Musa ve bir kul ve izahların çelişkisi
O bir kula hızır deseniz, nebi deseniz, melek deseniz ne fark edecek? Sonuçta "ben kendiliğimden yapmadım" diyerek işi Allah'ın emri diye sunuyor...
Önemli olan o bir kula Hızır ismini vermek ya da melektir demek değil. Orası gereksiz bir ayrıntı. Sorun şu ki konu Kur'an'da bir kul ismi ile anlatılıyor ve o bir kul melek ya da cebrail dediğinizde de sırf annebabasına bir sınav olmasın annebabasını yanlışa sürüklemesin korkusuyla bir cana kıyıyor.
Durum bu olunca çelişki üzerine çelişki...
Bir çocuk ki KORKTUK VE ÖLDÜRDÜK. Korkan kim melek mi? Melek kafasına göre bilgiyle değil zanla korkuyla katil mi oluyor? BEN KENDİLİĞİMDEN YAPMADIM dediğine göre Allah'ın emri olarak mı yapmış ve bu durumda Allah bilgiyle değil de zanla korkuyla adam mı öldürtüyor?
Hani Allah "evladınız sizin için bir imtihandır" diyordu? Neden bu anne baba için evladı imtihan olmasın diye öldürtüyor?
Hani Allah "sizi mutlaka sınavdan geçireceğiz" diyordu. Neden bu anne babaya çocuk imtihan olmasın diye çocuk öldürtülüyor?
Hani Allah zanla iş yapmazdı? Nasıl oluyor da bu çocuk gelecekte anne babanın başına bela olabilir zannıyla KORKTUK Kİ gibi bir söylemle öldürülüyor?
Madem ki Allah birileri zulme uğramasın diye bir duyarlılıkla bir kaygıyla daha çocukken böyle yılan olabilecek olanın başını eziyor şu an dünyada kan gövdeyi götürüyor neden Allah bu zalimler için vakti zamanında bir tedbir icra etmemiş?
Neresinden bakarsan bak çelişki. O bir melek demekle sorun çözüldü mü sanıyorsun asıl sorun o zaman başlıyor...
________________________
--O bir kulun sakallı cübbeli evliya kılıklı biri olduğu ortada.
--Bana sormayacaksın ne dersem o dediği ortada
--Ben kendiliğimden yapmıyorum Allah'tandır dediği ortada
--Hiçbir peygamberin sorma sorgulama demediği ortada
--kitabın sorgulamadan kimseye kuyruk olma dediği ortada
--kitabın evliyaya kuyruk olma kitaba uy dediği ortada
--kitaba uyacağına birine kuyruk olmanın felaket olduğu ortada
--Allah'ın "sana indirdiğime uymaz da kendisine ilim ve rahmet verdiğim diye birine kuyruk olursan mala da cana da kıyar faturayı da Allah'a keser seni de beyinsizce sürükler" dediği ortada.
--anlayacak olana her şey net açık ve kesin ortada.
--Eğer o bir kul doğrusunu söylüyorsa Kur'an'ın çelişik bir kitap olacağı ve çelişik kitabın Allah'tan olamayacağı ortada...
Kur'an'ın metni ortada ama mesajı tahrif edilmiştir...
Kur'an'ın musiki yarışmaları, musiki kursları, musiki dersleri bu şekil yaygın olarak devam ederken diğer yandan mesajı tahrif edilmiş olarak sanki Kur'an'ın dediğiymiş gibi anlatıldıkça yeni nesillerin deizme ateizme savrulmaları mevcut hali üzere maalesef artarak devam edecektir...
Bir kimsenin ileride anne babasına fitne olacağı, onları taşkınlığa sürükleyebileceği gibisinden bir gerekçe ile öldürülmesini ister Allah'a ister meleğe ister nebiye isnat edin buna aklı başında hiçbir birey iman edemez ve böyle bir geleceğe dönük endişe gerekçesiyle bir kimsenin öldürülmesini akıl sahibi hiç kimse Allah'ın dini olarak iman edinemez. Üstelik "sizi mutlaka imtihan edeceğiz" diyen ve "evladınız size bir imtihandır" buyuran bir kitaptan böyle bir okuma yapabilmek anlaşılabilir bir şey değildir. Hem de yaşanan hayata baktığımızda dünyayı kan gözyaşı götürürken şeytanlık insanlığı istila etmişken buna vaktiyle bir tedbir etmemiş Allah'ın bir çocuğu ileride anne babasını dinden imandan çıkartabilir diye öldürtmesi düşünülebilir bir durum değildir.
