19 Temmuz 2026 Pazar

Şefaat Meselesi

Zuhruf 86. Ayet Aslında Ne Diyor
Zuhruf 86. Ayete yapılan yanlış çeviri ve bu çeviriye gerekçe olarak ayette olmayan kelimeyi mahzuf diyerekten ayette varmış gibi takdir etme ezberi ve yanılgısı.

Yanlış çeviri:
Allah'tan başka yalvardıkları/dua ettikleri/davet ettikleri/ taptıkları şefaate malik olamazlar (şefaat edenezler)...

Gerekçe: Ayet putperestlerden bahsetmiyor tanrılarından bahsediyor. Ayet her ne kadar "ve la yemliku ellezine yedune min dunihi eşşefaate" şeklinde olsa da biz ayeti şöyle takdir etmeliyiz : "Ve la yemliku (alihetuhum) ellezine yedune min dunihi eşşefaate...

Yani ayet metin olarak her ne kadar Allah'tan başkalarına dua/davet edenler şefaate sahip olamayacak dese de aslında metinde alihetuhum kelimesi olmalıydı(!) Biz alihetuhum kelimesini kendimiz takdir etmeliyiz ve ayeti şöyle çevirmeliyiz(!) Allah'tan başka dua/davet ettikleri (taptıkları ilahları) şefaate sahip olamayacaklar yani şefaat edemeyecekler...

Ne yazık ki yeni dönem bazı mealleri saymazsak meallerin geneli bu yanlışı ezber edindikleri dini müktesebat zehirlenmesiyle tekrar etmişlerdir. Eski meallerden biri olarak Abdülbaki Gölpınarlı meali bu hatayı tekrarlamamış ve ayetin orjinal metnine sadık kalarak ayeti doğru çevirmiştir. Gölpınarlı'nın kendisi bir tasavvufçu olmasına rağmen metne sadakati takdire şayandır.

Abdülbaki Gölpınarlı çevirisi şöyledir:
Ve ondan başkalarına tapanlar, şefaate nail olmazlar, ancak gerçeğe tanık olanlar müstesna ve onlar, gerçeği bilirler de.

Bu yanlışın yani alihetuhum kelimesini mahzuftur diyerekten takdir ederek ayeti olduğundan farklı bir metin haline sokmanın neticesi ortaya çıkan sakınca ve çelişkiler.

Bu yanlış çeviri ile ayetin birinci bölümü eklentili iddia olununca ayetin devamı "illa" istisna edatıyla devam ettiğinden devamındaki kimseler şefaat edeceklerdir durumu hasıl olmuştur. Nitekim diyenetin çevirisi aynen şöyledir:

O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler.

Bu çeviriye göre bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebileceklerdir. Bazıları buradan hareketle tefsirlerinde sadece melekler mi şefaat edecek yoksa İsa nebi, Muhammed nebi ve başkaları (evliya diye birileri) da şefaat edecekler mi konusunu tartışmışlardır. Oysa böyle bir anlayış durumunda Kur'an çelişik bir kitap olmakta ve aklen mantıken nisa suresi 82. Ayetin de vurgusu üzere çelişik kitap Allah'a ait olamayacaktır.

Zuhruf 86. Ayetin öz olarak dediği şey şudur:
Allah'tan başkalarına dua edenler ya da davet edenler ya da tapanlar vs kimler varsa bu tavırları şirk olduğundan ve şirk Nisa 48 ve 116. Ayetlerde vurgulandığı üzere Allah'ın affı kapsamında olamayacağından Allah'ın şefaatine nail olamayacaklardır. Ayette eşşefaat kelimesi geçmektedir. Kelime el takısıyla belirlilik edatıyla yani marife olarak ayette yer almıştır. Yani bilinen bir şefaat vardır ki zaten hesap günü ondan başka da bir şefaat yoktur. Bu şefaat Allah'ın şefaatidir ve Enam 51, Secde 4 ve daha nice ayette vurgulandığı üzere Allah'tan başka şefaat edebilecek hiç kimse yoktur. Şefaat hesap günü bizzat Allah'ın yargısı ve merhameti neticesi kulunu rahmeti dahilinde olarak ilan etmesidir. Şefaat bütünüyle Allah'ın yetkisidir. Ayrıca şefaat birilerinin iddia ettiği gibi aracılık ya da dua etmek değil himaye etmek anlamındadır. Allah kulunu yargılar gereğini takdir eder ve ya rahmetine dahil eder yani şefaat eder ya da gazabına dahil eder. Şefaat aracılık etmek ya da dua etmek anlamında olsaydı Allah için aracılık etmekten ya da dua etmekten söz edebilmek gerekirdi. Allah'tan daha üst bir makam olmadığı üzere Allah için aracılık ya da dua etmekten söz edilemez.


