21 Temmuz 2026 Salı

Laiklik Din ve devlet İlişkileri

Şeriat şeriat diye slogan atanlar var
Ey şeriat diye ahkam kesen kafalar! Sizin şeriat dediğiniz şey Kur'an'da mı mezhep fıkhında mı? Kur'an yetmez diyenler bir de kalkmış şeriat İslam'dır diye ahkam kesiyorlar. İslam Allah'ın vahyi Resulün tebliği Kur'an'ın hayat öğretisidir. İslam atalardininin rivayetçi eklentici ahkam kesmeleri değildir.
Dinden nemalanan din adamı kisveliler diyor ki Laiklik dinsizliktir. Oysa iş tam aksine. Laiklik cüppeyi sarığı giyince Allah adına ahkam kesebileceğini ve Allah ile Kullar arasına girebileceğini sanan hadsizlere hade oradan demenin adıdır.

Tanrı adına insanlığa ahkam kesme hadsizliği
Topluma musallat olupTanrı adına tahakküm edenleri ilahi müdahale Lailahe illellah ilkesiyle bertaraf eder, insani müdahale laiklik ilkesiyle bertaraf eder. Yeryüzünde kimse Tanrı'nın yetkilisi değildir. Allah'tan başka ilah yoktur. Böyle bir zorbalık şirktir, şirk büyük bir zulümdür.
Tanrı adına ahkam kesenler, Tanrı'nın yetkilisi makamında nemalanabilmek ya da Tanrı'nın sözcülüğü makamına kurulabilmek için laiklik dinsizliktir, Ebu cehil de laikti diye bağırıp çağırarak tahakküm edebileceklerini sanıyorlar.
Ebu cehil laik değildi, Ebu Cehil dinsiz değildi. Ebu Cehil dinî yetkileri kuşanmış ve Tanrı adına ahkam kesmeye kurulmuş bir atalardinciydi. Lailahe illellah ilkesi onun toplum üzerindeki tüm otoritesini sıfırladı. Laiklik ilkesi de bugünkü atalardincilerin tüm otoritesini sıfırlıyor. Laikliğe öfkeleri ondan.
Bu atalardinciler bir yandan şeriat şeriat diye ahkam keserler diğer yandan Kur'an Müslümanlığı zındıklıktır Kur'an Müslümanlığı sapıklıktır diye bağırıp çağırırlar. Zaman zaman da üfürüklerini ikame edebilmek için bozuk saat misali şeriat Kur'an'dır diye gerçeği ifade etme durumunda kalırlar.
Topluma şeriat diye atalardinini üfürmeye çalışanlar Kur'an'ın net ayetlerini yeterli görmeyip keçinin yediği ayet diye uyduruk hadislerle din savururlar. Lailahe illellah ilkesi bu tağutluğu bertaraf ederken laiklik ilkesi toplum nezdinde bu tağutluğa dur demektedir.
Şirk Tanrı adına tahakküm etmenin adıdır. Bu tahakküme alet olmak da şirkin içinde olmaktır. Yeryüzünde Tanrı adına tahakküm etmekten daha büyük bir zulüm yoktur. O yüzden Kur'an şirk büyük bir zulümdür der. İnsan bile kendi adına başkalarına tahakküm edilmesine razı olmazken Allah adına insanlık üzerinde tahakküm kurmak kimin haddine!

Kisveye bürünüp Allah adına ahkam kesmek
Din adamı kisvesiyle sarığıyla cüppesiyle Allah adına ahkam kesebileceğini sanan hadsizler diyor ki laiklik ebu cehillerin dinidir. Oysa mesele tam aksine. Lailahe illellah ilkesi topluma dini yetkiler makamında musallat olan ebu cehillere hade oradan siz kimsiniz, Allah'tan başka ilah yok gerçeğini ilan etmiştir. Laiklik ilkesi ise topluma kilise, tarikat, ruhban, evliya vs makamlarda musallat olan ebu cahillere hade oradan siz kimsiniz, kimse Allah'ın yetkilisi değil, kimse insanlığa Allah'ın yetkilisiymiş gibi ahkam kesemez gerçeğini ilan etmiştir.

