31 Temmuz 2026 Cuma

Söylemler ve Cevaplar

Bir ilahiyat Profunun hezeyanları
MÜRTED (İslamdan dönen) kişi öldürülür. Hadisler ve icmaın hükmü böyle. Şimdilerde buna itiraz etme modası çıktı gibi. Niçin? Çünkü efendim dinden çıkış insan haklarından olup fikir hürriyetinin gereği imişmişmiş! Beyler net olarak söyleyim:
İSLAM'a GİRİŞ fikir hürriyeti olup İNSAN HAKLARINDANDIR AMA İSLAMDAN ÇIKIŞ ÖYLE DEĞİLDİR! İslam'a girmeye hiç kimse zorlanamaz (BAKARA 256). Fakat İslamdan çıkış öyle olmayıp ALLAH'a verilen SÖZDEN CAYMAKTIR.
İman; kulun ALLAH'a itaat etmesi, mukabilinde de ALLAH'ın ona ceza vermemesi üzerine ALLAH ile sözleşme yapmaktır. İmandan çıkış İslamda 'düğümü (örgüyü) çözmek, akdi bozmak' diye ifade edilir. İşte ALLAH ile olan bu düğümü / akdi bozmak insan hakkı olamaz.
Buna itiraz eden birine 'Sen bütün birikimini ticaret ortaklığına versen, parayı alan kişi kaçıp gitse ve tüm parayı yese ne yaparsın' dedim. 'Onu öldürürüm' dedi. 'İşte ALLAH da akdi bozanı öldürür' dedim. Öyleyse kafamıza yazalım:
İslam'a giriş insan haklarındandır AMA İslamdan çıkış insan haklarından değildir. ALLAH'a verilen ahdi bozmanın Cezası ölümdür. Böyle biline.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Bu kafada ne akıl ne mantık ne de Kur'an bilgisi var. Ama ünvanı brof(!) Din senin dinin mi Allah'ın dini mi? Baştan aşağı çelişki bir paylaşım. "Allah da akdi bozanı öldürür" demişmiş(!) O zaman niye sen öldürüyorsun ya da devlet otoritesi olarak Allah adına öldürecek tağut makam ihdas ediyorsun? Sen Allah'ın ortağı mısın? Önce bir lailahe illellah ilkesini doğru öğren. Bu kadar cehalet ancak prof olmakla mı mümkün oluyor anlaşılabilir gibi değil. Sözünde azıcık samimiysen o zaman bırak da Allah kendisi öldürsün? Allah zaten vakti gelince herkesi öldürüyor. Sen Allah'ın dininin yetkilisi misin? Yoksa brofluk ünvanını Allah'tan mı aldın(?) Bu din tevhit dini mi şirket dini mi? Nasıl oluyor da bu öldürme hükmünü Allah'ın kitabından okumuyorsun da hadis diye icma diye Allah'ın dinine hüküm kotararak Allah'ın dinine şerik oluyorsun?
"Size ne oluyor nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz?" (Kalem Suresi 36,37)
"Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?" (Hucurat Suresi 16)
Mahşer günü Resulullah bu gafletinizle yüzleştiğinde diyecek ki "Ya Rabbi bu benim kavmim Kur'an'ı kendilerinden öte tutmuşlar" (Furkan Suresi 30)
"Allah ve Ayetlerinden sonra hangi söze inanıyorsunuz" (Casiye Suresi 6)
Din hadisin icmanın hükmü diye kotarılacak görüşler olursa Kur'an'ın ne anlamı kalır? Kendilerini Allah'ın yetkilisi sanarak ataların rivayetinden geleneğinden dine hüküm kotaranlar biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız demenin ötesinde birşey yapmış olmuyorlar.
Dinde ruhbanlık yok. Kimse Allah'ın yetkilisi değil. Brofluk ünvanını Allah'tan almış değil. "Allah da öldürür" dediği halde öldürmeyi Allah'a bırakmayıp kendi yetkisi gibi savunmak akıl mantık değil. Esas bu söylem şirk bir söylem olarak kişiyi mürted eder farkında değil.

