21 Temmuz 2026 Salı

Beşer Nebi İsa Öldü

İsa nebi bir beşerdir tanrı değildir.
Her beşer gibi ölmüştür. Kıyametten önce geleceği iddiası pavlusçu hristiyanlığın bir öğretisidir. Maalesef bugün müslumanım diyen çok kişi de pavlusun enjekte ettiği bu hurafeden etkilenmiştir. Dünyanın sonunda gelmesi diye bir şey olacak olsa hatemunnebiyyin İsa nebi olur. Oysa hatemunnebiyyinin Muhammed nebi olduğu Kur'an'ın net beyanıdr. İsa nebi EsSaat konusunda bir ilimdir. Yani Kur'an'ın İsa nebi ile ilgili tüm sunumları EsSaat günü yani huzuru ilahide hesabın görüleceği gün kimsenin kimseye bir faydası olmayacağı, Allah'ın huzurunda kimsenin kimseye şefaat edemeyeceği konusunda net bir ilimdir. Bu bakımdan İsa ile ilgili ayetler karşısında müşrikler hep itiraz etmişler, yaygara koparmışlar ve İsa bir beşerdir o yüzden şefaat edemeyebilir ama bizim ilahlarımız olan lat uzza menat melektirler o yüzden onlar şefaat edebilir demeye getirmişlerdir. Ehli kitap olan herkes yani İlahi kitapla yüzleşen herkes ölümlerinden önce mutlaka İsa nebiye bir tanrı ya da şefaatçi diye inanmaktan vazgeçme ve bir beşer resul olduğu noktasında doğru inanma noktasına geleceklerdir. Ama bu iman son nefesteki iman olarak fravun imanı olarak kabul görmeyecektir...


İsa nebi esSaat için bir ilimdir 
Yani Kur'an'da İsa ile ilgili sunumlar ahiret hesabının esasları noktasında, kimsenin kimseye faydası olmayacağı konusunda, kimsenin kimseye şefaati olamacacağı noktasında, o gün yetkinin sadece Allah'a ait olacağı noktasında anlayacak olanlar için, anlama niyeti olanlar için bir ilimdir. Ama atalar dinciler için esSaat için bir ilim değildir dünyanın sonunun geldiği noktasında o gün dünyaya yeniden gelecek ve artık dünyanın sona ereceğine bir alamet olacaktır ki ayetlerin nüzul ortamındakiler için ilim sunulan şey sahabe için bir ilim falan değildir aksine dünyanın son bulacağı günküler için bir alamettir. Uyduruk bir şey işte. İsa ile ilgili sunumlar Kur'an'ın nüzul ortamında muhataplar için esSaat hakkında yani huzuru ilahide hesabın kitabın nasıl görüleceği noktasında bir ilim olarak vahyolunmaktadır. şefaatçi ilahlar edinenlere cevap mahiyetinde sunumlar olduğu için Resulullah ne zaman İsa ile ilgili vahyolunan ayetleri tebliğ etse Mekkeli müşrikler yaygarayı koparıyorlar ve Hristiyanların şefaatçisi İsa'nın beşer olmasına, kendi şefaatçileri lat uzza menatın ise kendilerince melek olmasına atıf yaparak İsa mı daha iyi yoksa bizim ilahlarımız mı diyorlardı? Komik olan bir durum var. Kendileri vahiyle aydın olup hidayeti gereğince yaşamakla memur olanların kitabı umursamayıp atalarının kulaklarına üflediklerine iman ederek tembelliklerinin adını kurtarıcı hidayetçi beklemek koymaları ama gelecek olanın İsa mı yoksa mehdi mi olduğuna hâlâ karar verememeleri. Uyduruk dinciler bekleyip dururlar. Oysa bir sürü isa ve mehdi geldi hepsine de inkarcı oldular. Her an mehdiler isalar geliyor ama bekleyenler iman etmedikleri gibi iman edenleri de sapık olarak ve sahte peygambere, sahte İsa'ya, sahte mehdiye iman etmekle suçluyorlar... Gelelim esSaah ile ilgili bir ilim olan Kur'an'ın İsa nebi ile ilgili sunumlarından birine: Maide suresi 116.O vakit Allah buyuracak ki: Ey Meryem oğlu İsa! “Beni ve anamı Allah’ın yanı sıra iki ilah edininiz” diye insanlara sen mi söyledin? Diyecek ki: Sen her türlü eksiklikten berisin, şanın yücedir! Benim için gerçek olmayan bir sözü nasıl söyleyebilirim! Eğer bunu söylemişsem elbet sen bilirsin. Sen bende olanı bilirsin ama ben sende olanı bilemem. Gaybî meseleleri çok iyi bilen sensin. 117.Ben onlara sadece “Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kul olun” diye bana emretmiş olduğunu söyledim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Ne zaman ki beni vefat ettirdin onlara gözcü sadece sen oldun. Her şeye şahit olan ancak sensin. 118.Eğer onlara azap edersen elbet onlar senin kulların! Ama onları bağışlarsan elbet sen her şeye güç yetirensin, en doğru kararı verensin! 119.Allah buyurur ki: Bugün doğrulara doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için içerisinden ırmaklar akan kendisinde ebedî kalacakları cennetler olacaktır. Allah onlardan razı olmuştur onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük kazanç budur. 120.Göklerin ve yerin hükümranlığı, göklerdeki yerdeki her şeyin hükümranlığı Allah’a aittir. Allah her şey üzerinde takdiri olandır.