Laiklik aslında kimsenin Allah adına ahkam kesememesidir
Laiklik kilisenin Allah adına ahkam kestiği zulüm ortamının karanlığında halkın bir özgürlük mücadelesi olarak "kimse bize Allah adına ahkam kesemez" iradesi göstererek kilisenin tanrısallığına başkaldırısının adıdır.
Laiklik ben kimseyi Allah ile olan işime karıştırmam, Allah'tan başka ilah yoktur, Allah adına ahkam kesmek kimsenin haddi değil demenin adıdır.
Tanrılığa kalkışan hadsizlerin karanlığına ilahi irade müdahil olur da aydınlık ilkesi sunarsa bunun adı Lailahe illellah olur. Tanrılığa kalkışan hadsizlerin karanlığına beşeri ama bilge bir irade müdahil olur da aydınlık ilkesi sunarsa bunun adı laiklik olur.

Bazıları kendini Allah'ın yetkilisi sanıyor 
Azıcık dinden bir nasip aldığını sanan kendini dinin sahibi ya da Allah'ın yetkilisi ilan ediyor. İnsanın eğiliminde var kraldan çok kralcılık oynayıp kendine nemalanma hastalığı. Bu toprakların sigortası laikliktir. Laikliğe dinsizlik diyenler Kur'an'ın nüzul olduğu dönemde lailahe illellah ilkesine savaş açanlarla aynı iklimdedir. Lailahe illellah onların atalar dininden ahkam kesmesini lağvederken laiklik de bugünkülerin atalar dininden ahkam kesmelerini ve kendi mezhep meşrep ve tarikatlarını Allah'ın dini diye dayatmalarını ya da Allah Allah deyip Allah adına ahkam kesmelerini lağvediyor. Bu çocuk kendi sanal konumunda konuşuyor ve irade kullananları tekfir ediyor. Diyanet de aynı minvalde bir eğilimle dini otorite olduğu sanrısı konumunda kiliseliğe kalkışarak dini düşünce benim otoriteme uymalı deyip meal imha ettirmeye kalkışıyor. Türkiye gitgide iranileşmeye sürükleniyor. Siyaset her yandan tarikatçı tasavvufçu mistik evliyacı cemaatçı dayatmacı zihniyetle kol kola yürüyor. Allah'tan başka ilah yoktur lailahe illellah ilkesidir, Kimsenin Allah adını kullanarak halka musallat olma yetkisi yoktur laiklik ilkesidir.
Bu çocuğun zihnine zerk edilen efsuna göre hüküm yalnız Allah'a ait olduğu için oy vermek şirk oluyor, oy veren kafir oluyor (!) Yani bu efsunlu kafaya göre devletin yönetim makamına birini seçmek Allah'a ortak seçmek oluyor ve bu yüzden oy vermek müşriklik ve kaflrlik oluyor (!) Şimdi eğer durum buysa ve bu efsunlu kafa haklıysa o zaman meselenin çözümlemesi şöyle açıklanabilir. Ya bu çocuğun kafasına bu zehri zerkeden şeyhi hocası üstadı artık kimse seçimsiz sorgusuz sualsiz bizzat Allah'ın yetkilisi olarak ülkenin başına geçmeli ve halk kuzu kuzu o hadsizi kabullenmeli onun otoritesine boyun eğip muvahhit olmalı ya da bizzat Allah'ın kendisi ülkenin başına geçmeli insanlık hayatta, idarede, yönetimde, hiçbir makamda görev, yetki ve basiret üstlenmemeli ki şirk olmasın(!) Bunun adı çelişkiler yumağı dincilik ya da atalar dini!