Allah'tan vahiy alan hiçbir kimse yani hiçbir nebi o vahiylere uyması gerekirken ya da o vahiyler onu bir yere yönlendirmemişken kendi kafasından bir arayışa giremez ve Allah katından olan ilim yani ilmi ledün zaten kendisine vahyolunuyorken kendisine ilmi ledün verilen birinin arayışına giremez ve kendisi vahiyle böyle bir şey bildirilmedikçe asla gerçekte böyle ilim verilmiş birini bulamaz.
Bu bakımdan Musa ve bir kul kıssasındaki Musa'nın olayın vuku bulduğu dönemde vahiy alan yani nebi olan birisi olması asla düşünülemez. Yine bu minvalde o bir kulun hem Allah'ın vahiy gönderip aydınlattığı hem de "ben ne dersem o, sakın bana sorma, cenaze yıkayıcının önündeki meyyit gibi ol, ben kendiliğimden yapmıyorum" demesi olası değildir. Yine Bu minvalde o çocuğun anne babasını gelecekte fitneye sürükleyebileceği diye bir zanla öldürülmesi asla Allah'a da meleğe de nebiye de Allah'ın ilim verdiği bir kula da asla nispet dilemez.
Bazıları gulam kelimesinden bir tahrif devşirmeye koyularak gulam çocuk demek değildir gibisinden bir takım söylemler üreterek yani aynen o bir kul gibi zan peşinde koşarak gulam aslında çocuk değildi suçluydu, Musa suçunu bilmiyordu, o bir kul onun suçunun cezasını infaz etti diyerek aklı sıra bir şey söylediklerini sanıyorlar ve "Çocuğun anne babası inançlı kimselerdi. Onları taşkınlığa ve inkarcılığa sürüklemesinden korktuk" "Yaptığımı kendiliğimden yapmadım" şeklinde ayetlerde net ifade edilen öldürme gerekçesini görmezden geliyorlar.
Oysa kıssa net bir şey anlatıyor ki eğer akletmezsen sorgulamazsan delillerle hareket etmezsen ve işi gayptan kotaran birinin peşine takılırsan o birisi mala da cana da kıyar ve işi Allah'a nispet eder kendini aklar.
Bu kıssanın anlatıldığı surenin 102. ayetinde bu gerçeğe istinaden "İnkârcılık edenler kullarımı benim berimde evliya edinebileceklerini mi sandılar? İnkârcılar için bir konak olarak cehennemi hazırlamışızdır" buyruluyor ve Araf 3. ayette de net olarak "Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliya diye birilerine uymayın! Az olsun düşünmüyorsunuz!" deniyor...
İlmi ledün Allah katından olan ilimdir. O da Allah'ın kitabındaki öğretilerdir. Bunun dışındaki ilmi ledün zırvaları ise Allah adına toğutluğa soyunanların işidir. Onlardan biri de hızır diye pazarlanan kişidir. O kişi mala da cana da kıyan ve sakın sorgulama ben ne dersem o, ben kendiliğimden yapmıyorum Allah'tan aldığım emirle yapıyorum diye Allah'a iftira eden nir mistisizm yani tasavvuf baronudur. O iftiracı bunu yaparken Allah'ı bilgiyle değil zanla, emin olarak değil korkuyla amel eden basit bir konuma indirgemiş ve KORKTUK ki annebabasını taşkınlığa sürükler hezeyanını Allah adına kullanabilmeyi katil oluşuna perde yapabilmiştir. Musa bu kişiye uymadığı ve onu dinlemeyip sorguladığı için yolları ayrılmıştır. İşte bu bilinçli duruşun sahibi Musa bu tavrıyla Kur'an'da bize örnek olmuş ve Allah tarafından daha sonraki süreçte nebi kılınmıştır.