İsa Nebinin esSaah için bir ilim olduğunu ifade eden Zuhruf 61. Ayet ve bağlamı
43.57.Ne zaman Meryem oğlu örneklendirilse hemen senin kavmin onunla ilgili sunumda meseleyi çarpıtmaya koyulurlar.
43.58.“Bizim ilahlarımız mı daha iyi yoksa o mu?” diyorlar. İllaki tartışmak için sana böyle misal getiriyorlar. Zaten onlar tartışmaya düşkün kimselerdir.
43.59.Oysa o sadece nimetlendirdiğimiz ve kendisini İsrail oğulları için örnek kıldığımız bir kuldur. 
43.60.Gerek görsek yeryüzünde sizden melekler kılarız da sizin yerinizi onlar alırlar. 
43.61.Elbet o, hesabın görüleceği vakit için bir ilimdir. Artık o konuda şüphe duymayınız, bana uyunuz. Dosdoğru yol budur. 
43.62.Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın! Elbet o sizin için apaçık bir düşmandır. 
43.63.İsa apaçık kanıtlarla geldiği vakit şöyle dedi: Ben size gerçeğin hükmü ile ve hakkında ayrılığa düştüğünüz bazı meseleleri açıkça ifade etmek üzere geldim. Şu hâlde Allah’a yönelik olarak uygun iradeli olun ve bana itaat edin. 
43.64.Doğrusu Allah benim de rabbimdir sizin de rabbinizdir sadece O’na kul olun! Dosdoğru yol işte budur! 
43.65.Aralarından bazı gruplar ayrılığa düştüler. Acıklı bir günün azabından yana hak tanımaz olanların vay haline! 
43.66.Onlar hesabın görüleceği vaktin kendileri farkında olmazlarken ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar? 
43.67.O gün candan dostlukları olanlar bile birbirine düşman olurlar! İllaki uygun iradeli olanlar için netice farklıdır. 
43.68.Onlara şeyle denecektir: Ey kullarım! Bugün size korku yok! Bugün sizler üzülecek değilsiniz! 
43.69.Onlar delillerimize inanmışlardı ve esenlik duruşu üzere olanlar oldular. 
43.70.Yine şöyle denecek: Sizler ve yoldaşlarınız cennete giriniz hoşnut kılınacaksınız. 
43.71.Altın tepsilerle testilerle yanlarında dolaşılır. Orada gönülleri hoşnut eden ve gözlere neşe veren şeyler bulunur. Sizler orada devamlısınızdır! 
43.72.İşte yapıp ettiklerinize karşılık mirasçı kılındığınız cennet bu! 
43.73.Sizin için orada yiyeceğiniz nice meyveler olacaktır. 
43.74.Suçta ısrarcı olanlar cehennem ateşinde devamlıdırlar. 
43.75.Durumlarında hiçbir iyileştirme olmayacaktır. Orada tüm ümitlerini kaybedeceklerdir. 
43.76.Biz onlara haksızlık etmedik lakin kendileri hak tanımaz oldular. 
43.77.“Ey yetkili kişi! Rabbin üzerimizdeki hükmünü artık bir neticeye bağlasın!” diye sesleneceklerdir! “Siz kesinlikle bu halde bekleşeceksiniz!” diyecektir. 
43.78.Elbet size gerçeği sunduk lakin çoğunuz gerçeği hoş karşılamıyorsunuz! 
43.79.Yoksa meseleyi onlar mı karara bağladılar? Oysa nihai kararı veren biziz! 
43.80.Yoksa onların kurgularını fısıltılarını duymayacağımızı mı sanıyorlar? Bilakis elçilerimiz de yanlarında kayda geçirmektedir! 
43.81.De ki: Eğer Rahman’a özel bir çocuk olsaydı elbet ona kul olacakların ilki ben olurdum! 
43.82.Göklerin ve yerin Rabbi, hükümranlığın Rabbi, onların nitelemelerinden şanı yücedir! 
43.83.Vadolundukları günleriyle yüzleşmelerine kadar bırak onları dalsınlar oyalansınlar. 
43.84.Gökte de ilah O’dur yerde de ilah O’dur! Gerçeğin hükmünü ortaya koyan O’dur hakkıyla bilen O’dur! 
43.85.Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığının sahibi lütfu rahmeti kudreti çok geniş olandır. Hesabın görüleceği vaktin ilmi O’nun katındadır ve O’na döndürüleceksiniz. 
43.86.O’nun berisinde birilerine çağıranlar himaye görmeyecektir. İllaki gerçeğe tanık olanlar başkadır ve onlar bilirler. 
43.87.Kendilerini kim yaratmış diye onlara sorsan elbet “Allah” diyeceklerdir. Nasılda yanlışa sürükleniyorlar! 
43.88.Onun“Ya Rabbi! Bunlar inanmaz olanlardır!” söylemine dikkatinizi çekerim! 
43.89.Onların bu tutumları karşısında hoşgörülü ol ve selam de! Yakında anlayacaklar!
_____________________
İsa esSaah için bir ilimdir yani Kur'an'da İsa ile ilgili yapılan sunum sorgu anının nasıl gerçekleşeceği noktasında bir ilimdir.
Ayet isa'yı alem olarak değil ilim olarak sunmuştur. Yani isa bir alamet değil bir ilimdir. EsSaah dünyanın sonunu değil sorgu anını, huzuru ilahide hesaba çekilmeyi anlatır yevmul kıyame de huzurda kıyam durma günü demektir.
Allah'ın huzurunda şefaatçiler edinenler huzuru ilahide sorgu anının niteliğinden haberdar olmak istiyorlarsa özellikle maide 116-120 haberini bu manada bir okusunlar inşaallah...


İsa nebinin Allah'ın kelimesi olmasının anlamı
İsa Allah'ın Meryem'e ilettiği müjdesidir. Vahyin söylediği "İsa Allah'ın kelimesidir" şeklinde değil "İsa Allah'ın Meryem'e ilettiği kelimesidir" yani Meryem'e olan müjdesidir şeklindedir. İsa Allah'ın Meryem'e olan vahyinde ona müjdelediği kişidir.

İsa sadece yaratılış olarak diğer insanlardan farklıdır. Bu fark dışında her biri insan olan diğer peygamberler ile de bir farkı yoktur. Vahiy alma noktasında da nasıl ki diğer peygamberler gelen vahyi tebliğ etmişlerdir İsa'nın durumu da aynıdır. Yoksa İsa bizzat vahyin kendisidir, kitabın kendisidir şeklindeki yorumlar gerçekle uyumlu değildir. İsa nebi aynen Muhammed nebinin Kur'an mesajını vahiy olarak aldığı gibi İncil mesajını vahiy olarak almıştır ve resul olarak iletmiştir. Yoksa İncil İsa'nın kendisi değildir.


Kur'an İsa nebiye Allah'ın kelimesi mi diyor. 
Kur'an Meryem'e verilen müjde sözünün bizzat Allah'a ait bir söz olmasından yani Allah'ın bizzat kendisine ait bir söz ile Meryem'i müjdelemesinden söz etmektedir. Kelimetullah olan İsa nebinin şahsı değil İsa'yı Meryem’e müjdeleyen sözdür. İsa nebi Kur'an'da Allah'ın kelimesi olarak sunulmaz, İsa'yı müjdeleyen sözün bizzat Allah'ın kelimesi olması yani müjdenin bizzat Allah'ın sözü olarak iletilmesi vurgulanır. Ne yazık ki Kur'an'ı Kur'an'dan okumayanlar bunun farkındalığına haliyle eremezler. 
Ali İmran Suresi
 إِذْ قَالَتِ الْمَلَائِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُ اسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ

(Âl-i İmrân 3:45) 45-Melekler demişlerdi ki: Meryem! Rabbin seni kendinden bir söz ile müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir; dünya ve ahirette seçkindir; yakın kılınanlardandır. 
_________________ 
Bu ayette vurgulanan sözden kasıt İsa peygamberin şahsı değildir. KELİMETİN ifadesi müennes yani dişil bir kelime olup Arapçada söz, ifade anlamlarına gelmektedir. İSMUHU ifadesindeki HU zamiri İsa olup müzekkerdir. Yani bu ayette Allah’ın kendinden bir kelime olarak nitelediği İsa Peygamberin şahsı değil İsa peygamberi müjdeleyen cümlenin kendisine ait bir cümle olmasıdır. Yani Allah Meryem validemize Allah bizzat kendisi kendi ifadesiyle sana oğul olarak İsa isimli bir çocuğun olacağını müjdeliyor demektedir. 

Nisa Suresi 
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ إِلَّا الْحَقَّ ۚ إِنَّمَا الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللَّهِ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَىٰ مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ ۖ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ۖ وَلَا تَقُولُوا ثَلَاثَةٌ ۚ انْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْ ۚ إِنَّمَا اللَّهُ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ ۖ سُبْحَانَهُ أَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ ۘ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ وَكَفَىٰ بِاللَّهِ وَكِيلًا
(Nisâ 4:171)
171-Ey Kitap ehli! Allah hakkında gerçeğin dışında söylemlerde bulunarak dininizde haddi aşmayın. Meryem oğlu İsa Mesih ancak Allah’ın resulüdür, Meryem’e ilettiği sözüdür ve Allah’tan bir ruhtur. Allah’a ve resulüne inanın. “Üçtür” söyleminde bulunmayın. Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah sadece tek ilahtır. Subhanellah, çocuğu olası değil! Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. Vekil olarak Allah yeter. 
___________________ 
Kelimetuhu elkâhâ ilâ Meryem'e cümlesi Türkçe de “Meryem’e ilettiği müjdesidir” şeklinde ifade edilebilir. Zira bu ifadede İsa’nın Allah’ın kelimesi olmasından değil Meryem’e ilettiği sözünün neticesi olmasından söz edilmektedir. Yani Allah’ın Meryem’e ilettiği müjdesidir demektedir. KELİMETUHU ifadesindeki HU Allah’ı ifade eder. Allah’ın kelimesi demektir. ELKAHA ifadesindeki HA zamiri müennes olup İsa’yı ifade edemeyeceğinden Meryem’e ilettiği sözü yani Allah’ın bizzat kendi sözü olarak dile getirdiği müjdeyi ifade etmektedir. Ali İmran 45. Ayette de Meryem’e Allah’ın ilettiği müjde sözünün Allah’a ait bir söz olmasına vurgu yapılmaktadır. Bu bakımdan bu ayeti Ali İmran 45. Ayeti de dikkate alarak ve o ayetin dipnotuna da bakarak düşünmek uygun olacaktır. Allahu Alem…


