Nisa 34 hakkında ne düşünüyorum
Buradaki darb kesinlikle fiziksel şiddet değildir. Ayeti düşünürken kendi kızlarınız açısından da bir empati kurmaya bakın inşaallah. Ayetin dediği şu. Ayetlerde emredildiği üzere eşlerinizle iyi geçim kurun. Geçimsizlik sorunu yaşadınız diye hemen onlara zorluk çıkarmayın. Önce bir iletişim kurmayı, meseleyi anlamayı, anlaşmayı deneyin yani öğüt aşaması. Sonra küskünlüğünüzü, soğukluğunuzu, rahatsızlığınızı tavırlarınıza yansıtın yani yatakta yalnız bırakma aşaması. Tüm bunlar sorunu çözmüyorsa işte o zaman onlara sunduğunuz imkanları kısabilir üzerlerinde baskı kurabilir kendilerine zorluk çıkarabilirsiniz yani darp aşaması. Yine çözüm olmazsa iki tarafın ailesinden iki hakemin devreye girmesi ve boşanma süreci başlar.
Darb kelimesine Arapça sözlükten bakarsanız en kapsayıcı anlamının baskı kurmak zorluk çıkarmak empoze etmek olduğunu göreceksiniz inşallah...
Bazıları diyor ki evlilik içi tecavüz de ne demek o senin zaten karın(!)
Bu söylem bana yeri gelmişken nisa 34'ü daha sağlıklı sunabilme imkanı sunuyor inşaallah. Bir kadın istemiyorsa kocası onunla ilgili olarak "ben kocasıyım, o istemese de onunla yatarım" diyemez ve öyle bir hakkı ya da özgürlüğü yoktur. Kadının nüşüzundan korkmak işte yatağına almaması, soğuk davranması, kendinden uzak tutması durumlarının getirisi yaşanılan endişe halidir. Ayet öyle yapan karınla zorla yatabilirsin zira o senin helalindir demiyor. Konuş derdini anlamaya ve onunla anlaşmaya çalış diyor (öğüt). Olmadı yatağından geri dur, bu tercihine saygı duy, ona kararında zaman tanı diyor. Olmadı darp yani evliliğin aslını, gereğini geleceğini vurgula, meseleyi masaya yatır, ya devam ya ayrılığı karara bağlamaya çalış diyor, ona netice kararının gereğini hatırlat diyor. İtaat ederse devam başka yol arama diyor. Ama devam değil ayrılık noktası hasıl olursa tarafların ailelerinden son çare uzlaştırıcılar öneriyor...
Nisa 34. Ayet: kadınlara darp etme
Ayetin meali:
4.34.Erkekler kadınlara yönelik koruyucu gözetici konumdadırlar. Allah'ın onlara birbirlerine göre farklı meziyetler lütfetmesi gereğince durum böyledir. Ayrıca erkeklerin mallarından gereğince harcama yapma durumları da vardır. Uygun davranan kadınlar Allah’ın koruması gereği vefalı duruşu olan ve mahremiyeti koruyan kadınlardır. Tavır takınmasıyla endişe duyar olduğunuz kadınlara yol gösterici uyarılarda bulununuz, yataklarından geri durunuz, sorunun mutlak çözümü gereğini onlara vurgulayınız. Eğer neticede size itaat ederlerse onların aleyhine bir yol aramayınız. Elbet Allah yücedir, büyüktür.
4.35.Eşlerin arasına ayrılığın girmesinden endişe ederseniz erkeğin ehlinden bir hakem kadının ehlinden bir hakem gönderiniz. İki taraf da arayı düzeltmeyi irade ederlerse Allah aralarını uzlaştıracaktır. Elbet Allah bilendir, her şeyden haberli olandır.
Nisa 34. Ayet erkeğe kadın üzerinde yetki sahibi sensin mi diyor? Yani erkeğe ayet önce onu uyar, olmadı yatağından çekil bu ona son uyarı olsun belki aklını başına alır, bu da akıllanmasına yetmezse artık onu döv mü diyor?
