü tebliğ etmesi ve uygulamasıdır. Allah'a ve Resulüne itaat edin demek Allah'a, Resulüne vahyettği ve resulünün tebliğ ettiği ayetlere uyarak itaat edin yoksa kültüre geleneğe ezberlere ya da atalardan tevarüs eden usullere söylemlere uyarak Allah'a itaat edebileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz demektir.

Kitap Kur'an hikmet ne diye soran hikmetliler okusun! (İsra suresi)
22-Allah’ın yanı sıra başka da bir ilah uydurma! Yoksa paylanmış ve terk edilmiş bir halde kalırsın.
23-Rabbin sadece kendisine kul olmanızı ve ana babaya gereğince davranmanızı hüküm olarak vaaz etmiştir. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa sakın onlara “öf” bile deme! Onları azarlama! Onlara değer ifade eden güzel sözler söyle!
24-Onları merhametle koruman altına al. Şöyle söyle: Rabbim! Nasıl ki onlar beni küçükken özenle büyütmüşlerse sen de onlara rahmetinle muamele et.
25-Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer uygun davranışlı kimseler olursanız elbet Hakk’a yönelim üzere olanları bağışlayıcıdır.
26-Yakınlığı bulunana, gereksinimi olana ve yol ihtiyaçlısına hakkını ver ama sakın saçıp savurma.
27-Doğrusu saçıp savuranlar şeytanların kardeşleri olurlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankör olmuştur.
28-Eğer Rabbinden umduğun bir rahmetin peşinde olduğun için onlara yakınlık sergileyememe durumunda kalırsan hiç değilse onlara sıkıntılarını hafifletecek sözler söyle.
29-Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma! Sonra azarlanan ve muhtaç olan durumuna düşersin.
30-Rabbin gerek gördüğüne rızkı geniş tutar gerek gördüğüne ölçülü verir. Elbet kullarından haberlidir, durumlarını görücüdür.
31-Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyiniz! Onları da sizi de biz rızıklandırıyoruz. Elbet onları öldürmeniz büyük bir günah olur.
32-Zinaya yaklaşmayınız. Doğrusu çok çirkin bir eylemdir, çok kötü bir yoldur.
33-Hakkaniyetin gereği olmaksızın Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayınız. Kim haksızlığa uğrayarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir. Sakın öldürme konusunda sınır tanımazlık etmeyiniz. Zaten hukuk onun yanındadır.
34-Yetimin malına ancak gereğine en uygun şekilde yaklaşınız. Ta ki erişkin olmasına kadar bu şekilde davranınız. Sorumluluğun gereğini yerine getiriniz. Sorumluluk sorgulanmayı gerektirir.
35-Ölçtüğünüzde ölçüyü tam yapınız! Doğru teraziyle tartınız! İyi olan budur, en uygun neticeyi sağlayacak olan budur.
36-İlmin olmayan konunun arkasına düşme. Kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumlu olacaktır.
37-Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara ulaşabilirsin!
38-Tüm bunların asıl kötülüğü ise Rabbinin katında hoş karşılanmayan şeyler durumunda olmalarıdır.
39-Bu sunumlar, sana Rabbinin HİKMET olarak vahyettiği ayetlerden bazılarıdır. Allah’ın yanı sıra başka da bir ilah uydurma! Sonra azarı yiyip kovularak cehenneme atılırsın.


Akıl der ki eğer Allah'tan başka ilah yoksa, dinin sahibi sadece Allah ise ve dinde kimse O'na emsal değilse 
Enam 114, Araf 3, Hud 1,2, Maide 101, Casiye 6, Kalem 37, Hucurat 16, Furkan 30 gereği hiçbir hadis din olamaz. Din tüm rivayetlerden bağımsız olarak sadece Kur'an ve hayattan okunmadıkça ihlas olamaz. İhlas olmazsa tevhit olamaz. Tevhit olmazsa şirkten uzak olunamaz.