İsa nebinin kıyamet için ilim olması meselesi
İsa nebinin esSaah için bir ilim olması hesabın nasıl görüleceğinin yasasıyla ilgili bir sunumdur. Kur'an'da "esSaah" ifadesi hesabın görülme vakti anlamındadır.
Kur'an okumalarında en büyük hatalardan biri de hesabın görülme vaktinin durumunu vurgulamak için kullanılan ESSAAH ifadesinin hep dünyanın son bulması zamanı, evrenin yıkılacağı zaman olarak algılanmasıdır. Bu algı yüzünden Kur'an'ın nice ayetlerinin mesajı doğru okunamamaktadır. Tıpkı lokman suresinde olduğu gibi. Maalesef aynı yanılgı ve kafa karışıklığı İsa nebinin ESSAAH için bir ilim olması noktasında da geçerlidir.

LOKMAN SURESİ:
34-Doğrusu hesaba çekilme vaktinin ilmi ancak Allah’ın katındadır. Yağmuru o yağdırıyor. Rahimlerdekinin durumunu O biliyor.[12] Hiç kimse yarın ne kazanacağının bilgisine vakıf olamaz. Hiç kimse nerede öleceğinin bilgisine vakıf olamaz. Şüphe yok ki Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberlidir.
___________________
Hesabın görüleceği günün nelerin yaşanacağını ve hesabın nasıl görüleceğini, o gün için neyin gerçek neyin yalan olduğunu Ancak Allah bilebilir. Zira ö günün hükümranı ancak Allah’tır. Bu bakımdan hesap gününe hazırlanma noktasında ancak Resulullah'ın tebliği olan Allah’ın ayetlerini esas alınız. Sakın evliyalığa soyunan aldatıcı tağutlara aldanmayınız.
Rahmetin kaynağı olan suyu indiren O’dur. Tüm nimetleri O‘na borçlusunuz. Göklerde yerde ne varsa hepsi ona aittir. Sadece O’na hesap vereceksiniz.
Sizi analarınızın karınlarında nice aşamalardan geçirerek yaratıyor. Yaratıcıyı dikkate almayacaksınız da kimi dikkate alacaksınız?
_______________
ZUHRUF SURESİ
57-Ne zaman Meryem oğlu misal olarak sunulsa hemen senin kavmin onunla ilgili sunumda meseleyi çarpıtmaya koyulurlar.
58-“Bizim ilahlarımız mı daha iyi yoksa o mu?” derler. İlla da ilgili konuda seninle tartışmaya koyulurlar. Zaten onlar tartışmaya düşkün bir toplumdurlar.
59-Oysa o sadece nimetlendirdiğimiz ve kendisini İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.
60-Gerek görsek yeryüzünde sizden melekler kılarız da sizin yerinizi onlar doldururlar.
61-Elbet o, hesabın görülme vakti için bir ilimdir. Artık hesabın nasıl olacağı konusunda şüphe duymayınız, bana uyunuz. Dosdoğru yol budur.
62-Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın! Elbet o sizin için net olarak düşmandır.
63-İsa apaçık delillerle geldiği vakit şöyle demişti: Ben size hikmet ile ve hakkında ayrılığa düştüğünüz bazı meseleleri açıkça ortaya koymak üzere geldim. Şu halde Allah’a sorumlu davranınız ve bana uyunuz.
64-Doğrusu Allah benim de Rabbimdir sizin de Rabbinizdir sadece O’na kul olunuz! Dosdoğru yol işte budur!
65-Aralarından bazı gruplar ayrılığa düştüler. Acıklı bir günün azabından yana hak tanımaz olanların vay haline!
66-Onlar hesabın görülme vaktinin ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar? Onlar işin ciddiyetini anlayamıyorlar!
67-O gün candan dostlukları olanlar bile birbirine düşman olurlar! Ancak sorumlu davrananlar için netice elbet farklı olacaktır.
68-Onlara şeyle denecektir: Ey kullarım! Bugün size korku yok! Bugün sizler üzülecek değilsiniz!
69-Onlar ayetlerimize inanmışlardı ve teslimiyet üzere olmuşlardı.
70-Yine şöyle denecek: Sizler ve yoldaşlarınız cennete giriniz hoşnut kılınacaksınız.
71-Altın tepsilerle testilerle yanlarında dolanılır. Orada gönülleri hoşnut eden ve gözlere neşe veren şeyler bulunur. “Sizler orada kalıcı olacaksınız”.
72-İşte yapıp ettiklerinize karşılık mirasçı kılındığınız cennet bu!
73-Sizin için orada yiyeceğiniz nice meyveler olacaktır.
_____________________
Her ne zaman Kur’an’da Meryem oğlu İsa ile ilgili bir sunum yapılsa hemen Lat Uzza Menat’ın zihinlerinde meleklere karşılık gelmesine vurgu yaparak İsa’nın beşer oluşunu ön plana çıkarırlar ve meleklerin insanlar gibi olamayacağı şefaatte bulunabileceği gibi bir takım üretim cümleler kurarak seninle tartışmaya girmek isterler.
İsa nebiyle ilgili sunumlarda onun ilahlığının, Allah’ın oğlu olmasının, şefaatçi olmasının reddedilmesi karşısında Mekkeli müşrikler Lat Uzza ve Manat’ın İsa peygamber gibi beşer olmadığına Allah’ın melekleri olduğuna vurgu yapmaya çalışarak onların şefaatçi olabileceklerini söylemeye çalışıyorlar. Lat Uzza ve Menat’ın müşrik inancında Allah’ın meleklerine karşılık geldiklerini görmek için Necm suresi 19. Ayetten itibaren okuyunuz…
Sizin yerinize geçecek melekler var etme kudretine de sahibiz. Değil beşer melekler dahi sadece bir kuldur; Allah’tan başka ilah yoktur.
Ayette “o” zamiri ile İsa’ya atıf yapılmakta ve 57. Ayette sunulduğu üzere İsa’dan bahsedilen her Kur’an ayeti karşısında müşriklerin tartışmaya odaklanmalarına cevap olarak İsa ile ilgili yapılan sunumun mahşer günü huzuru ilahide Allah’tan başka kimsenin sözünün geçmeyeceği noktasında bir örnek olduğuna vurgu yapılmaktadır. Ayette “O, es-Saat için bir ilimdir” denmekte ama bir alamettir denmemektedir. Yani ayeti “İsa Kıyametin kopmasıyla ilgili bir alamettir” diye yorumlamak ne lafız açısından ne bağlam açısından ne de Kur’an bütünlüğü açısından uygun düşmemektedir. Bu ayette Meryem oğlu İsa ile ilgili ayetlerde Allah’ın huzurunda kimsenin sözünün geçmeyeceği ve sorgu anında din gününün malikinin sadece Allah olacağı noktasında örnek sahnelerin yer aldığı vurgulanmaktadır. Mesela buna maide suresi 116-120 ayetlerindeki sunumu örnek verebiliriz. Yani Kur’an’ın İsa ile ilgili sunumu olan ayetleri dikkate alan kişi Allah katında bir oğul bir kız bir veli bir şefaatçi bir himayeci asla düşünemez ve Allah ile kullar arasında bir ilah edinemez.
Artık zannınıza göre şefaatçiler uydurmayınız. İster melek ister beşer hiç kimse Allah katında hiç kimseye sahip çıkamaz artık bunu anlayınız.


