4 Ağustos 2026 Salı

Zekatı ita etme meselesi

Zekat nitelikle ilgili bir tanımlamadır
Zekatı vermek demek uygun olanı vermek, uygunluğu sağlamak demektir. Uygunluk meselesi veren açısından imkanlardır alan açısından ihtiyaçlardır. Verilen şey eksiği tamamlayarak, yanlışı doğrultarak, ihtiyacı sağlayarak, cahilliği gidererek zekat yani uygunluk olur. Kişide artı değer her ne varsa ki bu illa maddi olmak durumunda da değildir işte onu ihtiyaçlı tarafa imkan olarak sunup toplumun genel sağlığına katkı noktasında bireyden bütüne kadar yapılan her tür katkıya zekat vermek yani uygun olanı vermek yani uygunluğu sağlamak denir. Zekat bu temel niteliğinden soyutlanarak kırkta bir diye öyle bir algıya mahkum edilmiştirki zekat ayeti denen tevbe 60'taki devletin sadaka olarak yani gelirleri doğru paylaştırma olarak harcayacağı kalemler bile ayet "innemessadakatu" diye başladığı halde bireysel zekat diye kırkta bir verilecek kimseler yorumuna tahrif edilmiştir...

Zekat sadaka vereceğim kime vereyim diye mi düşünüyorsunuz? 
Anne babanızı gözetin, durumlarını dikkate alın, gerek maddi gerek manevi onların yanında olun, zekat sadaka vsde onları önceleyin onlara verin. Şimdi diyecekler ki olur mu hiç öyle şey, usule furua zekat olmaz. İşin doğrusu atalar dininde söz konusu olan zekat ile Kur'an'ın zekat dediği bambaşka şeylerdir. Zekata delil getirilen Tevbe 60. Ayet sadakalar diye başlar ve devletin harcama kalemlerini ve gözeteceği kimseleri ifade eder. Kur'an'da kişiler için harcama yapılacak yerler anlatılırken hep ilk önce anne baba zikredilir, ondan sonra akraba yetimler vs.

İkametussalah ve itauzzekah
Tevbe 60. ayetin bildiğimiz zekâtla alakası yoktur. Gelirleri devletin nerelere kimlere paylaştıracağı ve nerelere yatırım yapacağı ile ilgili bir ayettir. Gelirlerden pay alamayanların ileri geri konuşmalarına bir cevap olarak gelmiştir ve gerçekten mümin olsalar müslüman olsalar bize Allah ve Resulü yeter demeleri gerekirdi deniyor ayette. Ayetin bağlamı birkaç ayet yukarıdan başlamaktadır ve sayılan sınıflar bireylerin vereceği yerler değil devletin yatırım yapma alanlarıdır. Bize vermiyor diye peygamberin aleyhinde ileri geri konuşanların uyarıldığı ve onların gelirlerden pay ayrılacak kesimlerden olmadıkları bildirilmektedir.

Tevbe 60 bireylerle ilgili olmayıp devletin dağıtım alanlarıyla ilgili olduğu gibi ayrıca ayet zekatlardan değil sadakalardan söz etmektedir. Ayet "innemessadakatu" hitabıyla başlamaktadır. Allah sadaka yerine zekat diyebilirdi ama demedi. Çünkü Kur'an'da zekat bizim bildiğimiz anlamıyla kırkta bir diye de bir tanımlaması olan uygulamayla alakalı değildir. Zekat nitelikle ilgili bir kavram olup sadece mali bir konu değildir. Zekât kişide maddi manevi, bilgi birikim her ne varsa, elde uygun olan her ne varsa onu paylaşıp uygunluğu vermektir yani uygunluğu sağlamaktır.

Kur'an zekatı ita etmeyi hep salatı ikame etme ile birlikte kullanır. Çünkü zekatı ita etmek salatı ikame etmenin bir yansımasıdır bir neticesidir. İkametussalah ve itauzzekah demek yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamak demektir.

ESSALAT Kur'an'ın bireysel olsun toplumsal olsun insanlığa yüklediği misyondur. İkametussalah ise bu misyonu öylesine yapmak değil tam gereğince yapmaktır ve neticesi itauzzekahtır yani uyguluğu sağlamaktır.