İslam Kur'an'ın ve hayatın mesajıdır 
İslam ulema evliya diye birilerinin yorumları ya da muhaddis diye birilerinin rivayetleri değildir. Kur'an referanslarını hep hayattan fıtrattan ve doğadan verir. Zira kaynağı Allah'tan olan bir kitabın referansları da mutlaka Allah'ın yarattıkları ve yasaları üzerinden olmak durumundadır. Kur'an kendisi dışında hiçbir metnin ya da söylemin ya da hadisin ehsenul hadis olan Kur'an'a tahakküm etmesine müsade etmez. Zira ilkesi lailahe illellah olan bir dinde Allah'tan olan mesajın yanında başka hiçbir söylemin tahakkümü olamaz. Kur'an bu konuyu şu ayetlerde anlayacak olan zihinler için net olarak ilan eder. Araf 3, Hud 1-2, Muhammed 24, Nisa 82, Enam 114, Casiye 6, Kalem 37, Hucurat 16, Furkan 30. Kur'an'ın öğrettiği dinde Allah'ın vahyi Resulullah'ın tebliği olan Kur'an'ın ötesinde arayışa giren bir zihin mescidi nebiden mescidi dırara firar etmiş demektir.


İslam Kur'an'ın ve hayatın mesajıdır 
İslam ulema evliya diye birilerinin yorumları ya da muhaddis diye birilerinin rivayetleri değildir. Kur'an referanslarını hep hayattan fıtrattan ve doğadan verir. Zira kaynağı Allah'tan olan bir kitabın referansları da mutlaka Allah'ın yarattıkları ve yasaları üzerinden olmak durumundadır. Kur'an kendisi dışında hiçbir metnin ya da söylemin ya da hadisin ehsenul hadis olan Kur'an'a tahakküm etmesine müsade etmez. Zira ilkesi lailahe illellah olan bir dinde Allah'tan olan mesajın yanında başka hiçbir söylemin tahakkümü olamaz. Kur'an bu konuyu şu ayetlerde anlayacak olan zihinler için net olarak ilan eder. Araf 3, Hud 1-2, Muhammed 24, Nisa 82, Enam 114, Casiye 6, Kalem 37, Hucurat 16, Furkan 30. Kur'an'ın öğrettiği dinde Allah'ın vahyi Resulullah'ın tebliği olan Kur'an'ın ötesinde arayışa giren bir zihin mescidi nebiden mescidi dırara firar etmiş demektir.


Hocanın öğrencisi olmak
Öğrenci hocası ile yol alır, hocası ile ufuk bulur. Öğrenci kimin öğrencisi ise alacağını onun ufkunda görür.

Herkes illa ben falan hocanın öğrencisiyim diye gurur duyar. Allah biliyor ben Kur'an'ın öğrencisiyim. Elhamdülillah.
قَالُوا سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا ۖ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
(Bakara 2:32)

Elhamdülillah samimiyetle söylüyorum tüm bakışım anlayışım ufkum Kur'an'ın öğretisiyle yol buldu.

Benim mezhebim değil Şii ya da Sunni. Değilim Hanefi ya da öteki beriki şafii maliki Matutidi vesairi. Benim mezhebim islam, çünkü İslam'ın imamı Kur'an. İslam selamdan gelir, esenliktir. İlmen, fikren, zihnen selamettir, selim olmaktır, salim olmaktır, selam üzere arı duru olmaktır, arızalardan durulmaktır.

Kur'an bana en başta şunu öğretti. Okumak anlamaktır anlam bulmaktır. Muhammed 24. Ayet okuduğu sanrısıyla talaffuza kilitlenenleri uyarıyor. Düşüncesizlik, düşünmeden seslendirmek kalbi kilitli olmaktır, uyanamamaktır diyor, uyan artık diyor Kur'an. İşte ben bu Kur'an'ın öğrencisiyim.

Kur'an bana şunu anlattı. Ben düşünürdüm bu nasıl olur, Tanrı nasıl çelişik konuşur, nesih nasıh mensuh anlatıları olacak şey değil, ben bu dine nasıl inanırım diye. Okudum Kur'an'ı öğrencisi oldum, doğru düşünüyorsun dedi, Kur'an'ı tedebbür edenin Kur'an'a tanık olma imkanı zaten budur dedi. Kur'an'ın Tanrıdan olması çelişkisizliğinde, tutarlılığında, hayata fıtrata doğaya mutabıklığındadır dedi. Nisa 82 benim düşündüğümü bana hatırlattı, bana güven verdi. Artık nesih nasıh mensuh diye ayetleri birbiriyle kavga ettirmeden aksine teyit ettirerek okudum. Ayetleri yani delilleri Allah'ın farklı şart ortam duruma göre güncellemesinin nesih olduğunu gördüm, neshetmenin Allah'ın ayetleri yani delilleri teyit etmesi yinelemesi olduğunu gördüm. Hiçbir ayet diğerini iptal etmiyordu, ayetler birbirini teyit ediyordu bunun farkında oldum.