Müslümanlar Hristiyanlaştılar
Bugünkü Müslümanlar Hristiyanlaşmışlardır. Hristiyanlar İsa bekliyor onlar da bekliyorlar. Oysa Kur'an İsa nebi vefat etti diyor. Atalar dini ile zehirlenmiş Müslümanlar vefat uyumaktır İsa nebi şimdilerde uyuyor diye uyutuluyorlar.

İsa nebi Maide 116 117'de bildirildiği üzere mahşer günü Allah'ın sorgusunda beni VEFAT ettirdiğinde diyerek ölümünü ifade ediyor ama bilge Müslümanlar bunu göremiyorlar. Enbiya 34'te Muhammed Nebiye senden önce her beşer mevta oldu sen de mevta olacaksın deniyor Müslümanlar teveffa uyumaktırdan dem vuruyorlar. Onlara göre İsa hâlâ uyuyor haliyle Müslümanlar uyutuluyorlar.

Ali İmran 55'te önce VEFAT vardır sonra Allah katına yükselme. Her vefat edenin Allah katına yükselmesi gibi. Önce yükselme sonra vefat değildir ifade. Mahşer günü Allah katında sorgulanırken isa nebi ölümünü kastederek derki "beni VEFAT ettirdiğinde". İsa nebi maide 117'de vefatı ölüm olarak ifade etmekte ve ölümünden sonrasında ne olup bittiğinden tamamen habersiz olduğunu ve mahşer günü durumdan yeni haberli olduğunu dile getirmektedir. Ama bizim Müslümanlar bu net ayete rağmen hâlâ İsa nebi VEFAT etti vefat uyumaktır deyip uykuya dalıyorlar. Nisa 82 der ki eğer Kur'an'da çelişki varsa Kur'an Allah'tan olamaz. Zira çelişki Allah için söz konusu olamaz. Enbiya 34. Ayete göre İsa nebi bir beşer olduğundan mevt olmuştur. Ali İmran 55 İsa'ya hayatta iken VEFAT ettirilip Allah katına yükseltileceğinin bildirildiği ilan etmiştir. Maide 116 117 İsa'nın olup bitenden ancak mahşer günü haberli olacağını zira VEFAT ettiğini haber vermektedir.

Enbiya 34.Doğrusu senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Sen mevta olacaksın da onlar mı geri kalacaklar?

Ali İmran 55.Bir vakit Allah şöyle buyurmuştu: Ey İsa! Seni VEFAT ettireceğim ve katıma yükselteceğim. Seni inkârcı olanlardan arındıracağım ve sana uyanları huzura çıkış gününe kadar inkârcı olanlardan üstün tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır, ayrılığa düştüğünüz konularda aranızda ben hükmedeceğim.

Maide 116.O vakit Allah buyuracak ki: Ey Meryem oğlu İsa! “Beni ve anamı Allah’ın yanı sıra iki ilah edininiz” diye insanlara sen mi söyledin? Diyecek ki: Sen her türlü eksiklikten berisin, şanın yücedir! Benim için gerçek olmayan bir sözü nasıl söyleyebilirim! Eğer bunu söylemişsem elbet sen bilirsin. Sen bende olanı bilirsin ama ben sende olanı bilemem. Gaybî meseleleri çok iyi bilen sensin. 117.Ben onlara sadece “Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kul olun” diye bana emretmiş olduğunu söyledim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Ne zaman ki beni VEFAT ettirdin onlara gözcü sadece sen oldun. Her şeye şahit olan ancak sensin. 118.Eğer onlara azap edersen elbet onlar senin kulların! Ama onları bağışlarsan elbet sen her şeye güç yetirensin, en doğru kararı verensin!


Meryem'e gelen elçi kim ve İsa'nın beşikte konuşması meselesi
Bazıları Meryem'e gelen elçiyi Zekeriya nebi yapıyor yani İsa nebiye Zekeriya nebiyi baba ima ediyor bazıları da İsa beşikte konuşmadı beşikte nasıl konuşsun beşikte nasıl nebi olsun ya da kitap verilsin, ayette denen şey daha dünkü bebesin daha dün beşikteydin anlamında mecazdır teviline kalkışıyor. Oysa Kur'an'ın tevilini sadece Allah yapabilir, "vema yalemu tevilehu illellah" Allah'ın bildirisidir. İnsanların görevi tevil yapmak değil Allah'ın tevilini ayetlerin bağlamında okumaktır.

Ayetin bağlamında Meryem validemiz "bana bir beşer dokunmamışken" diyor ve "ben iffetsiz değilim" diyor. Bu durumda o elçinin Zekeriya olduğunu iddia etmek ya okuduğunu anlamamak ya da "fi kulubihim zeyğun" bir kafayla ayetleri çarpıtmaktır. Bu kafalara göre beşer dokunmamıştı da sonradan mı dokunuyor ya da Zekeriya beşer değil mi? Ya da sonradan başkasıyla evlendi de İsa doğdu diyen kafalar o zaman ayet burada ne anlatıyor? Madem İsa'nın beşer babası var Meryem ne anlatıyor? Evlendim desin şahitleriyle ispat etsin! öyle bir şey olsa Meryem'in "bana beşer eli değmemişken nasıl olur" şaşkınlığı ve verilen cevabın ne anlamı var? O zaman ayet deseydi ki evleneceksin ve ondan çocuğun olacak. Madem öyle Kur'an anlaşılmak istemiyor da gizem edebiyatı mı yapıyor haşa? İnsanın görevi Kur'an'ı kendi zihniyetine alet etmek değil Kur'an'ın mesajına okuduğu ayetlerin bağlamında kulak vermektir.

Mesele öyle böyle düşünmek değil. Bağlamın bütününe bakarsak "İsa beşikte konuşmadı, daha dünkü beşik çocuğusun anlamında mecazdır" zorlama yorumunda bulunmak imkan dışıdır. Allah'ın tevili ayetlerin bağlamında okunur. Parçacı okuma ayete düşünce giydirmek olur. Blr daha o ayeti bağlamın bütününde okursak inşallah göreceğiz ki bu yorumu yapabilmeniz hiç de olası değildir. Ayette nebilik verilmesi o konuşmanın kendisine vahyedilmesidir. Verilen kitap yani vahyedilen mesaj bizzat beşikte yaptığı o konuşmadır. Arapçadaki kitap ile Türkçedeki kitap aynı şey değildir. Arapçadaki kitap kelimesi Türkçe'de mesaj ve yasa anlamına gelir, içeriği vurgular, sayfaları ya da harf resimlerini vurgulamaz. Türkçedeki kitap kelimesi ise Arapçadaki mushaf kelimesi anlamında kullanılmaktadır. Yani sayfalanmış kapaklanmış içi yazı dolu bütün anlamındadır.