Zihinler takılmış "vadribuhunne" ifadesine. Ama anlamak için değil nemalanmak için ya da ayeti yargılama imkanı bulmak için. Darp dövmek emridir anlayışı dayatılıyor yani ayeti fiziksel şiddet olarak anlama zorunluluğu insanlığa darp ediliyor. Eğitimsiz, sosyal iletişim becerisinden yoksun ve hep kendine yontan bencil ve ilkel bir beyin için ya da kendi olamayan, kendisi olarak düşünemeyen ve kendi iradesini kendisi belirleyemeyen bağımlı zihinler için ayet böyle anlaşılabilir elbet. Ama ayet takvalı zihinlere hitap bir öğreti olarak okununca iş değişiyor. Kur'an "huden lil muttakin" bir kitap. Kur'an, muhatabını muttaki olursa aydın edeceğini en başta bir şart olarak ilan eden bir hitap. Kur'an her muhatabı aydın etmeyeceğini peşinen ilan etmiş bir kitap. Kur'an takvalı zihinlere yol gösteren bir hitap. Takvalı zihin uygun iradeli olan zihin demektir. Anlamaya odaklı zihindir. Nemalanma odaklı, yargıçlığa soyunmuş ya da kendisi olarak düşünemeyen zihinler uygun iradeli bir zihin değildir, öylesi zihinler takvalı bir kimlik değildir. Kendine yontma ve nemalanma odaklı biri olarak arayışa giren zihinler Kur'an'ın ifadesiyle "fi kulubihim zeyğun" bir zihindir ve "fi kulubihim zeyğun" olan zihin çin elbet Kur'an'dan eşine tahakkum etmeye ve istediğinde onu dövmeye yol bulmak bir imkandır Ama eğer "erRasihune fil ilm" (ilimde tutarlı yaklaşımı olan) bir zihin olursan böyle bir okumaya imkanın olmaz. Rasihune fil ilm olanlar kendi arzularına göre ya da kafalarındaki ezberlerine müteşabih (benzeşik) yorulacak cümle arayışında olmazlar. Böyle önyargılı ya da emel odaklı bir okuma yapmazlar. Allah'ın ortaya koyduğu gerçek mesajı sözün bağlamında okumaya çalışırlar. "Kavvamune bil kıst" bir anlayışla yani HAKKANİYETİ gözeterek anlamaya odaklanırlar.
Eğer "rasihune fil ilm" bir bakışla Kur'an'ı okuyamıyorsan sana şöyle yardımcı olalım. Şöyle bir düşün. Belki bu yüzleşme sana şaşı bakışından uyanma imkanı sağlar. Diyelim ki canından çok sevdiğin bir kızın var ve onu evlendirdin. Artık bir yuvası var ve onun mutluluğu senin için çok önemli. Yuvasında değer görmesi eziyet görmemesi çok önemli ve senin için kızının kılına zarar verilmesi bir suç olarak damadına yetiyor. İşte şimdi bu pencereden ayeti okumaya çalış. Zira senin eşin de bir babanın evladı. Onun da anne babası var bir ailesi var o da bir insan evladı ve ailesi için çok değerli. Şimdi eğer fabrika ayarlarına dönebildiysen, fi kulubihim zeyğunluk yapmaktan arınabildiysen, rasihube fil ilm bir okumaya yönelebildiysen, aydın olabilmenin mutlak şartı olan takva sıfatını kuşanabildiysen Nisa 34. Ayeti beraber okuyalım. Uygun iradeli yani takvalı bir bakış edinebildiysen Kur'an'ın aydınlığını umabilirsin. Zira Kur'an huden lil muttakin bir kitaptır.
Şimdi aile nedir. En küçük sosyal ortamdır ve iki tarafın haklarını garanti eden bir evlilik sözleşmesidir. Bu sözleşmenin iki tarafı vardır ve nikah denen bu akitle erkek ve kadın evlenir yani aynı evde sosyal bir kurum haline gelir yuva olurlar. Kimse kimsenin kölesi değildir ve karşılıklı haklar sorumluluklar vardır. Bu kurum insan olmanın insanca yaşamanın ve mutlu olmanın deneyimlendiği ve sorumlulukların üstlenildiği bir ortamdır. İnsan denen evlatlar bu tarlada yeşerecektir bu yuvada yetişecektir.