Kur'an bana yolun Rabbin gösterdiği olduğunu öğretti. Araf 3. Ayet ne büyük bir nimetti. Rabbinden indirilene uymak metanetti güvendi edepti. Kur'an'dan bakacağına başka otoriteler peşinde koşmak en büyük zilletti.

Bu ne hsdsizlikti öyle. Hem de ne büyük hadsizlik. Allah'ın kitabına dinde ortak kaynaklar üretmek ne büyük bir esaretti. Ayette denilen "ateşe ne kadar da dayanıklılar!" uyarısındaki böyle bir (c)esaretti. Yunus 15. ayette "bize başka bir Kur'an getir ya da bu Kur'an'ı değiştir" diyenlerin torunları hadisi mezhebi ne zaman nasıl Kur'an'ın önüne hakem türetti. Kur'an nasıl yeterdi(!) Artık Kur'an yeter demek cesaretti. Kur'an anlaşılır demek cehaletti (!)

Ben Kur'an'ın öğrencisi oldum cehaletle şehadetin yerinin değiştirildiğini fark ettim. Şu muhteşem ayetler içimde nice filizler yeşertti:
6.114.Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Mesajı size ayrıntılı sunumlar olarak indiren O’dur. Kendilerini mesaja muhatap kıldıklarımız onun gerçeği ortaya koyucu olarak Rableri tarafından indirildiğini kesinlikle anlayacaklardır. O halde sakın şüpheye düşenlerden olma.
6.115.Rabbinin sözü doğruluğu ve adaleti ortaya koyma bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O işitendir, bilendir.
6.116.Yeryüzündekilerin çoğunun sözünü dinleyecek olsan seni Allah’ın yolundan karanlıkta bırakırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, onlar ancak hırs yaparlar.
6.117.Elbet Rabbindir yolundan karanlıkta olanı en iyi bilen ve aydın olanları en iyi O bilir.
Artık kim ne dese ne yazar! Kur'an hakem iken mahkum edenleri Kur'an bozar. Kur'an'a şerik kitaplar üretenler azar. Azanları izleyenler şaşar.
Maksat öğüt almaksa aydın olmaksa Kur'an sana yeterdi. Kamer 17 22 32 40 boşuna mı tekrar tekrar yok mudur öğüt alan, işte sana apaçık müyesser Kur'an dedi.?
Kur'an'ın öğrencisi oldum şunlar ne muhteşem ayetlerdi. Anlayana anlayacak olana bu muhteşem sunumlar neler neler söyledi. Bakınız şu ayetlere. Allah ve ayetlerinden sonra hangi hadise yani söze söyleme inanacaksınız! (Casiye 6) Yoksa bir kitabınız var da Kur'an'dan değil de ondan mı ders alacaksınız! (Kalem 37) Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? ( Hucurat 16) Ve Resulullah mahşer günü diyecekki bu benim kavmim Kur'an'ı kendilerinden öte tutmuşlar. Mehcur bırakmışlar.
Mehcur bırakmışlar. Öyle ki ayet okuyorsun o ayet Yahudiler için bu ayet Hristiyanlar için şu ayet müşrikler için diyorlar. Hiçbir uyarıyı öğüdü üzerlerinde alınmıyorlar. Kendileri coğrafya piyangosuyla olacak ki müslümanlar ya cennetlik oluyorlar.
Kur'an'ı şiir gibi musiki gibi tecvit ediyorlar, ezberliyorlar, hatim indiriyorlar ama bir anlamı bir mesajı olduğunu düşünemiyorlar.
Elhamdülillah ki benim hocam Kur'an oldu ben Kur'an'ın talebesi oldum. Elhamdülillahi rabbil alemin. Değerlendirme alemlerin rabbi Allah'ın yetkisi. Vesselam