Şimdi Ayetleri bağlamında okuyalım inşallah
19.16.Mesajda Meryem’i de an! Ehlinden uzaklaşmış, doğu tarafında bir yana çekilmişti. 19.17.Onların berisinde bir gölgelik edinmişti. Kendisine ruhumuzu elçi olarak gönderdik, ona tam bir beşer olarak belirdi. 19.18.Dedi ki: Senden Rahman’a sığınıyorum! Eğer ki uygun iradeli bir yönelişte isen! 19.19.Buyurdu ki: Ben ancak sana tertemiz bir oğul lütfetmek üzere gönderilmiş Rabbinin elçisiyim. 19.20.Dedi ki: benim nasıl çocuğum olur? Bana hiçbir beşer dokunmuş değil, ben iffetsiz değilim. 19.21.Buyurdu ki: Bu iş böyle! Rabbin buyurur ki: Bu benim için kolay. Onu insanlık için bir delil ve katımızdan bir rahmet kılmamız üzere böyle hükmolunmuştur. Karara bağlanmış bir durumdur. 19.22.Çocuğa hamile kaldı ve onunla uzakça bir mekâna çekildi. 19.23.Doğum sancısı kendisini hurma ağacının gövdesine yöneltti. Dedi ki: Ah keşke bundan önce ölmüş olsaydım, unutulup gitmiş olsaydım. 19.24.Aşağısından bir ses ona “üzülme! Rabbin alt tarafında bir su akarı kıldı” diye seslendi. 19.25.Hurmanın gövdesini kendine doğru silkele üzerine taze hurmacıklar dökülsün! 19.26.Ye iç, gözün aydın olsun! Beşer olarak birini görürsen de ki: Ben Rahman için bir durulma süreci yaşamayı adadım: Bugün hiçbir insana konuşacak değilim. 19.27.Çocuğu kucaklayarak kavmine getirdi. Dediler ki: Meryem! Sen şaşılası bir şeyle geldin! 19.28.Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi, annen iffetsiz değildi! 19.29.Çocuğu işaret etti. Dediler ki: Beşikteki bir sabiye nasıl konuşuruz? 19.30.Çocuk dile geldi: Ben Allah’ın kuluyum, bana mesajı verdi ve beni nebi kıldı. 19.31.Nerede bulunacak olsam beni saygın yaptı. Bana hayatta olduğum sürece yönelimi ve uygunluğu tavsiye etti. 19.32.Anama saygılı olmayı öğütledi. Beni zorba ve sapkın kılmadı. 19.33.Selam bana doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün. 19.34.Hakkında şüphe izhar ettikleri Meryem Oğlu İsa, gerçeğin ifadesiyle budur.


PAVLUS KUR’AN’A MÜDAHALEYE YELTENİYOR
Neden böyle bir başlık attık? Çünkü Pavlus zihniyeti İncil’e yaptığı operasyonu şimdilerde Kur’an’a yapmaya yeltenmiş durumda. İsa resulün kıyamete yakın geleceği ve Kur’an’ı yeniden yorumlayacağı sunumunu mesihçi muvahhitler vurgusuyla ve Kur’an ayetlerini pavlusçu mantığa göre yorarak yeni bir din inşa etmeye çalışıyorlar.

Diyeceksiniz ki Müslümanlar(!) da İsa’nın gelişini savunuyorlar zaten!
Bu yazıda atalar dininin mensubu olan ve Müslümanlıktan dem vuran rivayet imanlılarını hedef almayacağız. Zira zaten mesihçi muvahhitler sunumuyla ortaya çıkan pavlusçu zihniyeti deşifre ettiğimizde Müslümanların(!) da pavlusçu zihniyete nasıl mahkûm olduğunu görmüş olacağız.

Bu zihniyetin öyle bir virüstür ki Allah’ın yetkisinde olan Kur’an’ın tevil yetkisini kabullenmez. Ayetlerin bağlamını paragrafını ve Kur’an’ın bütünlüğünü dikkate almaz. Zira böyle yapacak olsa uyduruk dinini Kur’an’a söyletemeyeceğini bildiği için kelimelerle oynar, mesajı tahrif eder, bağlama bakmaz kitabı bütün okumaz.

Bu zihniyet Kur’an ne diyor diye bakmaz Kur’an’a istediğini nasıl söyleteceğine odaklanır. Bu zihniyet Necranlı Hristiyanların fikir torunlarının zihniyetidir. Bu zihniyet pavlusçu mantığın tezahürüdür. Zannını din edinir ve Kur’an’ı zannına yormayı marifet bilir. İsa Allah’ın Meryem’e ilettiği kelimesidir ifadesini alır İsa kelimetullahtır diyerek bir ayrıcalık üretmeye çalışır. İsa Allah’tan bir ruhtur ifadesini alır İsa’yı ilahlığa yükseltmeye yol alır.Nedense insanların da Allah’tan gelen bir ruh olduğunu umursamaz. Ayetlerin bağlamına bakmaz maksadını umursamaz. Diğer insanlar için de kullanılmış olan benzeri ifadeleri asla dikkate almaz.

Bu zihniyet Kur’an’a yönelişin ve dinde tek ölçü olarak Kur’an’ı kabul edişin yaygınlaşmasıyla insanların Hristiyanlıkla aynı inancı paylaşan Müslümanlıktan Allah’ın vahiy buyurduğu Müslümanlığa yönelmesi korkusuyla yeniden sahne almıştır. Hristiyanlar gibi bir İsa inancına sahip Müslümanlıktan diğer tüm resuller gibi bir resul olan İsa inancına gidilmesinden kaygılanmışlardır. Bu tehlikeyi(!) bertaraf etmek adına Kur’an’ı kafalarına göre yormaya ve tahrifata yönelmişlerdir.

ŞİMDİ BU ZİHNİYETİN AYETLERİ NASIL YORDUĞUNA BAKALIM:
Bu zihniyet söze şöyle başlıyor. Diyor ki: son zamanlarda bir çelişki olarak sunniler bile hadislerde yer alan İsa’nın kıyamette gelişine inanmaz oldular. Hadisleri Kur’an ile ölçer oldular. Bu büyük bir çelişkidir.

Bu girişi yaptıktan sonra diyor ki biz bakalım Kur’an’daki dinde İsa’nın nüzulü var mıdır?
Sonra da tıpkı rivayet Müslümanları gibi ilgili ayetleri başlıyor kafalarına göre tevil etmeye.

Delil sundukları 1. Ayet
4.Nisa 159. Ayet:
وإن من أهل الكتاب إلا ليؤمنن به قبل موته ويوم القيامة يكون عليهم شهيدا

Bu ayete dayanarak deniyor ki:
İsa resule İsa resulün ölümünden önce ehli kitaptan olan herkes iman edecek. İsa resul öldüğünde ehli kitap ona iman etmedi dolayısıyla İsa resul kıyametten önce yeniden gelecek ve İsa resulün ölümünden önce ona iman edecekler. İsa resul de onların bu imanına şahit olacak. Eğer İsa resul kıyamette gelmeyecekse orada olmayacaksa buna nasıl şahit olacak? Demek ki İsa resul gelecek ve kendisine iman edenlere şahit olacak.

Bunları söylerken bir de meali baz alarak ayetin metnini istediği gibi yormak isteyen şahıs o zamirinin İsa’yı kastetmiş olması kesin olmasına rağmen İsa’nın ölümünden önce değil de kendi ölümünden önce ehli kitap iman edecek şeklinde bir algıyı kabullenenler Kur’an’i terminolojide gerçeğin üstünü örtmek adına tahribat yaptıklarından kafir olmaktadırlar diyor. İlgili şahıs kendi batıl inancını ispatlamak adına insanların Kur’an’ı vahyolunmuş Arapça metni üzerinden okuyup düşünmelerinden rahatsız oluyor ve illa da kendi zannına göre yormaya müsait olacak algı üzerinden yorulmasını ölçü sunuyor. Aksi takdirde karşı tarafı kâfirlik yapmakla suçluyor

ŞİMDİ BİZ AYETİN NE DEDİĞİNE BAKALIM
159-Kitap ehlinden olan herkes ölümünden önce mutlaka İsa’ya inanır. Kıyamet günü İsa onlar üzerine şahit olacaktır.

Bu ayetin verdiği iki mesaj vardır.
Birincisi gerçek anlamda ehli kitap olabilmek için yani vahiyle yol almış olabilmek için ölmeden önce mutlaka İsa’ya inanmak gerektiği mesajıdır. Yani bir kişi İsa resule vahyin bildirdiği üzere inanmazsa onun ehli kitap olması yani vahye tabi olması sadece sözdedir ve rab Teâlâ katında bir geçerliliği yoktur.

İkincisi ise Kişi ölümünden önce yani ölümle yüzleşince ister istemez inanacaktır. Tıpkı Firavun imanı gibi bir iman olan bu inanç ise o kişiye bir fayda sağlamayacaktır.