Şefaat dua ya da aracılık anlamında değildir. 
Enam 51, Secde 4 "Allah'tan başka şefaatçiniz yoktur" der. Allah şefaatçi olduğuna göre şefaat dua ya da aracılık anlamında olamaz. Zira Allah'tan daha üst bir makam olmadığı üzere Allah için dua etme ya da aracılık etme söz konusu olamaz. Şefaat sahiplenmek, arkalanmak, korumasına almak, himaye etmek demektir. Zaten lat uzza menat, gavs kutup ebliya vb isimler altında şefaatçiler edinenler hep ilahi huzurda korumacı edinenlerdir.

Esasen mahkemei kübrada her şeyi hakkıyla bilen, merhametliler merhametlisi, ehkemul hakimin ve lailahe illellah olan Allah'ın yargıçlığında birilerinin aracılık etmeye kalkışması ya da dua etmesi yani çağrıda bulunması en hafifiyle hadsizliktir ve Allah'a akıl öğretmeye kalkışmaktır. Böyle bir eylem Allah'tan merhametli, bilgili, hikmetli olmaya kalkışmak ya da Allah'tan üstünlüğe soyunmaktır. Bunu kim yapacak olursa ilahlığa soyunmuş olur ve cehennemi boylar...

Enbiya Suresi
19.Göklerdekiler, yerdekiler O’nundur! O’nun katındakiler O’na kulluktan yana büyüklenmezler, usanmazlar.
20.Gece gündüz yönelişte olurlar, durulmazlar.
21.Yoksa yeryüzünden tanrılar mı edindiler de onlar diriltiyorlar?
22.Eğer göklerde ve yerde Allah’tan başka tanrılar olsaydı ikisi de bozulur giderdi. Hükümranlığın sahibi olan Allah’ın onların nitelemelerinden şanı yücedir.
23.O, yaptıklarından sorulmaz ama onlar sorgulanacaklar!
24.Yoksa O’nun berisinde ilahlar mı edindiler? De ki: Delilinizi getirin! Bu benimle birlikte olanların bildirisidir ve benden öncekilerin bildirisidir. Bilakis çokları gerçeği anlamazlar, öylece yüz çevirirler.
25.Senden önce gönderdiğimiz her resule “Benden başka ilah yoktur, ancak bana kul olunuz!” diye vahiy buyurmuşuzdur.
26.“Rahman Çocuk edindi” dediler. O’nun şanı yücedir. Bilakis onlar lütfolunmuş kullardır.
27.Söylemleriyle O’nun önüne geçemezler. Onlar O’nun emriyle amel ederler.
28.Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Sadece Allah’ın rıza gösterdiği kimseye arkalanabilirler. Onlar O’nun korkusundan ürperirler.
29.Onlardan kim ki “Allah’ın berisinde ben de bir ilahım” der bu onu cehennemle cezalandırmamız olur. İşte böylece hak tanımazları cezalandırırız.
Maide Suresi
116.O vakit Allah buyuracak ki: Ey Meryem oğlu İsa! “Allah’ın berisinde beni ve anamı da ilahlar edininiz” diye insanlara sen mi söyledin? Diyecek ki: Senin şanın yücedir! Benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemem bana uymaz! Eğer bunu söylemişsem elbet sen bilirsin. Sen bende olanı bilirsin ama ben sende olanı bilemem. Gaybî durumları çok iyi bilen sensin.
117.Ben onlara sadece “Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kul olun” diye bana emretmiş olduğunu söyledim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Ne zaman ki beni vefat ettirdin onlara gözcü sadece sen oldun. Her şeye şahit olan ancak sensin.
118.Eğer onlara azap edersen elbet onlar senin kulların! Ama onları bağışlarsan elbet sen her şeye güç yetirensin, gerçeğin hükmünü ortaya koyansın!
119.Allah buyurur ki: Bugün doğrulara doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için içerisinden ırmaklar akan kendisinde sürekli devamlı olacakları cennetler olacaktır. Allah onlardan razı olmuştur onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük kazanç budur.
120.Göklerin ve yerin hükümranlığı, göklerdeki yerdeki her şeyin hükümranlığı Allah’a aittir. Allah her şey üzere takdiri olandır.