Kur'an'da salat kelimesi için namaz anlamına gelmesi en uzak ihtimal olan kullanım ikametussalah kullanımıdır. Daha bakara suresi başında "ellezine yuminune bil gaybi ve yukimune ssessalate" denir. Yani onlar Kur'an'ın gaybi haberlerine inanırlar ve bu haberlerin yüklediği misyonu hakkıyla ifa ederler demektir. Ayeti gayba inanır ve namazı kılarlar diye çok sığ ve bağlamsız bir anlama indirgemişlerdir. Ankebut suresinde "kitap olarak sana vahyolunanı oku ve salatı ikame et" denir. Ayeti namazı kıl diye çevirirler. Oysa kitabı okumak içeriğe uymayı gerektirir. Kitabın tek içeriği namaz değildir. Ayetin dediği kitabı oku ve kitabın misyonunu hakkıyla ifa et yani kitabın içeriğine hakkıyla uydur.

Namaz vakti olarak yorumladıkkarı isra 78'in konusu 73. Ayetten başlar. Müşriklerin baskılarına boyun eğme, risalet misyonunu hakkıyla ifa et diyen İsra 78 onlar sana baskı yapıyor sen boşver namaz kıl diye anlamsız bağlamsız bir ifadeye dönüştürülmüştür.

İşin doğrusu sella yusalli fiili vahyin misyonu üzere yönelişte olmayı ifade eder. ESSALAT Kur'an'ın insanlığa yüklediği misyondur. İkametussalah ise Kur'an'ın sunumu olan misyonu hakkıyla ifa etmektir. İkametussalah işi boşlamamak, geçiştirmemek, üstünkörü yapmamak aksine hakkıyla ifa etmektir. İkametussalah ve itauzzekah ise yönelimi gereğince ifa etmek ve uygunluğu sağlamaktır.

Zekatı vermek ne demektir
Zekat niteliği ifade eder. Uygun olan şey uygunluğu sağlayan şey demektir. Zekatı verirler demek uygun olanı ve uygunluğu sağlayanı verirler demektir. Kişide vermeye uygun her ne varsa, karşı taraf için uygunluğu sağlayacak her ne varsa ki bu ilim olabilir yardım olabilir eşya olabilir yiyecek içecek giyecek türü bir şeyler olabilir para olabilir, bunları verirken ihtiyacın dışında kalan vermeye uygun şeyleri ve alıcı açısından uygunluğu sağlayıcı şeyleri paylaşmaya zekatı vermek denir. Zekatı vermek verilen şeyin uygun olması ve uygunluğu sağlayıcı olmasını ifade eder.

Tevbe 60. Ayetin geleneksel anlamda sıralanan bireyin zekat vermesi ve zekat verilecek yerlerle alakası yoktur. İlgili ayet tamamen devletin gelirleri dağıtması ve yatırım yapması ile ilgili alanları ifade eder.