Bu tür tağutlara evliya diye kuyruk olanlara aynı surenin 102. Ayetinde Allah şunu buyurmuştur.
102.İnkârcı olanlar benim berimde kullarımı evliya edinebileceklerini mi sandılar? İnkârcılar için bir konak olarak cehennemi hazırlamışızdır.
Kendiliğinden yapmıyorsan hadi yoluna...
Kim ki "Biz bunu kendiliğimizden yapmadık..." diyor, meseleyi gaypten kotarıyor ondan uzak dur. Yoksa öldürdüğünü bile meşrulaştırır, sakın sorma, biz kendiliğimizden yapmıyoruz, gassalın önündeki meyyit gibi olacaksın der.
Bunun Kur'an'da sunulan örneği Musa ile bir kul kıssasıdır. Ne zaman ki bir kul haddi aştı ve öldürdüğüne bile biz bunu kendiliğimizden yapmadık dedi Musa onu terketmek durumunda kaldı. Onun için dikkat et hiçbir peygamber kendiliğimizden yapmadık sorgulama deyip kesip atmaz hepsi de "hala düşünmüyorlar mı anlamaya çalışmıyorlar mı tedebbür etmiyorlar mı derler ve düşünce damarlarını açıp aklı faal kılmaya çalışırlar...
أَفَحَسِبَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنْ يَتَّخِذُوا عِبَادِي مِنْ دُونِي أَوْلِيَاءَ ۚ إِنَّا أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِرِينَ نُزُلًا (Kehf 18:102)
İnkarcı takılanlar, kullarımı benim yakınımdan evliya edinebileceklerini mi sandılar? Elbet inkarcı kesilenlere bir konak olarak cehennemi hazırlamışızdır.
Mantık mantık mantık: Musa ve bir kul...
Allah'tan vahiy alan hiçbir sadık kul vahiy kendisine falan yere git orada bir kulum var onu bul demedikçe kendi aklınca yola koyulup iki denizin birleştiği yere varacağım diye yola koyulmaz.
Allah'tan vahiy alan hiçbir sadık kul Allah'ın ilim ve rahmet verdiği bir başka kulu vahyin yönlendirmesiyle olmadan kendi kafasına göre arayıp bulmaz.
Allah'tan vahiy alan hiçbir sadık kul kendisine vahiy buyurulan ayetler dururken bir başka kulun rehberliğini kabul edip sorgulamayacağına söz vererek ona bağlanmaz.
Allah'tan ilim ve rahmet alan hiçbir sadık kul eyleminin gerekçesini açıklamadan ve aklı devre dışı bırakarak hareket etmez ve çağrı yapmaz. Hiçbir peygamberin davetinde böyle bir şey yoktur.
Allah'tan rahmet ve ilim alan hiçbir sadık kul eylemlerinin gerekçelerini sunacağına biz bunu kendiliğimizden yapmadık ilerde böyle olmasından korktuk diyerek eylemini Allah'a isnat etmez.
Mallarınızı ve çocuklarınızı size imtihan kılacağım diye vahiy buyuran Rab Teâlâ hiçbir kulunu ana babasını yanlışa sürükler korkusuyla imtihan olmasın diye bir gerekçeyle öldürtmez.
İradesi ilim ve hikmet ile tecelli eden gaybın sahibi Allah ilim gereği değil de korkarak bir irade ortaya koymaz.
Kehf suresinde Musa nebinin vahiy almadan yani nebi olmadan önce girdiği bir arayış ve bu arayış neticesi Allah'ın velisi(!) bir kula intisap etmesi anlatılıyor. Bu kıssada eylemlerini Allah'a isnat eden fetövari bir ermişin nasıl da gassalın önündeki meyyit gibi olacaksın, sorgulamayacaksın diyerek müridini köleleştireceğinin bir örneği sunuluyor.