Bil ki bu deneyim ortamında bu sosyal ortamda her zaman işler güllük gülistanlık gitmeyebilir. Bir sorun ortamında erkek hemen gücüne istinaden ve düşüncesizce hareket ederse yani insan olmanın erdemiyle çözüm odaklı olmaz da gücünü kendine yontarak davranırsa şiddete başvurabilir. O yüzden ayet insanı muhatap alıyor. Ve ilk önce erkeğe konumunu hatırlatıyor. "erRicalu kavvamune alennisa" diyor. "Kavvamine bil kıst" ayeti ne diyordu "onlar hakkaniyeti gözetirler" diyordu. Kıst adaletten daha özel bir kavramdır. Hakkaniyet demektir. "erRicalu kavvamune alennisai" ifadesi de erkekler kadınlara yönelik kavvamdırlar, kıvamına uygun davranırlar, kadınların hukukunu gözetirler onların haklarını dikkate alırlar, onların haklarını gözetme ve koruma odaklı davranma durumunda olurlar, kadınlarla olan ilişkilerinde hakkaniyet üzere olurlar demektir.
Peki neden "enNisau kavvamune alerrical" değil de "erRicalu kavvamune alennisa"? Çünkü aile içi bir uyumsuzluk ve geçimsizlik durumunda ortaya bir şiddet çıkacak olursa şiddeti uygulayacak tarafın erkek olması kuvvetle muhtemel. Zira fizik durumu olarak güçlü ve şiddete daha meyilli olan taraf erkektir. O bakımdan ayette erkeğe konumunu hatırlatma var ve uyarı var. Bu gücünü şiddet için değil çözüm için kullanmalısın. Erkek olarak gücünü eşine tahakkum etmek için değil ailenin huzuru mutluluğu için onun haklarını korumak için ve bir insan olarak onun haklarını gözetmek için, onun zaaflarını dengelemek için kullanmalısın uyarısı var. Ey erkek! Hem sen ailedeki rolünü iyi anla. Hatırla ki aile içi geçimlik sağlamak da senin görevin. Çalışmak ve gelir elde edip aileyi geçindirmek senin görevin. Neden? Çünkü güçlü taraf sensin. O bakımdan İdare etmen de koruyucu gözetici olman da gerekiyor. Eşine karşı hakkaniyetli olmalısın.
Bu durumda bir erkek olarak eşinle sorunlar yaşarsan, araya bir mesafe koyduysa seninle iyi geçim kurmuyorsa, ailede bir huzursuzluk belirdiyse, seni dikkate almadığını, seninle iyi geçinmediğini, seninle bir ayrışmaya girdiğini, araya mesafe koyduğunu görüyorsan ve böyle bir nüşuz durumunda ailenin işleyişi ve geleceği noktasında sende bir belirsizlik, endişe ve korku hali oluştuysa önce ona öğüt vermeyi denemelisin yani en başta sakın düşüncesizlik yapma, iletişimi koparma, gemileri yakma önce onu anlamaya çalış. Bize ne oldu, neden böyle davranıyorsun, farkında olmadan bir yanlış mı yaptım, sorun ne diye sor çözüm aramaya çalış diyor ayet. Ama bu çabana rağmen uzlaşmaya yaklaşmadığını, tavırlarını düzeltmediğini, senden sevgisini esirgediğini görürsen ve aranızdaki mesafe açılmaya devam ediyorsa hatta seni yatağında istemez bir vaziyet alıyorsa yani sana karşı soğuksa isteksizse senden uzak durmaya çalışıyorsa bu durumda onun üzerine gitme, zorlama, biraz geri çekil onu rahat bırak, onun düşünmesine imkan tanı diyor. Yatağından çekil diyor yanı onun bu haline, tercihine, belirsizliğine saygılı ol. Karı koca ilişkisi de karşılıklı rıza ve gönüllülük eseridir sevginin meyvesidir mevcut durumda ona saygılı ol, yatağından çekil, ona düşünme fırsatı tanı diyor. Böylece doğal seyrinde bir farkındalık oluşabilir o da bir muhasebe imkanı bulabilir diyor. Sen tüm iyi niyetinle hakkaniyeti gözeterek bu çabayı sarf ettiğin halde hiçbir düzelme olmazsa ve ailenin huzuru ve devamı noktasında bir belirsizlik ortamı oluşursa, aile mutluluk yurdu olmaktan çıkar çekilmez bir hal alırsa "vadribuhunne" diyor yani onlara yönelik çözümün darp olsun diyor.
Şimdi darp ne? Darp kavramını bu bağlamda okumamız gerekiyor. Eğer ilkel ve yüzeysel bir okuma yaparsak şöyle anlaşılabilir. "Tüm bu iyi niyetli süreçleri yaşamadan bu süreçlerde üzerine düşeni sağduyulu kalarak yapmadan sakın onu dövme ama iş bu noktaya gelince artık dövebilirsin". Ama böyle bir okuma ayetin öğretisi bağlamında doğru bir okuma olmaz. "rasihune fil ilm" bir bakışla takvalı bir duruşla okuma böyle olmaz.