Din kimsenin tekelinde değil
Herhangi bir kimsenin ya da kurumun Kur'an'ın yorumu üzerinde bir tekeli ya da dayatması olabilmesi için dinin sahibi Allah tarafından bu konuda yetkilendirilmiş olması gerekir. Böyle bir iddia Allah'a iftiradır ve kilise olmaya ya da insanlığa evliya olmaya kalkışmadır.
Dinin ya da Kur'an'ın sahibi diyanet ya da başka birileri değil Allah'tır. Diyanet meal dayatma ya da yasaklama tasarrufuyla evliya makamında ahkam kesmeye heveslenmiştir. Evliya makamına heveslenenler hakkında Allah'ın beyanı Araf 3. Ayette nettir.
Diyanet Kur'an'dan bizim doğru bulduğumuza uyacaksınız demekle siz akıl etmeyin bizi evliya edinin demiş olmaktadır. Yoksa Kur'an ey diyanetçiler diye mi hitap ediyor? Ey insanlar ey inananlar diye hitap eden Kur'an ile inananların arasına girmek diyanetin haddi değildir.
Diyanet kendi yorumunu din diye dayatma kalkışmasıyla hem lailahe illellah ilkesine hem laiklik ilkesine karşı suç işlemektedir. Diyanet gerçekten samimi ise yapması gereken şey doğru bulduğunu ve yanlış bulduğunu deliliyle gerekçesiyle insanlığa paylaşmasıdır.
Araf 3:
اتَّبِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ ۗ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ
Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliyaya (dinin sahibi, yetkilisi, otoritesi vs diye birilerine) uymayın. Ne de az düşünüyorsunuz!

Bilgenin biri demiş ki
Din işleri ayrı dünya işleri ayrı diyorsan, ebu cehil kadar müşriksin demektir.
Laikligin tanımı bu.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Ebu cehil din işleri ayrı devlet işleri ayrı demiyordu aksine atalar dininin hocası reisi celladı bizzat kendisi idi ve toplumun o dinle kontrolünü idaresini elinde tutuyordu. İşte İslam Lailahe illellah hükmünü ilan ederek kimse Allah adına kimseye ahkam kesemez ilkesini ilan etti.

Bir bilge şöyle demiş
LÂİKLİK, İSLÂM PRENSİPLERİNİ ortadan kaldırmak ve İslâmı tahrif etmek için Müslümanlara dayatılan KÜFÜR DÜZENİDİR!...
Mustafa Arıcan Ayas Der ki
Dayatmaya karşısın yani? İyiymiş! Oysa laiklik tam da dayatmaları yasaklayan bir ilkedir. Siz istiyorsunuz ki din iman deyip mezhebinizin tarikatınızın grubunuzun partinizin algılarını ya da atalar dininizin ezberlerini tüm insanlığa Allah'tan diye dayatasınız ve herkese ahkam kesebilesiniz? Bu topraklarda laikliğe karşı olmak tam da budur. Mesela sizin dininiz hangisi? Sunnilik mi alevilik mi ya da bu ikisi içerisinden hangisi eşarilik mi maturidilik mi vs vs? Pardon ama sizin böyle bir farkındalığınız olmadığı da açık öyle ya yarın öbür gün gelecek sözde mehdinizin askerisiniz ve onu ilan etmek için adeta çırpınıyorsunuz(?)

Bazılarının şöyle bir sloganı var
"Laiklik şeytaniliktir, dinsizliktir, tek yol Kur'an" diyen ve güya atalar dinci olmayan, sloganı "ya Kur'an ya hüsran" olan başka bir tayfa daha var.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Laikliği kaldırırsan Kur'an'ın aydınlığına çıkacağını sanıyorsan yanılıyorsun. Laiklik kaldırıldığında Allah'ın dini diye cübbeli sarıklı sakallı ve kendini Allah'ın bayisi sanan bir kendini bilmezin dayattığı atalar dini karanlığına gömüleceksin ve o karanlıkta Kur'an dediğin an o sakallı cübbeliler seni gidi peygamber inkarcısı, seni gidi ulema evliya tanımaz, seni gidi mezhepsiz modernist zındık diye boynuna ipi doladıklarında artık çok geç olacak.