Gavs kutup evliya kılıklıların nasılda öldürdükleri kişi konusunda bile eylemi sorgulatmayıp işi Allah'a bağlayarak kendilerini aklayabileceklerini ve nasılda tağutlaşıp Allah'tan yana değil de kendinden yana irade ortaya koyan müritleri güdebileceklerini anlatıyor.
Musa nebi, nebi olmadan da nebi olacak vasıfa sahip bir insan olduğu için sonunda bu fetövari saptırıcıyla anlaşamadı ve ayrılmak durumunda kaldı. Yaşadığı bu kıssa da bize gavs kutup evliya gibi uyduruk makamlara mürit olanların nasıl bir bataklığa saplanacağını anlatan bir ders olarak Kur'an'da bize sunuldu.
Surenin sonuna doğru ise kıssadan hisse alacaklara Allah'ın aydınlık sunumu ve ikazı yapılmış oldu...
KEHF SURESİ
102-Körlük edenler kullarımı benim yakınımdan evliya edinebileceklerini mi sandılar? Doğrusu körlük edenler için bir konak olarak cehennemi hazırlamışızdır.
103-De ki: size davranışları bakımından en fazla zarara uğrayanları haber vereyim mi?
104-Onlar dünya hayatında gidişatları yanlışa saplanmış olanlardır. Hâlbuki onlar iyilik olarak çok güzel davranışlarda bulunduklarını sanırlar.
105-İşte onlar Rablerinin ayetlerini dikkate almayan ve Rableri ile buluşmayı hesaba katmayan kimselerdir. Onların amelleri boşa gitmiştir. Onlar için huzura çıkış günü bir terazi dahi kurmayız.
106-İşte onların cezaları körlük etmeleri ve ayetlerimi, resullerimi eğlence edinmeleri sebebiyle cehennemdir
107-Doğrusu inanan ve uygun davranışlarda bulunanlar için konak olarak Firdevs cennetleri huzur bahçeleri vardır.
108-Orada kalıcıdırlar. Oradan ayrılmayı hiç istemezler.
109-De ki: Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsa, bir o kadarını daha ilave etsek yine de Rabbimin sözlerinin tükenmesinden önce denizler tükenirdi.
110-De ki: Ben de sadece sizin gibi bir insanım. Bana “ilahınız tek ilahtır” diye vahiy buyruluyor. Kim Rabbi ile buluşmayı umuyorsa uygun davranışlarda bulunsun ve Rabbine kullukta hiç kimseyi ortak kılmasın!
Musa ve bir kul kıssasından ders almak ya da Allah'ın kitabı dururken ilim verilmiş bir kulun(!) ardından cehenneme sürüklenmek
Bilge bir kul arar bulursun(!) ama asıl sorun şu:
Allah’ın ilim verdiği bir kul ararsan bulursun(!) Zaten o yolun yolcuları buluyorlar(!) (Nitekim Musa Nebi de henüz nebi olmadan önce bir arayışa düşmüş ve o yolun yolcularının buldukları gibi o da bir bilge(!) bulmuştu)
Durum şöyle cereyan eder. O bilge(!) ne yaparsa yapsın acaba diyemezsin dememelisin. Dersen seni kovar. Feyzinden yararlanamazsın(!) Birini öldürse bile sorgulamamalısın. Zira "ben kendiliğimden yapmadım" der. Zira işi gayptan kotarıyordur. Hiç suç işlemez, hiç hata yapmaz(!) Zira her şeyi Allah'ın ilmiyle yapıyordur(!) Adam öldürse bile suç olmaz(!)
Musa ve bir kul kıssasında ki o bilge(!) örneğine bak! O kadar bilge ki hem "kendiliğimden yapmıyorum" diyor hem de "bu şöyle bir zalim olacaktı diye korktuk da o yüzden öldürdük" diye hezeyan ediyor. Akledemiyor ki Allah korkarak değil ilim ile iş eder. Öyle bir cahil ki hem "kendiliğimden yapmadım" diyor işi Allah'a nispet ediyor hem de "korktuk" diyerek Allah'ın fiilinde korku ihdas ediyor. Bu cehalet söylemiyle farkına varmadan kendini deşifre ediyor. Deşifre ediyor ama akletmeyenler ona hızır ya da melek diyor. Bir de hadis diye peygamberin ağzından bu hezeyana malzeme üretiyor. Hele hele "Kur'an alimler topluluğu için açıklanmıştır " diyerek kendi grubuna pay çıkarmaya çalışıp tekelleşmeye çalışan birileri var ki Allah’ın fiilinin korkuya değil ilme dayanacağını göremiyorlar ve o bilgeye(!) melektir diyebiliyorlar.