Takvalı bir zihin olarak ve "rasihune fil ilm" bir bakışla ayeti okursan burada fiziksel bir dayak atmadan söz edilmediği nettir. Zira ayet "eğer size itaat ederlerse onların aleyhine bir yol aramayın" diye devam ediyor. İtaat gönüllü olarak uygun davranmayı ifade eden bir kavramdır. Fiziksel bir şiddete uğramış bir kadının çaresizlikle zorunlu olarak yapmacık olarak uyuşmacı tavırlara dönmesi itaat kavramıyla ifade edilemez. O bakımdan "vadribuhunne" ifadesi fiziksel şiddet uygulama anlamında onları dövün olarak okunamaz. Hem darp bir şeyin üzerine düşmek anlamına gelir ve bütün anlam çeşitlemeleri bu ana anlamdan tezahür eder. Mesela " darabe elmau alel ard" su yerin üzerine düşüyor yani yağmur yağıyor anlamı gibi. Mesela "darabe fil ard" yeryüzünde yürümek seyahate çıkmak anlamı gibi. O bakımdan fiziksel şiddeti ifade ederken "darabe bil yed" onu tokatladı, "darabe bil asa" onu değnekle dövdü gibi bir kullanım vardır ve böylece dövme anlamı fiziksel şiddet olarak karineyle nettir açıktır belirgindir.
Bu ayette "vadribuhunne" bir çözüm arama sunumu bağlamında gelmektedir ve artık bu sorunun çözümüne odaklanma emridir. "Vadribuhunne" çözüm önerisi bu bağlamda "onların üzerine düşün" yani artık onlarla ilgili belirmiş bu net sorunu çözümlemeye odaklanın demektir. Yani artık bu belirsiz gidişata dur deme zamanı gelmiştir, aile ortamına uygunsuz bir hal belirmiştir ve buna bir dur deme zamanı gelmiştir. Bu durumda "vadribuhunne" "onlara çözümün gereğini vurgulayınız" demektir. Bu bir fiziksel şiddet uygulama değil onlarla ilgili olarak çözüme odaklanma çözümün gereğini vurgulama aşamasıdır Erkek bu aşamada artık rahatsızlığını açıkça ifade edip son uyarıyı yapacaktır. "Ya aile olmaya devam edeceğiz ya da yürümüyorsa bu birlikteliği sürdüremiyorsak bitireceğiz" diyecektir. Ona son bir düşünme hakkı verdiğini bu şekilde aile olunamayacağını net vurgulayacaktır. Ben çok rahatsızım işkence gibi geliyor ben böyle devam edemem artık kararını ver diyecektir. Erkek bu aşamaya kadar kadın için hiçbir kısıtlama yapmazken, sağladığı imkanları onun için hiç kısmazken artık sağladığı imkanlardan kısıtlama yapabilecektir. Bu aşamaya kadar ona mümkün mertebe sıcak olmaya çalışırken artık o da soğuk davranabilecektir. Zira "vadribuhunne" onlarla ilgili yaşanan bu sorunun çözümüne odaklanmadır, onlara çözümü dayatmaktır, bu noktada üzerlerine düşmektir onlara çözümün gerektiği konusunda baskı kurmaktır. Esasen burada "vadribuhunne" ifadesinin anlamının bu olduğu bağlam gereği bir sonraki ayet olan 35. Ayetten de net bellidir.
35. Ayette artık geçimsizlik olayı ayyuka çıkmakta ailenin çatırdamasının belirgin olması ve iki tarafın ailesinin de ayrılık durumundan endişe haline düşmesi anlatılmaktadır. Bu durumda iki tarafın ailesinin araya girmesi, iki taraftan hakemlerin olaya müdahil olması ve çözüm imkanı varsa bunun sağlanması yolu belirlenmektedir Nisa 34. Ayet erkeklerin ailenin bir tarafı olarak diğer taraf olan kadınları dövmesini değil erkeklerin kadınlara dönük çözüm odaklı olmasını belirleyen bir ayettir. Benim anladığım budur. Doğrusunu Allah bilir.
Nüşuz geçimsizliktir zıtlaşmadır...