"Demek Kur'an, peki hangi Kur'an" söylemi
Kur'an kelimesini duyunca, Kur'an'dan sorgulanacağız denince ya da Kur'an'ı okumak yani anlamak durumundayız denince Kur'an söyleminden rahatsızlık duyan kafalar hemen mescidi nebiden mescidi zarara firar ediyorlar ve ehsenul hadis olan Kur'an'ın hakemliğinden başka hadislerin hakemliğine kaçmaya yelteniyorlar. Böylece kendi mezheplerini tarikatlarını dinin doğrusu diye savunabileceklerini sanıyorlar. Hemen bir itiraza tutunuyorlar. Kurdukları cümle şu: Evet Kur'an'dan sorgulanacağız ama senin anladığın Kur'an'dan değil Resulullahın anladığı Kur'an'dan sorgulanacağız.
Mustafa Arıcan Ayas der ki:
Kur'an ifadesini duyunca hemen telaşlanıp bir çıkış arayan bu zihinlere cevabım şudur:
Evet Kur'an'dan sorgulanacağız yani Kur'an'ın mesajı ve uyarılarına göre sorgulanacağız. Kur'an'ın sahibi meramını anlatmaktan aciz değil. Size göre de sanırım aciz değildir? Zira aciz derseniz ya da biz Kur'an'ı anlayamayız derseniz o zaman Allah'a acziyet atfetmiş olursunuz ki bu tamamen inanç sorunudur. Kimin anladığı Kur'an'dan sorgulanacağız meselesine gelinde Allah'ın mesajı olan Kur'an'dan sorgulanacağız. Zira Allah meramını anlatmaktan aciz değil. İlla birinin anladığından sorgulanacağız diyeceksek kendi anladığımızdan sorgulanacağız. Zira Allah meramını anlatmaktan aciz değil ve insan ancak anladığına uyabilir. Resulullahın anladığı söylemine göre sorayım: Resulullahla sohbet ettiniz de nasıl anladığını size anlattı mı? Allah size meramını anlatamadı da peygamber meramını anlattı öyle mi? Ya da peygamber anlatınca anlamaya zekamız bastı ama Allah anlatınca zekamız basmadı öyle mi? Resulullahın anladığı diyen herkes aslında ulema evliya ya da müfessir muhaddis diye kendi mezhep ve tarikatının ulemasına evliyasına din hakemliği ikame etmek istiyor. yoksa dertleri asla Resulullaha uymak değil. Diyorsun ki Kur'an "ihtilaf edince Resulullah'a gidin" diyor. Şimdi seninle ihtilaf ettik Resulullaha nasıl gidelim? Resulullah tebliğ ettiği Kur'an'da mı konuşuyor yoksa onun bunun yorumunda rivayetinde mi konuşuyor? Acaba sizin mezhep tarikat ya da yorumunuza uysam ve Kur'an'dan kendi anladığımı bıraksam sence Resulullaha uymuş olur muyum?
Araf 3-Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliya diye birilerine uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz!
Muhammed 24-Kur'an'ı anlayarak okumuyorlar mı? Yoksa kalplerinde kilitler mi var?
Nisa 82-Kur'an'ı anlayarak okumuyorlar mı? Kur'an Allah'tan değil de başkalarından olsaydı onda birçok çelişki bulurlardı!
Casiye 6-Allah ve Ayetlerinden sonra hangi hadise inanırlar?
Enam 114-Allah kitabı ayrıntılı bir sunum yapmışken başka bir hakem mi arayayım?
Hucurat 16- Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?
Kalem 37- Bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz?
Furkan 30- hesap günü resulullah diyecek ki ya Rabbi benim kavmim bu Kur'an'ı terkedilmiş bir hale koymuşlar.

Harekesiz noktasız Kur'an gerçek Kur'an'dır. Gerçek Kur'an'a iman edelim. Harekeli noktalı Kur'an tahriftir, kıraat tahriftir söylemi.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Harekesiz Kur'an ne demek (?) Okuduğun an noktaladın harekeledin demektir. Okumayacaksan elde yok Kur'an demektir. Bir kısır döngüde çırpınıp durmak böyle birşey. Oysa Kur'an harf, hareke ve nokta resimleri değildir. Kur'an mesajdır içeriktir. Harekesiz Kur'an'ın içeriği neresinde. İçerik ancak okunan şeyde olur. Okunan şeyde harf, nokta, Hareke hepsi talaffuz olur. Talaffuz etmek harekelemektir. Talaffuz etmemek okumamaktır. Metin ya da resim bardak gibidir. Mesaj ise bardağın içindeki su gibidir. Talaffuz edilmeyen ya da harekesi noktası bilinmeyen harf resimlerinin mesajı olmaz. Yani harekesiz Kur'an söylemi boş bir laf ya da öğrenmeme anlamama çağrısıdır. Bu haliyle sadece bir fitnedir.

