Başörtüsü Meselesi Hakkında
Din özünden kaydırılmış. Tevhit mecrasından çarpıtılmış, gavs kutup evliya diye ruhbanları olan tasavvufçu tarikatçı rivayetçi atalar dinci Allah'a iştirakçileri olan bir din ihdas edilmiş. Kur'an'ın "ey inananlar ey insanlar" hitabı ortada iken kitaba muhatabiyet halkın elinden alınmış ve kitapla insanlığın arasına girilmiş. Herkes delili ile konuşacakken delil yerine uzmanlık ulemalık diye bir makam ihdas edilmiş. Ayette böyle deniyor denince dillerinde usul biliyor musun, dini ilimler tahsil ettin mi edebiyatı pelesenk olmuş birileri türemiş. Mesleği dincilik olan ve dinden ahkam kesme yetkisini elinde bulunduran birileri belirmiş. Bu birileri usul derler dini ilimler derler ahkam keserler. Nasıl usulse nasıl dini ilimlerse sanki hakikat çelişik birçok şey gibi bu ruhbanlar söylemleriyle de birbirlerini nakzederler.
İşte böyle bir algı ikliminde dinin özü birilerinin tekelinde bertaraf olmuş ve özün yerine sarık sakal başörtüsü vb Arapların kültürü ikame edilmiş. Dinin özü olarak milletin kafasına bunlar çakılır olmuş. Dinin özü diye bu şekil ihdası üzerinden ruhbanlar ahtapot misali kollarını her tarafa uzatır ve herkese Allah adına ahkam keser olmuşlar. Ülkemin yönetiminde olanlarının bile sahip olmadıkları yetkilerle bu ruhbanlar zihinlere yön verirler ve her kesimi etkilerler....
Araf 3 Rabbinizden size indirilene uyun. O'nun berisinde sahiplenicilere uymayın. Az olsun düşünüp anlamıyorsunuz!
Başörtüsü meselesine gelince
Olay nettir. Yıllarca bu konu nedense dinin kendisi yapılmıştır. Bunun üzerinden nemalananlara bakınca da dinin esası olan tevhit noktasında ne kadar duyarsız kaldıkları ortadadır. Dinin özü esası kaybedilmiş şekil bir zan dini ihdas edilmiştir.
İşin doğrusu erkek ya da kadın fark etmez başörtüsü iklimin yansıması bir kültürdür. Şimdi gidin bir tv kanalı açın bakın Arap kralı da prensi de yani Arap erkekleri de başörtülüdür. Arabın erkeği de kadını da başörtülüdür. Başka iklim coğrafyalarından hacca gidenler de ya baş örtme ya şemsiye kullanma ya da benzeri bir tedbir alma durumunda kalırlar. Yoksa başına güneş geçer çarpılır yığılırlar. Yani o toprakların erkek kadın fark etmeksizin baş örüsü kullanması gereklilik üzere bir kültürdür.
Kadınlar başlarındaki kültürel örtüyü arkadan salmışlar önden göğüs bölgesi dekolte dolaşıyorlar. Ayet onlara üzerlerindeki o örtüyü yakalarının üzerinden salmalarını, dekolte dolaşmamalarını ve yürüyüşlerine tavırlarına dikkat etmelerini öğütlüyor. Şimdi buradan kadınlar başını örtecek diye bir zan üretiliyor. Saç erkek için ne ise kadın için de odur. Saçı örtmek kültürdür. Örtülmesi öğütlenen yerler ile kültürü ayırt edebilmek için ruhbanlar insanlara bir düşünme imkanı bırakmamıştır. Şirk her tarafı koloçan etmişken ve ruhbanlar Allah adına ahkam keserken din diye konuşulan şeyler bu şekil dayatmalar olmuştur.
Ayette emredilen tesettür nettir. Saçını örtmek diye bir emir yoktur. Kültüründe olan örter kültüründe olmayan örtmez. O kültürde baş örtüsü ayet gelmeden önce zaten vardır ve o örtüyü arkadan salmayın, yakalarınızın üzerinden salarak dekoltenizi örtün öğüdü verilmektedir. Her kültürde salim yönelimdeki kadınlar bilinçli duyarlı bir birey olarak sokakta dekoltesini örtmeli, bilinçli duyarlı olmalı, tavrına yürüyüşüne dikkat etmeli denilmektedir. Tabiki kendi iyilikleri için...