Nüşuz birine karşı kalkışmadır, tavır almadır, mesafeli durmadır, uzak durmadır geçimsizlik ortaya koymadır. Mücadele suresindeki anlamı da bu minvalde olup kalkışmadır geçimsizliktir. Mücadele 11. Ayetteki nüşuz Enam 68 ve Nisa 140. Ayetlerin bir açıklaması mahiyetindedir. Öyle her mecliste herkese müsamahalı olup kuzu kuzu oturmayın eğer bir inkarcılık ve fitnebazlık yoksa delil üzere ilim üzere konuşma varsa müsaade edin meclisi muhataplara geniş edin ama inkarcılık fitbebazlık alaycılık ve saptırma varsa kuzu kuzu oturup dinlemeyin orayı terkedin diyor.
Zira bir yerde ilim ve deliller konuşuyorsa orada müzakere vardır ve oturmaya dinlemeye karşılıklı tartışmaya değer. Ama bir yerde maksat tartışmaksa ve net deliller hiçe sayılıp alay ediliyorsa, ayetlere karşı tavır yapılıyorsa orada oturmaya ve tartışmaya değmez. İlim meclisi olmadıktan sonra o meclise ancak tavır yapılabilir nüşuz edilebilir.
Mücadele Suresi
58.9.Ey inananlar! Gizli konuşmalar yaptığınızda iyilikten uzak durma, düşmanlık ve resul ile zıtlaşma yönünde gizli işler kurmayınız. İyilik ve uygun iradeli olma yönünde işler peşinde olunuz. Huzurunda toplanacağınız Allah’a yönelik olarak uygun iradeli olunuz. 58.10.İnananların üzülmeleri için gizli saklı işler kurmak şeytandan taraf olmaktır. Esasen Allah’ın izniyle olmaksızın onlara hiçbir şekilde zarar verebilecek değillerdir. İnanır olanlar ancak Allah’ı vekil edinsinler. 58.11.Ey inananlar! Meclislerde size “yer açın” denildiğinde yer açın ki Allah da size genişlik versin. “Kalkın” denildiğinde de kalkın ki inananlarınızı ve ilim verilmiş olanlarınızı Allah dereceler bakımından yüceltsin. Allah yaptıklarınızdan haberlidir.
Enam Suresi
6.68.Delillerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğün an başka bir söyleme dalmalarına kadar kendilerinden uzak dur. Şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra o hak tanımaz olanlarla bir arada oturma.
Nisa Suresi
4.140.“Allah’ın delillerinin dikkate alınmadığını ve delillerle alay edildiğini işittiğiniz zaman başka bir söyleme dalmalarına kadar bunu yapanlarla oturmayın. Aksi takdirde siz de onlar gibi olursunuz!” diye mesajda size indirmişizdir. Elbet Allah ikiyüzlülerin ve dikkate almaz olan zıtlaşanların tamamını cehennemde toplayacaktır.
Kadının kadınlık görevlerini yapmaması
Nisa Suresi
4.34.Erkekler kadınları koruyucu gözeticidirler. Zira Allah onlarda birbirlerine göre farklı meziyetler kılmıştır. Bir de Erkekler mallarından gereğince sunum yapma durumundadırlar. Uygun davranan kadınlar Allah’ın koruması üzere vefalı duruşu olan ve mahremiyeti koruyan kadınlardır. Tavır takınmalarıyla endişe duyar olduğunuz kadınları uyarıp rahatsızlığınızı izah ediniz, yataklarından çekiliniz, onlara sorunun mutlak çözümü gereğini vurgulayınız. Eğer neticede sözünüzü dinlerlerse aleyhlerinde bir yol aramayınız. Elbet Allah yücedir, büyüktür.
Nisa 34. Ayeti okuduğumda özellikle yataklarından çekilme aşamasını da gördüğümde ve erkeklerle kadınların farklı olmalarına da vurgu yapıldığını fark ettiğimde aklıma gelenler şunlar oluyor ki erkek aktif olan taraf olarak aile içi ilişkide ve özellikle aile içi cinsellik açısından bir geçimsizlik bir umursamama bir tavır alma bir öteleme genel durumu hasıl olduğunda empati kurup iyice düşünerek meselenin ne olduğunu konuşma ve birlikte çözüm arama adına eşiyle oturup konuşmalıdır. Bundan bir netice hasıl olmazsa, durumda bir düzelme olmazsa eşinin bu tavırları doğrultusunda bir süreç yatağından çekilmeli hem ona düşünme süresi imkanı sunmalı hem de kendisi konunun çözümü üzerinde düşünmeye yoğunlaşmalıdır. Geçen zaman içerisinde eşinin ona karşı bir meyli bir tavır değişikliği olmazsa bu durumda artık son çare olarak boşanma aşamasını eşiyle konuşmalı çözüm her ne ise bunu eşiyle müzakere etmelidir. Eşinin yatağından çekilme süreci ise dört ayı geçmemeli eğer çözüm ayrılıksa artık iki tarafın da lehine olarak boşanma konusu gündem olmalıdır.