"Kur'an'ın uslubu" diye bir iddia
Kur'an kıssalarında anlatılan olağanüstü anlatımlar birer Kur'an üslubudur, bir tasvirdir.
Musa gibi elimizde bir asa yok! Ne sihirbazları madara edebiliyoruz ne halka gerçekleri gün ışığı gibi gösterebiliyoruz! Denizi yaramıyoruz ki işimiz daha da zorlaşıyor! İbrahim gibi ateşte de yürüyemiyoruz ! Nuh gibi içine her hayvanı barındırıp aylarca su üstünde tutacak gemi de yapamıyoruz! Biz bu peygamberlerin nesini ve nasıl taklit edeceğiz ?
Ateşe atılıp daha sonra yanmayan birini taklid edemezsin. Elinde asa yok bir gemi de yapamıyorsun. Öyleyse taklid edemediğin bir Resul'ün nesi kalıyor taklid edilecek!!! Amelleri. İşte Allah insanlara elçilerin geçmiş hikayelerini anlatırken abartarak da anlatır olmamışı olmuş gibi de anlatır olanı yokmuş gibi de anlatır.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
"Olağanüstü anlatımlar Kur'an'ın uslubu" ne demek? Yani Kur'an abartı üzerinden edebiyat mı yapıyor ya da yalan mı diyor? "Abartarak da anlatır olmamışı olmuş gibi de anlatır olmuşu yokmuş gibi de anlatır" ne demek? Bunun anlamı kurgu bir edebiyat uğruna uyduruk ifadeler kullanır demekten başka nedir? Abartı yapan ya da gerçeği yansıtmayan ifadeler kullanan bir kitaba niye inanalım ya da neyine inanalım? Bahsettiğiniz durumlar resullerin çağrılarının neticesinde belirmiş Allah'ın iradesinin sonuç olarak tecellisi bazı durumlardır. Resuller çağrılarında ve yönelimlerinde örnek alınırlar. Resuller çağrılarına tebliğlerine baş kaldıranların, yönelim ile zıtlaşanların aşırılığı neticesi beliren Allah'ın iradesinin tecellisi durumlarda örnek alınmazlar. Zira o durumlar Allah'ın iradesinin tecellileridir resüllerin kendi yönelimleri ve örneklikleri değildir.
Ayrıca işin gerçeği şu ki resuller taklit edilmez örnek alınır. Allah'ın resülünde sizin için güzel bir örnek vardır demek Allah resülünün tebliği olan mesajda size nice nice örnek sunumlar var demektir. Din dili deyip Kur'an'ın dediğini abartı yapmak Kur'an'ı gerçek dışı söylemlerde bulunan bir mesaj yapmak büyük bir cesaret ve aldanmadır. Bir kitap için gerçekle ilgili bundan büyük bir çelişki düşünemiyorum. Çelişik, abartılı, kurgusal bir mesaj Allah'tan olamaz. Eğer Allah'tan der isek de zaten beşer kelamından öte bir niteliği olamayan bir mesaj olur ki Allah'a nispet böyle bir mesaj gerçekliğe ışık tutan bir nur olamaz, Furkan olamaz, hikmet olamaz. Böyle nir iddiada Kur'an'ın uslubu deyince hangi meseleyi çözmüş oluyoruz? Kur'an'ı abartı ve uyduruk bir edebiyat yapmaktan başka ne yapmış oluyoruz? Abartı ve gerçek dışı ifadelerle dolu bir edebiyata iman etmek bir ezbere zoraki tutunma çabasından başka birşey olamaz.

Arkadaşın biri şöyle demiş
Mehdi Erbakan hocamız idi
Hz İsa Said Nursi idi şimdi görev Hızır as da
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Hızırlar hiçbir zaman eksik olmadı hep aramızdalar(!) Çünkü hızır dediğiniz şey sakalını cübbesini sarığını giyince kendini birşey sanıp ben kendiliğimden yapmıyorum diyerek Allah adına ahkam kesen aldatıcılardır. Hızır dediğinizden hayır olsa Musa dilini tutar ve yoldaşlığa devam ederdi. Şimdilerde tarikatlarda nice hızırlara kuyruk olanlar ve o kendiliğinden yapmıyor diyerek adeta onlara tapanlar var. Kim ki ben kendiliğimden yapmıyorum diyorsa Musa'yı örnek alacaksın ve itiraz edeceksin yollarını onunla ayıracaksın. Yoksa mala da cana da namusa da kıyar ben kendiliğimden yapmadım, Allah beni sınadı vs vs der kendini aklar. Hızıra çok meraklıysan buyur bir tarıkatın uzun sakallı ve cüppelisine kuyruk ol zira onlar kendiliğinden yapmıyorlar(?) Allah akıl fikir vermiş ama kullanmayana ne fayda?