Eğer müminsen neticede o ilim verilmiş(!) olan senin arayıp bulduğun o kuldan ayrılırsın, ayrılman zorunlu olur. Zira aklını kullanırsan onun yanında olman imkan dışıdır. Her yaptığını Allah'a iftira eden birinin yanında bir insan nasıl kalabilsin değil mi? Zira insan düşünen bir varlıktır değil mi? Her yaptığını Allah'a isnat edip sorgulatmayanın yanında bir mümin nasıl kalabilsin değil mi? Nitekim Musa nebi de kalamadı nihayet. Zira tüm peygamberler akla hitap eder tüm vahiyler "düşünmez misiniz akletmez misiniz" der. ( Örneğin muhammed 24 nisa 82 ye bak) Mümin kimse vahiy buyurulan kitaba inanıyordur. Hal böyle olunca kitabı nasıl bıraksın da "ben kendiliğimden yapmıyorum" diyene inansın öyle değil mi?
Öyle bir bilge ki(!) şimdi akıllı bir imanlı kimse nasıl bu bilgeye inansın? Bu bilgeler öyle bir kuldurlar ki kitabı umursamazlar. Vahiyle zıtlaşırlar ilhamla işi kotarırlar. "Evliyanın kalbi sürekli Allah ile irtibat halindedir" derler. Hatta nebiyi de geçerler "bizimle Allah'ın arasında Cebrail bile yok, direk Allah'tan alıyoruz" derler.
İşte öyle bilge olan her eylemini "ben kendiliğimden yapmadım" diyerek gayptan kotarır. Evliya diye bağlanana da susmak adeta tapınmak kalır.
Nitekim Musa nebi henüz vahiy almadan önce o yolun yolcuları gibi aramış ve kendince Allah'ın ilim verdiği bir kul bulmuştu(!) Allah "Kur'an'da biz her şeyin bir misalini sunduk" diyor. O yolun yolcularının durumlarının misalini de Musa ve bir kul olarak Kur'an'da ders alacak beyinlere sunuyor.
Bir bilge kul ki(!) öldürme işini bile Allah'a iftira edince ondan ayrılmak durumunda kalmıştı Musa nebi. Şimdi bu durumda karar senin. Ya Musa nebi gibi işi gayptan kotaran kişiyi terk edeceksin ya da Kur'an'ı umursamayıp bir kulun peşinde cehenneme sürükleneceksin...
Bak o surenin sonu nasıl bitiyor. Belki düşünürsün!
............kehf suresi...........
102-Körlük edenler kâfirlik edenler kullarımı benim yakınımdan evliya edinebileceklerini mi sandılar? Doğrusu körlük edenler için kâfirlik edenler için bir konak olarak cehennemi hazırlamışızdır.
103-De ki: size davranışları bakımından en fazla zarara uğrayanları haber vereyim mi?
104-Onlar dünya hayatında gidişatları yanlışa saplanmış olanlardır. Hâlbuki onlar iyilik olarak çok güzel davranışlarda bulunduklarını sanırlar.
105-İşte onlar Rablerinin ayetlerini dikkate almayan ve Rableri ile buluşmayı hesaba katmayan kimselerdir. Onların amelleri boşa gitmiştir. Onlar için huzurda kıyam durma günü bir terazi dahi kurmayız.[26]
106-İşte onların cezaları körlük etmeleri ve ayetlerimi, resullerimi eğlence edinmeleri sebebiyle cehennemdir
107-Doğrusu inanan ve uygun davranışlarda bulunanlar için konak olarak Firdevs cennetleri huzur bahçeleri vardır.
108-Orada kalıcıdırlar. Oradan ayrılmayı hiç istemezler.