Bakara Suresi
2.223.Kadınlarınız sizin için bir ekin misalidir. Ekininize gerek gördüğünüzce geliniz ve kendinize sunum edininiz. Allah’a yönelik uygun iradeli olunuz ve biliniz ki O’na kavuşacaksınız. İnanır olanları müjdele. 2.224.İyilik üzere olmanızda, uygun iradeli olmanızda, insanların arasını düzeltmenizde yeminlerinizi Allah’a mazeret yapmayınız. Allah işitendir, bilendir. 2.225.Allah yeminlerinizdeki hatalı ifade sebebiyle sizi sorumlu tutmaz ama içten kastederek yaptıklarınızdan dolayı sizi sorumlu tutar. Allah mağfiret edicidir, makul muamele edicidir. 2.226.Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler için dört ay bekleme süreci vardır. Eğer dönerlerse elbet Allah mağfiret edicidir, iyilikle muamele edicidir. 2.227.Eğer boşamayı kastetmişlerse elbet Allah işitendir, bilendir! 2.228.Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç dönem temizlikten âdete geçiş süreci beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa rahimlerinde Allah’ın yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Bu durumda kendilerini bekleme sürecine terk eden eşleri onlar için uygun olanı gözetme iradesinde olurlarsa onları geri almaya öncelikli hak sahibidirler. Tabi kadınların da kendi üzerlerindeki hakkın bir benzeri şekilde iyilik olarak kabul gören durumda hakları vardır. Bu noktada erkeklerin onlar üzerindeki hakkı bir derece daha öndedir. Allah her şeye güç yetirendir, gerçeğin hükmünü ortaya koyandır. 2.229.Bu şekilde dönüşü olabilen boşama iki defa olur. Sonrası iyilik olarak kabul gören durumda tutmaktır ya da gereğince bırakmaktır. Kadınlara verdiğiniz bir şeyi almanız size helal değildir. Her iki tarafın Allah’ın sınırlarını gereğince ifa edememelerinden korkmaları hâli bunun dışındadır. Eğer iki tarafın da Allah’ın sınırlarını gereğince ifa edememelerinden sizler de korkarsanız kadının kendisini serbest kılmak için aldığını iade etmesinde ikisine de bir sakınca yoktur. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır, bu sınırları aşmayın. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa hak tanımazlık edenler onlardır.
İnkarcılığın karanlığında yalpalayan zihin Slogancı beyefendi artık Kur'an'cılık sloganını aşmış olarak Arabın tanrısı nitelemesiyle inkarcılığına ayetleri alet ederek bahane üretmek için gerile gerile nutuk atıyor. Diyor ki "Bak nisa 34'te erkek kadını yatağından atıyor kadının böyle bir hakkı var mı!" Anlamaya değil yargıçlığa odaklanan beyin yanı sıra diyorki: Bak erkek kavvam kadının kavvam olma hakkı var mı! Şimdi bu kilitli beyin ve karanlığa yormak için kafasındakine benzeşik (müteşabih) kelime peşinde koşan yalpalayan zihin Kur'an'dan nasıl ışık alsın, kaçınılmaz olarak zihninin karanlığında debelenecek... Bir defa kavvam nitelemesi şiddete karşı fiziksel olarak üstün olan erkeğe bir hatırlatmadır ve o kuvvet eşine karşı şiddet uygulaman için değil onu koruyup gözetmen içindir demektir. Kavvam koruyup gözeten, dikkate alan, haklarına uyan demektir. Eğer kadın fizikmen daha güçlü ise elbet o da kavvam olacak şiddet uygulamayacak bunu anlamak çok zor değil. Esasen Nisa 34'te zaten nüşüz özellikle ve öncelikle kadının erkekten uzak durması, ona mesafeli davranması hatta onu yatağına almamasıdır. Ayet kadını yataktan at demiyor aksine seni yatağında istemeyen kadınla durumu konuş anlaşmaya çalış (öğüt) anlaşamazsan duruma uy yatağından çekil diyor...