Birileri şöyle diyor
LÂİKLİK ŞEYTANÎDİR.ONU BENİMSEYEN; ŞEYTANA TABİ OLMUŞTUR VE ONA KULLUK YAPMAKTADIR. Müslüman LÂİKLİĞİ asla benimseyemez.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Laiklik ben Allah'ın temsilcisiyim ya da oğluyum makamında ahkam kesen kiliseye hadi oradan artık kimse bize Tanrı adına ahkam kesemez başkaldırısının adıdır ve bu yönüyle Lailahe illellah demektir. Laiklik mezhepçi tarikatçı sakallı cüppeli tağutlara, kendini tanrının bayisi sanıp millete ahkam kesmeye kalkışan hadsizlere hade oradan siz Allah adına bize ahkam kesemezsiniz siz önce bir ne olduğunuzu bilin ve kendinizi tanrı sandığınız hadsizlikten Allah'a kulluğa indirin demenin adıdır. Laiklik bu yönüyle lailahe illellah demenin adıdır.
O birisi cevap veriyor
Şeyh AYAS HZ.lerinin içtihadı(!)
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Ey bilge kişi(!) dini içtihat etiketli söylemler sandığına ve müçtehit ya da evliya dediklerinin yorumlarını Allah'ın dini sandığına göre mesele birinin içtihat deyip dayattığını din diye uygulamaksa o da içtihat bu da içtihat. İşte anlamadığın şey tam da bu. Senin din dediğin şey sakallı cüppeli biri gördünmü onu Allah'ın yetkilisi sanıp içtihat ya da ilham etiketli söylemini kutsal olarak dayatmak. Esasen şirk tam da bu. İşte bu şirke ya da kendini tanrının bayisi atayıp tanrıcılıktan ahkam kesenlere hade oradan demenin adıdır laiklik ve bu anlamda laiklik Lailahe illellah demektir. Yoksa ne olur biliyor musun? Senin zannından hayalinden kotardığın mehdi diye bir zımbırtı çıkar İslam dünyasının başına bela olur İslam dünyasının kilisesinin papası olur Allah adına insanlığa kılıç sallar. Senin çok hevesli olduğun mehdilikten dem vuranlardan biri şimdilerde pensilvanyada biri de hapiste.

Kimse kendisini Allah'ın temsilcisi sanmasın!
Birilerinin Allah'ın yetkilisi olmaya soyunduğu, Allah adına ahkam kesmeye koyulduğu ve Allah'ın adını kullanarak nemalanmaya başladığı topraklarda laiklik Lailahe illellah demenin adıdır. Esasen Laikliğin ilk ortaya çıkışı da Tanrı adına yetki kullanan kiliseye karşı hadi oradan, siz Tanrı'nın oğlu değilsiniz, siz başımıza tanrı kesilemezsiniz demenin adı olmuştur.
Ortaya çıktığı zaman ve zemin itibariyle laiklik kimse Allah adına bize ahkam kesemez demenin adıdır. Tanrılığa kalkışan kiliseye hadi oradan demenin adıdır laiklik.

İslam devleti mi insan devleti mi....
İslam devleti diyorsanız islam dediğiniz şey nedir belli olmalı. Zira islam dediğiniz ne ise islam devleti dediğiniz de ona göre olacaktır.
İslam dediğiniz şey nedir?
Bütün mezhepler kendisine islam diyor. Hatta bugün indirilmiş islam uydurulmuş islam tartışması var. Devlet dediğiniz tüm bu gruplara otorite olacaksa hangi grubun İslamı devlette geçerli olacak? Önce bu konuda anlaşalım. Bu konuda anlaşmadıktan sonra hangi islamdan söz ediyoruz ki hangi islam devletinden söz edelim?
Ama derseniz ki yorum farkları olabilse bile neticede tüm müslümanların ortak kaynağı Kur'an olduğuna göre islam deyince sadece ama sadece Kur'an'da olanı esas alacağız. Allah’ın indirdiği resulünün ilettiği Kur'an olduğuna göre islam deyince hükmü sadece Kur'an'dan alacağız. İslam diye Kur'an'ın yanına başka hüküm kaynağı kitaplar koymayacağız. O zaman anlaşmamız kolay. Otururuz ve sadece Kur'an'ı esas alarak anlamada ittifakımız oluşan ayetleri islam diye uygularız ihtilafımız olan ayetleri erteleriz ve ortak anlayışa ulaşana kadar beşeri aklın geçici olarak uygun bulacağı geçici hükümleri uygularız. Bu basiretli duruşa var mısınız? Eğer varsanız sizinle islam devleti söylemini konuşabiliriz. Eğer yoksanız bilesiniz ki biz etikete aldanacak kadar basit insanlar değiliz. Kur'an bize ilkeli duruşu ve Akletmeyi öğretti. Biz öncelikle içeriğe bakarız...