Bazılarına göre
"Ma meleket eymanukum" açıkça malınız mülkünüz demekmiş(!) O yüzden cariyelik Kur'an'ın sunduğu dinmiş(!) Bazı saiklerle Allah insanı insana köle etmiş imiş ve kişi kölesi olan kadını istediği gibi kullanırmış(!)
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Allah insanı insana mülk etti öyle mi? Peki ne gerekçeyle? Savaşta esir alınca mı? Peki senin anan bacın kızın esir alınsa karşı tarafa hak olmayan bu zulüm senin için birinin anasına bacısına kızına nasıl hak oluyor? Şu ayet sana ne diyor? "Bir kötülük yaptıklarında Allah böyle emretti, atalarımızdan böyle bulduk dediler. Deki Allah kötü olanı emretmez. Bilmediğinizi Allah''a iftira mı ediyorsunuz?" Elini bir vicdanına koy bakalım din diye pazarladığın ve ayeti alet etmeye çabaladığın bu cinsel kölelik iyi birşey mi kötü birşey mi? Sen şaşı baktıktan sonra ve yargıyı atalar geleneğinden edinip sonra ona ayet yamamaya kalktıktan sonra Kur'an sana neyi nasıl anlatsın? Ma meleket eyman mülk demek mi? El insaf!
"Ma meleket eyman" ifadesinde meleket mazi fiil eyman ise bu fiilin failidir. Eyman kelimesi yemin kelimesinin çoğuludur. "Ma meleket eymanukum" demek akitlerinizin sahip oldukları, emanet hukukunuzuzun sahip oldukları, sözlerinizin sözleşmelerinizin sahip oldukları, sağ ellerinizin yani vicdanlı yönetiminizin sahip oldukları demektir. Emrinin yani yönetiminin, korumanın, hukukunun, akdinin, sözleşmenin altında her kim varsa, her kim ile sosyal bir yönetim ilişkin varsa hepsini ifade eder ve kastedilenin kim olduğu ancak bağlamda okunabilir. Ama Kur'an'a şaşı bakanlar için değil Allah'a kötü olanı izafe etmekten haya edenler için, vicdanı olanlar için, empati yapanlar için, iyi ne kötü ne akıl edenler için mesajı doğru okumak mümkündür.