İsa resul dünyanın son bulmasından önce tekrar gelecek ve ikinci ölümünden önce ehli kitaptan olan herkes İsa resule iman edecek mantığı birçok açıdan bu ayete aykırıdır.
Aykırılık noktası: Böyle bir algı dikkate alınırsa İsa resul yeniden gelinceye kadar ehli kitaptan olup da İsa resule inanmadan ölmüş olanlar olacağından bu ayetin ehli kitaptan olan herkes İsa resule ölümünden önce mutlaka inanacaktır tanımlaması gerçekleşemeyecektir.

Aykırılık noktası: İsa resul kıyamet günü gelecek ki onların imanına şahit olsun deniyor. Yeniden gelmezse nasıl şahit olacak denerek kelime oyunu yapılıyor ya da cehalet sergileniyor. Kıyamet kalkış anlamındaki KAME fiilinden gelen bir kelimedir ve dünyanın sonunu değil huzurda kıyam durma gününü ifade eder. Zaten maide suresi 116-120. ayetlerde İsa resulün nasıl şahit olacağı ayrıntılı olarak anlatılıyor. Maide 116-120. Ayetlere iman eden bir kişi İsa resulün dünyanın sonundan önce geleceğine asla inanamaz. Zira ilgili ayetlerde diyor ki “Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Ne zaman ki beni vefat ettirdin onlara gözcü sadece sen oldun. Her şeye şahit olan ancak sensin”. Ayetlerden anlaşılıyor ki İsa resul ölümünden sonra ilahlaştırıldığından dahi haberdar değildir. Eğer dünyanın sonunda gelecek olsa ve bu hakikati görecek olsa zaten maide suresinde huzurda kıyam durma günü Rab Teâlâ’ya böyle cevap vereceği buyurulmaz.

Resullerin ümmetleri üzere şahit getirilecekleri gün huzurda kıyam durma ve hesaba çekilme günüdür. Bir Kur’an ayetinde “Her Nesil için bir şahit getirdiğimiz ve onlar üzerine de seni şahit getirdiğimiz zaman nasıl olacak!” (Nisa 41) buyurulmaktadır. Bu pavlusçu mantığa göre demek ki şahit olabilmek için son resul de dünyanın son bulmasından önce bir daha gelecek öyle mi?

Delil Sundukları 2. Ayet
Zuhruf 61. Ayet
وَإِنَّهُ لَعِلْمٌ لِّلسَّاعَةِ فَلَا تَمْتَرُنَّ بِهَا وَاتَّبِعُونِ هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ

Bu ayeti sunarak deniyor ki İsa’nın geleceğini inkâr eden kâfir olur. Tekfir kılıcını eline alan saptırıcı hızını alamıyor ve buradaki o zamiri kesinlikle İsa resulü tanımlıyor diye dayatma yapıyor ve aksi bir okuma kâfirliktir diyor.

ŞİMDİ BİZ AYETİN NE DEDİĞİNE BAKALIM
Ayetin ne dediğini doğru okuyabilmek ve zamirlerin neyi tanımladığını doğru görebilmek için ayetin bağlamına bakalım.

57-Meryem oğlunu misal getirdiğimiz an senin kavmin hemen onunla ilgili sunumda meseleyi çarpıtmaya koyulurlar
58-Derler ki: Bizim ilahlarımız mı daha iyi yoksa o mu? Sırf bir tartışma çıkarmak için sana konu üretirler. Asıl olan şu ki onlar düşmanlık güdüyorlar.
59-Oysa o kendisine nice nimetler sunduğumuz ve İsrail oğullarına örnek yaptığımız bir kuldan başkası değildir.
60-Eğer gerek görseydik sizi birbirinizin ardınca gelen melekler yapardık.
61-Doğrusu o, sorgu anı hakkında bir ilimdir. Artık sorgu anı olacağından şüpheniz olmasın. Bana uyunuz. Dosdoğru yol budur.
62-Sakın şeytan sizi yoldan alıkoymasın. O sizin için apaçık bir düşmandır.
63-İsa apaçık belgelerle geldiği zaman demişti ki: Ben en doğru hükmü ortaya koymak ve ayrılığa düştüğünüz bazı konuları beyan buyurmak üzere size gelmiş bulunuyorum. Allah’a sorumlu davranınız ve bana uyunuz!
64-Doğrusu Allah benim de Rabbimdir sizin de Rabbinizdir. O’na kul olunuz! Dosdoğru yol budur.

Bu ayetlerde Hristiyanların İsa resulü ilahlaştırmalarına ve Mekkeli müşriklerin Allah’ın meleklerini lat uzza menat isimleriyle Allah’ın kızları diyerek şefaatçi edinmelerine cevap verilmektedir. Allah resulü, buyurulan vahiyleri sunarken İsa resulle ilgili ayetleri okuduğunda onun Allah’ın oğlu olmadığını, diğer resuller gibi beşer olduğunu, şefaatçi olamayacağını ortaya koyan mesajlar sunmuş olmaktadır. Böylece İsa resul üzerinden Allah’tan başka şefaatçiler edinenlerin sorgu günündeki akıbetlerini ferman buyurmaktadır. İsa resul ile ilgili ayetler üzerinden melekleri şefaatçi edinen müşrik mantığa reddiyeler sunulduğunda Mekkeli müşrikler “Bizim ilahlarımız mı daha iyi yoksa o mu?” diye yaygara kopararak güya meleklerin melek oluşuna dikkat çekerek İsa resulün beşer oluşuna gönderme yapmaktadırlar ve böylece meleklerin şefaatçi olabilecekleri konusunda tartışma üretmeye çalışmaktadırlar.

Bu konu bağlamında ne meleklerin ne de İsa resulün sorgu günü şefaatçi olamayacağı gerçeğini beyan üzere insanlığa tevhit sunumu yapan Kur’an bu 61. Ayette “o” yani beyan buyurulan İsa ile ilgili vahiyler yani İsa’yı konu edinen Kur’an ayetleri sorgu anının nasıl olacağı hakkında bir ilimdir buyurmaktadır. O gün Rab Teâlâ huzurunda sorgulanmak sizin zannınız üzere değil rab Teâlâ’nın vahiyde buyurduğu üzere olacaktır demektedir. Kur’an’a baktığımızda huzurda kıyam durma günü sorgu anı nasıl bir durum gerçekleşeceğini birçok surede birçok ayetlerde nasıl sunduğunu görebiliriz. Vahye kulak vereceğine resule laf yetiştirip melekleri İsa resulden daha farklı sunmaya çalışarak şefaatçiliği savunmaya çalışan Mekkeli müşriklere bu işler sizin iddianıza göre değil vahiy buyurulan gerçeklere göre olacaktır diye Kur’an 61. Ayette net sunum yapmaktadır. İsa ile ilgili Kur’an ayetleri ve özellikle Maide 116-120 bağlamı hesabın görüleceği gün kimsenin kimseye faydası olamayacağı noktasında bir İLM olarak sunulmaktadır.

Durum bu iken Kur’an’ın ne dediğine değil İsa’nın nüzulüne iman eden zihinler bu zanlarını ispat adına Kur’an ayetlerinin bağlamına bütününe bakmadan parçacı bir mantıkla Kur’an’ı yorumlama yetkisini kuşanmakta ve tekfir kılıcını da kuşanarak farklı bir okumanın önüne geçmeye çalışmaktadırlar.

Ayeti müstakil olarak ele aldığımızda “Doğrusu o, sorgu anı (es-Saah) hakkında bir ilimdir. Artık sorgu anı olacağından şüpheniz olmasın. Bana uyunuz”. İfadesinde kıyametten (esSAAT) kasıt dünyanın sonu ise ve İsa resulün gelişi dünyanın sonunun yaklaştığına bir ilim ise o zaman sormak gerekir. Ayetin bağlamında “Bizim ilahlarımız mı daha iyi yoksa İsa mı” sorusuyla laf cambazlığı yapıp kendi tanrılarını savunanlara, melekleri şefaatçi sunanlara ayetin bu cevabı ne demiş olacaktır? İsa resulün dünyanın sonunun yaklaştığına bir ilim olması melek tanrılarımız İsa gibi değildir demeye getiren müşrik mantığa hangi cevabı vermiş olacaktır? Yani ayet müşrik mantığın hezeyanını vurgulayıp onlara cevap sunacak ama bu cümle onların hezeyanına hiçbir cevap niteliği taşımayacak öyle mi? Oysa ayetlerin devamına baktığımızda huzuru ilahide durumun ne olacağının İSA ile ilgili ayetler üzerinden açıkladığının vurgulandığı net görülebilecektir.

