Dinde bana göre olmaz söylemi
"Dinde bana göre olmaz" diyerek Allah adına Allah'a göre ahkam kesenler var sanırsam(!)
Hocanın biri. "Dinde bana göre olmaz" diyerek kendi görüşünü kendi anladığını mutlak olarak Allah'ın ahkamı diye sunanlardan. Kendilerini "bilenler Topluluğu" olarak sunan süeymaniye vakfının bu minvalde Allah adına ahkam kesmesi gibi. Ama birgün bu hocanın biri Süleymaniye vakfını eleştirirken "dinde bana göre olmaz" diyerek eleştirince tam bir şaşılası manzara tezahür etti. Zaten Süleymaniye vakfı bana göre olmaz diye ahkam kesiyordu. Bu hoca da bana göre olmaz diyerek Süleymaniye vakfının söylemini yanlışlıyor onun yerine kendi söylemini ikame ediyordu. Tam bir çelişki yumağı sarmalı tezahür ediyordu. Çelişki üstüne çelişki böyle oluyordu. Ve sayın bu hocanın birine asıl yanlışın bana göre olmaz diyerek mutlaklaşmak olacağını ifade ettiğim an hoca tahammül edemedi ve beni tüm platformlarda engelledi. İşte bu hocanın birine vaktiyle özelden yazdığım mesajım:
Uyarırken uyarıya tahammül edememek
Kendince bir hoca kardeşini iyi niyetle uyaran bir hocanın kendisine uyarı yapılmasına tahammülsüzlüğü...
Bir sayın hocamız kendi bencesinden hareketle Süleymaniye vakfı başkanı Sayın Abdülaziz Bayındır hocamızı hadisleri dikkate alması ve dini sadece Kur'an'dan okumaması noktasında kendince iyi niyetle ve kardeşlik vazifesi olarak uyarma sunumu yaptı ve Allah'ın kitabının mesajı hiçbir rivayete onaylatılamaz dedi.
Sayın hoca giriş noktasında haklıydı ve doğru şeyler söylüyordu. Hatta bunu gerçekten bir edep dairesinde ve iyi niyetle yaptığı net görülüyordu. Ama bunu yaparken kendi baktığı pencereden konuşurken ve kendince yanlış bulduğu görüşü eleştirip blr başka Kur'an okurunun kendince olan okumalarını eleştirirken o da kendince yani kendi bencesinden "bize dinde Kur'an yeter" diyen başka bazı hocalar hakkında ahkam kesebildi, onların doğru dürüst Kur'an'ı bilmediklerinden bahsedebildi ve tevil alimi olmadıkları gibisinden anlamsız mecralardan ahkam keserek DİNDE BENCE OLMAZ gibi talihsiz, boş ve anlamsız ve gerçekle asla bağdaşlığı olmayan sözler sarfedebildi. Kendisi kendi bencesinden ahkam keserken sanki Kur'an'ı okuyan birileri okumalarında mutlak doğru olabilirmiş ve hatadan berilermiş gibi "dinde bence olmaz" anlamsız söylemiyle bir yorumcunun Allah'ça konuşması yani yorumunu Allah adına başkalarına pazarlaması ve dayatabilmesi gibi bir gaflete çıkan bir anlayışı savunur bir duruma düşebildi. Sayın hocamız yaptığı bu yanlışı hiç fark edememiş olacak ki kendisi kendi bencesinden kendince sevdiği bir hocayı kardeşlik görevi olarak uyarabilirken "dinde bence olmaz" noktasında söylediklerinin yanlış olacağı ve yorumu mutlaklaştıracağı gerçeği üzerine yaptığımız yorumlara uyarılara tahammül edememiş olacak ki yorumlarımız üzerine bizi arkadaş listesinden engellemekle rahata erebildi.
Bir hocanın kendi bencesinden hareketle başka bir hocayı eleştirebilirken ve "dinde bence olmaz" deyip daha nice hocaları dinde bencelerle konuştukları gerekçesiyle taşlayabilirken kendisine yapılan uyarıya ve sunulan gerekçeye tahammül edememesi aslında "bence olmaz" derken kendisini dinin merkezine yerleştiğini ve adeta dinin tercümanı tanrının yetkilisi olarak konuşur duruma sürüklendiğini ortaya koymuyor mu?
"Rabbinizden size indirilene uyun. Ondan başka evliya (bilenler topluluğu, erenler topluluğu " diye birilerine uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz! (Araf 3. Ayeti) ortada iken birilerinin yorumları dinin yerine mi geçsin ve yorumun olduğu yerde konuşan kim olursa olsun kendi bencesinden konuşacağı gerçeği es mi geçilsin ve birilerinin bence olan yorumları din edinilip Kur'an'ın dediğini o bencelerden bağımsız okuyabilmenin önümü kesilsin.