İslam devleti ya da şeriat devleti diye bir beklenti 
İslam devleti diye de bir şey olası değil. Daha resulullahın vefatından hemen sonra yaşanan olaylar katliamlar cemeller sıffınlar kerbelalar ortadadır. Hangi İslam devletinden söz edeceğiz? İslam olacak olan devlet değil bireylerdir. Allah’ın sınavında olanlar da bireylerdir. Bireyler her an ve her durumda yaptıkları tercihlerden ve iyilik hak ve özgürlükler noktasında yaptıkları katkılardan sorumludurlar. Bireyler güç sahibi oldukları her noktada etki alanındakilere ne kadar iyilik alanı açabildiklerine ne kadar destek olabildiklerine ve ne kadar özgürlük sunabildiklerine, dolayısıyla hayat imtihanında uygunluğa ne kadar katkı sağlayabildiklerine baksınlar. İslam devleti diye keçinin yediği ayetlerle(!) milletin başına zorba kesilecek tağutların egemen olmasına değil akleden düşünen ve hakka hukuka uyan insanların egemen olmasına katkıda bulunmak daha İslami bir tavırdır. İslam sloganlarla kilitlenmek ve birilerinin rüzgarında savrulmak değil bilinçle hareket edebilmek ve insanlık için uygunluk ortamına bir gıdım olsun omuz verebilmektir. Bu bilinci kuşanan islam inancına sahip olanlar tabanda ve tavanda egemen oldukça toplumda hak hukuk alanında gelişmeler olacak ve insanlık için uygunluk sağlamaya destek olunmuş olunacaktır. Yaşadığı ortamdaki her durumla ilgili olarak bir sözü bir tercihi olandır müslüman. Kötü olandan bir zerre olsun uygunluğa yakın olanı tercih edendir müslüman. Topyekun bir uygunluk olmazsa varsın olduğu gibi gitsin diyen değil vucudun ağrılarını az olsun azaltmayı yeğleyendir müslüman. Tüm damarlar tıkalı deyip bu vucuda operasyon gerekmez demeyen, elinden geldiğince damarları açan serum sunandır müslüman. Müslüman dünyayı düzeltmeye değil kendini düzeltmeye ve etki alanındakilerin uygunluğuna omuz vermeye kendini adamış gerçekçi beyin sahibi olmalıdır. Sloganlardan kurtulup bilinç ikliminde karınca misali uygunluğa katkı verecek bireylerin kenetlendiği ve herkesin hakkını hukukunu alabildiği herkesin intihanını yaşayabildiği devlettir İslam'ın devleti...

Bu topraklarda laiklik toplumsal barışın sigortasıdır 
Laikliğin en dinsiz şekilde yorumu bile Allah adına kılıç kuşanmışların şerrinden daha hafif bir zulüm üretir. Zira din adına makam devşirerek yapılan zulümden daha ağır bir zulüm hiçbir şekilde olası değildir. "Dinde zorlama yoktur" "Allah gerek görseydi herkes bütünüyle iman ederdi. Hal böyleyken insanları inanmalarına kadar sen mi zorlayacaksın" ayetlerinin mevcut olduğu bir kitabın mümini olduklarını söyleyenlerin "dinde zorlama müslüman olmayanlara yoktur müslüman olanlara vardır. Mürted öldürülür. Namaz kılmayan öldürülür" ve benzeri daha nice hezayanı üretebildikleri ortadayken ülkenin kaderi asla dinidarların körpe din algılarına teslim edilemez ve Allah'ın dinindeki mutlak gerçek olan can düşünce inanç namus ve emek dokunulmazlığı birilerinin cehaletine heba edilemez...

