Ehli kitap, utul kitap ve cizye meselesi
Cizye diye bilinen şeyin Kur'an'ın dediği ile alakası yoktur. Ayet tahrif edilerek cizye diye bir esaret vergisi üretilmiştir. Oysa ayette saldırganlıklarının neticesi olarak savaşın kaçınılmazı bir cezayla yüzleşsinler denmektedir. Cizyeten kelimesi nisreten kalıbıdır ve nisreten kelimesinin anlamı bir tür yardımdır. Cizyeten de bir tür yüzleşilecek ceza anlamındadır ki savaş ortamı gereği ölüm yaralanma ve benzeri bir neticedir...
Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. (Tevbe 9:29, Diyanet İşleri)
9.29.Mesaja muhatap olunanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanmazlarla, Allah’ın ve resulünün haram kıldığını haram kılmazlarla ve Hak olan yolu yol edinmezlerle küçük düşerek bizzat kendileri bir şekilde ceza ödemelerine kadar savaşın.(Mustafa Arıcan Ayas meali)
Ayetin bağlamı:
9.23.Ey inananlar! Eğer emin olma durumu yerine dikkate almazlığı tercih etmişlerse babalarınızı ve kardeşlerinizi destekçiler edinmeyin. Sizden kim onları destekçi edinirse onlar da hak tanımazlar olanlardır.
9.24.De ki: Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, işlediğiniz mallar, kesat olmasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah ve resulünden, Allah yolunda gayret sarf etmekten daha sevimliyse Allah emrini getirinceye kadar bekleyiniz! Allah yalpalayan kimseleri aydın etmez.
9.25.Allah birçok zamanda birçok yerde ve Huneyn gününde size yardım etmişti. Çokluğunuz ilginizi çektiği vakit hiçbir şekilde size fayda sağlamamış ve yeryüzü tüm genişliğine rağmen size dar gelmişti. Hem gerisin geri dönüp kaçıvermiştiniz.
9.26.Hem resulünün ve inanır olanların üzerine Allah sükûnetini indirmişti. Görmediğiniz askerleri indirmiş ve dikkate almaz olan zıtlaşanları azabına uğratmıştı. Dikkate almaz olan zıtlaşanların cezası işte budur.
9.27.Hem bundan sonra Allah gerek gördüğüne merhametiyle yönelir. Elbet Allah bağışlayıcıdır, iyilikle muamele edicidir.
9.28.Ey inananlar! Gerçek şu ki müşrikler lekelidirler. Artık bu yıllarından sonra Mescidi Harama yaklaşmasınlar. Eğer fakir düşmekten korkarsanız gerek görürse Allah sizi lütfuyla zengin kılacaktır. Elbet Allah bilendir, gerçeğin hükmünü ortaya koyandır.
9.29.Mesaja muhatap olunanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanmazlarla, Allah’ın ve resulünün haram kıldığını haram kılmazlarla ve Hak olan yolu yol edinmezlerle küçük düşerek bizzat kendileri bir şekilde ceza ödemelerine kadar savaşın.
9.30.Yahudiler “Üzeyir Allah’ın oğludur” dediler; Hıristiyanlar “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarına doladıkları sözleridir. Önceki dikkate almaz olan zıtlaşanların söylemleriyle benzeşiyorlar. Allah onları lanetine uğratmıştır, nasıl da yanlışa sürükleniyorlar.
9.31.Allah’ın berisinde bilgelerini ruhbanlarını rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa ancak bir tek ilaha kul olmaları üzere emir almışlardı. O’ndan başka ilah yoktur. İştirakçi edindiklerinden O’nun şanı yücedir.
9.32.Ağızlarıyla Allah’ın ışığını karartma iradesinde oluyorlar. Oysa dikkate almaz olan zıtlaşanların hoşuna gitmese de Allah ışığını tamam etmekten geri durmayacaktır.
9.33.Müşrikler hoş görmese de resulünü dinin tamamını kendisine bildirmek üzere aydınlık ile ve gerçeğin dini ile gönderen O’dur.
9.34.Ey inananlar! Doğrusu bilgelerden ve ruhbanlardan birçoğu insanların mallarını asılsız gerekçelerle yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar. Altını gümüşü biriktirip de Allah’ın yolunda sunum yapmayanlara acıklı bir azabı müjdele!
9.35.Biriktirdikleri bu şeyler cehennem ateşinde kızdırılıp da yüzleri, böğürleri ve sırtları dağlanacağı gün vay onların haline! “Kendiniz için biriktirip durduğunuz şeyler bunlar! Şimdi tadın bakalım biriktirip durduklarınızı!” denecektir.