Tevbe 53.De ki: İster gönüllü sunumlarda bulunun isterse gönülsüz. Neticede yaptıklarınız asla kabul görmeyecek. Doğrusu siz kesinlikle yalpalayan kimselersiniz. 54.Yaptıkları sunumların onlardan kabul görmemesinin mutlak sebebi Allah’a ve resulüne inkârcı kesilmeleri, tembelce davranmaktan öte yönelimde bulunmaya yanaşmamaları ve istemeyerek sunumlarda bulunmaları olmuştur. 55.Onların malları ve çocukları sakın sende hayranlık uyandırmasın. Allah dünya hayatında bu varlıklarıyla onlara sıkıntıyı yaşatma ve inkârcılar olarak canlarının iyice sıkıntıyı uğraması yönünde irade ortaya koymaktadır. 56.Sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Sizden değillerdir fakat korkuya kapılmış durumdadırlar. 57.Sığınılabilecek bir yer, herhangi bir mağara ya da sokulabilecekleri bir mekân bulsalar elbet sırtlarını dönecekler ve oraya kaçacaklar. 58.Sadakaların paylaşımı noktasında aralarında sana dil uzatanlar bulunmaktadır. Eğer bu paylardan kendilerine de verilirse rıza gösterirler ama onlara verilmezse o zaman öfkelenirler. 59.Onlar Allah’ın ve resulünün verdiğine razı olsalardı ya! “Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verecektir, resulü de öyle.” deselerdi ya! “Biz Allah’ın rızasını gözetiriz” deselerdi ya! 60.Sadakalar[27] Allah tarafından belirlenmiş bir sorumluluk olarak ancak fakirler, gereksinimi olanlar,[28] sadaka memurları,[29] gönülleri İslam’a meyilli olanlar,[30] esaret altında kalanlar,[31] borç yükü altında ezilenler,[32] Allah yolunda uğraşanlar[33] ve yolculukta bulunanlar[34] için harcanır. Allah bilendir, en doğru kararı verendir. 61.Onlardan bazıları “sanki bir kulak gibi her şeyi duyuyor” diyerek nebiyi incitiyorlar.[35] De ki: İyiliğinize kulak oluyor, Allah’a inanıyor, müminlere güveniyor. Sizin inançlı olanlarınıza rahmet oluyor. Allah’ın resulünü incitenler için acıklı bir azap olacaktır.[36]
_________________
[27] Bu ayetin öncesindeki ayetler dikkate alınır ve ayet konu bütünlüğü, kitap bütünlüğü üzere algılanmaya çalışılırsa burada devletin gelirlerinin paylaştırılma esaslarından bahsedildiği görülecektir. Bu bağlamda devletin sadaka vergilerini ve diğer gelirleri nereye harcaması gerektiğinin hükme bağlandığı yoksa geleneksel anlamıyla bir birey olarak zekât dediğimiz kırkta biri nereye vereceğimiz ile ilgili bir ayet olmadığı açıkça ortadadır. Tabi ki bizler birey olarak Bakara 219 ve 267. Ayetlerin hükmünü uygularken Bakara 215. Ayette sıralanan kimseleri öncelememiz gerekmektedir.

[28] Lâfzen miskinler: Yani devlet sadaka gelirleri ile işsizlere iş imkânları sağlamalıdır, iş kurmalıdır. Fakirlere iş bulmalarına kadar eğer çalışabilecek durumda değillerse her durumda devlet desteği sağlanmalıdır.

[29] Devlet, memurlarının geçimini sağlamalı onlara bu iş karşılığında maaş vermelidir.

[30] Saldırgan davranmayan, barıştan yana olan ama Müslüman olmayan vatandaşları da devlet dikkate almak onlara da durumlarına göre bu ayette sıralanan durumlar çerçevesinde destek olunmalıdır. Yoksa bu ayet zengin olan, ihtiyacı olmayan gayri Müslimleri Müslüman yapmak için verilecek bir miktardan söz ediyor değildir.

[31] Devlet esir olanların, hürriyetini kaybetmiş olanların hürleştirilmesi için harcama yapmalıdır.

[32] Fakir olmamakla beraber borç yükü altına girdiği için işçilerine işten çıkarmak durumunda kalacaklara devlet bu sıkıntılı dönemi aşması açısından destek olmalıdır. Gerçekten fakir durumundaki borçlular ise zaten bu ayetin fakirler sınıfının kapsamındadır.

[33] Devlet toplumun menfaati için askerî olsun sağlık olsun eğitim olsun her alanda yatırım yapmalıdır.

[34] Devlet sağlıklı ulaşım alt yapısı hazırlamalı, yolculuğu kolaylaştıracak yatırımlar yapmalı, yollar yapmalı, yolcular için konaklama imkânları sağlamalıdır.

[35] Nebi vahiy alma makamını resul vahyi tebliğ makamını ifade eder. Bu bakımdan buradaki eleştiri bizzat vahiyle ilgilidir. Tüm söylemlerinin vahiyle deşifre edilmesinden şaşkın düşüyorlar.

[36] Bu ayet 41. Ayette itibaren okunduğunda ve konu bütünlüğü dikkate alındığında görülecektir ki burada kalpleri hastalıklı olan ve savaştan geri duranlarla ilgili verilen haberler karşısında “Adeta kulak gibi her sözü dinliyor” suçlamasında bulunulmakta vahyin her konuda bilgi sunması eleştirilmektedir. Bundan dolayı devamında “O sizin için hayra kulak oluyor” denerek vahyin niteliğine vurgu yapılmaktadır.