Ben Kur'an'a uyarım ne demek? Peygamber Kur'an'ı anlamamış mı ya da dini peygamberden iyi anlayan mı var?
Dini ya da Kur'an'ı iyi anlamak nasıl mümkün hiç düşündünüz mü? Din zor anlaşılır bir şey mi ya da anlaşılamaz bir şey mi? Dinin sahibi meramını yeterince anlatamamış mı ya da anlatmak istememiş mi? İnsanı yaratan insanın anlayacağı dini gönderememiş mi ya da göndermek istememiş mi? Dinin anlattığı başka şey peygamberin anladığı başka şey mi? Peygamber dini nereden anlamış Kur'an'dan mı başka şeyden mi? Peygamber dini nerede anlatmış ehsenul hadis olan Kur'an'da mı onun bunun dilindeki başka hadislerde mi? Peygamber Resulullah mı yoksa şerikullah mı? Peygamberin görevi tebliğ mi yoksa dinin anlatamadığını açıklamak mı? Peygamberin görevi dini beyan etmek mi yoksa dinin eksiklerini tamamlamak mı? Kim peygamberle görüşmüş de peygamber şöyle şöyle anlamış diye bilmiş? Allah insanları peygamber şöyle şöyle anlamış diye bilsin için ataların öğretisine muhtaç mı kılmış? "Onlara Allah'ın ayetlerine uyun dendiğinde onlar biz atalarımızı bulduğumuz üzere uyarız derler" ayeti yeterince uyarıcı değil mi?


Allah'a ve resülüne itaat etmek şarttır
Eğer Muhammed 24 gereği Kur'an ile yüzleşemeseydim ve Nisa 82 ikliminde ayetlere tanık olamasaydım asla sunni olarak müslüman kalamazdım. Zira sunni algının hezeyanlarını alemlerin rabbine iftira edemezdm. Böyle bir durumda deist olmayı yeğlerdim. Rabbime şükür ki kitabının aydınlığında Allah'a ve resülüne itaat etmenin anlamına tanık oldum.

Eğer Kur'an, resulü örnek gösteriyor ama bu örnekliği kendi içeriğinde sunmuyorsa eksiktir. O takdirde Maide 3 ve Enam 115 ile çelişik olur ve Nisa 82 gereği Allah'tan olamaz.

Eğer Kur'an'ın anlaşılması ve Resülüllah'ın örnek alınması konusunda Kur'an hakem olmaz da Kur'an dışı hadisler nüzul sebebi, resulün örnekliği ya da Kur'an'ın tefsiri adı altında hakem olursa Maide 3, Enam 114, Casiye 6 ve Kalem 37 ile çelişik olur ve Nisa 82 gereği Kur'an Allah'tan olamaz.

Eğer Kur'an Allah'ın ayetleri ise ve Allah'tan başka ilah yoksa Kur'an'ın yanında hiçbir şey din olamaz. Din sadece Allah'ın koyduğu yasalardır. Zira Ondan başka ilah yoktur. Resulullah şerikullah değildir Allah'ın yasalarını tebliğle memurdur. Tebliği de onun bunun derlediği hadisler değil ehsenul hadis olan Kur'an'dır. Resulullah'ın Kur'an dışında hiçbir hadis kitabıyla telif ilişkisi yoktur. Ve kimsenin ondan bundan şundan duydum Resulullah şöyle demiş söylemi ya da işgüzarlığı Allah'ın kullarını bağlamaz. Eğer bağlayacak olsa Araf 3 ile çelişik olur. Bu durumda Nisa 82 gereği Kur'an Allah'tan olamaz


Kur'ancı ve sünnetçi etiketli iki tayfa da nebi denince ehsenul hadis olan Kur'an'ı değil de onun bunun ondan bundan duydum hadislerini anlamakla büyük bir hata etmişlerdir
Durum bu olunca Kur'an'cı geçinen tayfa Nebiye itaat yok diye blr efsuna tutundular. Oysa nebi vahiy alan demektir resul ise vahiy alarak yüklendiği risaleti tebliğ eden demektir. Yani nebiyi onun bunun rivayetindeki hadisler temsil etmez aksine ehsenul hadis olan Kur'an temsil eder. Nebi Aldığı vahyi tebliğ ettiğinde resullük yapmış olduğundan itaat ancak resuledir. Zira resule itaat tebliğ ettiği vahye uymaktır. Resul, nebi ve beşer Muhammed aynı kişidir ve resullük yaparken aynı zamanda nebi vasfındadır. Yani kendisi nebi ve resul olan bir beşerdir. O bakımdan sadece ayeti tebliğ ederken resuldür bunun dışında nebidir demek yanlıştır. Eğer bu söylem doğru olsaydı "amenerresulü bima ünzile ileyhi min rabbihi ve muminun" ayeti " amenennebiyyu" ifadesiyle başlardı. Meseleyi gerçekten doğru okumak isteyenler şu ayetlere baksınlar.
Kasas 47, Taha 134, Yunus 15, Muhammed 24, Nisa 82, Araf 3, Enam 114, Casiye 6, Kalem 36-37, Hucurat 16, Furkan 30