Adam kırk yıllık akademisyenim diyor.
İslamda çocuk evliliği vardır diyor. Başlıyor o mezhebin bu mezhebin şu rivayetin hezeyanından İslam kotarmaya. Birde usul diyor, usul olmazsa ihtilaf olur Kur'an anlaşılamaz diyor. Diyor da diyor. Birde ne dese beğenirsiniz: Rivayeti kabul etmiyorsan Kur'an da rivayet o zaman Kur'an sana nasıl geldi diyor
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Sayın akademisyen bu kadar yazdığınız baştan aşağı çelişki yorum, rivayet mezhep vs laf kalabalığında gerçeği görebilseydiniz zaten şaşardım. Esasen Kur'an sana nasıl geldi, kıraatler vs diye yazdıklarınızdan sonra Kur'an diye bir kitap yok, Kur'an'ın Allah'tan olduğu belli değil deseydiniz meramınızı daha açık ifade etmiş ve daha samimi konuşmuş olurdunuz. Hani akademisyenim dediniz ya bu durumun adı tam anlamıyla cehaletin tahsili.
Bu işin bir usulü var yoksa herkes kafasından din uydurur, bir sürü çelişki doğar dediniz ya aslında akademi dünyası tam da onu yaşıyor, mezhep dünyası tarikat dünyası tam da onu yaşıyor. Siz akademisyenler arasında ihtilaf değil ittifak var da biz mi bilmiyoruz? Din deyince hemen isim isim yazdığın mezhep imamları arasında ittifak var da biz mi bilmiyoruz? İslam dünyasında ihtilaf değil ittifak var da biz mi bilmiyoruz? Yahu siz akademisyenler usul der durursunuz da neden aranızda bir ittifak yok hepiniz başka telden vurursunuz?
Önce usul ile başlayalım. Evet usul şart. Ama bir mezhebin kendi yorumlarına yönelten yöntem anlamında akademik dediğiniz usul kitaplarında yazan usul değil. Hiç kimsenin hiçbir mezhebin usul diye yazdığı kaideler yöntemler Allah'ın kitabını anlamada usul olamaz.
Usul aslın çoğuludur. Anlamı asıllar demektir. Esasen Kur'an insan fıtratına kodlanmış bu asıllar yani bedihi gerçekler sayesinde insan aklına hitap etmektedir. Aklı selim olmayanın yani bu asıllardan habersiz olanın Kur'an okuması beyhudedir.
Bir defa usul şudur: Eğer yaratıcı bir kitap gönderiyorsa o kitap ile yaratılış yani fıtrat yani doğa çelişik olamaz. Eğer yaratıcı bir kitap gönderiyorsa o kitabın ifadeleri arasında bir çelişki olamaz. Eğer çelişki varsa o zaman o kitap Allah'tan olamaz. Bu asıl gerçek hem aklı selimin fıtratında hem de Kur'an'ın cümlesinde yer alır. Esasen Kur'an cümleleri kendi gerçekliğini bu asıllar üzerinden insanın aklına sunmaktadır. Nisa 82 der ki eğer Kur'an'da çelişki varsa Kur'an Allah'tan olamaz.
Akıl var mantık var "hiç yaratan bilmez mi' kalkmışsınız İslamda çocuk evliliği var diyorsunuz. İnsan biraz olsun Allah'tan korkar. "Onlar bir kötülük yaptığında biz atalarımızdan böyle bulduk, Allah bunu emretti derler. Deki Allah kötü olanı emretmez, siz bilmediğinizi Allah'a iftira mı ediyorsunuz" ayeti işte usuldür. Allah kötüyü iş etmez meşru etmez. Ama size göre çocuk evliliği İslam'da var? Hangi lslamda? Sizin İslam dediğiniz hangi kitapta. Bir yetişkinin çocukla evlenmesi iyi mi kötü mü, tabii mi gayrı tabii mi? Evlilikten söz ediyoruz siz çocuk evliliği diyorsunuz. Yahu çocuk nasıl evliliğin tarafı olabilir azıcık akıl edin. Durumunuzun hiçbir yerinde aklı selim yok. Biz evlilikten cinsel birliktelikten söz ediyoruz siz henüz cinsel gelişimini tamamlamamış çocuk evlenir diyorsunuz? Bir de İslam'a göre(?) İlginç sizin İslam dediğiniz de o kitapta bu kitapta yazanlar mı doğada fıtratta ve Kur'an'da olanlar değil mi? Açın rum 30. Ayete bakında önce dinin fıtrat olduğunu doğaya yaratılışa uygunluk olduğunu öğrenin. Allah yarattığını mı bilmiyor ki, biyolojik gelişimi mi bilmiyor ki onun dininde çocukla evlilik meşru olsun? Siz kendi kız çocuğunuzu çocukken bir yetişkinle evlendirir misiniz? Evlendiririm derseniz sizde aklı selimden nasıl söz edeceğiz? Evlendirmem derseniz siz Allah'tan daha mı iyi biliyorsunuz ya da Allah'tan daha mı merhametlisiniz? Önce şunu anlayın. Bir kitap çocukla evlenilir diyorsa o kitap zaten Allah'tan olamaz. Allah yarattığını bilmiyor mu sandınız? Kur'an'ın Allah'tan olduğuna tanık olmak mutlak surette yarayıcıdan olan tabiata fıtrata uygunluğuyla tespit edilir. Hiç kimse ne Allah'ı gördü ne cibrili. O bakımda Kur'an'ın sunumlarında Tanrı'dan olduğu kesin olan tabiattır doğadır ölçü ve esas olan ve delil olan. Doğaya uygun olmayan kitap doğayı yaratandan olamaz. Akla mantığa uymayan kitap Allah'tan olamaz.
Gelelim nisa suresine. Madem 40 yıl bu işin üzerinde çalışan akademisyensiniz NİKAH ne demek hiç mi akıl edemiyorsunuz? İstediğin lügata bak nikah iki anlama gelir. Biri cinsel birliktelik diğeri bu birlikteliği meşru kılan akit. Çocuğun cinsel birliktelikle ne ilgisi var? Ayet nikah çağına kadar deneyin diyor. Nikah çağı cinsel birliktelik yaşama çağıdır yani buluğunu tamamlamış olmaktır. Buluğunu tamamlamamış bir kimseyi kalkıp birinin koynuna sokarsan toplumu psikolojik anlamda ruh hastası yaparsın. Biyolojik anlamda zulüm edersin. İnsanlığını kaybetmiş bir toplum inşa edersin. Ayet nikah çağı diyor siz çocuk evlenir diyorsunuz. Yahu nikah çağına ermek demek çocukluğunu tamamlamış yetişkin olmuş demektir. Siz dini nerelerden edindiğiniz ezberlerle ediniyorsunuz? Akademisyen olmak bu mu? Bunun adı düpedüz atalar dinine uymak. Usul dediğiniz de atalar dinine uydurmanın yöntemi. İlgili ayetteki rüşt biyolojik anlamda cinsel gelişimini tamamlamış kişide aranacak akli olgunluğu makul olma ve davranışlarda tutarlı olma durumunu ifade etmektedir. Bir defa nikah iki taraflı bir işlemdir. Allah'tan korkun çocuk nasıl olurda nikahta taraf olur? İster akit anlamında al ister cinsel birliktelik anlamında al çocuk hangi aklı selim için nikahın tarafı olabilir? Kur'an muttakilere hidayettir. Muttaki bilinçli duyarlı kişidir. Dinin fıtrata uyumunu düşünemeyen ve bir şeyin iyi mi kötümü olduğunu ayırt edemeyen, kötü olan şeyi Allah için din diye düşünebilen bir zihin Kur'an'ı okusa da aydınlanamaz. Zira çocuk nikahın tarafı olur diyebilmek yaratıcının yarattığına zıt hüküm koyduğu iddiasıdır ve yaratıcı koyduğu biyolojik gelişim yasasını ya bilmiyor ya da dikkate almıyor demektir. İster doğa üzerinden ve fıtrat üzerinden bak ister direk Kur'an cümlesi üzerinden bak çocuk nikahın tarafı olur diyebilmek cehalettir hezeyandır.