Şimdi ben bunları yazdım diye belki de din denince aklına sarık sakal başörtüsü gelen nice kardeşlerim sana hiç yakışmadı diyecekler. Yakışsın diye ayeti eğip bükmekten Allah'a sığınırım. Bana yakışmamış(!) Asıl bildiğimi eğip büksem yakışmaz. Bunu Kur'an'ı Kur'an'dan okumaya başladığım zaman gördüm ve o yıllarda yazdım.
Kur'an'ın nereyi ört dediği net iken Arabın kültüründe olanı Allah tüm kültürlere din olacak şekilde öğütlememişken biz bunu din yaparsak Allah adına din ihdas etmiş oluruz. Bu dindir diye kadınlara ahkam kesen erkekler o zaman erkek olarak buyurun siz de saçınızı örtün Araplar örtüyor. Arabın örtüsünden din çıkarıyorsanız ve ayette örtün denen noktaya odaklanamıyorsanız saçı örtmeyi kadına gerekli gördüğünüz gibi kendinize de gerekli görmek durumundasınız. Kur'an ne diyecekti git yeni bir örtü al dekolteni ört mü diyecekti? Tabiki arkaya saldığın örtüyü cüyubunun üzerinden sal diyecekti. Başında örtüsü olan yakalarının üzerinden salarak örter başörtüsü olmayan da üzerine bir örtü alarak örter mesele bu kadar nettir. Ama ben kimseye din anlatmak durumunda eğilim. Okuduğumu anladığımı paylaşma hakkımı kullanıyorum herkes bildiğiyle devam etsin...
Kur'an'da Tesettür Meselesi
Hitabın muhatapları zaten başörtülü. Başları açık da başörtüsü örtün diyen bir ayet yok. İklim gereği erkeğiyle kadınıyla başörtülü muhatap bir toplum var. Hatta bugün bile sadece kadınları değil erkekleri de başörtülüdür. Açın Arap kanallarını bakın prenslerin kralların başörtüleri nedir diye...
Kur'an başörtülerini arkaya salıp dekolte dekolte dişilik sergileyenlere başörtülerinizi yakalarınızın üzerine alın/ yakalarınızın üzerinden salın ve dekolte dolaşmayın diyor. Hatta yürürken ayakları vurarak yani işveli olarak yürümeyin ve dişiliğe dikkat çekmeyin korunun diyor. Bu korunmayı konuşmalarınızda bile yapın edalı işveli laf etmeyin, doğal olun kalbinde hastalık olanlara fırsat tanımayın diyor. Bu durumda Kur'an başörtüsü alıp başınızı örtün mü demiş oluyor yoksa dekoltenizi örtün işveli olmayın korunun mu demiş oluyor. Anlayacak olan anlar. Herkesin anladığı da kendine. Değerlendirme alemlerin rabbi Allah'a aittir vesSelam...
Takmışlar Kafayı Başörtüsüne
Hal bu olunca bakıyorsunuz herkes başına çekmiş bir örtü ama mevcut fotoğraf ayetin dediği ile hiç örtüşük değil.
Değil sadece Arap kadınları Arap erkekleri dahi iklim gereği bir kültür olarak başörtülüdürler. Bugün de öyledir. Bir suudi kanalı izlendiğinde prensinden kralına kadar bu görülebilir. Başlar açık değil ki ayet başı örtmeyi emretsin. Olay şu ki kadınlar başörtülerini arkaya salmış ve dekolte dolaşıyorlar. Ayet diyor ki o örtüleri yakalarınızın üzerine salın dekolte takılmayın, edalı edalı yürümeyin, kem gözlere alet olmayın. Mesele bu kadar nettir. Ama kimse bu ruhu okumuyor herkes kafayı takmış kafa örtüsüne sanki Allah'ın emri oymuş gibi...
Bazılarının aklına din deyince sadece kadınların başını örtmek ve beş vakit namaz geliyor. Bütün tartışmaları bu. Zihinler hiç öze yönelmiyor kafalar hep kabuk bağlıyor. Tevhitten adaletten paylaşmaktan sevmekten fedakarlıktan hiç nasipleri yok. Bir defa olsun acaba Allah'ın kitabında bize söylenmek istenen bir şey mi var, acaba Kur'an'ın bir anlamı olabilir mi bakayım diye bir düşünce yok. Kur'an'ın mesajı beynini bir şekilde ıskalayınca hemen başörtüsü namaz rekat arıyor başka bir şey duymak istemiyor. Tevhidî bir uyarıyla yüzleştiği an hemen atalarımız bu işi anlamamış da siz mi anladınız deyip Kur'an'ın manasını boş verin Kur'an'ı anlamak bizim neyimize uyalım alimlerimize diyor. Tabi o alimlerine uyuyor Kur'an da "Tıpkı ilk seferki gibi huzura tek tek çıkıp hesap vereceksiniz uyarısını o kafalara bu alemde iletemiyor neticede gafiller bu gerçekle ölünce yüzleşiyor...