Kur'an Ne derse desin umurlarında olmayanlar var
Kur'an "hakkında azap hükmü geçeni sen mi kurtaracaksın" (Zümer 19) dedi. "Sen onların vekili değilsin" (Enam 107) dedi,. "Allah'tan başka şefaatçiniz yoktur" (Enam 51, Secde 4) dedi. "Resulleri de ümmetleri de hesaba çekeceğiz" (Araf 6) dedi. Ama adamların Kur'an'dan başka da ders edindikleri kitapları (Kalem 37) var, Allah'ın ayetlerinden başka da hadisleri (Casiye 6) var ve Allah'a din öğretiyorlar (Hucurat 16) Hal bu olunca Kur'an ne derse desin onlara (Ankebut 51) yetmiyor...


Allah izin verecek ve şefaat olacak mı...
Önce şefaat ne demek onu anlayalım inşallah. Kur'an'da şefaat kelimesi sahip çıkmak, arkalamak, himaye etmek, korumak, kollamak vb. anlamlarda kullanılır. Bütün şefaat ayetleri incelendiğinde bu net anlam zihin için açık olacaktır.

Şefaatçi edinen tüm zihinler mahşer günü mahkeme-i kübrada kendilerini sahiplenecek, himayesine alacak birini düşünürler. Onlara göre o şefaatçi edindikleri kişi onları Allah'ın huzurunda anacak, sahiplenecek, Allah'a arzedecek, himaye edecek hatta yanına almadan cennete bile gitmeyecek.

Şefaatçi edinenlere bu gerçek ayna olarak tutulduğunda hemen hadsizliklerinin farkına varırlar ve şefaat dua etmektir diye bir çarpıtmaya koyulurlar. Oysa şefaat dua etmek anlamında olsa "Allah'tan başka şefaatçiniz yoktur" (Enam 51, Secde 4) ve "Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler, şefaat tümüyle Allah'a aittir" (Zümer 43,44) ayetleri anlamsız olur. Zira şefaatin dua etmek anlamında olabilmesi için Allah'ın bir şefaatçi olarak dua edeceği kendisinden daha üst bir Allah daha olması gerekir. Bu bakımdan şefaat duadır söylemi anlamsız bir savunmadır.

Peki Allah'ın izni nedir? Mahkeme-i Kübrada herkesin kendi derdine düşeceği gün birisi için Allah'ın şefaat yani himaye izni vermesi ne demektir. Zira bu izin çıkmadıkça kimsenin kimse hakkında konuşması dahi olası değildir.

Allah'ın şefaat izni vermesi demek yargılamayı yarlıgamayı gerçekleştirip kulu hakkında hükmünü gerçekleştirmesi ve onu affına lütfuna Mazhar edip cennetiyle ödüllendirmesi demektir. Bundan sonra elbet cennetlikler birbirini sahiplenecek hatta melekler cennete gitmede himayesine alıp cennete gitme yolculuğunda kişiye yoldaşlık edecektir.

Yoksa Allah"ın izni olmadan kim kimi sahiplebebilir? Böyle bir şey olabilmesi için şefaatçinin ya Allah'tan daha merhametli ya daha bilgili ya da daha güçlü olması gerekir. Oysa böyle bir durumdan Allah beridir, O'nun şanı yücedir...