Din kimseye özel ahkam kesilebilecek alan değil
Din ulema ve evliya diye bir makama kurularak ahkam kesilecek birilerine özel alan değildir. "Sümükü şerif, sidiki şerif, buhari yer yukarıdır gök aşağıdır dese öyle inanırız, buhariye inanmayan resulullaha inanmamış olur, buhariyi hakem yapmayan resulullah'ı hakem yapmamış olur" diye hezeyan üstüne hezeyan yumurtlayanlar alim oluyor, Kur'an ve hadis deyince konuşmak onların yetkisinde oluyor, ne hükümetten ne de halktan birileri bu alimlerden olmadıkları için konuşmaya ehil olamıyor ama sidikin sümükün pazarlayıcıları, rivayetin masalın hikayecileri din alimi diye ahkam kesebiliyorsa dinin asla ulema ve evliya diye birilerine bırakılamayacağı, İslam'ın belli makamdakilerin ahkam kesebileceği, tağutların ötebileceği ruhbanların yetkisinde olmadığı, dinde sadece Allah'ın hükmedebileceği ve tüm insanlığın muhatap olarak delili ile gerekçesi ile konuşabileceği artık bilinmelidir. Falan alim filan veli fülan Prof diye bir ünvanla söylenen doğru olmak durumunda değildir. Kimse Allah'ın kitabının yanına başka kitap koyanları ve sidik sümük pazarlayanları dinlemek durumunda değildir. Araf 3 Rabbinizden size indirilene uyun. Ondan başka evliya diye birilerine uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz!

Allah'ın dininde ruhbanlık yoktur 
Din herkesin alanıdır. Zira dinin sahibi Allah'tır ve herkes Allah'ın kuludur. Dinden konuşmak için ilahiyatçı ünvanına ihtiyaç yoktur ve din ilahiyatçıların diyanetçilerin tekelinde değildir. İslam’da ruhbanlık yoktur. Hüküm ancak Allah'a aittir. Her görüş saygıdeğerdir ve sahibini bağlar. Ama İslam'ın sosyal boyutta mutlak muhkemlerine aykırı hiçbir görüş saygıdeğer değildir, fikir olarak algılanamaz. Bu net dokunulmazlar can, emek, iffet, düşünce ve inanç konusunda herkesin mutlak haklarıdır. Hangi görüş bu hukuka saldırı içeriyorsa düşünce değil toplumu terörize etmedir. Devletin görevi mutlak hukuk alanının güvenini sağlamak ve bu haklara yönelen her faaliyete engel olmaktır. Zira mutlak hukuk alanı bu mahremiyetlerdir ve devletin varlık sebebi bu mahremiyetleri koruyup adaleti emniyeti sağlamaktır. Dini yorum ve eleştiriler meşruiyetini mutlaka delil ve gerekçeden almalı ünvan ve makamlar asla kabul edilebilirliğe gerekçe olmamalıdır.

Adalet ne yargı ne  
Kavramlar üzerinden hakikat kotarmak ne. Mahkeme karar verdi ise mutlak doğru olan ne. Doğrusu bu ise öncesinde yaşanan ne. Olup bitenleri normal gösterecek mihenk ne. Zihinler bir defa güven duygusunu kaybetdiyse toplumu bir arada tutacak olan ne. Ahiret olmasaydı mutlak gerçek doğmasaydı konjonktürel kararlar ölçü olsaydı yaşamanın anlamı ne. Eser rüzgar bir taraftan, kararlar çıkar diğer taraftan, homurtular her taraftan, beşerin olduğu yerde yanlıştan beri olan ne. Şükür yaratana, ahiret anlayana, değerlendirme Rahman'a, hükümde Allah'a ortak olan ne. Güvenim sonsuz Rahman'a, ahiretsiz düzlüğe çıkan ne. Herkes farklı telden çalar, nenfaatler hep kendine yorar, gün olur Hakim ve Habir hesap sorar, artık yanlış olan ne. Hasılı kelam hayatta mutlak davam "elhamdülillahi Rabbil Alemin: Değerlendirme alemlerin Rabbi Allah'a aittir" Vesselam...

Devlet Din ve Adalet 
Herkes kendi anladığını inandığını yaşayabilmeli ve anlatabilmelidir. Kimsenin bu noktada bir baskı imkanı olmamalıdır. Devletin görevi bu hür ortamı tesis etmek ve temin etmektir. Müslümanım diyen herkes de İslam'dan Kur’an’dan kendi anladığını yaşayabilmeli ve anlatabilmelidir. Kimsenin kimseye inancından ve anladığından anlattığından yana hiçbir baskısı müdahalesi olamamalıdır. Eğer devlet devletse bunu tesis ve temin etmek durumundadır. Her kim ki ötekileştirir ve cana emeğe düşünceye inanca iffete saldırganlaşır işte devlet devletse onun başına binmeli ve onu bu fitnesinden el çektirmelidir. Aksi takdirde mevcut bir devletten ve adaletten söz edilemez...