109-De ki: Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsa, bir o kadarını daha ilave etsek yine de Rabbimin sözlerinin tükenmesinden önce denizler tükenirdi.
110-De ki: Ben de sadece sizin gibi bir insanım. Bana “ilahınız tek ilahtır” diye vahiy buyruluyor. Kim Rabbi ile buluşmayı umuyorsa uygun davranışlarda bulunsun ve Rabbine kullukta hiç kimseyi ortak kılmasın!
Bir düşünün bakalım...
Bir peygamber kendisine böyle bir şey vahyedilmediği halde kendiliğinden bir arayışa girip Allah'ın ilim ve rahmet verdiği bir kulun peşine düşer mi?
Bir peygamber Alllah kendisine vahyedip yerini yurdunu ismini cismini bildirmediği halde Allah'ın ilim ve rahmet verdiği diye bir kulu bulabilir mi?
Bir peygamber kendisine vahiy buyurulan hidayet kitabına ve o kitapta sunulan ilkelere uyacakken kendisine ilim ve rahmet verilmiş diyerek sorgusuz sualsiz bir kulun peşine takılabilir mi?
Bir peygamber vahiy kendisine sürekli düşünmeyi akletmeyi öğütlerken Allah’ın ilim ve hikmet verdiği diye bir kula, sormadan sorgulamadan yoldaş olacağına söz verebilir mi?
Bir peygamber gerçekten Allah'ın ilim ve hikmet verdiği bir kula yoldaş olmuşsa Allah kendisine o kuldan ayrılmasını vahiy buyurmadıkça o kuldan ayrılabilir mi?
Bir peygamber Allah kendisine vahyedip bu kuluma ilim ve hikmet verdim diye buyurmadıkça o kulun Allah'ın ilim ve hikmet verdiği bir kul olduğundan emin olabilir mi?
Bir kul öldürdüğü kişi konusunda bile ben kendiliğimden yapmadım deyip katlini Allah'a isnat ettiğinde sırf o öyle diyor diye bir peygamber Allah kendisine vahyedip durumu doğrulamadıkça, evet bu eylem Allah'ın işidir diye inanabilir mi?
"Sizi zorlu bir sınavdan geçireceğiz, evladınız sizin için bir imtihandır" diyen Rabbimiz anne babası için bir fitne bir imtihan vesilesi olmasın diye bir gencin ömrünü sona erdirirse bu çelişki olmaz mı?
Eğer o genci gerçekten o kul kendiliğinden öldürmemişse yani bu eylem Allah'ın takdiri ise "anne babasını fitneye sürüklemesinden korktuk" ifadesi korku ve zan üzere değil ilim ve hikmet üzere takdir buyuran Allah için kullanılabilecek bir ifade midir?
Kur'an Musa ve bir kul kıssasını kitabında bize sahneleyerek diyor ki işi kendiliğinden yapmayan ve her yaptığını Allah'a nispet edip işi gayptan kotaran birinin peşine takılırsan ve sorgulamazsan adam cana da kıyar mala da kıyar ama soramazsın sorgulayamazsın, işi Allah'a nispet eder kendini aklar. Allah akletmeyenleri pisliğe mahkum eder. Musa akletti ve mahkum olmadı. Sen de Musa'yı örnek al, aklını kullan. Sor sorgula anlamaya çalış. Aklın işlemediği yerden yaylan...
Musa ve bir kul kıssası...
Musa ve bir kul kıssası diyor ki işi gayptan kotaran, kendiliğimden yapmadım diyen, yaptığını Allah'a izafe eden, Allah'tan ilham alıyorum diyen birine sormadan sorgulamadan itiraz etmeden kuyruk olursan mala da kıyar cana da kıyar ve yaptığını Allah 'a izafe ederek kendini aklar...
Musa ve bir kul kıssasındaki o bir kul melek olamaz.
1-Musa onun melek olduğunu bilse ona bu olaylarda böyle itiraz etmez. Musa o bir kulu melek değil beşer bildiği için itiraz ediyor.
2-Melek korktuk ki diyerek zanna ve endişeye dayalı Allah'tan bir hüküm icra etmez...