Ayrıca ondan şüpheniz olmasın ifadesindeki ondan yani esSaah ifadesinden kasıt eğer dünyanın son bulması ise ve sorgu anının niteliği değil ise bu ayetin cevap olarak ne fonksiyonu olabilir. Müşrik mantığın dünya hayatının son bulacağına mı itirazı var yoksa yeniden dirilip hesap vermeye mi itirazı var? Biraz olsun Kur’an’dan nasibi olanlar bunu bilebilir.

Özet olarak şunu belirtelim ki:
Ayette kıyamet için bir ilimdir şeklinde sunulan İsa’nın nüzulü değil isayı konu edinen Kur’an ayetleridir bir başka deyişle Kur’an ayetlerinin konu edindiği İsa’dır. Yani 61. Ayet diyor ki ne sizin iddia ettiğiniz gibi ne de Hristiyanların iddia ettiği gibi huzuru ilahide şefaatçileriniz olmayacaktır. Sorgu anının nasıl olacağı hakkındaki bilgi bu vahiy buyurulan gerçekler ile ortaya konmaktadır. Özellikle Maide 116-120 bu konunun İsa üzerinden net beyanıdır.

Delil Sundukları 3. Ayet
Ali İmran 55. Ayet
إِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسَى إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذِينَ كَفَرُواْ وَجَاعِلُ الَّذِينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذِينَ كَفَرُواْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

Bu ayetten hareketle deniyor ki Allah seni vefat ettireceğim kendime yükselteceğim dedikten sonra nokta var. Cümle bitti. Daha sonra ayet seni kâfirlerden arındıracağım dediğine göre vefat ettikten sonra mı arındıracak? Demek ki nüzulünden sonra arındıracak. Sana uyanları kâfirlerden üstün tutacağım dediğine göre ve İsa’ya inananlar üstün tutulmadığına göre İsa’nın yeniden yeryüzüne inmesi lazım ve böylece kâfirlerden arındırılması ve ona kıyamet öncesi gelişinde inanacakların kıyamete kadar üstün tutulması lazım. İşte demagoji /laf cambazlığı tam da böyle bir şey.

ŞİMDİ BİZ AYETİN NE DEDİĞİNE BAKALIM
55-Allah buyurmuştu ki: İsa! Seni vefat ettireceğim ve kendime yükselteceğim. Seni kâfirlik edenlerden arındıracağım. Kıyamet gününe kadar sana uyanları kâfirlik edenlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz banadır; ayrılığa düştüğünüz konularda aranızda ben hükmedeceğim.

Bu Ayet İsa resule kendisi hayattayken vahiy buyurulan bir ayetten söz etmektedir. Rab Teâlâ onu vefat ettireceğini ve katına alacağını resullüğü döneminde kendisine vahiy buyurmuştur. Her beşer resul gibi onun akıbetinin de ölüm olacağını bildirmiştir. Bu bildiride bir açıklama olarak kâfirlerden arındırılacağı ve Risalet bildirisi olarak tebliğ ettiği buyruklara uyanların üstün tutulacağı açıklanmıştır. Nitekim kâfirler kendisini öldürmeye kalkışmışlar Rab Teâlâ da onların emellerinden resulünü kurtarmış arındırmıştır. Daha sonraki bir süreçte de diğer resuller gibi vefat ettirmiştir.

Eğer bu iddia sahibinin dediği gibi ölümünden sonra arındırma diye bir husus olsaydı ve buradan hareketle arınması için yeniden gelişine ihtiyaç olsaydı ayette daha sonra şeklinde bir bildiri olurdu. Ayetin aslı Arapçadır ve Arapça metinde arınmanın ölümünden sonraya kalan bir durum olduğuna dair en ufak bir işaret yoktur. Türkçe meal üzerinden konulan bir noktadan hareketle bu kadar hezeyan üretilebiliyorsa ne denebilir? Ayetin ne dediğine değil de kafasındakinin ne olduğuna odaklananlar bu kafayla metne istedikleri anlamı giydirebilirler.

İsa resule inananların inanmayanlardan üstün tutulması resullerin tebliğine inananların ve de İsa Resulün geleceğini haber verdiği son resule inananların üstün tutulacağı, Rab Teâlâ’nın vahyini esas alanların üstün tutulacağı anlamına gelmektedir.

ARAMIZDAKİ ORTAK BİR KELİME İFADESİNE YAPILAN SAPTIRMA
3.Ali İmran 64. Ayet
قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْاْ إِلَى كَلَمَةٍ سَوَاء بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلاَّ نَعْبُدَ إِلاَّ اللّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُولُواْ اشْهَدُواْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ

Bu sapkın zihniyet en açık ayetleri dahi alakasız yorabiliyor. Sırf İsa Allah’ın kelimesidir ayetinden zannınca çıkarımlarda bulunabilmek için 3/64. ayetteki ortak kelimeden kastın İsa Mesih olduğunu söyleyebiliyor. Bu ayette Yahudi Hristiyan Müslüman herkesin İsa Mesih’e davet edildiğini iddia edebiliyor. O kadar sinsice bir operasyona kalkışmış pavlusçu bir zihniyet ki bu, cevap vermeye dahi değmeyecek basitlikteki bu yorumlarını görünce insanın cevap yazası gelmiyor.

Ayetin anlamı:
64-De ki: Ey Kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak bir kelimeye gelin! Allah’tan başkasına kul olmayalım, O’na hiçbir şeyi ortak kılmayalım, Allah’ın yanı sıra birbirimizi rabler edinmeyelim! Eğer bu çağrıdan yüz çevirirlerse deyin ki: Şahit olun! Bizler Müslümanlarız!

Esasen bu ayette ortak kelimeden kastın ne olduğu ayetin içerisinde yer alıyorken kurnaz kafa ortak kelimenin ne olduğunu açıklayan kısma hiç bakmıyor ve kelime cambazlaması yapıyor. Oysa ayetin dediği o kadar net ki. Ayet ehli kitabı tüm vahiylerin ortak mesajı olan ayette beyan buyurulan kelimedir.

İşte ortak kelime: Allah’tan başkasına kul olmayalım, O’na hiçbir şeyi ortak kılmayalım, Allah’ın yanı sıra birbirimizi rabler edinmeyelim!

Evet, Kur’an kitap ehlini bu cümlede ifade buyurulan mesaja uymaya çağırıyor. Tevbe suresi 31. Ayette bildirildiği üzere hahamlarını, ruhbanlarını ve İsa Mesih’i ölçü makamına çıkarıp rab konumuna yükseltenlere Casiye 6. Ayette buyurulduğu üzere ölçünün sadece Allah olduğuna, Allah’ın ayetleri olduğuna yönelmeye çağırıyor.

İSA’NIN ALLAH’IN KELİMESİ OLMASI ASLINDA NE DEMEK
Ne yazık ki ayetler arasındaki bağıntıyı görememek her resul gibi bir resul olan İsa resulün Allah’ın kelimesi olmasının ne anlama geldiğini doğru okumaya mani oluyor.