Yok efendim Kur'an yeter diyenler şu kadar kitap yazmışlar(!) Madem yetiyormuş neden kendileri kitaplar yazmışlar (!)
Mustafa Arıcan Ayas Der ki:
Yani size Kur'an yetmiyor mu? O zaman nerede kaldı lailahe illellah. Nerede kaldı şu ayetlere iman? Bir okuyun bakalım bu ayetler sizin için ne ifade ediyor? Muhammed 24, Araf 3, Enam 114, Yunus 15, Nisa 82, Kamer 17 22 32 40, Casiye 6, Kalem 37, Hucurat 16, Furkan 30.
Şimdi ben bu yorumu yazdım. Bana Kur'an yetmediği için mi yazmış oldum? Ya da yazmak için Kur'an yetmiyor mu bilmeliyim? Acaba bana yettiği için Kur'an'ın aydınlığında kendi anladığımdan cimrilik etmeyip paylaşmış olmak için yazmış olabilir miyim? Lütfen sapla samanı karıştırmayın! Lütfen sloganlar peşinde blrilerini etiketlemekle uğraşmayın!
Hadisleri inkar edenler etiketlemesi de ne oluyor? Kur'an yeter deyince hadisler inkar mı edilmiş oluyor? O zaman Kur'an yeter deyince Kur'an dışındaki insanlığın tecrübesi doğru yanlış herşey inkar mı edilmiş oluyor? inkar etmek ne demek? İnkar başka şey her şeyi yerli yerine koymak başka birşey. Ne zamandan beri onun bunun ondan bundan şundan duydum nakillerine iman şart oldu? Yani biri Resulullah şöyle dedi şöyle yaptı dedi diye neden buna inanmak zorundayım? Yani ben tarihte yaşayıp "Sahihi Arıcan" diye hadisler toplamış olsaydım benim işgüzarlık edip ürettiğim bu kitaba iman etmek Müslümanlara şart mı olacaktı? Nasıl olur da Allah'ın vahyi resulün tebliği Kur'an'ın yanına onun bunun ondan bundan topladığı hadisi iştirakçi edinirsiniz?


Kur'an'ın Allah'tan olduğuna Kur'an dışı delil gerekir zira bir şey kendisinin doğruluğuna delil olamaz 
"Kur'an'ın Kur'an olduğuna delilin nedir" meydan okuması yapan hadisçi rivayetçi efsuncu beyinlere cevap:
Kur'an'ın kendisi Kur'an dışı delil getiriyor. O delil hayattır doğadır fıttattır. Bir şeyin gerçekliğine kendisinden düşük seviyede birşey delil olamaz. O bakımdan ne hadis ne siyer Kur'an'ın gerçekliğine delil olamaz. Ama hayat da doğa da fıtrat da Allah'tan olduğu için Allah'tan olduğu iddiasındaki Kur'an'ın gerçekliğinin yegane delilidir. Kur'an Allah'tan olduğu noktasında akıl edenler için hayatı doğayı fıtratı delil sunmaktadır. Kur'an'ı okuyan her zihin ayetlerin yani delillerin bu noktada sunulduğunu net görür. Mesela Allah'tan başka ilah olmadığına Kur'an şu gerçekliği ayet olarak sunmuştur. "Eğer göklerde ve yerde Allah'la beraber başka da ilahlar olsaydı göklerin ve yerin düzeni bozulurdu. Bu konuda 30. Surenin 30. Ayeti bu temel ilkeyi net ilan etmiştir.