Dinden konuşan herkes şunu bilmeli ki kendi bencesinden konuşuyordur. Zira kişi hevasından ahkam kesiyor olamasa dahi bir beşer olarak okuma anlama noktasında hatadan beri olamayacağı için neticede kendi bencesinden konuşuyordur. "Dinde bence olmaz" diyerek din konuşan din anlatan, Kur'an'ın mesajı üzerinden ahkam kesen herkes bilmeli ki neticede kendi anladığını anlatıyor ve bir beşer olarak hatadan beri olmadığından kendi bencesinden konuşuyordur. Bence olmaz diyerek yorumunu pazarlayan kendini hatadan beri görmüş olur, yorumu mutlaklaştırmış olur ve insanlara Allah adına ahkam kesmeye sürüklenmiş olur. Zaten Süleymaniye vakfının "Kur'an bilenler topluluğu için açıklanmıştır" iddiası üzerinden kendi yorumlarını mutlak din gibi sunmaları da aynı hatayı içermiyor mu ve vakfı eleştirirken aynı hatayı yapmak "benim yorumum senin yorumunu döver" demeye çıkmıyor mu.
İşin doğrusu herkes bence diyerek ama delilini gerekçesini sunarak konuşmalıdır. Bence olmaz diyerek nezhep olmaya kalkışılmamalıdır. "onlar sözü dinlerler en uygununa uyarlar" ayeti gereği herkesin uygun olanı arayışı hakkına saygı duyumalı ve başkalarının yorumlarının da en az kendi yorumu kadar dinlenmeye okunmaya ve düşünülmeye değer olduğu akıldan çıkarılmamalıdır...
Tanrı adına ve tanrısal bir vasıfla konuşmak
Kitabı eline alınca doğal olarak tanrı hakkında konuşuyorsun. Kitaptan sana yansıyan senin aydınlığın olsun. Ama iş anlatmaya gelince benim anladığım bu delilim de bu diyerek kendi akıl çapınca konuşursan hem haddini bilmiş olursun hem de mutlak olanı kendi akıl çapına mahkum etme hadsizliğinden kurtulursun.
Bazıları türediler ki kitaptan konuşuyor ama kendi anladığını konuştuğından haberi yok. "Dinde bana göre olmaz" diye yaldızlı bir ifade kullanıyor ve burdan makam devşiriyor. Artık Allah adına ahkam kestiğini fark edemiyor. Dinleyen de bak ne güzel "bana göre olmaz diyor" direk Kur'an'ın dediğini diyor diye efsunlanıyor. Oysa herkes kendi akıl çapı kadar neticede kitaptan kendi anladığını konuşuyor. "Bana göre olmaz" deyip bu işin bir usulü var ya da tevil hikmet ve benzeri yaldızlı cümleler kurduğunda Kur'an'dan diye söylediğin senin anladığın olmaktan çıkıp mutlak olmuyor ve senin akıl çapından bağımsız olmuyor. Hal böyle olunca kendini kitapla insanlığın arasına koyuyorsun tanrı adına tanrısal boyutta konuşuyorsun. Tanrısal boyutta konuşuyorsun zira kendi akıl çapını unutup yanılmazmışcasına konuşuyorsun. Bu hadsizliğini bile akıl edemeyecek kadar akıl çapına sahip iken Allah adına ahkam kesiyorsun. Kimse senin anlattığına uymak ya da kitapla arasına seni koymak durumunda değil bunu bile anlamıyorsun. Deki benim anladığım bu, delilim bu, yanılma ihtimalim var. Sonra buyur anlat...
Araf 3. Rabbinizden size indirilene uyun. O'nun berisinde sahiplenicilere uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz!
Dinde bana göre olmaz, ben tevil alimiyim(!)
Tutturmuş bir tevil alimi söylemi dinde bana göre olmaz deyip kendi bana göresini mutlak din olarak pazarlıyor. "Kur'an bilenler topluluğu için açıklanmıştır" diye mezhepleşenleri bana göreciler olarak suçluyor, kendini sadece Kur'an'la yol alan mutlak doğru olmaya duvarlıyor. Bir yandan hocaların birilerince rab edildiğinden dem vuruyor diğer yandan bana göre olmaz deyip kendini mutlak olmaya yuvarlıyor. Herkesi rahatça eleştirip bana göreciler diyor, kendisi bana göresi olmayan bilgeliğe şımarıyor. Bana göresi olmadığı için haliyle tartışılmaz oluyor, eleştiriyi yediğini engeliyle uyarıyor. Alın size Kur'an'dan yetkili biri, adı onun tevil alimi. Bilenler topluluğu kitapla aramıza girmeye kurulmuşken, bulduk artık onlara had bildiren hoca derini. Kim o malumdur biraz düşünene, akletmeyene musallat olur hoca bilgini. Kimisi bilenler olur kimisi tevil alimi. Def et artık başındaki her zalimi "Rabbinizden size indirilene uyun. Onun berisinde evliyaya uymayın. Az olsun düşünmüyorsunuz!"(Araf 3)