Allah'tan şefaat dilemeye yüzünüz yok mu
Allah'tan şefaat dilemeye yüzünüz yok mu ki Allah’a karşı resulüllaha sığınıyor ondan şefaat dileniyorsunuz...
اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَىٰ عَلَى الْعَرْشِ ۖ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَفِيعٍ ۚ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ (Secde 32:4, Orijinal)
4-Allah O’dur ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı süreçte yaratmış sonra da hükümranlık üzere hâkimiyetini kurmuştur. O’ndan başka veliniz, şefaatçiniz yoktur. Hiç düşünmez misiniz?
أَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ شُفَعَاءَ ۚ قُلْ أَوَلَوْ كَانُوا لَا يَمْلِكُونَ شَيْئًا وَلَا يَعْقِلُونَ (Zümer 39:43)

قُلْ لِلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعًا ۖ لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ (Zümer 39:44)
43-Yoksa Allah’ın buyruğu altındakilerden şefaatçiler mi edindiler? De ki: Hiçbir şeye güç yetiremeyecek olsalar da mı? Hiç akıllarını kullanmıyorlar!
44-De ki: Şefaat tamamıyla Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir. Sonra O’na döndürüleceksiniz!

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ ۗ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ (Bakara 2:254)

اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ ۖ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ (Bakara 2:255)
254-Ey inananlar, kendisinde alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı bir gün gelmeden önce istifadenize sunduklarımızdan gereğince harcama yapın! Körlüğe saplananlar hak tanımaz kimselerdir.
255-Allah ki O’ndan başka ilah yoktur; hayatın sahibidir; her şeyi yönetiminde tutandır; ne dalgınlığa gelir ne uykuya yenilir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun katında O’nun izni olmadan kim şefaat edebilir! Önlerinde olanı da arkalarında olanı da bilir. O’nun gerek gördüğü dışında O’nun ilminden hiçbir şeyi ihata edemezler. O’nun hükümranlığı gökleri ve yeri kuşatmıştır. Onları koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O, makamı yüce olandır, azameti üstün olandır.

وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ ۚ أَفَإِنْ مَاتَ أَوْ قُتِلَ انْقَلَبْتُمْ عَلَىٰ أَعْقَابِكُمْ ۚ وَمَنْ يَنْقَلِبْ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ فَلَنْ يَضُرَّ اللَّهَ شَيْئًا ۗ وَسَيَجْزِي اللَّهُ الشَّاكِرِينَ (Âl-i İmrân 3:144)
144-Muhammed sadece bir resuldür. Ondan önce de nice resuller gelip geçmiştir. O ölse ya da öldürülse gerisin geri mi döneceksiniz? Kim arkasın geri dönerse Allah’ı hiçbir zarara uğratamaz. Allah şükredenleri ödüllendirecektir.


Allah'tan başka şefaatçı edinmek...
Allah'tan başka şefaatçı edinmek kişinin huzura çıkış gününde Allah'ın korumasında olmaktan ümit kestiği için Allah'ın yargısına karşı başka birisinin himayesinde olma iradesi ortaya koymasıdır.

Zümer Suresi
41-Biz sana kitabı insanlar için gerçeği ortaya koymak üzere indirdik. Kim yola gelirse kendi lehinedir. Kim de yanlışa sapar ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlar üzerinde vekil değilsin![15]
42-Allah benlikleri ölümleri esnasında alır, ölmemiş olanları da uykularında alır.[16] Hakkında ölümü hükme bağladığını tutar. Diğerini adı konmuş bir sürece kadar bırakır. Bunda elbet düşünüp anlayanlar için ayetler vardır.
43-Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: Hiçbir şeye güç yetiremeyecek olsalar da mı? Hiç akıllarını kullanmıyorlar!
44-De ki: Şefaat tamamıyla Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir. Sonra O’na döndürüleceksiniz!
45-Allah yegâne hükümran olarak anıldığı zaman ahiret konusunda emin olmayanların kalpleri ürküntüye kapılır. Allah’ın buyruğu altındakiler de bu hükümranlıkta anıldığı zaman sanki iyiye işaretmişçesine sevinirler.
46-De ki: Gökleri ve yeri hiç yoktan yaratan, gaybı ve şahit olunanı bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri konularda kulların arasında hüküm verecek sensin.
47-Doğrusu eğer yeryüzündekilerin tamamı ve beraberinde bir o kadarı daha zalimlerin olsa huzura çıkış günündeki azabın kötülüğünden kurtulmak için elbet onu feda ederlerdi. Zira kendileri için hiç hesaba katmadıkları durumlar Allah tarafından ortaya çıkmış olacaktır.
48-Elde ettiklerinin kötülükleri kendileri için ortaya çıkmış olacaktır. Alay edip durdukları şey kendilerini kuşatacaktır...