Çokbilmişin bir şöyle demiş:
Nisa 6. ayetteki rüşdün yaşla alakası yoktur.
Oradaki rüşd, sefihliğin karşıtıdır. Sefih olmayan herkes reşittir.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
İlgili ayette aranan rüşt nikah çağına ermesi itibariyledir. Nikah çağı ise ergenliğini tamamlamadır. Zira nikah Arapçada iki anlama gelir. Biri cinsel birliktelik ikincisi bu birlikteliği meşru kılan akit. Ergenliğini tamamlayan nikah yani cinsel birliktelik çağına ulaşmış olur. artık o kişi için makul olma ve tutarlı davranış sahibi olma olgunlaşmasına bakılır. İşte rüşt budur. Ama görüyorum ki bazıları için zaten bunların hiçbir önemi yok? Hiçbir ayeti kendi sunum bağlamında okumuyorlar. Önce onun bunun rivayetinden yorumundan din ya da yargı ediniyorlar sonra o rivayeti ya da yorumu kendi bağlamından kopardıkları ayetlere bağlam yapıp ahkam kesiyorlar?
Kur'an diyor ki: "Size ne oluyor nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? (Kalem 36-37) Sahi böylesine ahkam kesenlere soralım sizin ders aldığınız kaç kitabınız var? Dikkat ediyorum her ayeti yok öyleydi yok bundandı diye bir ezber ya da yargıya dayanarak alakasız yoruyorlar? Kur'an'ın "Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?" (Hucurat 16) ayetini hatırlayalım.

Bir kimse şöyle demiş:
KULLANDIĞINIZ CÜMLEYE DİKKAT EDİN. ALLAH İLE İNŞALLAH AYNI CÜMLEDE KULLANILMAZ.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
 "Allah'ın rahmetinde olacağız inşallah" diyemez miyim ve neden? Zira bu cümlede hem Allah hem inşallah bir arada yer alıyor ve ben bu ifadeyi kullanıyorum?
İşin doğrusu şae yeşau fiili gerek görmek ve gerçekleştirmek anlamlarına gelir. İnşallah demek Allah gerek görürse demektir, Allah'ın gerekçeli ve gereğince değerlendirme yapacak yegane makam olduğunu bildirir. Kalplerin özünü bilen Allah'tır, kulunun gerçek niyetini yönelimini ve kapasitesini çok iyi bilir, kulunun gerçek müstehakının ne olduğunu kendisi değerlendirecek ve gereğini mutlak surette sadece o belirleyecektir. O bakımdan
1. Örnek
"inşallah Allah'ın rahmetinde olacağız" demek benim amacım isteğim duam yönelimim Allah'ın rahmetinde olmaktır ama elbetteki buna müstahak olup olmadığımı kalplerin özünü bilen Allah değerlendirecek demektir. Zira kul ancak niyetini ve gayretini ortaya koyabilir. Değerlendirme alemlerin rabbi Allah'a aittir.
2. Örnek
"Allah acil şifalar versin inşallah" demek benim dileğim arzum niyazım Rabbimin sana şifa lutfetmesidir. Ama bu benim dileğim ve sana olan sevgimin merhametimin bir ifadesi hepsi bu. Bundan başka elimden gelen ne varsa onu da yaparım yanındayım bilmeni isterim. Ama nihayetinde şifa da hastalık da hayat da ölüm de Allah'ın yasaları dahilinde ve değerlendirme onun takdirinde onun yetkisinde demektir. Değerlendirme alemlerin Rabbi Allah'a aittir.

Rivayeti yorumu Kur'an'a hakem yapacak ya soruyor: 
Ne yani Peygamber Kur'an'a aykırı mı davranmış ya da söylemiş?
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Sana hayret ediyorum. Peygamber Kur'an'a aykırı hüküm mü verir sorusu peşinen rivayetçileri ölçü edinmektir. Zira bu söz ile Kur'an dışında bir yerlerden resule söz ve fiiller garanti ediyorsun? Kim dedi sana bir rivayetteki hükmü ya da sözü mutlak resulullah'tan bil diye? Hadisçiler bile buna cesaret edemedi ve o dedi bu dedi şu dedilerine sika ravi efsunu ürettiler. Sen şu an hadisi Kur'an'a hakem yaptığının farkında mısın? Enam 114 -117'yi oku da Kur'an'a hakem bir ifade rivayet vs olamayacağını hepsinin üzerine Kur'an'ın hakem olduğunu öğren! Birileri birilerine sika dedi diye Resulullah'a izafe ettikleri söz ve fiilleri resulullah'tan bileceğim öyle mi? Allah ve ayetlerinden sonra hangi söze iman ediyorsun? (Casiye 6) Bir kitabın var da ondan mı öğreniyorsun? (Kalem 37) Allah'a dininizi mi öğretiyorsun? (Hucurat 16)

