Hidayet etmek ve dalalet etmek Allah'ın fiilidir, hidayette olmak ve dalalette olmak kulun fiildir.
Kur'an'da Hidayet etmenin (heda- yehdi) ve dalalet etmenin (edelle - yudıllu) faili (öznesi) Allahtır mefulü (nesnesi) ise kuldur. Hidayette olmanın (ihteda) ve dalalette olmanın ( delle yedıllu) faili ise kuldur. Allah'ın hidayet etmesi ya da dalalet etmesi Kur'an'a muhatap olanın Kur'an'ı dikkate alması ya da almaması tercihine göre bir tanımlamadır.
Dalalet ve hidayet zıt anlamlıdır. Kişi hidayet etmenin ya da dalalet etmenin bir tarafı olarak fail değil mefuldür. Zira burada söz konusu olan şey kişiyi karanlıkta bırakmak yani aydınlığa çıkarmamak ya da aydınlatmak yani aydınlığa çıkarmaktır. Kişi yolcu olandır yolda yürüyendir. Yolcu olan yolda yürüyecek olan ya aydınlatılacak ya da karanlıkta bırakılacaktır. Allah'ın vahyi ile yol alan Allah'ın aydınlattığıdır, vahye sırtını dönen Allah'ın aydınlatmadığı aksine karanlıkta bıraktığıdır. Allah'ın öğretisini değil de başkalarının söylemlerini esas alanlar bilmeli ki "Allah'ın karanlıkta bıraktığını kimse aydınlığa çıkaramaz". Kur'an mesajı gelmiş ama kişi onun aydınlığına girmeyerek Allah tarafından aydınlatılma durumunda olmamışsa böyle bir kimseyi aydınlatabilecek yoktur. Ayetin dediği budur. "Allah'ın karanlıkta bıraktığını kim aydınlığa çıkarabilir" Kur'an'ın aydınlığına girmeyenlere Kur'an'ın net bir sorusudur.
Kişi Allah'ın aydınlığında ancak Allah'ın öğretisine uymakla olabilir. "Allah'ın karanlıkta bıraktığını kim aydınlığa çıkarabilir" ve "Allah'ın karanlıkta bıraktığını kimse aydınlığa çıkaramaz" ayetlerinin sunumu Kur'an'a muhatap olanın muhataplığındaki tercihine göre bir anlatıdır. Araf 7. ayette "Allah'ın karanlıkta bıraktığını kim aydınlığa çıkarabilir" deniyor. Harekeyi değiştirirsek anlam "Allah'ı karanlıkta bırakanı..." diye değişir. Kul hiçbir şekilde dalalet etmenin ya da hidayet etmenin faili değildir. Kişi daima dalalette olmanın ya da hidayette olmanın failidir. Peygambere de ayet "Seni dalalette buldu ve hidayet etti" diyor. Yani aydınlığa çıkamamış arayışta bir durumdaydın Allah seni arayışında aydınlığa çıkardı demektir. Vahyin muhataplığı bağlamında kul daima aydınlığa çıkan ya da karanlıkta kalandır. Kur'an'ı vahyeden ise aydınlığa çıkaran ya da karanlıkta bırakandır. Kulun Allah'ı mudillu olması yani Allah'a dalalet etmesi olası değildir. Vahiy karşısında kul ya Kur'an öğretisine salat eder Allah ona hidayet etmiş olur ya da tevella eder Allah ona dalalet etmiş olur. Allah ile kul ilişkisinde hidayet etmenin ve dalalet etmenin faili hiçbir zaman kul değildir. Kul daima hidayette olmanın ya da dalalette olmanın failidir.
Hidayet Kur'an vasıtasıyla olduğu için Kur'an'a sırtını dönen Allah'ın hidayet etmediği yani dalalette bıraktığı kişidir. Kur'an'a kulak veren Allah'ın aydınlattığı yani dalalette bırakmadığı hidayet ettiği kişidir. Aydınlanmak isteyen aydınlığa gözlerini açar, karanlıkta kalmak isteyen aydınlığa gözlerini kapar..