Bir insan neden Allah'tan başka şefaatçi/himayeci arar?
Ya Allah'a güvenmiyordur!
Ya Allah'tan daha merhametli birini bulmuştur(!)
Ya kendisini Allah'tan daha iyi bilen birisini bulmuştur(!)
Ya da Allah’tan daha güçlü birini bulmuştur(!)

Secde 4-Allah O’dur ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı süreçte yaratmış sonra da hükümranlık üzere hâkimiyetini kurmuştur. O’ndan başka bir veliniz bir şefaatçiniz yoktur. Hiç düşünmez misiniz?

Enam 51-Rablerinin huzuruna çıkarılacaklarından dolayı korkanları sana vahiy buyrulan ile uyar. Onların Allah’tan başka ne bir velileri ne de bir şefaatçileri olacaktır. Ola ki sorumlu davranırlar!

Zümer 43-Yoksa Allah’tan başka da şefaatçiler mi edindiler? De ki: Hiçbir şeye güç yetiremeyecek olsalar da mı? Hiç akıllarını kullanmıyorlar! 
44-De ki: Şefaat tamamıyla Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir. Sonra O’na döndürüleceksiniz! 
45-Allah yegâne hükümran olarak anıldığı zaman ahiret konusunda emin olmayanların kalpleri ürküntüye kapılır. Allah’tan başkaları da bu hükümranlıkta anıldığı zaman sanki iyiye işaretmişçesine sevinirler. 
46-De ki: Gökleri ve yeri hiç yoktan yaratan, gaybı ve şahit olunanı bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri konularda kulların arasında hüküm verecek sensin.

İnfitar
17-Din gününün ne olduğunu sen nereden bilesin?
18-Evet sen din gününün ne olduğunu nereden bilesin?
19-O gün hiçbir kimse bir başkası için hiçbir şey yapamayacaktır! O gün iş tamamıyla Allah’a aittir.


Kimileri İçin Allah'tan Başka Şefaatçi Şart(!)
Adam için Allah’tan başka şefaatçi olması o kadar önemli ki Allah’tan başka şefaatçi olmazsa halim nice olura bağlamış işi.
Hiç düşünmüyor ki halini Allah'tan daha iyi bilen mi var, Allah'tan daha merhametli olan mı var yoksa Allah’tan daha güçlü olan mı var...

Zümer Suresi
43-Yoksa Allah’ta başka da şefaatçiler mi edindiler? De ki: Hiçbir şeye güç yetiremeyecek olsalar da mı? Hiç akıllarını kullanmıyorlar!
44-De ki: Şefaat tamamıyla Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’na aittir. Sonra O’na döndürüleceksiniz!
45-Allah yegâne hükümran olarak anıldığı zaman ahiret konusunda emin olmayanların kalpleri ürküntüye kapılır. Allah’ın buyruğu altındakiler de bu hükümranlıkta anıldığı zaman sanki iyiye işaretmişçesine sevinirler.


Allah'a dua etmeye senin yüzün yok mu
Allah buyuruyor "Kullarıma çok yakınım bana dua edenin duasına icabet ederim"
Müslümanın Allah'a el açacak yüzü mü yok ne! "Başkasının ağzıyla yapılan duayı Allah reddetmez" hurafesine kanmış hele
Hedefi Allah'ı duasına icabet etmeye mecbur kılmaya odaklanmış.
Kullardan dua dilenmeye bir güzel kapaklanmış.
Yalnızca Allah'tan isteyecekti, süzü buydu ama
kullardan ister oldu, araya sokuşturdu bir yama
Benim için dua et benim için dua et diyor. Kendisi için başkasının duası reddolunmaz biliyor.
Madem müslümansın Allah işitmiyor mu seni? Et kendi duanı, sun kendin isteğini!
Yoksa ümidin yok mudur Rab'den?
Yaptığının anlamını artık bir düşünsen!
Allah buyurur "Ancak kafirler Allah'ın rahmetinden ümit keser"
İnsan başkasından dua isteyerek neye heves besler...


Şefaatçilere ömrünü adayanlar(!)
Şu dehşet hitaptan bile Allah'tan başka şefaatçiler tahayyül edebilen süper zekalılar var(!) Biz onlara göre akılsızmışız!