Zekat ve sadaka infaktan başka bir şey değildir
farz olan infaktır ve bağışlanabilir olan infak edilmelidir.
Zekat infakın niteliği ile ilgilidir sadaka ise infakın kişinin durumunun ispatı olmasıyla ilgilidir.
Farz olan sadaka ya da zekat değil infakın zekat olarak sadaka olarak yapılmasıdır. yani faz olan infakın nitelik olarak sadaka ve zekat olmasıdır.

Faiz ve zekat: Haksızca nemalanmak ve uygunluğu sağlayıcı olmak
وَمَا آتَيْتُمْ مِنْ رِبًا لِيَرْبُوَ فِي أَمْوَالِ النَّاسِ فَلَا يَرْبُو عِنْدَ اللَّهِ ۖ وَمَا آتَيْتُمْ مِنْ زَكَاةٍ تُرِيدُونَ وَجْهَ اللَّهِ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ
(Rûm 30:39)
فَإِنْ لَمْ تَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ ۖ وَإِنْ تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَالِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ
(Bakara 2:279)

Rum 39.İnsanların mallarının arasında ÇOĞALMASI üzere ÇOĞALACAK olarak verdiğiniz şey Allah’ın katında ÇOĞALACAK değildir. Allah’ın rızası Allah’ın yönelişi yönünde irade ortaya koyup UYGUNLUĞU SAĞLAYICI olarak vereceğiniz şeye gelince işte böyleleri kazançlarını katlayacak olanlardır.

Bakara 278.Ey inananlar, eğer inanıyorsanız Allah’a bilinçli duyarlı olun ve faizden arda kalanı bırakın! 279.Eğer bunu yapmazsanız Allah ve Resulü ile savaş halinde olduğunuzu bilin! Yanlıştan dönerseniz anaparanız sizindir. Haksızlık da etmemiş olursunuz haksızlığa da uğratılmazsınız.
_______________________________
Eğer birşeyi verme kendi verdiğini artırmak kendine yontmaksa işte buna haram olan riba denir. Eğer haksızlık etmeme ve haksızlığa uğramama ilkesi gözetilerek uygunluğu sağlamak üzere verilen bir şey varsa ona zekat denir. Zekat mutlak anlamda bağış değildir. Karzı hasen de yani uygunluğu sağlamaya dönük borç vermek de uygunluğu sağlamaya dönük bağış yapmak da zekattır...

Zekat denen şey verilenin niteliği ile ilgilidir. Niteliği uygunluk olan uygunluğu sağlayıcılık olan verme borç da olsa bağış da olsa zekattır.

Riba ya da faiz denen şey verilenin amaç ve neticesiyle ilgilidir. Verilen şeydeki amaç nemalanmaksa, kendine yontmaksa, ihtiyaçlının ihtiyacından faydalanıp kendinin olanı artırmaksa ona faiz ya da riba denir.

Zekatta usul furu ve kırkta bir meselesi
Bu hüküm bir kültürdür. Mezhep fetvasıdır. Kur'ani bir temeli yoktur. Kur'an ne verelim sorusuna cevapta anne baba yakın yetim sıralaması yapar. Kişi vereceğini öncelikle anne babasına verir. Zekat konusu bugünkü anlamda değildir. Bugünkü anlamda zekâta delil getirilen tevbe 60. Ayet innemesSADAKATU diye başlar. Üç dört ayet öncesinden okunursa konunun bireyin kimlere vereceği değil devletin gelirleri nerelere pay edeceği ile ilgili olduğu açıktır. Zenginlerin zekât vermesi algısı ise devletin gelir toplaması yani vergi toplaması meselesidir. Emirul müminin Ebubekir'in vergilerini (kültürdeki anlamıyla zekatlarını) vermeyenlere devlet gücü ile müdahil olması bununla yani zenginlerden devletin sadaka yani vergi toplamasıyla ilgilidir. Bugün de vergisini vermeyenlerden devlet otoritesi vergiyi alır. Bugünkü anlamda Kırkta bir ise o gün için zenginlerden alınmış vergideki miktarın kültüre zekat oranı olarak yansımasıdır.
https://mustafaayas.wordpress.com/2015/07/21/infak-sadaka-ve-zekat-meselesi/