4.Nisa 171. Ayet
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لاَ تَغْلُواْ فِي دِينِكُمْ وَلاَ تَقُولُواْ عَلَى اللّهِ إِلاَّ الْحَقِّ إِنَّمَا الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّهِ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِّنْهُ فَآمِنُواْ بِاللّهِ وَرُسُلِهِ وَلاَ تَقُولُواْ ثَلاَثَةٌ انتَهُواْ خَيْرًا لَّكُمْ إِنَّمَا اللّهُ إِلَهٌ وَاحِدٌ سُبْحَانَهُ أَن يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَات وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَفَى بِاللّهِ وَكِيلاً

171-Ey Kitap ehli! Allah hakkında gerçeğin dışında söylemlerde bulunarak dininizde haddi aşmayın. Meryem oğlu İsa Mesih ancak Allah’ın resulüdür, Meryem’e ilettiği sözüdür ve Allah’tan bir ruhtur. Allah’a ve resulüne inanın. “Üçtür” söyleminde bulunmayın. Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah sadece tek ilahtır. Çocuk sahibi olmaktan beridir şanı yücedir! Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. Vekil olarak Allah yeter.

Bu ayette İsa resulün Allah’ın kelimesi olması ne yazık ki istismar ediliyor. Oysa ayet İsa Allah’ın kelimesidir demiyor Allah’ın Meryem’e ilettiği kelimesidir diyor. Yani İsa resul Rab Teâlâ’nın Meryem’e olan müjdesidir diyor. Bu müjdeyi de Rab Teâlâ Ali İmran 45. Ayette Meryem validemize iletmişti. Bu ayette o ayeti hatırlatarak işte İsa Allah’ın Meryem’e vaktiyle müjdelediği o kişidir hatırlatmasında bulunuyor.

4.Ali İmran 45. Ayet
إِذْ قَالَتِ الْمَلآئِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِّنْهُ اسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ

Melekler demişlerdi ki: Meryem! Rabbin seni kendinden bir söz ile müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir; dünya ve ahirette seçkindir; yakın kılınanlardandır.

Bu ayette Rab Teâlâ Meryem validemizi bir çocuk ile müjdelerken bu müjdeyi kendi ifadesi olarak ilettiğini beyan buyurmaktadır. Yani buradaki kelime İsa resulün şahsı değil onu müjdeleyen ifadenin bizzat kendisidir. Rab Teâlâ bu müjdeyi bizzat kendi ifadesi olarak ilettiğini beyan buyurmaktadır.

Nisa 171. Ayette Meryem’e ilettiğini beyan buyurduğu kelimeden kasıt işte bu ayette Allah’ın Meryem’i müjdeleyen bu ifadesidir. Yani Allah Nisa 171. Ayette buyuruyor ki: Ey Kitap ehli! Allah hakkında gerçeğin dışında söylemlerde bulunarak dininizde haddi aşmayın. Meryem oğlu İsa Mesih ancak Allah’ın resulüdür, Meryem’e ilettiği müjdesidir ve Allah’tan bir ruhtur. Allah’a ve resulüne inanın. “Üçtür” söyleminde bulunmayın. Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah sadece tek ilahtır. Çocuk sahibi olmaktan beridir şanı yücedir! Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. Vekil olarak Allah yeter.

Ama Pavlusçu mantık Allah hakkında gerçeğin dışında söylemlerde bulunmayın diyen ayetten bile böyle batıl söylemler üretebiliyor. Ayete takla attırarak Meryem’e ilettiği kelime olarak çevirmiyor ve sadece Allah’ın kelimesidir şeklinde çeviriyor. Böylece ayetler arasındaki bağıntıyı koparmaya çalışıyor. Pavlusçu mantık bu kısmı aynen şöyle çeviriyor: Meryem oğlu İsa ancak Allah’ın resulü, O’nun kelimesi ve Meryem’e gönderdiği kendisinden ruhtur. Oysa ayetin metnindeki ifade “Meryem oğlu İsa Mesih ancak Allah’ın resulüdür, Meryem’e ilettiği sözüdür ve O’ndan bir ruhtur” şeklindedir.

İsa Mesih’in Allah’tan bir ruh olması olayı ise diğer tüm varlıkların Allah’tan bir ruh olmasıyla aynı durumdur. Zira tüm beşeriyet Allah’tan bir ruh olarak hayat bulmuştur. Yani tüm beşeriyete hayatını Allah vermiştir demektir.

Tüm beşeriyetin Allah’tan bir ruh olduğu ile ilgili bazı ayetler:

Hicr suresi ayetleri:
28-Rabbin meleklere buyurmuştu ki: Ben kuru balçıktan, yoğrulup dönüşmüş çamurdan bir beşer yaratacağım. 29-Onu biçimlendirip kendisine ruhumdan üflediğimde onun için onun sebebiyle secdeye kapanın.

Sad suresi ayetleri:
71-Rabbin meleklere “Ben çamurdan bir beşer yaratacağım” demişti. 72-Onu biçimlendirip kendisine ruhumdan üflediğim an hemen ondan sebep secdeye kapanın.

Secde suresi ayetleri:
7-O Allah ki yarattığı her şeyi gereğince yapmış ve insanı yaratmaya çamurdan başlamıştır.
8-Sonra onun neslini basit bir suyun özünden var etmiştir.
9-Sonra onu olgunlaştırmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir. Sizin için kulaklar gözler ve kalpler var etmiştir. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

VE SONUNDA
Sonunda Pavlusçu mantık İsa’nın yeniden gelişine Kur’an’dan kesin bir ayet bulabiliyor(!)
Meğerse Nasr suresinde bildirilen nasrullah İsa Mesih imiş, İsa resul nasıralı olduğu için nasrullah Allah’ın nasıralısı demekmiş. Nasr suresi bu pavlusçu okumada İsa Mesih’in kıyamet öncesi gelişini müjdeliyormuş. Ama bugüne kadar son resul dahil kimse bunu anlayamamış!

Demek ki Allah’ın son resulü kendisine verilen bu müjdeye tanık olamamış, insanların akın akın Allah’ın dinine girdiklerini görememiş ve o büyük fethi yaşayamamış ama bu muvahhit mesihçiler o büyük tespitine göre kıyamet öncesi isa mesih gelince bu müjde gerçekleşecekmiş. Allah’ın ayetleri ancak bu kadar çarpıtılabilir ve kalplerinde eğrilik olanların ayetlere yapacağı operasyon ancak bu kadar net olabilir.

Aslında buraya kadar size sunmuş olduğum okuma biçimi tam da ali İmran 7. Ayette kınanan okuma biçimidir. Yani fi kulubihim zeyğun olarak hastalıklı kalp ile Kur’an’a yaklaşanlar mesajın ne olduğuna değil kendi kafalarındaki dini nasıl üretebileceklerine odaklanırlar. Rasihune fil ilm olarak yani Allah’ın ne dediğini samimi bir kalp ile vahyin ortaya koyduğu ilimde bulmak üzere mesaja odaklananlar ise kafalarındakini değil rab tealanın ne dediğini anlamaya odaklanırlar. Samimi olanlar vema yalemu tevilehu illellah ilkesince mesajın sahibi olan Rab teala’nın ilminden yapılan sunumun ne olduğuna odaklanırlar. Kur’an Allah’ın kelamıdır ve Kur’an’ın gerçek kastını ortaya koymak parçacı okumalar yapan pavlusçu mantığın yetkisinde olmayıp kitabın vahiy buyuranı olan Allah’ın yetkisindedir. Rab Teâlâ Nisa 82. Ayette ferman buyurduğu üzere kelamını çelişkisiz bir şekilde kitabın bütününde net ortaya koymuştur.

Nasr suresinin gerçekte ne dediğine bakalım
BismillahirRahmanirrahim
1-Allah’ın yardımı ve başarı/fetih geldiğinde
2-İnsanların dalga dalga Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde
3-Rabbinin değerlendirmesini esas alarak tesbihte bulun ve O’ndan mağfiret dile. Elbet O, tövbeleri kabul edendir yönelişleri kabul buyurandır.