Meryem Suresi
78.Gayptan haberdar mı olmuş ya da Rahman’ın katından bir söz mü almış? 
79.Hayır, söylediğini kaydedeceğiz ve ona olan azabı uzattıkça uzatacağız. 
80.Sözünü ettiği her şey tarafımıza kalacak o ise tek başına huzurumuza çıkacak! 
81.Allah’tan başka da ilahlar edindiler ki kendilerine güç sağlasınlar. 82.Hayır, onların kendilerine kul oluşlarını kabullenmeyecekler ve onlara karşı duracaklar. 
83.Şeytanları inkârcıların üzerine gönderdiğimizi görmedin mi? Onları kışkırttıkça kışkırtıyorlar. 
84.Onlar hakkında aceleci davranma! Elbet biz onlar için olacak olanı sayıp döküyoruz. 
85.Bilinçli duyarlı olanları o gün Rahman’ın huzuruna konuklar olarak toplayıp kabul edeceğiz. 
86.Suçta ısrarcı olanları ise suya sevk edercesine cehenneme süreceğiz. 
87.Rahman’ın katında bir söz edinmiş olan dışında hiç kimse şefaat elde edemeyecek himaye göremeyecek! *
88.“Rahman çocuk edindi” dediler. 
89.Doğrusu iyice haddi aştınız 
90.Bu hadsizlikten ötürü neredeyse gökler paramparça olacak, yeryüzü çatlayacak ve dağlar yerle bir olacak! 
91.Sırf Rahman'a özel bir çocuk davası gütmelerinden ötürü. 
92.Oysa çocuk edinmek Rahman’a yaraşmaz. 
93.Göklerde ve yerde kim varsa ancak bir kul olarak Rahman’a gelecektir. 
94.Herkesi hesabına dâhil etmiştir ve durumlarını bir bir izah etmiştir. 
95.Her biri huzura çıkış gününde huzuruna tek başına gelecektir.
__________
*Allah ile olan sözleşmeye uyanlar, o sözleşmeyi dikkate alanlar dışında kimse şefaate nail olamayacaktır. Allah’ın ahdini dikkate almış olanlar ise Allah’ın şefaatine nail olacaklardır. Şefaatin tümü Allah’a aittir. Bak Zümer, 44/ Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamayacaktır. Bak Nisa 48, 116


Allah'ın berisinden şefaatçi edinenler
Şefaatçi edinen kimse kendisinin nice melanetleri olduğunu bildiği için Allah'ın mahkemesinde bir himayeci, sahiplenici, torpilci, kurtarıcı arayışına giren kimsedir. Allah'ın affından, merhametinden acaba neden ümidini kesiyorlar? Kur'an boşuna demiyor: "Allah'ın rahmetinden ancak dikkate almaz olan zıtlaşan kimseler ümit keser" (Yusuf 87). Bu melanetçiler de Kur'an'ın mesajını dikkate almaz zıtlaşır tavırlarıyla Allah'ın rahmetinde olamayacaklarını anlıyorlar ve Allah'a tevbe etmeleri yani bu melanetleri terketmeleri, Kur'an'ın aydınlığına girmeleri gerekirken başkalarına tevbe ediyorlar yani aynı melanetleri üzere kapaklanıyorlar. Sonuçta kendilerini kandırmanın da bir yolunu buluyorlar. Öyle ki Kur'an "Allah'ın katında onun izni olmadan kim şefaat edebilir" (Bakara 255) buyurarak şefaatçi uyduranlara aklınızı başına alın derken bu akıl etmezler "bak ayet Allah'ın izni olmadan dediğine göre izni olursa olur" deyip güya izinliler var imiş gibi uyduruk makamlar ihdas ediyorlar ve lat, uzza, menat, gavs, kutup, evliya, vesaire ediniyorlar. Kur'an soruyor "yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler Şefaat tümüyle Allah'a aittir" (Zümer 43-44) Allah buyuruyor "Allah'tan başka şefaatçiniz yoktur" (Enam 51, Secde 4) Bunlar yalanlarına peygamberi de alet etme iftirasına kalkışıyorlar ve "siz peygamberi inkar mı ediyorsunuz" diyerek kendilerine Allah'tan kurtarıcı tanrılar edinebileceklerini sanıyorlar.