Hadisler Kur'an'ın tefsiridir ve Kur'an ile çelişki arzetmiyorsa Kur'an'ı anlamada esastır söylemi.
Mustafa Arıcan Ayas der ki 
Hadisler Kur'an'ın tefsiridir dedikten sonra hadisler Kur'an ile çelişki arzetmiyorsa diye cümleye başlamak çelişkidir. Zira bir ifadenin ya da mesajın ya da metnin tefsiri olabilmesi için o mesajın açık, anlaşılır ve ayrıntılı sunum olmaması gerekir. Tefsir olacak kaynağın ise bizzat kendisinin ölçü olması, mutlak doğru olması gerekir. Tefsir dediğin metnin uygunluğu Kur'an ile anlaşılacaksa zaten Kur'an açık net anlaşılır ve yeterli olmak durumundadır. Açık net anlaşılır ve yeterli bir metnin tefsiri olmaz. Allah meramını anlatmaktan aciz değildir ve mesajını onun bunun rivayetine yorumuna insiyatifine bırakmış değildir. Kullanılan bu ifade en başta Araf 3 Hud 1,2 Enam 114-117 Kalem 37 Casiye 6 Hucurat 16 Muhammed 24 Kamer 17 22 32 40 Nisa 82. ayetlere aykırıdır.

Peygambere kul olmak bendesi olmakmış(!) 
Yani gönüllü bağlısı olmakmış vs vs o yüzden Peygambere kul olmadan Allah'a kul olunmaz söyleminde sıkıntı yokmuş vs gibi tevillere cevaben Mustafa Arıcan Ayas der ki
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Ortada bir söylem var ve malum şahıs sözü bu şekilde tevil edilmesin kastı iyi anlaşılsın diye bir de ayeti delil getirerek "kul ya ibadi" yani "deki ey kullarım" lfadesi kimin ağzından çıkıyor tefekkür edin diyerek işgüzarlık yapıyor yani ayeti açık açık tahrif ediyor ve kendi zihniyetine yani iddiasına müteşabih yapıyor. Yani ayeti Resulullah tebliğ ediyor ya deki yani talaffuz olarak ilet ki bölümünü istismar ederek ey kullarım diyen Muhammed resulullah ya peygambere kul olmadan Allah'a kul olunamıyor zira Allah peygambere ey kullarım demesini söylüyormuş ya biz peygamberin kulları oluyormuşuz yani güya ayette ey kullarım hitabı Allah'ın hitabı değil de peygamberin hitabı oluyormuş. Yani ayet peygamberin kulları olduğumuzu tasdikliyormuş(!) Bu kadar net hezeyan ve tahrif bir söylemi tevil etmek nereye kadar?Zira hezeyan hezeyandır tevili kabil değildir.

Birisi demiş ki:
Birisi Kur'an apaçıktır mufassaldır diyor soruyorum şu surede ne anlatıyor kem küm.
Mustafa Arıcan Ayas der ki 
Kim o birisi? Yoksa Kur'an'a mubin mufassal Müyesser ifadelerini o birisi mi eklemiş? Madem apaçık değil buna tanıksın o zaman Kur'an apaçıktır (mubin mufassal müyesser) diyen onca cümlenin olduğu Kur'an'a niye iman ettim diyorsun? Hem iman ettin hem yanlış diyorsun çok ilginç? Ne ara bu kadar koptunuz kitaptan? Bir de mufassal mubin müyesser ifadelerini biz değil Kur'an kendisi kullanıyor deyince başlıyorsunuz o manada değilmiş de bilmem ne imiş kem küm etmeye. Kur'an ne derse manası net olunca o manada değilmiş demeye başlayan için Kur'an nasıl apaçık olsun bu eşyanın tabiatına aykırı.

Birisi demiş ki
Hadisi Kuran'a arz etmek, o kişinin Kuran'dan anladığına arz etmektir. Bu da öznel bir durumdur. Şâfiî bunu kabul etmiyor.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
İman ve sorumluluk bireyseldir hesap alemlerin rabbine aittir. Şafi kendi hesabını verecek biz de kendi hesabımızı. Onlar adamsa biz de adamız. Elbet kişi kendi anlayacak kendi anladığına uyacak. Araf 3 bunu emreder. (Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliyaya uymayın. Ne de az düşünüyorsunuz?) Şafi benim evliyam değil demişse kendisini bağlar. Ulema evliya diye birileri meramını anlatabiliyor da alemlerin rabbi mi kitabında anlatamıyor? Anlatamıyorsa nasıl ilah ve kitabı neye yarıyor? Ulema evliya diye birileri akıl edebiliyor da bizde mi akıl yok? Yeterince akıl sahibi değilsek zaten dinden muafız. Ama akıl etmezsek işte o zaman işimiz karanlık. (Yunus 100 Allah akıl etmeyenleri karanlıkta bırakır) Değerlendirme alemlerin rabbi Allah'a ait vesselam.
Enam Suresi
114.Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Kitabı size ayrıntılı sunumlar halinde indiren O’dur. Kendilerini kitaba muhatap kıldıklarımız onun gerçeği ortaya koyucu olarak Rableri tarafından indirildiğini kesinlikle anlayacaklardır. O halde sakın şüpheye düşenlerden olma.
115.Rabbinin sözü doğruluğu ve adaleti ortaya koyma bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O işitendir, bilendir.
116.Yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, onlar ancak varsayımda bulunurlar.
117.Elbet Rabbindir yolundan sapanı en iyi bilen ve doğruluk üzere olanları en iyi O bilir.