Peygamber denince Kur'an'a değil de başka kitaplara bakanlar mescidi nebiyi terkedip mescidi dırara firar edenlerdir
Allah'a ehsenul hadis Kur'an'ı resule sahih, hasen, zayıf vs hadisi isnat edenler Allah ile Resulünün arasını ayıranlardır. Kur'an'ı hadislere göre anlamalıyız diyenler Allah'ı meramını anlatmaktan aciz gören ve Kur'an'a hadisi hakem yapanlardır. Kur'an'ı Kur'an'dan okuyanlar bu yolun yol olmadığına tanık olacaklardır.
"Resulün tebliğden başka da bir görevi mi var?" (Nahl 35)
"Resulün görevi ancak tebliğdir" (Rad 40)
"Rabbimiz bize bir resul gönderseydin senin ayetlerine uyardık"
(Kasas 47/Taha 134)
Kur'an'ı anlamak için okumayanlar kalpleri kilitlenmiş olan düşüncesizlerdir.
(Muhammed 24)
Eğer Kur'an'da bir çelişki varsa alemlerin rabbine yaraşır bir kelam olamaz. O bakımdan Kur'an'ı samimiyetle ve derince düşünerek okumak her insana görevdir. (Nisa 82)
Kur'an açık, net ve detaylı bir sunum olarak vahyolunmuş ilahi mesajdır Kur'an'ın üzerine hiçbir söz, rivayet, metin, hikaye, içtihat vesaire hakem yapılamaz. (Emam 114)
Gerçek bir müslüman dinini ancak Kur'an'dan edinir, Kur'an dışındaki hiçbir kişiden, sözden, metinden, rivayetten din edinemez. Kur'an'ı akıl etmek her müslümanın asıl görevidlr. (Araf 3)
Kur'an, öğrenecek anlayacak ve ibret alacak olanlar için, kolaylaştırılmış bir öğretidir. (Kamer 17,22,32,40)
Gerçek bir müslüman ehsenul hadis olan Kur'an dışında hiçbir hadisi, sözü, metni, öğretiyi, içtihadı, mezhebi, din edinip Kur'an ile arasına koyamaz. (Casiye 6)
Ehsenul hadis Kur'an'a rağmen başka yolları din diye savunmak Allah'a din öğretme hadsizliğidir. (Hucurat 16)
Allah'ın dini Kur'an dışındaki kitaplardan okunabilecek bir din değildir. (Kalem 37)
Resulullah'a uymak tebliği Kur'an'a uymaktır o dedi bu dedi şu dedi şeklindeki rivayet hadislere uymak değildir. Resulullah huzuru ilahide kavmin hadislere uymamış diyerek değil Kur'an'a uymamış diyerek şikayetçi olacaktır. (Furkan 30)


İki tür hadis var.
1-Ehsenul hadis: 
Allah'ın vahyi resulün tebliği olan hadis yani Kur'an.
اللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابًا مُتَشَابِهًا مَثَانِيَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ إِلَىٰ ذِكْرِ اللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ هُدَى اللَّهِ يَهْدِي بِهِ مَنْ يَشَاءُ ۚ وَمَنْ يُضْلِلِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ
(Zümer 39:23)
39.23.Allah hadisin en gereğince olanını benzerlikleri olan tekrarlı bir sunum olarak indirdi. Rablerinden bilinçle sakınanların ondan sebep hissiyatları belirir. Hem hisleri ve kalpleri Allah’ın bildirisine uyum gösterir. Bu, Allah’ın aydın etmesidir, gerek gördüğünü onunla aydın eder. Allah kimi karanlıkta bırakırsa onun için bir aydınlatıcı yoktur.

تِلْكَ آيَاتُ اللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّ ۖ فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَ اللَّهِ وَآيَاتِهِ يُؤْمِنُونَ
(Câsiye 45:6)
45.6.Bunlar gerçeği ortaya koymak üzere sana sunum yaptığımız Allah’ın ayetleridir. Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise İmanlı olurlar?

2- Lehvel hadis: 
"Atalarımızdan böyle bulduk Allah böyle emretti" söylemli hadis.
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا ۚ أُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ
(Lokmân 31:6)
31.6.İnsanlardan bazıları Allah’ın yolundan karanlıkta bırakmak üzere ilmin aksine hadisin avuntu olanını satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap olacaktır.
وَإِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَا آبَاءَنَا وَاللَّهُ أَمَرَنَا بِهَا ۗ قُلْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ ۖ أَتَقُولُونَ عَلَى اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
(A’râf 7:28)
7.28.Çirkin bir iş yaptıklarında “Atalarımızı böyle bulduk, Allah böyle emretti” derler. De ki: Allah kesinlikle çirkin durumları norm retmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?


Hadis dinin kendisinden okunacağı bir metin değildir
Resulullah'ın hiçbir hadisle telif ilişkisi yoktur. Hadis tarihin bir zamanında yaşayan birilerinin zihnini bakışını anlayışını emelini yansıtan metinlerdir. Hadislerin kendi aramızda yaptığımız konuşmalar fevkinde dini bir değeri yoktur. Din Allah'ın vahyi resulün tebliği olan ve kendisini ehsenul hadis olarak tanımlayan Kur'an'dır.
Muhammed 24, Nisa 82, Araf 3, Hud 1-2, Maide 101, Enam 114-115, Araf 28, Casiye 6, Kalem 36-37, Hucurat 16, Furkan 30. Ayetlerin aydınlığında gerçek budur.