Bugün için ehli Kitap Kim cizye ne
Ehli kitap bugün için en başta biziz ve sünnilerdir ve şiilerdir ve Allah'ın mesajına muhatap olmuş tüm diğer dini gruplardır. Kitab'a muhatap olmuş tüm toplumlar gruplar ve fertler ehli kitaptır. Utul kitap ise Kitab'la yani kitabın mesajıyla yüzleşmiş ve az olsun çok olsun illaki kitaptan nasibi olmuş herkestir. Cizye ise CİZYETEN kelimesidir. Emsile kalıbı NİSRETEN kelimesidir. Anlamı herhangi bir şekilde bir cezadır. Ayet zorunlu olarak kaçınılmaz durum oluşmuş savaş ortamını anlatır ve cizye savaş ortamındaki neticeyi vurgular. Bu netice illaki ya yaralanma ya sakatlanma ya ölüm ya vs olur ve savaşın tüm taraftarına illaki bir şekilde yansır. Ayetin dediği ile mezheplerin ürettiği esaret vergisi anlamındaki clzyenin zerre alakası yoktur.
Tevbe 29 Ayet ve cizye meselesi...
Diyanet çevirisi
Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.
Mustafa Arıcan Ayas çevirisi
Kitaba muhatap olunanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve resulünün haram kıldığını haram kılmayan ve Hak olan yolu yol edinmeyenlerle küçük düşerek bizzat kendileri bir şekilde ceza ödemelerine kadar savaşın.
Cizye (CİZYETEN) Binai nevi kalıbıdır ki NİSRETEN gibidir. "Bir çeşit ceza" demektir ki tıpkı NİSRETEN in bir çeşit yardım amlamında olması gibi.
Ayetin bizim bildiğimiz anlamda Cizye ile alakası yoktur. İnanmayanlara saldırıp onları Cizye diye bir vergiye bağlamak anlayışı uyduruk bir dindir ve bu ayet bu zulme alet edilmiştir.
Ayet tebliğ ortamında tebliğe muhatap olanların buna tepki olarak müslümanlara savaş açtıkları durumlarda kaçınılmaz olarak savaş ortamlarının doğal neticesi yüzleşecekleri ölüm yaralanma ve benzeri bir cezaya müstahak olduklarını ilan etmektedir.
İslam’da savaş bir izin kabilinden emir olup hep sizinle savaşanlarla bilmukabele siz de savaşın şeklinde bir emirdir. Yoksa İslam'da gözümüze kestirdiğimiz gayrı müslim bir devleti işgal edip gelirlerine el koymak ya da cizye adı altında onları bir vergiye bağlamak diye bir yol yoktur. Bunu Kur'an'ı Kur'an'dan okuyan ve zihni Kur'an'ın ikliminde fikretmeye başlayanlar görebilecektir inşaallah...
Kitap verilenler (utul kitap) kalıp ifadesinden tahrif olmuş insan zihni hep yahudi ve hristiyanları anlamaktadır. Oysa "utul kitap" Allah'ın mesajıyla yüzleştirilenler anlamında olup Kur'an'ın mesajıyla yüzleşip inkarcı ve zorba kesilerek ve inananlara savaş açarak mukabelede bulunan tüm kesimleri ifade etmektedir. Ayeti Allah'ın mesajıyla daha önceki asırlarda yüzleşmiş hristiyan ve yahudilere hasreden kafaya göre Kitaba muhatap olunanlardan ümmiler olan müşriklerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve resulünün haram kıldığını haram kılmayan ve Hak olan yolu yol edinmeyenler müslümanlara savaş açtıklarında onlarla cizye almak için savaşmayacağımıza göre onları öldürmek için ama yahudi ve hristiyanlardan ise cizye almak için mi savaşacağız?
Kur'an'ın savaş emri "sizinle savaşanlarla siz de savaşın" kabilinden bilmukabele savaş mahiyetindedir. Tamamen zorbalaşıp saldırgan kesilenlere bilmukabele savaş ortamında hakettikleri cezayı vermekten bahseden ayetten yahudi ve hristiyanları durduk yere tahakkumumuz altına almak ve Cizye diye bir vergiye bağlamak için saldırganlığı müslümanlara meşrulaştırmak adına ayete tahrif üzerinden yüklenmiş bir CİZYE yalanı ile karşı karşıyayız...
Cizye diye bilinen şeyin Kur'an'ın dediği ile alakası yoktur. Ayet tahrif edilerek cizye diye bir esaret vergisi üretilmiştir. Oysa ayette saldırganlıklarının neticesi olarak savaşın kaçınılmazı bir cezayla yüzleşsinler denmektedir. Cizyeten kelimesi nisreten kalıbıdır ve nisreten kelimesinin anlamı bir tür yardımdır. Cizyeten de bir tür yüzleşilecek ceza anlamındadır ki savaş ortamı gereği ölüm yaralanma ve benzeri bir neticedir...