Din sembol olmuş semboller de amaç
Dini başörtüsü olarak okuyan bir zihniyet türedi. Başörtülü kaymakam sembolleşti. Kimileri bir hayalin daha gerçekleştiğinden dem vurdu kimileri bu günleri de gördük diye şükretti.
Ben mi?
Ben elbet ülkemde özgürlüklerin her taraf için devletin garantisinde olmasından mutluluk duyarım. Bu durumun artık vurgulanmayacak kadar olağan olmasını arzularım. Ama din deyince insanların kafasında hep bir fotoğrafın olmasından, dinin başörtüsü olarak algılanmasından rahatsızım.
İşin manasından uzak, semboller üzerinden tutsak zihinlerin iş mesajın özüne gelince Kur'an'ı dikkate almak ve bu uğurda kafa yormaktan ne kadar uzak olduklarını ve Kur'an ayetlerine ne kadar üstünkörü baktıklarını görmek çok acı.
Sembolik bayraktarlıktan bilinç kuşanılmış aydınlığa inşaallah...
Başörtüsü hür cariye ayrımı meselesi mi
Başörtüsü hür ya da namuslu kadınların kıyafetidir ve Halife Ömer cariye kadınların başlarını açtırırmış görüşü dillendiriliyor. Asla böyle bir üfürüğe katılmıyorum. Bu görüşü kitaplardan da okudum başkalarından da dinledim. Bu görüş oluşturulmuş din algısına temel edinilen rivayetlerden besleniyor. İşin doğrusu vahyin indiği ortamda değil sadece kadınlar erkekler de başörtülüdür. Bugün hâlâ Suud kralı ve prensi başörtülüdür. Bu, iklim gereği bir kıyafettir örftür ve o güneş sıcağı ortamında gereklidir. Bugün haca giden Türkler de iklim şartları gereği en azından şemsiye kullanırlar ya da öğle vakitleri açık havaya çıkmazlar. Yoksa güneş çarpar. Kur'an başörtülerini ya da örtülerini yakaları üzerine koysunlar derken zaten başı örtülü olan topluma hitap etmektedir. Kadınlar örtüyü arkaya salıp göğüs bölgeleri ya da yakaları dekolte bir halde dolaşırlardı. Ayet başlarındaki örtüyü sırtları gerisinden salmalarının değil yakaları üzerinden salmalarıının ve dekolte dolaşmamalarının uygun olacağını tembihlemiştir. Ayrıca uygun tavır takınmalarının gereğini vurgulamıştır. Emirul müminin Ömer'in haddi değildir kast sistemi uygulayıp kadınların başlarını açtırmak. Bu iddia Ömer için olsa olsa bir iftira olabilir. Rivayetler değil sahabe Ömer ile ilgili resulullah ile ilgili de nice iftiralarla doludur. Ayet "mümin kadınlara söyle" diyor. Ayette tüm mümin kadınlara bir yol gösterici ve tembih vardır. Esasen cariyelik diye bir şey yoktur. Hz Ömer yapsa yapsa cariye statüsü varsa bunu kaldırır ve herkes hürdür derdi. Kur'an'ın cariyelikle alakasız kavramı "ma meleket eyman" çarpıtılarak cinsel hizmetçilik üretilmiş ve bu üretim rivayetlerle ikame edilmiştir. Bakış ve anlayışta her söz ve sese karşı Kur'an'ın mesajı furkan olacakken yani ölçü yapılacakken maalesef rivayet bataklığında çırpınılmış ve o dedi bu dediler Kur'an'ın mesajı önünde hakem yapılmıştır. Rivayet bataklığında hakikate ölçü yapılacak söylemler aramak maalesef ilim dalı edinilmiş ve Kur'an'a şaşı kalınmıştır. Bu bakış açısı en başta Enam 114-117. ayetlere aykırıdır.