Birisi demiş ki
Meal bitirmek hatim sayılmaz diyenlere kulaklarınızı tıkayın ve Kur'an ayı ramazanda meal bitirmeye çalışın.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Ramazanda meal bitirmeyin ama meal okumaya ve mesajı akıl etmeye başlayın. Ramazana sıkıştırılmış Kur'an'ın mealini bütünüyle okuma tıpkı Kur'an'ın Arapça metnini anlamadan bütünüyle seslendirne gibi olacaktır. Hatim indirmek diye bir okuma şekli bir emir ya da bir ibadet yok ki ramazanda meal hatmi yapasınız. Ama ramazanda Kur'an'ın mesajıyla buluşun yüzleşin ve mesajla akıl etmeye başlayın. Zira Kur'an ramazanda indi demek tüm ayetleri ramazanda indi demek değil. Aksine Kur'an ramazanda indi demek Kur'an'ın ışıkları insanlığa ramazanda doğmaya başladı demektir. Sizin de gönlünüze aklınıza Kur'an ışıkları ramazanda doğmaya başlasın, ramazan sizin için de bir başlangıç olsun, sizin kalbinize de Kur'an'ın mesajı ramazanda dokunmaya başlasın yeter.

Birisi demiş ki
Kur'an konjonktüre göre konuşan bir kitap. Birçok konuda hem A hem B der. Bakarsın bir ayette dileyen inanır dileyen inanmaz der bakarsın başka ayette inanır olmayana cehennem var der.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Verdiğin örnekle bulunduğun iddianın zerre alakası yok. Dileyen inanır dileyen inanmaz diyen ayet kimse kimseye dayatma yapamaz herkes kendi hesabından sorumlu diyor. Ahirette cehennem var diyen ayet herkesi hesaba Allah çekecek, imansızlığın karşılığı cehennemdir diye uyarıyor. Kur'an hem A hem B diyorsa zaten Allah'tan olamaz bunu nisa 82 net ifade ediyor.

Birisi şöyle yazmış
"Bu ilahiyatçılar olduğu müddetçe biz asla hakka hakikate ulaşamaz, dini yerli yerine oturtamaz, dini Allah'a has kılamayız."
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Bu ifadenize asla katılmıyorum. Zira Kur'an "Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliyaya (dinde otorite birilerine) uymayın. Ne de az düşünüyorsunuz!" buyuruyor. Kur'an dini apaçık ilan ve beyan ediyor. Allah meramını anlatmaktan aciz değil. Kur'an bilinçli duyarlı olanlar için bir aydınlıktır.

Biri demiş ki:
Din Kur'an'da olandır dersek, rivayetlere ihtiyaç yoktur dersek Kur'an'ın anlaşılması imkansızlaşır, ayrılık ikiye katlar hatta tavan yapar.
Mustafa Arıcan Ayas der ki
Arkadaş sen ne dediğini ya bilmiyorsun ya da bilerek Allah'a ezberlerini din diye öğretmeye kalkışıyorsun? Azıcık olsun bir düşün! Alemlerin sahibi bir mesaj gönderecek ama meramını net ifade etmeyecek ya da ifade etmekten aciz olacak ya da hem lailahe illellah diyecek hem de mesajına onun bunun topladığı ondan bundan duydum söylentilerini ortak edecek? Yani senin inandığın Allah böyle birşey mi?
Sen doğruysan Ali İmran 103 yanlış(?) Sana göre ümmet Kur'an'a tutunursa ayrılık tavan yapacak ama Ali İmran 103'e göre ayrılıklar ancak Kur'an'a tutunmakla ortadan kalkacak.
Sen doğruysan Enam 114 yanlış(?) Kur'an "kitabı ayrıntılı sunmuş olan Allah'ı hakem yapmaktan başka bir yol mu var" diye soracak ama senin rivayetleri sünnet etiketiyle Kur'an'a hakem yapma çağrısı yapman misyonun olacak? Sen hangi dini anlatıyorsun ya da hangi dine çağırıyorsun?